Konu
:
Almanyadaki Savaş Sonrası O Dönemi Bizzat Yaşamış Birinin Gözüyle Gerçeklerin Anlatım
Yalnız Mesajı Göster
Almanyadaki Savaş Sonrası O Dönemi Bizzat Yaşamış Birinin Gözüyle Gerçeklerin Anlatım
09-10-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Almanyadaki Savaş Sonrası O Dönemi Bizzat Yaşamış Birinin Gözüyle Gerçeklerin Anlatım
Almanyadaki Savaş Sonrası O dönemi bizzat yaşamış birinin gözüyle Gerçeklerin Anlatımı
Almanyadaki Savaş Sonrası O dönemi bizzat yaşamış birinin gözüyle Gerçeklerin Anlatım
O dönemi bizzat yaşamış birinin gözüyle savaş sonrası
Yukarıda vermeye çalıştığım bütün bu bilgilerin yanısıra o karanlık dönemi bir kez de o yılları bizzat yaşamış olan birinin ağzından aktarmak sanırım bunca istatistiksel bilginin arasına olumlu bir hava katacaktır
Savaş sonrasını kafalarda canlandırabilme konusunda olumlu bir etki yapacağını umduğumdan Hamburg-Lohbrügge lisesinden Dilek Ayanoğlu’nun 25 mayıs 2000 tarihinde “Kollektif Düşünce” adlı proje kapsamında bayan Zeyer ile o dönemin en büyük sorunu olan açlık üzerine yapmış olduğu röportajı buraya aktarıyorum
İşte bayan Zeyer’in savaş sonrası yıllarından kalan izlenimleri:
“O zamanlar biri bir şey çaldığında ya da çaldığımızda kimse kendini bundan dolayı suçlu hissetmiyordu
Çünkü hayatta kalabilmek için yapabileceğimiz başka bir şey yoktu
Gerçi et, yağ, ekmek ve daha başka gıda maddelerini ücretsiz olarak almamızı sağlayan belgelerden bizde de vardı –zaten başka bir şekilde gıda maddelerine ulaşabilmenin bir yolu yoktu- ama bunlar çok yetersiz kalıyordu
Aslında karnını doyurabilmenin bir yolu daha vardı: dilenmek
Ama dilendiğiniz kişilerde de size verebilecekleri ihtiyacından fazla yiyeceği olmuyordu genellikle
Yiyecek belgesindeki istihkakını tüketen ya da yiyecek kartını kaybeden kişi yeni bir kart elde edene kadar kendi başının çaresine bakmak zorundaydı
Çünkü kimse ona yardım edebilecek durumda değildi
Komşularımızla yardımlaşarak çok sıkça yiyecek değiş-tokuşu yapıyorduk, daha doğrusu yapmak zorunda kalıyorduk
Örneğin birinin yağı bittiğinde kayın kozalağı topluyor ve bunları yağ karşılığında takas ediyorduk
Yemeklerimizi pişirdiğimiz tencerelerimizden aynı zamanda çamaşır yıkamada da yararlanıyorduk
Bugün çamaşırlarımız için çamaşır makinemiz, bulaşıklarımız için bulaşık makinemiz var
Ozamanlar bütün hepsi için bir tencere kullanılıyordu
Tren istasyonlarında unutulan valizlerden çıkan eşyalar depolara getirilip insanlara dağıtılıyorlardı
Herkesin oraya bir defa gidip beğendiği bir-iki parça eşyayı alma şansı vardı
Biz de eşyalarımızı bu gibi yerlerden temin ediyorduk
Bir keresinde kendime bir elbise almıştım ve bir hafta sonra yaşlı bir kadın gelip üzerimdekinin kendi elbisesi olabileceğini söylemişti
Ama elbiseyi geri istemedi
Okula genellikle Amerika’dan gönderilen ve bizim için çok değerli olan C
A
R
E
paketleri için gidiyorduk
Bu paketlerin içinde herşey vardı, şekerleme bile
Bu yüzden okula severek gidiyorduk, ama evde durum farklıydı
Çok küçük bir dairede yaklaşık 15 kişiyle birlikte oturuyorduk
Bir tek tuvaleti paylaşmak zorundaydık ve banyo yoktu
Bu yüzden sürekli mutfakta yıkanıyorduk
Kışları da sadece mutfakta soba yakılıyordu ve hepimiz mutfakta oturuyorduk
Bu şartlar altında hastalanmak işten bile değildi
Gerçi doktor bulabilmek imkansız değildi ama bugünle kıyasladığımızda doktorlar herkese sıkça yardım edemiyorlardı
O zamanlardan kalan birçok alışkanlığım var şimdi
Örneğin artan yemekleri çöpe atmıyorum, insanlar hakkında hüküm verirken çok dikkatli oluyorum
Çünkü çaresizlikten dolayı hırsızlık yapan insanlarla aynı duygulara sahibim
Fakir çocuklara çok sık yardımda bulunuyorum
Benim o zamanlar katlanığım durumlara katlanmak zorunda kalanlara yardım etmeye çalışıyorum
O zamanlar bunun aksini düşünmemiz bile imkansızdı
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul