|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (Ş Harfi)-Osmanlıca Sözlük (Ş Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (Ş Harfi) ŞAYAN-I TEMAŞA f Görülmeğe değer olan
ŞAYANTER f Daha lâyık, çok lâyık Elyak
ŞAYESTE f Şayan, uygun, yaraşır, lâyık * Nümune
ŞAYESTEGÎ f Uygunluk, liyâkat
ŞAYET f ("Lâyık, yaraşır, şâyân" mânâsına gelen "Şâyesten" mastarından) Şart veya ihtimal gösterir: "Eğer, belki, olur ki" gibi
ŞAYGAN f Uygun, lâyık, münâsib, sezâ * Bol, çok, mebzul
ŞAYGANÎ f Çokluk, bolluk, mebzuliyet * Münasiblik, lâyıklık, uygunluk
ŞAYIK Nefsi bir şeye yönelen
ŞAYİ' (Şüyu' dan) Duyulmuş, işitilmiş, şüyu' bulmuş, herkesçe bilinmiş * Ortaklar arasında taksim olunmamış müşterek hisse
ŞAYİA (Şuyu' dan) Yayılmış haber, mütevatir Söylenti
ŞAYİB(E) (C : Şevâyib) Ayıp Noksan * Pis, murdar * Saçı ve sakalı beyazlamış olan kimse
ŞAYİFE Dişleri fazla olan kimse (Müe: şefvâ)
ŞAYK Dağ, cebel
ŞAZ (Bak: şazz)
ŞAZELÎ (Ebu Hasan Şazelî) Nureddin Ebu Hasan-ı Şazelî de denildiği gibi Ali bin Abdullah diye de anılmaktadır Tunus'lu olup Şazeliye Tarikatı kurucusu olarak bilinir Tasavvufî, ilmî bir çok eseri vardır Tarikatının tekke ve zaviyesi yoktur Hicri 654 yılında Mekke-i Mükerreme'ye giderken sahrada dâr-ı bekaya hicret etmiştir (R Aleyh)
ŞAZİB Vatanından başka bir tarafa giden kimse
ŞAZİB (C : Şüzeb) Zayıf, ince belli davar * Katı yer, sert arazi
ŞAZİYYE (C : Şezâyâ) Kavis, yay * Ağaç kıymığı gibi, bir şeyden kopmuş parça * Kırılan kemikten meydana gelen parçalar * İncik kemiği
ŞAZZ (Şâzze) Kaide hârici olan Umumi nizamdan ayrılmış olan, müstesna bulunan
ŞEA' Dağılıp parçalanmak
ŞEABİB (Şü'bub C ) (Bak: Şü'bub)
ŞEAİR (Şiâr C ) Âdetler, İslâm işaretleri İslâmlara ait kaideler Allah'ı anmak, hamdetmek, ezan okumak, İslâmî kıyafet gibi Bunlara Şeair-i İslâmiye denir Bütün müslümanlarla alâkalı mes'eleler ve alâmetler, umumun hissedar olduğu işlerdir (Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimmi, İslâmiyyet alâmetleri olan ve şeaire de taalluk eden sünnetlerdir Şeair, âdeta hukuk-u umumiye nev'inden cemiyete âit bir ubudiyettir Birisinin yapmasiyle o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemâat mes'ul olur L )(Nasıl "Hukuk-u Şahsiye" ve bir nevi "Hukukullah" sayılan "Hukuk-u Umumiye" nâmiyle iki nevi hukuk var Öyle de: Mesâil-i şer'iyede bir kısım mesâil, eşhâsa taalluk eder; bir kısım, umuma, umumiyet itibariyle taalluk eder ki; onlara "Şeair-i İslâmiye" tabir