|
Prof. Dr. Sinsi
|
Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)Selçuklu İmparatorluğu Hakkında Açıklamalı Bilgi
Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)Selçuklu İmparatorluğu Hakkında Açıklamalı Bilgi
Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)Selçuklu İmparatorluğu Hakkında Açıklamalı Bilgi
SELÇUKLULAR
Selçuklular Türk-İslâm devletlerinin en büyüklerindendir Oğuzların Üçoklar kolunun,Kınık boyuna mensupturlar Onuncu asrın sonu ile on birinci asrın başlarında İslâmiyeti kabul ettiler ĺtikâtta Mâtürîdî,amelde Hanefî olup,Ehl-i sünnet mezhebindeydiler Selçuklular;Çin’den Batı Anadolu dâhil bütün Ortadoğu ülkeleri,Akdeniz sâhilleri,Kuzeybatı Afrika,Hicaz ve Yemen’den Rusya içlerine yayılan hâkimiyetin,muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir
Devlete adını veren Selçuk Bey,Aral Gölüyle Hazar Denizi arasına hâkim olan Oğuz Yagbu Devletinin kumandanlarından Dukak Subaşı’nın oğludur Dukak ölünce,on yedi-on sekiz yaşlarındaki Selçuk Bey subaşı oldu Genç yaşına rağmen yüksek mevkilere ulaşan Selçuk Beyin devamlı artan bir îtibâra sâhip olması,Yagbu ve hanımın telâşlandırdı Onu başlarından atmak için çâre aramaya başladılar Öldürülmekten çekinen Selçuk Bey,kabîlesiyle birlikte oradan ayrıldı Güney yoluyla muhtemelen 985’lerde Sethun Nehri kenarında bulunan Cend şehrine geldiler Bölge ve şehir,İslâm ülkerine geçişte hudud durumundaydı
Selçuk Beyin idâresindeki Türkler,kısa zamanda İslâmiyeti kabul ettiler Bu durum Yagbu ile aralarını iyice açtı “Müslümanlar gayri müslimlere haraç vermez ”diyen Selçuk Bey,Yagbu’nun haraç memurlarını kovdu ve istiklâlini ilân etti Gayri müslim Türkler arasında cihâd faaliyetlerine girişti Selçuk Beyin istiklâlini ilân edip,Yagbu’ya haraç vermeyerek,Müslüman olmayanlarla mücadeleye girişmesi, çevrede tanınıp,îtibâr kazanmasına yol açtı Oğuz Yagbu’suna karşı olan Türkler,etrâfında toplandı Müslümanlardan da destek alan Selçuk Bey,Müslüman olmayan Türkler üzerine yaptığı gazâlarla şöhret kazandı Onun bu şöhreti,Mâverâünnehr’de üstünlük sağlamaya çalışan Müslüman devletlerden biri olan Sâmânîlerle anlaşmasını sağladı Sâmânî sultânı,Selçuk Beye,devlet sınırlarını diğer Türk akınlarına karşı korumasına mukâbil,Buhârâ yakınlarındaki Nũr kasabasına yerleşme izni verdi
Selçuk Bey;Mikâil,Arslan,İsrâil,Yũsuf ve Mũsâ adındaki oğullarıyla Büyük Selçuklu Devletinin temelini atıp,Tuğrul ve Çağrı adında iki torun bırakarak yüz yaşlarında vefât etti Selçuk Beyin büyük oğlu Tuğrul ve Çağrı beylerin babası olan Mikâil,babasının sağlığında ölmüştü İkinci büyük oğlu olan Arslan Bey,babasının yerine geçti Yabgu ünvânını alarak,Selçuklular da denilmeye başlayan âilesini teşkilâtlandırdı Karahanlıların Sâmânî Devletine son vermesi üzerine,Özkend’den kaçan Sâmânî şehzâdelerinden İsmâil Muntasır’ın Arslan Yabgu’ya sığınması,Karahanlılarla aralarının açılmasına sebep oldu Arslan Yabgu komutasındaki Selçuklular,Karahanlılar karşısında başarılı muhârebeler yaptılar
Selçukluların güçlenmesi,bölgenin hâkimi Karahanlılar ile Gaznelileri zor durumda bıraktı Karahanlı-Gazneli işbirliğiyle 1025’te Arslan Yabgu,Gaznelilerce yakalanıp, Hindistan’daki Kâlencer Kalesine hapsedildi Bu Hâdiseden sonra Selçuklularla Gazneliler arasında açık bir mücâdele başladı Onun esâreti yıllarında Selçuklular,ortak hükümdâr sistemiyle idâre edildi Mũsâ’tı yabguluğa, Yũsuf’un oğlu İbrâhim’i yınallığa getirdiler Mikâil’in oğulları Çağrı ve Tuğrul beyler,amcalarının hâkimiyetlerini tanımakla berâber,ayrı bölgelerde yaşamaya başladılar
Mâhir süvârilerden meydana gelen Selçuklular,kalabalık hayvan sürüleri ve atları için bol otlaklı,geniş yaylalar aradılar Bu gâyeyle zaman zaman komşuları Karahanlılar ve Gaznelilerin sınırlarına taşıp,yerli halkın şikâyetlerine sebep oldular Onların bu hâlini kendileri için tehlikeli gören Karahanlılar,Selçuklu âilesi içinde karışıklık çıkarmak istedilerse de muvaffak olamadılar Üzerlerine kuvvet gönderildi Hattâ Yũsuf Bey öldürüldü Mũsâ Yabgu ile birleşen Tuğrul ve Çağrı beyler,Karahanlı kuvvetlerini yenerek,Yũsuf Beyin intikâmını aldılar Siyâsî durum iyice gerginleşti Bölgede değişiklikler oldu Bir baskınla Selçuklular bir hayli zâyiâta uğratıldılar Bunun üzerine Çağrı Bey,dağılan Selçuklulardan üç bin kişilik bir süvâri kuvvetiyle,Gazneli mukâvemet mevkilerini aşarak Doğu Anadolu sınırlarına kadar gitti Van Gölü havzasından kuzeyde Tiflis’e kadar uzanan bölgede keşif harekatı yaptı
Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)
Ermeni ve Gürcü kuvvetlerini mağlup ederek,bölgenin otlak ve yaylaklarının keşfiyle gerekli siyâsî, etnik,kültürel ve askerî stratejik bilgileri topladı Bizans şehirlerine girdi Bol gânimetlerle geri döndü Keşif hareketi netîcesinde,bölgenin Selçukluların yerleşmesine müsâit olduğu tespit ederek Tuğrul Beye rapor verdi Tuğrul Bey de,ortalığın yatışması için çöle çekilmişti
Selçukluların esir tabguları Arslan,1032 senesinde Hindistan’da hapsedilmiş bulunduğu Kâlencer Kalesinde vefât edince,Gaznelilerle münâsebet daha da bozuldu Mũsâ Yabgu ile yeğenleri Çağrı ve Tuğrul beyler kumandasındaki Selçuklu ve Türkmen kuvvetleri,bölgenin en stratejik mevkiinde yer alan ve Gaznelilere âit olan Horosan’a,âni bir taaruzla İran İsfehan’da
girerek;Merv,Nişâbur ve Serahs havâlisini ele Sultan Sencer
geçirdiler Gazne Sultânı Mes’ũd,Selçukluları tarafından
tanımak mecbũriyetinde kaldı Mũsâ Yabgu’ya,Tuğrul yaptırılan
ve Çağrı beylere bulundukları yerlerin vâliliklerini Mescid-i Ali
verdi 1035 yılında yapılan bu antlaşma,dört ay gibi
kısa bir müddet devâm etti Yeniden başlayan Gazneli-
Selçuklu mücâdelesi,daha da şiddetlendi Selçuklular,
hafif süvârî kuvvetleriyle,Gaznelilerin fillerle takviye
edilmiş ağır techîzâtlı,çoğu piyâdeden meydana gelen
ordusuna,gerilla harpleriyle çok kayıp verdirdiler
1038 senesinde Serahs civârında yapılan
muhârebede,Gazneli ordusu ağır bir yenilgiye uğradı
Gazneli Sultan Mes’ũd büyük bir devlet adamı,
cesâretli bir kumandan olmasına rağmen,bu
yenilgiden sonra Nişâbur’u Selçuklulara terk edip,
kesin netîce alınacak büyük muhârebeyi devamlı
geciktirdi Tuğrul Beyin üvey kardeşi İbrâhim Yınal,1038’de Nişabũr’u alıp,Tuğrul Beyadına hutbe okuttu Nişabur’a gelen Tuğrul Beyimuhteşem bir törenle karşıladı Tuğrul Bey Sultanü’l-Muazzam,Çağrı Bey de Melîkü’l-mülũk ünvânını aldılar Büyük Selçuklu Devletinin kuruluş ve istiklâlini îlân etti Selçuklu-Gazneli mücâdelesi 23 Mayıs 1040 Dandanakan Meydan Muhârebesi ve Selçukluların üstünlüğü ele almasıyla netîcelendi
Dandanakan’ın muzaffer başkumandanı Çağrı Bey,zafer sonrasında verilen toy,yâni büyük ziyâfette üstün idârecilik vasfı ve keskin siyâsi zekâsını takdir ettiği kardeşi Tuğrul Beyi Selçuklu
Sultânı îlân etti Merv başşehir yapıldı Toplanan kurultayda fethedilecek yerlerle,idâreciler tespit edildi Ceyhun ile Gazne arasındaki bölge Çağrı Beye,Bust-Sistan havalisi Mũsâ Yabgu’ya,Nişâbur’dan îtibâren bütün batı bölgeleri Tuğrul Beye verildi Çağrı Beyin oğlu Yâkutî ile İbrâhim Yınal,batı cephesinde vazife aldılar Hânedândan Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış,Cürcân ve Damgan’a,Çağrı Beyin oğlu Kara Arslan Kavurd ise, Kirman havâlisine tâyin olundular Vazîfe taksiminin ardından kısa zamanda;kuzeyde Hârezm dâhil,Mâverâünnehr,Sistân,Mekran bölgesi,Kirmân ve civârı,Hürmüz Emirliği hattâ Arabistan Yarımadasında Ummân ve dolayları ile Cürcân,Bâdgis,Huttalân tamâmen zaptedildi Tuğrul Bey, Taberistân,Kazvin,Dihistân,İsfehan,Nihâvend, Rey ve Şehrezur’u alarak devletin sınırlarını genişletti 1046’da Gence,1048’de Erzen,Karaz,Hasankale, Erzurum ve havâlisindeki Gürcü,Ermeni ve Bizans orduları mağlubiyete uğratıldı
Henüz yeni kurulan devlet kısa zamanda,Büveyhîlerin işgâlindeki Bağdat hâriç,bölgedeki bütün İslâm topraklarına hâkim oldu Sultan Tuğrul,Büveyhîlerin işgâlindeki halîfelik merkezi olan Bağdât’ı kurtarmak için Abbâsi Halîfesi el-Kâim bi-Emrillah’ın dâvetiyle 17 Ocak 1055’te Bağdat’a girdi Halîfenin,âlimlerin ve sünnî Müslümanların büyük hüsn-i kabũlüyle karşılaşan Tuğrul Bey,Büveyhî Hükümdârlığını yıkarak Abbâsî halîfeliğini yeniden ihyâ etti İslâm âleminin takdirini kazanıp,büyük iltifâtlara kavuştu Halîfeliğe karşı yapılan Fâtımî saldırılarını bertaraf etti Halîfelik makâmına ve Bağdât şehrine hizmetinden dolayı 25 Ocak 1058’de Tuğrul Beye iki altın kılıç kuşatan hâlife,onu,doğunun ve batının hükümdarı îlân etti Selçuklu sultânının, Selçuklu Sultanı
