|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlıca Sözlük (Ş Harfi)-Osmanlıca Sözlük (Ş Harfi)İle İlgili Kelimeler...
RE: Osmanlıca Sözlük (Ş Harfi) ŞEGAF Delicesine sevme
ŞEGAFDÂR f Delirtici
ŞEGAL f Çakal
ŞEGİRE Çuvaldız
ŞEHA f Ey pâdişah! Ey şâh
ŞEHAB (Bak: şihab)
ŞEHAB Su ile karışmış süt
ŞEHACİR Rahm
ŞEHADET (Bak: şahadet)
ŞEHADETNÂME (Bak: şahadetname)
ŞEHAMET Akıl ve zekâ ile beraber olan yiğitlik Kahramanlık Cür'et Bahadırlık * Tez anlayışlı olmak
ŞEHAMETLÛ Tar: İran Şahları hakkında ünvan olarak kullanılan bir tâbir idi
ŞEHAMET Yağlılık, semizlik, besililik
ŞEHAV Açmak, feth
ŞEHAZAN Karnı aç olan kimse
ŞEHBA' Kır renkte olan şey * Kır katır, kır at * Tam teçhizatlı asker birliği * Pek kıtlık olan sene
ŞEHBAL (Bak: şahbal)
ŞEHBAZ (Bak: şahbaz)
ŞEHBENDER Ticaret nezaretinin teşekkülünden evvel ticaret işlerine bakmak ve tüccarlar arasındaki ihtilâfları halletmekle vazifelendirilen memurun ünvanı idi
ŞEHBEYT (Bak: şahbeyt)
ŞEHD Bal Gömeç balı, asel
ŞEHD-İ ŞEHADET İmanın, şehadetin verdiği saadet, tatlılık ve huzur Şehadet balı
ŞEHD-AB (şehd-âbe) f Bal şerbeti
ŞEHD-AMİZ f Bal gibi tatlı Balla karışık
ŞEHDANEC İncinin irisi ve iyisi * Kendir otunun tohumu
ŞEHDERE Üç ile altı yaş arasında hareket eden oğlan veya kız * İsrafçı, müsrif * Karnı büyük kimse
ŞEHD-KÂM f Tadı damağında kalmış
ŞEHEVAT (şehvet C ) şehvetler, nefsanî istekler, arzular
ŞEHEVÎ Şehvetle alâkalı Hayvanî, nefsanî duygularla alâkalı, onlara ait
ŞEHİC Katır sesi * Kuzgun avazı
ŞEHİD Şâhid olan * Meşhude Allah (C C ) yolunda canını feda eden müslüman Hak için hayatını feda ederek ölen Allah'ın rızasına eren (Naklinde ve gaslinde Rahmet melekleri hazır oldukları için yahut kıyamette ümem-i sâlife hakkında istişhad olunan zevattan olduğu için yahut vefat etmeyip huzur-u İlâhîde hazır ve zinde olduğu için yahut âlem-i mülk ve melekûtu müşahede eylediği için "Şehid" denmiştir ) * Şâhidin mübalâğası * Resul-ü Ekrem'in (A S M ) bir ismi * İlminden asla birşey kaybolmayan, bütün şeyler ilminde hazır olan Allah (C C ) (Bak: Meratib-i hayat)
ŞEHİK Hıçkırıkla içini çekme * Nefesi dışarı çıkarma Soluk alma * Nefesi dışarı çıkararak eşeğin anırması
ŞEHİM(E) (Şehamet den) Şehametli, kurnaz ve akıllı yiğit
ŞEHİR Meşhur Şeref ve şan sahibi * Alemlerce meşhur, Resul-ü Ekremin (A S M ) bir ismi
ŞEHİY (E) (Şehvet den) İştahlandırıcı İsteklendiren, istek uyandıran
ŞEHKA Hıçkırık Keskin çığlık
ŞEHL Gözün siyahının maviye yakın olması * Koyun gözü
