Yalnız Mesajı Göster

İslamiyet Öncesi Türklerde Toplum Yapısı Ve Devlet Yönetimi,İslamiyetin Toplum Yapısi

Eski 09-10-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

İslamiyet Öncesi Türklerde Toplum Yapısı Ve Devlet Yönetimi,İslamiyetin Toplum Yapısi



Taşa Vurdurulan Kanunlar: Töre

İslamiyet’ten önce Hunlarda,Göktürklerde ve diğer Türk devletlerinde görülen ve insanı merkez alarak ona birtakım hak ve özgürlükler tanıyan kuralların bulunmasıydıGerçekten Hunlarda,binlerce yıldır uygulandığı söylenen kanunnameden anlaşıldığına göre;suç işleyenleri cezalandırmak devletin yetkisindeydiHakan adalet teşkilatının başkanı sıfatıyla devlet içerisin-de adalet ve sükûnun sağlanmasından sorumluyduMahkemelerde davalar yargıçlar tarafından görüşüldükten sonra, uygulamaya konmadan önce Hakanın onayına sunulurduİdam cezası gibi ağır suçların infazı için,Hakanın başkanlığında yılda iki kez divan kurulurduTürklerde en önemli bir ceza kaidesi de yeni ele geçirilmiş olan memleketlerin halkına ve özellikle misafir-lere hapisten başka bir ceza usulünün uygulanmamış olmasıdırMisafir adam dahi öldürse,onu idam etmezler,sadece hapsederlerdiHunların çağdaşı olan Roma’da ve hatta daha sonraları Bizans’ta böyle bir uygulamayı hayal etmek bile imkansızdı

Bilge Kagan Yazıtları'nda da ifade edildiği üzere,"Eski Türk devlet geleneğinde Töre ilahi kaynaklı hakimiyetten (kuttan) ayrılamazdıÖzellikle devlet kuran her Kagan mutlaka bir töre koyardıTöre,Türk örf ve geleneklerinin kesin bir hükümler birliği-dirTöresiz bir ilin ya da devletin varlığı mümkün değildir"Türk kültür yapısının en hassas ve ince dokusunu "Türk Töresi" oluşturur"Töre,milli toplumda ferdi ve sosyal ilişkileri düzenleyen,ferdi disiplin ve otoriteye bağlayan,milli barış,dayanışma ve beraber-liği sağlayan bir kültür kurumudurYabancı kültürler önce bu değer sistemini yıkmak isterler"Bir şekilde milletin varlığına milletin ortak düşünce,duygu ve kanaatlerine bağlıdırTöre,Türk milleti ile birlikte doğar,milletle gelişir ama asla milletle yok olmazKısacası "İl gider,töre kalır"

Şu atasözü bu mâ*nâyı söyler: «İl bırakılır,törü bırakılmaz»Bu ata*sözü ataların geleneğine uymanın gerekliliğini gösterirAnlamı:«Devlet yahut ülke terk edilebilir,hars terk edilmezTürkler'in düşman eline geçen yerlerden,millî töresinin hâkim olduğu yere göçmesi bu atasözünün hâlâ,ifade edilmeksizin ruhlarda yaşadığını gösterir

Yukarıdaki misaller bize «töre» kelimesi ile «il»-kelimesinin genellikle birlikte kullanıldığını da gösteriyor«İl,devlet manasına; «töre»,kanun mânâsına olunca bu iki kelimenin genellikle birlik*te anılması tabiî olurBununla beraber,«töre» kelimesinin kapsamı «kanun» kelimesininki gibi sı*nırlı değildirYazılmış yasalardan başka,yazılma*mış gelenekler de törenin içindedirHattâ hukukî töreden başka,dinî ve ahlâkî töreler de vardır[12]

Yasa-Yasak-"Suç ve ceza" ve Yargıçlar:

Yargıç,anlaşıldığına göre daha eski Türklerde "tö*re" sözü ile ilgili olarak söyleniyordu Nitekim Uygurlarda,"Bilge törüçi",hem kanun koyucu ve hem de yargıç karşılığı olarak kullanılıyordu Halk arasındaki yargıçlar,daha çok beyler ile aksakalılar idilerAnadolu'da hâkim karşılığı olarak söy*lenen,"bilge,bükü,savcı" gibi eski Türk özleri taşıyan söz*ler de,daha çok yüksek kişiler ile ilgilidirler[13]

Yargıcı" sözü ise,biraz daha geç çağlarda,yani XIIIyyda görünmeğe başlarYargıca, Osmanlılar "yargıcı",Çağatay Türkleri ise "yargucı" derlerdiOsmanlılara bu an*layış,İlhanlılar ile Doğu Türklerinden gelmiş olmalı idiNi*tekim Osmanlılar,"Yargu" sözünü,"yasak" karşılığı ola*rak da,tutarlar ve Harezm Türkçe’sinden geldiğini söylerler*diFarsların "divân",yani "dava yeri" sözünü ise,"yargu yeri" diye karşılamışlardıEski Türk töresine göre,"beyler meclisi" tarafından da ve*riliyordu"Kadılık",İlhanlılardaki "yargucı" geleneklerinin,bir devamı olarak görünmektedir Osmanlılarda ol*duğu gibi büyük kararlar ancak başkentteki yargıçlara so*rularak,verilirdiSonradan işlerin gecikmemesi için,Çin ve Ortadoğu gibi büyük eyâletlere de,büyük bitikçi ve yargı*cılar tayin edilmeye başlandı