edilir Bu şeairin umuma taalluku cihetiyle umum onda hissedardır Umumun rızası olmazsa; onlara ilişmek, umumun hukukuna tecavüzdür O şeairin en cüz'îsi (sünnet kabilinden bir mes'elesi) en büyük bir mes'ele hükmünde nazar-ı ehemmiyettedir Doğrudan doğruya umum âlem-i İslâma taalluk ettiği gibi, Asr-ı Saâdetten şimdiye kadar bütün eâzım-ı İslam'ın bağlandığı o nurani zincirleri koparmaya, tahrip ve tahrif etmeğe çalışanlar ve yardım edenler düşünsünler ki, ne kadar dehşetli bir hatâya düşüyorlar Ve zerre miktar şuurları varsa, titresinler! M )
ŞEAF Hırs * Mübâlağa * Kalbin aşktan yanması
ŞEAFE (C : Şüuf-Şiâf-Şeafât) Dağ başı * Her nesnenin âlâsı ve üstü
ŞEAL Davar kuyruğunun beyazlığı
ŞEAMAT (Şeâmet C ) Uğursuzluklar, şeâmetler
ŞEAMET Uğursuzluk, kötülük, bedbahtlık
ŞEANLA' Uzun, tavil
ŞEARİR Davar yanırına üşüşen sinek ve üvez * Her yöne dağılmak
ŞEAS Toz * Tozlu olmak * Yayılmak, münteşir olmak * Dirilmek
ŞEAYİR (Şâire C ) Hac için hazırlanan nişanlı kurbanlar Şâireler Safâ Merve, Mina ve Arafat gibi, menâsik-i haccın edâ edilecek yerleri ve dinin alâmetleri Menâsik ve âyin rüsumu
ŞEB f Gece, karanlık
ŞEB-İ ARUS Düğün gecesi * Mc: Mevlana'nın vefat ettiği gece
ŞEB-İ FİRKAT f Ayrılık gecesi, firkat karanlığı
ŞEB-İ HİCRAN Ayrılıkla geçirilen gece Hicran gecesi
ŞEB-İ YELDA f En uzun gece
ŞEBAAT Dolgunluk, tokluk
ŞEBAB (Şebibe) Gençlik * Yiğit, civan * Gençler
ŞEBABANE f Genç ve yiğit olarak Genç gibi, yiğitçesine
ŞEBABİYET Gençlik, tazelik Yiğitlik Civanlık
ŞEBAH (C : Eşbâh) Cüsse, cisim, ceset Şahıs Karaltı
ŞEBAHET Benzeme, benzeyiş
ŞEBAK Şehvet galip olup cimaa çok hırslı olmak * Koyu karanlık
ŞEBAKET Kafes veya ağ gibi örülme
ŞEBAM Anasını emmesin diye kuzu ve oğlak ağzına takılan ağaç ağızlık * Araptan bir kabile
ŞEBAMAN Paça bağı
ŞEB'AN Karnı doymuş, tok * Emin
ŞEBAN (şeb C ) f Geceler
ŞEBANE f Geceye ait Gece ile alâkalı Gece vakti olan Gecelik
ŞEBANGAH f Gece vakti, geceleyin * Gecelenecek yer
ŞEBANRUZ f 24 saatlik zaman "Gece gündüz"
ŞEBAT (C : şebâ-şebevât) Tezlik, çabukluk * Cihet, yön, taraf
ŞEBB Meşhur taş * Ateş yakmak * Cenk koparmak, kavga çıkarmak
ŞEBBAKE (C : şebâbik) Birbirine girmiş nesne
ŞEBBE Genç kadın
ŞEBE Bakırla çinko madeninden yapılan pirinç * Benzeme, müşabehet
ŞEBEB Üç yaşına girip dişleri tamamlanmış olan sığır
ŞEBEC Ovanın ve sahranın bir miktarı
ŞEBEFRUZ (Şeb-efruz) f Gece vakti ışık veren Geceyi aydınlatan