halîfe tarafından “Dünyâ hâkânı” ilân edilmesi, Melikşah
Türklere büyük îtibâr kazandırdığı gibi,alplik tarafından
rũhunu okşayarak İslâm dîninin cihâd 1088 tarihinde
emrine daha fazla sarılmalarına yol açtı Aynı bitirilen İsfehan
sene Tuğrul Bey,tahrikler sebebiyle isyân Mescid-i
eden üvey kardeşi İbrâhim Yınal’ı Cuma’nın
cezâlandırdı Çağrı Bey,yetmiş yaşlarında cümle kapısının
1060’ta,Tuğrul Bey ise, 1063’te yetmiş iç avludan
yaşında vefât etti Tuğrul Bey,devletini sağlam görünüşü
temeller üzerine oturtarak,sınırlarını
Ceyhun’dan Fırat’a kadar genişletti Anadolu
üzerine yaptığı akınlarla, Bizans idâresinde
bulunan bölgenin Türk yurdu olması için ilk
harcı koydu
Tuğrul Beyin oğlu olmadığından,Çağrı
Beyin oğlu Muhammed Alparslan Selçuklu sultânı oldu Başa geçer geçmez amcasının vezîri Amîdülmülk’ü görevden alarak,yerine Nizâmülmülk’ü tâyin etti Sultan Alparslan,tahta geçmek iddiâsında bulunan diğer rakiplerini bertaraf ettikten sonra,batıya yönelerek fetihlere başladı Kafkaslardan dolaşıp mahallî küçük krallıkları itâati altına aldı Doğu Anadolu’nun Kuzeydoğu ucundaki meşhur Ani Kalesini 1064’te fethederek,16 Ağustos 1064’te Kars’a girdi Ani,Hıristiyan âleminin kutsal yerlerinden biriydi Bu fetihler İslâm âleminde büyük sevinç kaynağı oldu Halîfe Kaim bi-Emrillah, Alparslan’a, “fetihler babası”,yanî çok fetheden mânâsına gelen “Ebü’l-Feth” lakabını verdi Sultan,1065 senesi sonlarında doğuya yönelerek Üstyurd ve Mangışlak taraflarına yürüdü Başarı ile biten seferin sonunda;ticâret yollarını vuran Kıpçak ve Türkmenler itâat altına alındı
Alparslan,1067 senesinde Kirman melîki olan kardeşi Kavurd’un isyânıyla karşılaştı Bu isyânı kısa sürede bastırdı Öncelikle Müslümanlar arasında birliğin teminini arzu eden Sultan Alparslan,Bahreyn taraflarındaki Karmatî sapıkları ve Önasya’daki Şiî-Fâtımî kalıntılarını temizlemek için harekete geçti Şiî-Fâtımî baskısının İslâm ülkeleri üzerinden kalkmakta olduğunu gören Mekke şerîfi,Alparslan’a itâatini arz ederek,hutbeyi Abbâsî halîfesi ve Sultan Alparslan adına okumaya başladı Doğu ve Batıda sistemli bir şekilde yapılan fetih hareketleri;1067 senesinde Anadolu’da başlatılan yıpratma ve yıldırma akınları, 26 Ağustos 1071’deki Malazgirt Muhârebesine kadar devâm etti Malazgirt Zaferiyle Selçuklulara kapıları açılan Anadolu,Türkiye Türklerinin istikbâldeki yurdu durumuna girdi Malazgirt Zaferi sonrasında,Bizans imparatoru Diogenes ile yapılan anlaşma,tahttan indirildiği için tatbik edilemedi Sultan Alparslan,antlaşmanın silah yoluyla tatbikini kumandan ve beylerine emrederek,bütün Anadolu’nun fethini istedi Selçuklu emrindeki Türkmen boyları,Orta Asya’dan batıya sevk edilerek,Doğu Anadolu’daki Bizans hudũduna gönderildi Selçuklularun gazâ akınlarına karşı koyamayan Bizans kale ve garnizonları, Türklerin eline geçti Türk akınları,Marmara Denizi sâhillerine kadar uzandı ve fethedilen Anadolu,iskân edildi İslâmlaşması için gerekli bütün tedbirler alındı Sultan Alparslan,çıktığı Mâverâünnehr Seferinde,esir alınan bir kale kumandanı tarafından şehit edildi Türk târihinin büyük sultanlarından olan Alparslan,enerjisi,disiplini,yiğitliği ve adâletiyle temâyüz etmişti