"Ceza",Türklerde barışta boğ*ma yolu ile,savaşta ise kılıçla verilirdiÇin tarihlerine göre Göktürklerde isyan,ihanet,cinayet,zina ve at çalma,ölüm*le cezalandırılırdıBoylar ve aileler arasında ise,bir anlaş*maya gidilirdiDiyet olarak kalınsız ve başlıksız bir kız ver*me yolu ile anlaşma da yapılırdıCellât için ise Türkler,"bukağıçı",yani “kelepçeci” veya gardiyan derlerdi

"Suçlu": Suç anlayışının en eski Türkçe karşılığı,"yazuk" yani yazık olmalı idiSuçlu ve günahkara da,"yazuklı",yani yazıklı,deniyorduSuç işleme ise,"yazık kılma" sözü ile karşılanıyordu"Mün" de bir suç ve günâh idi On*lara göre ''gerçi kişi doğuştan,yazıklı" idi; ama "kişi,ek*sikli yazıklı'' olmamalıydıSuç sözümüz de çok eskidirAsıl mânâsı,yoldan ve yönden sapma iş demektir"Ceza Hükmü" Göktürk yazıtlarında,"kıyın,kıyın aymak",ya*ni "hükmü söylemek"sözü ile karşılanırBilindiği üzere Türklerde ceza kararları,at üzerinde verilirdiHükümden sonra kelepçe vurulurduEski Türkler kelepçeye de,"atkak veya bukağı" derlerdiHilekârlık hafif bir suçtuTürkler buna "dev" veya "tef" derlerdiHapishaneye ise,kıs*mak sözümüzden gelen,"kısıg"denirdiTürkler hapishane için,"Kıyınlık,türme,tünek"de demişlerdirEski Türkler Anadolu'daki gibi hırsıza,"oğn";çalmağa,"oğnlamak";haydutlara da "karakçı" adını vermişlerdiAslında bütün suçlular,"kara kişiler" idiler"Katil",bir "ölütçü, sındırıcı" idiCezası da ağırdı[14]

Kamu hukuku açısından niteliklerini,yâni Türk devlet hayatındaki bü*yük rolünü kısaca tanıtmaya çalıştığımız töre "'nin husûsî ve cezaî hükümle*ri ile eski Türklerde yargı usûl ve şekilleri hakkında bilgimiz azdırYabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre,suçlar oldukça şiddetli bir şe*kilde cezalandırılmakta idi: Adam öldürmenin cezası idamdı; soygun,hırsızlık ve hayvan kaçırma kesin surette yasaktıEle geçirilen soyguncu,suçüstü yaka*lanan hırsız öldürülür,malları müsadere edilir,ailesi efradının hürriyetleri kısıtlanırdıCiddî bir tehlike ile karşılaşmadıkça ok-yay kullanmak yasaktıBarış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdüZinanın cezası da idamdıIrza tecavüz en ağır suçlardan sayılırdıBu da hazan iki taraf arasında uzlaşma olmazsa idamı gerektirirdiOrdudan kaçanlar ve vatana ihanet eden*lerin cezası da ölümdüHafif suçlular,1O günü aşmamak üzere hapsedilirdi

"Türk" kelimesi,"Töre" kelimesinden türetilmiş bir kelimedir ki,"Törük' ten bozularak "Türk" haline gelmiştir"Törük","Töreli,Töre sahibi" demektirEski Türklerde Töre,kaynağını "Türk Dini" diyebileceğimiz eski Türk inanç ve telakkilerinden alan topluluk hayatını tanzim eden hukuk normlarından ibarettirHükümdarlar siyasi iktidarlarını (kut' larını) işte bu hukuk çerçevesinde kullanabilirler,tabii birbirleriyle ve devletle olan münasebetlerini yine bu hukuk çerçevesinde tanzim ederlerdiBuna uyanlar "Törük" (yani Töreli),uymayanlar ise "Kazak" (yani asi,töreden çıkmış) olurlardı"Türk" ün kuvvetli manasına gelmesi de,herhalde Töre çerçevesinde sağlanan "birlik" le ilgili olmalıdırNitekim "Birik kuvvettir" anlayışı tarih boyunca her devirde Türk devletleri ve toplulukları için geçerli olmuş bir anlayıştır

islamiyet öncesi türklerde toplum yapısı ve devlet yönetimi, islamiyetin toplum yapısı, roma toplum yapısı, islamiyet öncesi devlet yönetimi, türklerde toplum yapısı, islamiyetin öncesinde insanların genel durumları ,osmanlılarda toplum yapısı

Alıntı Yaparak Cevapla