ŞEBEH (Şibih) Benzer, nazir, benzeyen şey * Bakır ile çinkodan karıştırılıp yapılan pirinç madeni
ŞEBEH (C : Eşbâh) Karaltı * Şahıs * Ceset
ŞEBEKE (ŞEBİKE) Balık ağı * Kötü niyetle çalışan gizli topluluk * Kafes şeklinde olan yer * Hüviyet sureti * Ağ gibi yapılmış ve gerilmiş hat ve yolların tamamı * Ağ şeklinde olan nesiçler, dokular
ŞEBEM Soğukluk
ŞEBENGİZ (Şeb-engiz) f Yarasa kuşu
ŞEBET (Bak: şâbet)
ŞEBGERD (şeb-gerd) f Gece dolaşan kol Bekçi * Ay, kamer
ŞEBGİR (Şeb-gir) f Geceleyin uyumayan * Sabah vakti * Gece giden kervan
ŞEBGUN f "Gece renkli" Kara, siyah
ŞEBH Çekmek * Muhkem etmek, sağlamlaştırmak
ŞEBH Süt sağarken çıkan ses
ŞEBHAN Uzun, tavil
ŞEBHAN f Geceleyin öten bir cins bülbül
ŞEBHİZ (C : Şebhizân) f Geceleri uyanıp kalkarak iş gören
ŞEBHUN (Şeb-hun) f Gece baskını
ŞEBİB Bıçak üstüne sürçmek
ŞEBİBE Gençlik Yiğitlik
ŞEBİH (Şibh den) Benzer, benzeyen, mümasil, nazir
ŞEBİHUN f Gece baskını Şebhun
ŞEBİKE f Kötü niyetle çalışan gizli topluluk * Balık ağı * Batı taraflarında Arapların kullandıkları hasırdan örülmüş bir cins başlık (Bak: Şebeke)
ŞEBİSTAN f Yatak odası * Harem dairesi * Gece ibadetine mahsus oda
ŞEBİT Bahadır, kahraman, yiğit
ŞEBK Karıştırmak
ŞEBNEM f Çiğ Rutubet Gece nemi Neda
ŞEBPERE f Yarasa
ŞEBPEREST (Şeb-perest) f Geceye ve rü'yaya ve uykuya fazla kıymet veren
ŞEBR Karışlamak * Hediye vermek, atâ etmek * Ücret * Kira
ŞEBRENG f "Gece renginde olan" Siyah, kara
ŞEBREV (Şeb-rev) f Gece giden Karanlıkta yürüyen Gece yolculuğu eden
ŞEBTAB (Şeb-tâb) f Ateş böceği
ŞEBUR Boru
ŞEBZİNDEDAR (Şeb-zindedâr) f Geceleri çalışan, gece vakti işle meşgul olan * Gece bekçisi * Geceleri uyumayıp ibadet eden
ŞECAAT Yiğitlik, cesurluk Korkulu anda kalb kuvveti ile cesaretini muhafaza etme Kuvve-i gadabiyenin vasat mertebesidir (Şecaatli bir kimse hak için canını fedâ eder Vazifesi olmayan işe karışmaz İ İ )
ŞECB Helak etmek, mahvetmek * Kederlenmek, tasalı olmak
ŞECC Baş yarma ve yarılma * Geminin, denizi yararak yol alması
ŞECCAT (şecce C ) Yüzde ve başta meydana gelen yaralar
ŞECCE Başa ve yüze vurarak meydana getirilen yara
ŞECEA Küt ve kötürüm kimseler
ŞECEB Hüzün ve gussalı olma
ŞECEN (C : Eşcân-şücun) Dal, budak, kol * Hâcet, ihtiyaç * Keder, hüzün
ŞECER(E) Ağaç Kütük * Sülâle Bir soyun bütün fertlerini gösterir cetvel
ŞECERÂT (şecere C ) şecereler
ŞECERE-İ MAKLU' Sökülmüş ağaç
ŞECERE-İ TUBAÂ Cennet'teki saadet ağacı, dalları aşağıda ve kökü yukarıda olan Tuba ağacı
ŞECERE-İ YAKTÎN Yaktîn ağacı Kabak kökeni
|