ŞEHLA Elâ göz Koyu mavi göz Tatlı şaşı * Mc: Çok güzel
ŞEHLEB Uzun boylu
ŞEHLEVEND f Boylu boslu, güzel genç
ŞEHM Korku
ŞEHNAME f İran Şairi Firdevsî'nin destan şeklindeki eseri * Büyük hükümdarların kahramanlık mâcerâlarını anlatan büyük manzum eser
ŞEHNAZ f Eski Osmanlı müziğinde meşhur bir makam ismi * Meşhur bir dünya güzelinin ismi * Çok güzel olan
ŞEHNİŞİN f Binanın dışarı çıkıntısı Balkon
ŞEHNİZ Çörek otu
ŞEHPER f Kuş kanadının en uzun tüyü
ŞEHR Ay 30 günlük zaman * Bir şeyi izhar etmek Teşhir etmek
ŞEHR-İ ÂYİN (Şehrâyin) f Şenlik Büyük hâkimiyet ve kuvvete ait sürur, sevinç, donanma (İslâmda ilk şehr-i âyin Hz Peygamber Efendimiz hicret sureti ile Medine'ye vâsıl olunca yapıldı )
ŞEHR-İ RAMAZAN Ramazan ayı Oruç ayı
ŞEHR-İ SAVM Oruç ayı olan mübarek Ramazan
ŞEHR-İ SIYAM Oruç ayı, Ramazan
ŞEHR-ÜL HARAM Haram ayları (Bak: Eşhür-ül hurum)
ŞEHR-AŞUB Şehri karıştıran, kargaşalık yapan
ŞEHREKA (C : Şühruk-Şührûk-Şührîk) Çıkrık
ŞEHRİ f Şehirli * İstanbul'lu, İstanbul'da doğup büyüme * Mc: Kibar, ince
ŞEHRİSTAN f Büyük şehir
ŞEHRİYAR f Hükümdar, padişah * En iktidarlı
ŞEHRİYYE Çok yaşamış pir Çok yaşlı, ihtiyar
ŞEHRUD f Büyük ırmak Nehir
ŞEHŞEH Karışmak
ŞEHVANÎ şehvetle ilgili, şehvete ait * şehvete çok düşkün olan kimse
ŞEHVET Hevâ-yı nefsin meyli ve arzusu * Bir şeyi fazla istemek * Cinsî istek Mahbube için olan istek, iştiha (Yemek, içmek, uyumak da şehvetin şubelerindendir )Kudsi Hadis'te Cenab-ı Hak buyuruyor: "Ey benim için şehvetini bırakıp gençliğini bana veren genç! Sen meleklerin bir kısmı gibisin "
ŞEHVET-ENGİZ f Şehvet uyandıran Kuvve-yi şeheviyeyi tahrik eden
ŞEHVET-PEREST f Şehvetine çok düşkün Nefsi arzularının esiri olan
ŞEHZADE (Bak: şahzade)
ŞEHZARE Fâhiş nesne
ŞEÎLE (C : Şâil-Şeâyil) Ucu yanmış fitil
ŞEKA' Rezalet, rezillik, alçaklık * Bedbahtlık, kutsuzluk
ŞEKA' Maraz, hastalık * Hiddet, kızgınlık, gadap * İncelemek
ŞEKA' şikâyet
ŞEKAB Çukur yer
ŞEKAH Yakınlık
ŞEKAHTEB İki boynuzlu koç
ŞEKAKIL Bir Hind ağacının dalları
ŞEKAVET Her çeşit kötülük içinde olmak Belâ ve zillete düşmek Sıkıntıda kalmak * Haydutluk, eşkiyalık
ŞEKAYA şikâyetler Memnuniyetsizlikler
ŞEKAZ Gitmek * Uzaklık * Bir adamın gözünün çok değer olması
ŞEKD (ŞÜKD) Atâ ve ihsan etmek Hediye vermek
ŞEKER f şeker
ŞEKER(E) Davarın sütü çok olmak * Dolmak
ŞEKER-AB f İki dost arasındaki kırgınlık, aradaki soğukluk
ŞEKERGÜFTAR f Sözü şeker gibi tatlı
ŞEKERGÜZAR (Şeker-güzâr) f İyilik bilen, teşekkür eden
ŞEKERHAB f Otururken gelen tatlı uyku
ŞEKERİSTAN f Şeker kamışı tarlası
ŞEKERPARE f Çok tatlı ve şekerli olan bir kayısı cinsi * Bir nakış çeşiti * Bir cins tatlı
ŞEKERRİZ f Pek tatlı, şeker saçan * Sevinçten dolayı gelen gözyaşı şEKEVAT : (şekve C ) şikâyetler
ŞEKİB Sabır, tahammül
ŞEKİBA f Sabırlı, tahammüllü, mütehammil
ŞEKİL (Şekl) Biçim, dış görünüş Çehre Tarz Formül * Şebih ve misil * Hey'et * Suret Surette benzerlik * Bir adamın tab' ve hevasına muvafık olan şey * Muhtelif, müşkil işlerin her biri * Birşeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti * Geo: Bir veya daha fazla hudut vasıtasiyle mahdut ve mahsur olan şey * Edb: Aruz ıstılahında mısraların sayısına ve kafiyelerin sırasına göre ortaya çıkan şekil * Gr: Yazıya nokta, hareke ve i'rab koymak
ŞEKİM(ET) (C : Şekâim) Mukavemet, dayanma Sebat * Dizgin, gem * Kazan ve çömlek kulpu
ŞEKİR Ağacın çevresinde kökünden biten fidanlar * Fercte olan kıllar
ŞEKİRE Sütü çok olan davar
ŞEKK (C : Şükuk) Şüphe, zan Bir şeyin varlığı ile yokluğu arasında tereddüt etmek * Lüzum * Yarmak * Yapışmak
ŞEKK-İ KÜFRÎ Küfürdeki şüphe Kâfire ait şek
ŞEKKERÎN f Şekerli, tatlı
ŞEKL (Bak: şekil)
ŞEKLA' Beyaz dişi koyun * Hâcet, ihtiyaç
ŞEKLEN Şekilce Şekil bakımından
ŞEKLÎ Şekille alâkalı, şekilce Dış görünüşe dair
ŞEKM Sertlik * Güç Kuvvet
ŞEKS Ahlâksız, yaramaz kimse
ŞEKT Bedel etmek, karşılık vermek
ŞEKUB Ruşen olmak, parlamak
ŞEKUFE (Bak: şükufe)
ŞEKUR Çok şükreden Allahın (C C ) lütuflarına karşı pek fazla memnuniyetini, sevincini gösteren Az şükredene dahi çok nimet veren Allah (C C ) (Bak: şükr)
ŞEKVA Şikâyet, âciz kaldığını ve zayıflığını haber vermek * Su kabının ağzını açmak
ŞEKVE Şikâyet etmek * Siyahça oğlak derisi
ŞELA'LA' Uzun boylu kişi
ŞELALAT (Şelâle C ) Büyük çağlayanlar, şelâleler
ŞELALE Büyük çağlayan Akarsuyun yüksekten çoklukla akması
ŞELCEM (C : şelâcim) şalgam
ŞELEL Bir eli tutmaz olmak * Bir nesneyi seyrek dikmek * Ovmakla gitmeyen leke
ŞELİL (C : Eşille) Deve ve at ardına yapılan palas * Çok sulu dere ortası * Kısa gömlek
ŞELİM Şam yakınında bir beyt-i mukaddes
ŞELL Seyrek seyrek dikmek * Çolak * Çolaklık Kolun eğri oluşu
ŞELŞELE Dökmek * Su damlatmak
ŞELVAR f şalvar
ŞEM' Mum, ışık
ŞEM'-İ ASEL Bal mumu
ŞEM'-İ İLÂHÎ İlâhî ışık, İlâhî nur Kur'an hakikatları
ŞEM'A Işık, çıra Nur * Muma batmış fitil
ŞEMA' (C : şümu') Mum Meclise zevk veren, meclisi süsliyen mum * Oyun * Mizaç, huy
ŞEMA' Yüce, yüksek, ulu âli
ŞEMAHTER Kötü, menhus
|