Sultan Alparslan vefât ettiğinde,devlet toprakları,doğuda Kaşgar’dan,batıda Ege kıyıları ve İstanbul Boğazına,kuzeyde Hazar-Aral arasından,güneyde Yemen’e kadar olan bir bölgeye yayılmıştı
Alparslan’ın yerine oğlu ve veliahtı Melikşâh,Selçuklu sultanı oldu Sultanlığını tanımayan amcası Kavurd ile Kerez’de yapılan savaşı kazanan Melikşâh birkaç gün sonra Kavurd’un ölümüyle devlet içinde âsâyişi kısa sürede sağladı İç işlerini hâlleden Melikşâh, taht mücâdelesinden faydalanarak Selçuklu hududlarına hücũm eden Gaznelilerle Karahanlılara karşı sefere çıkıp onları anlaşmaya mecbur etti
Meraga’da Büyük Selçuklular Harrekan’da Büyük Selçuklular Büyük Selçuklular devrinde
Devrinde yapılan Kümbet-i devrine ait Ebu Mansur Bey Elsi yapılan Demavend Türbesi
Kabut bin Tekin Türbesi
Doğu sınırlarını garantiye alan Sultan Melikşah,babasının vezîri ve kendisinden de hocası olan sapık ve bâtınî akımlara karşı sünnîliğin müdafası için Nizammiye Medreselerini kuran Tuslu Nizâmülmülk Hasan’dan vezirliğe devâm etmesini istedi Bu sâyede Selçuklu Devletine ve İslâm dînine çok hizmet etmesine sebep oldu
Sultan Melikşah,çok halim-selîm,affedici,fakat devlet ve millet işlerinde ciddî, müstesnâ bir şahsiyetti Devrinde bozkırlardaki Türk boylarını,bütün İran’ı,Arabistan’ı,Sũriye v Filistin’i idâresi altına aldı Anadolu’nun fethi üzerinde hassâsiyetle durup,babasının vazifelendirdiği amca Kutalmışoğlu Süleymen Şâh ve Türkmen beylerinden Alp İlig,Artuk Bey,Mansur,Dolat gibi komutanlarla fütũhatı sürdürdü Selçuklu kumandanları,Bizans’ın Türklere karşı kurduğu Ölmezler adlı askerî birlikleri mağlup ettiler Artuk Bey,Bizans kuvvetleini 1074’te Sapanca çevresinde mağlup ederek,100 000’den fazla Türk’ü,İzmit’ten Üsküdar’a kadar olan sahaya yerleştirdi
Kutalmışoğlu Süleymân Şah,güneydoğu hatekâtıyla,Adana dolaylarını fethetmekle meşguldü Fırat’ı geçerek Çukurova,Maraş,Tarsus,Antep ve Urfa’ya dağılan Ermeni ve ücretli Frank askerlerini Antakya’da;Gümüştigin de Nizip,Âmid ve Urfa civârında Bizans kuvvetlerini mağlup ettiler
Artuk Bey,Sultan Melikşâh’ın emriyle Doğu harekâtını idâre etti 1074-1077 seneleri arsında Sivas,Tokat,Çorum havâlisini,Yeşilırmak ve Keltik havzalarını ele geçirdi Artuk Beyden sonra yerine Danişmend Gâzi geçerek,Amasya ve civârını Karadeniz’e kadar aldı Mengücük Gâzi,Şarkî Karahisar, Erzincan ve Divriği havâlisini;Ebü’l-Kâsım da,Erzurum ve Çoruh bölgesini fethetti
