|
Prof. Dr. Sinsi
|
İslamiyet Öncesi Türklerde Toplum Yapısı Ve Devlet Yönetimi,İslamiyetin Toplum Yapısi
Taşa Vurdurulan Kanunlar: Töre
İslamiyet’ten önce Hunlarda,Göktürklerde ve diğer Türk devletlerinde görülen ve insanı merkez alarak ona birtakım hak ve özgürlükler tanıyan kuralların bulunmasıydı Gerçekten Hunlarda,binlerce yıldır uygulandığı söylenen kanunnameden anlaşıldığına göre;suç işleyenleri cezalandırmak devletin yetkisindeydi Hakan adalet teşkilatının başkanı sıfatıyla devlet içerisin-de adalet ve sükûnun sağlanmasından sorumluydu Mahkemelerde davalar yargıçlar tarafından görüşüldükten sonra, uygulamaya konmadan önce Hakanın onayına sunulurdu İdam cezası gibi ağır suçların infazı için,Hakanın başkanlığında yılda iki kez divan kurulurdu Türklerde en önemli bir ceza kaidesi de yeni ele geçirilmiş olan memleketlerin halkına ve özellikle misafir-lere hapisten başka bir ceza usulünün uygulanmamış olmasıdır Misafir adam dahi öldürse,onu idam etmezler,sadece hapsederlerdi Hunların çağdaşı olan Roma’da ve hatta daha sonraları Bizans’ta böyle bir uygulamayı hayal etmek bile imkansızdı
Bilge Kagan Yazıtları'nda da ifade edildiği üzere,"Eski Türk devlet geleneğinde Töre ilahi kaynaklı hakimiyetten (kuttan) ayrılamazdı Özellikle devlet kuran her Kagan mutlaka bir töre koyardı Töre,Türk örf ve geleneklerinin kesin bir hükümler birliği-dir Töresiz bir ilin ya da devletin varlığı mümkün değildir" Türk kültür yapısının en hassas ve ince dokusunu "Türk Töresi" oluşturur "Töre,milli toplumda ferdi ve sosyal ilişkileri düzenleyen,ferdi disiplin ve otoriteye bağlayan,milli barış,dayanışma ve beraber-liği sağlayan bir kültür kurumudur Yabancı kültürler önce bu değer sistemini yıkmak isterler" Bir şekilde milletin varlığına milletin ortak düşünce,duygu ve kanaatlerine bağlıdır Töre,Türk milleti ile birlikte doğar,milletle gelişir ama asla milletle yok olmaz Kısacası "İl gider,töre kalır"
Şu atasözü bu mâ*nâyı söyler: «İl bırakılır,törü bırakılmaz» Bu ata*sözü ataların geleneğine uymanın gerekliliğini gösterir Anlamı:«Devlet yahut ülke terk edilebilir,hars terk edilmez Türkler'in düşman eline geçen yerlerden,millî töresinin hâkim olduğu yere göçmesi bu atasözünün hâlâ,ifade edilmeksizin ruhlarda yaşadığını gösterir
Yukarıdaki misaller bize «töre» kelimesi ile «il»-kelimesinin genellikle birlikte kullanıldığını da gösteriyor «İl,devlet manasına; «töre»,kanun mânâsına olunca bu iki kelimenin genellikle birlik*te anılması tabiî olur Bununla beraber,«töre» kelimesinin kapsamı «kanun» kelimesininki gibi sı*nırlı değildir Yazılmış yasalardan başka,yazılma*mış gelenekler de törenin içindedir Hattâ hukukî töreden başka,dinî ve ahlâkî töreler de vardır [12]
Yasa-Yasak-"Suç ve ceza" ve Yargıçlar:
Yargıç,anlaşıldığına göre daha eski Türklerde "tö*re" sözü ile ilgili olarak söyleniyordu Nitekim Uygurlarda,"Bilge törüçi",hem kanun koyucu ve hem de yargıç karşılığı olarak kullanılıyordu Halk arasındaki yargıçlar,daha çok beyler ile aksakalılar idiler Anadolu'da hâkim karşılığı olarak söy*lenen,"bilge,bükü,savcı" gibi eski Türk özleri taşıyan söz*ler de,daha çok yüksek kişiler ile ilgilidirler[13]
Yargıcı" sözü ise,biraz daha geç çağlarda,yani XIII yyda görünmeğe başlar Yargıca, Osmanlılar "yargıcı",Çağatay Türkleri ise "yargucı" derlerdi Osmanlılara bu an*layış,İlhanlılar ile Doğu Türklerinden gelmiş olmalı idi Ni*tekim Osmanlılar,"Yargu" sözünü,"yasak" karşılığı ola*rak da,tutarlar ve Harezm Türkçe’sinden geldiğini söylerler*di Farsların "divân",yani "dava yeri" sözünü ise,"yargu yeri" diye karşılamışlardı Eski Türk töresine göre,"beyler meclisi" tarafından da ve*riliyordu "Kadılık",İlhanlılardaki "yargucı" geleneklerinin,bir devamı olarak görünmektedir Osmanlılarda ol*duğu gibi büyük kararlar ancak başkentteki yargıçlara so*rularak,verilirdi Sonradan işlerin gecikmemesi için,Çin ve Ortadoğu gibi büyük eyâletlere de,büyük bitikçi ve yargı*cılar tayin edilmeye başlandı
"Ceza",Türklerde barışta boğ*ma yolu ile,savaşta ise kılıçla verilirdi Çin tarihlerine göre Göktürklerde isyan,ihanet,cinayet,zina ve at çalma,ölüm*le cezalandırılırdı Boylar ve aileler arasında ise,bir anlaş*maya gidilirdi Diyet olarak kalınsız ve başlıksız bir kız ver*me yolu ile anlaşma da yapılırdı Cellât için ise Türkler,"bukağıçı",yani “kelepçeci” veya gardiyan derlerdi
"Suçlu": Suç anlayışının en eski Türkçe karşılığı,"yazuk" yani yazık olmalı idi Suçlu ve günahkara da,"yazuklı",yani yazıklı,deniyordu Suç işleme ise,"yazık kılma" sözü ile karşılanıyordu "Mün" de bir suç ve günâh idi On*lara göre ''gerçi kişi doğuştan,yazıklı" idi; ama "kişi,ek*sikli yazıklı'' olmamalıydı Suç sözümüz de çok eskidir Asıl mânâsı,yoldan ve yönden sapma iş demektir "Ceza Hükmü" Göktürk yazıtlarında,"kıyın,kıyın aymak",ya*ni "hükmü söylemek"sözü ile karşılanır Bilindiği üzere Türklerde ceza kararları,at üzerinde verilirdi Hükümden sonra kelepçe vurulurdu Eski Türkler kelepçeye de,"atkak veya bukağı" derlerdi Hilekârlık hafif bir suçtu Türkler buna "dev" veya "tef" derlerdi Hapishaneye ise,kıs*mak sözümüzden gelen,"kısıg"denirdi Türkler hapishane için,"Kıyınlık,türme,tünek"de demişlerdir Eski Türkler Anadolu'daki gibi hırsıza,"oğn";çalmağa,"oğnlamak";haydutlara da "karakçı" adını vermişlerdi Aslında bütün suçlular,"kara kişiler" idiler "Katil",bir "ölütçü, sındırıcı" idi Cezası da ağırdı [14]
Kamu hukuku açısından niteliklerini,yâni Türk devlet hayatındaki bü*yük rolünü kısaca tanıtmaya çalıştığımız töre "'nin husûsî ve cezaî hükümle*ri ile eski Türklerde yargı usûl ve şekilleri hakkında bilgimiz azdır Yabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre,suçlar oldukça şiddetli bir şe*kilde cezalandırılmakta idi: Adam öldürmenin cezası idamdı; soygun,hırsızlık ve hayvan kaçırma kesin surette yasaktı Ele geçirilen soyguncu,suçüstü yaka*lanan hırsız öldürülür,malları müsadere edilir,ailesi efradının hürriyetleri kısıtlanırdı Ciddî bir tehlike ile karşılaşmadıkça ok-yay kullanmak yasaktı Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü Zinanın cezası da idamdı Irza tecavüz en ağır suçlardan sayılırdı Bu da hazan iki taraf arasında uzlaşma olmazsa idamı gerektirirdi Ordudan kaçanlar ve vatana ihanet eden*lerin cezası da ölümdü Hafif suçlular,1O günü aşmamak üzere hapsedilirdi
"Türk" kelimesi,"Töre" kelimesinden türetilmiş bir kelimedir ki,"Törük' ten bozularak "Türk" haline gelmiştir "Törük","Töreli,Töre sahibi" demektir Eski Türklerde Töre,kaynağını "Türk Dini" diyebileceğimiz eski Türk inanç ve telakkilerinden alan topluluk hayatını tanzim eden hukuk normlarından ibarettir Hükümdarlar siyasi iktidarlarını (kut' larını) işte bu hukuk çerçevesinde kullanabilirler,tabii birbirleriyle ve devletle olan münasebetlerini yine bu hukuk çerçevesinde tanzim ederlerdi Buna uyanlar "Törük" (yani Töreli),uymayanlar ise "Kazak" (yani asi,töreden çıkmış) olurlardı "Türk" ün kuvvetli manasına gelmesi de,herhalde Töre çerçevesinde sağlanan "birlik" le ilgili olmalıdır Nitekim "Birik kuvvettir" anlayışı tarih boyunca her devirde Türk devletleri ve toplulukları için geçerli olmuş bir anlayıştır
islamiyet öncesi türklerde toplum yapısı ve devlet yönetimi, islamiyetin toplum yapısı, roma toplum yapısı, islamiyet öncesi devlet yönetimi, türklerde toplum yapısı, islamiyetin öncesinde insanların genel durumları ,osmanlılarda toplum yapısı
|