Orta,Kuzey-batı ve Batı harekâtını İran’da
Süleymân Şâh idâre edip,Bizanslılrla Selçuklular
mücâdele ve onların âsî kumandanlarıyla ittifak döneminde
yaptı Bizanslılar,Balkanlar’daki iktidâr 1215 sene-
mücâdelesi ve iç hâdiseler üzerine sinde sera-
Selçuklulardan yardım istediler Yardım mikten
talepleri Selçukluların menfaatleri yapılmış
doğrultusunda karşılandı Süleymân Şâh,İznik’e olan bir
yerleşerek,bu şehri Türkiye Selçukluları ibrik
Devletinin merkezi yaptı Selçuklular,Anadolu’da
sâhil şehirleri dışında Toroslar ve
Çukurova’dan Üsküdar’a kadar bütün bölgeye
yerleştiler Bu durum karşısında Avrupalılar
Çin’e elçilik heyeti göndererek,Selçukluların
doğudan tazyik edilmesini istediler Ancak
mürâcaatları netîcesiz kaldı
Diyarbekir bölgesinin fethi için Selçuklu seferleri,Fahrüddevle Cüheyr’in İsfehân’a gelmesiyle başladı Fahrüddevle,buradaki Şiî îtikâdlı Karmatîlerin yola sokulması için hareket eden Artuk Bey ev bağlı kuvvetlerle berâber Diyarbekir’e doru yola çıktı
Fahrüddevle’nin kumandanlığındaki Büyük Selçuklu
birlikler,çevredeki Mardin,Hasankeyf,Cizre ve hükümdarı
daha oyuz kadar keleyi ele geçirdi Diyarbakır, Alparslan
Fahrüddeve’nin oğlu Zaimüddevle ve adına 1058
emrindeki kuvvetlerin 4 Mayıs 1085’te şehre senesinde
girmesiyle düştü ve Mervânîler Devleti ortadan Herat’ta
kalktı bastırılan
Musul’un fethine memur edilen altın para
Aksungur ve diğer Türkmen
emirlerişehre harpsiz girdiler Fethi müteâkip
Musul’a gelen Melikşâh,büyük bir merâsimle
karşılandı Musul emîrliğine Şerefüddevle’yi
tâyin etti
Sultan Alparslan zamânından beri Sũriye ve daha güneye yürüyen meşhur Selçuklu kumandanlarından Atsız,seferlerini Melikşâh zamânında da sürdürdü Uzun süre muhâsara ettiği Dımaşk’ı 1076 Martında Selçuklu topraklarına kattı Dımaşk’ın alınmasından sonra câmilerde okunan Şîi-Fâtımi ezânını yasaklayarak Cumâ hutbesini Halîfe Muktedî ve Sultan Melikşâh adına okuttu Daha sonra Selçuklu Devletinin “Fâtımî Devlatinin ortadan kaldırılması” politikasına uygun olarak,Mısır’a doğru sefere devâm etti Fakat muvaffak olamadı ve başarısızlığı Sũriye emirliğinden alınmasına sebep oldu Yerine Melikşâh’ın kardeşi Tâcüddevle Tutuş getirildi
Sultan Melikşâh,kardeşi Tutuş ile Kutalöışoğlu Süleymân Şahın mücâdelesi üzerine 1086’da İsfehan’dan hareket ederek Suriye’de asâyişi yeniden tesis etti Halep vâliliğini Aksungur’a,Urfa’yı Bozan’ı,Antakya’yı da Yağısıyan’a verdi 1087 senesinde Sultan Melikşâh,Süveydiye kıyılarından Akdeniz’e ulaştı Böylece Uzak-doğudan Orta-doğuya kadar hâkimiyet kurdu Dönüşte hilâfet merkezi Halife Müktedî tarafından iki kılıç kuşatıldı ve 25 Nisan 1087’de “Dünya hükümdârı” îlân edildi
Selçukluların İslâma ve insanlığa hizmeti sâyesinde kısa zamanda genişlemesi,düşmanlarını hızlı bir faaliyet içine soktu Bizanslılar ce sapık fırkalara karşı mücâdele eden âlim ve kumandanlar sũikastla öldürülüyordu 1092 senesinde,önce Selçukluların meşhur vezîri Nizâmülmülk,Hasan Sabbah’ın fedâilerinden bir bâtınî tarafından,arkasından Sultan Melikşâh Bağdat’ta zehirlenerek şehit edildiler
Melikşâh’ın ölümüyle başlayan saltanat mücâdelesinde Şam Meliki Tutuş,derhal sultanlığını îlân etti Bu arada Melikşâh’ın hanımı Terken Hâtun da küçük oğlu Mahmud’u sultan ve torunu Câfer’i halîfenin veliahtı yapmak için bütün kuvvetiyle uğraştı ve 1092’de Mahmũd’un saltanatını îlân ederek,nâmına hutbe okutmaya muvaffak oldu Yine bu arada taraftarlarıyla Rey’e çekilen Berkyaruk da sultanlığını îlân etti ve Terken Hâtunun üzerine gönderdiği orduyu Burucerd’de bozguna uğrattı Terken Hâtunun Gence meliki İslâil’i tarafına çekmesi de bir fayda sağlamadı
Terken Hâtunun bir sũikast netîcesinde öldürülmesiyle saltanat mücâdelesi Tutuş’la Berkyaruk arasında kaldı Tutuş,Rey üzerine yürüdüyse de 1093 yılında vukũ bulan uzun mücâdeleler esnâsında birçok emir Berkyaruk karşısındaki orduyu bozguna uğrattı Ayrıca Tutuş’un ölümüyle bütün râkiplerini bertaraf ederek adına Bağdat’ta hutbe okuttu
Sultan Berkyaruk zamânında Selçuklu Devleti; a)Irak ve Horosan, b)Sũriye, c)Kirman, d)Türkiye Selçukluları olmak üzere dörde bölündü Ayrıca Doğu Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Türkmen beylikleri ve Atabeglikler ortaya çıktı Berkyaruk,parçalanan Selçuklu İmparatorluğunu toplamaya başladığı bir sırada Haçlı orduları da Sũriye’ye geldiler Berkyaruk,Haçlılara ve onların Antakya Muhâsarasına karşı Kürboğa’yı ve Artuklu beylerini sefere memur etti Anadolu’dan geçen Haçlılar,Sũriye’ye vardıkları zaman sayıları oldukça azalmıştı Ancak İslâm dâvâsına ihânet eden Şiî-Fâtımîlerin,Sünnî Müslümanlara karşı Haçlılarla ittifak etmeleri,ayrıca Sũriye emirleri arasındaki emniyetsizlik ve rekabetler,Tutuş’un oğlu Dudak ile birlikte Sũriye kuvvetlerinin haber vermeden çekilmesi,Frenklerin taarruza geçerek,Türkleri bozguna uğratmalarına sebep oldu Netîcede ilerlemeye devam eden Haçlılar,Antakya’yı işgâlden bir sene sonra Kudüs’ü ele geçirip,şehirde meskũn olan yetmiş bin Müslüman ve Yahũdî’yi hunharca katlettiler
Bu arada Gence meliki ve kardeşi Muhammed Tapar,Berkyaruk’a saltanat iddiâsıyla isyan etti Berkyaruk,1100 senesinde Sefîdrũd’da mağlup olmasına rağmen,Muhammed Tapar’ı arka arkaya dört defâ bozguna uğrattı Ahlat’a sığınan Muhammed Tapar,buranın hükümdârı Sülemen’i ve Ani emîri Menuçehr’i hizmetine alarak yeniden savaşa hazırlandıysa da,Sultan Berkyaruk çok kan aktığını memleketin harap,emir ve askerlerin yorgun,hazînenin boş kaldığını,vergilerin tahsil edilemez bir hâle geldiğini ve nihâyet İslâm düşmanlarına fırsat verildiğini beyân ederek,gönderdiği bir elçiyle,kardeşini barışa iknâ etti Böylece 1104’te Âzerbaycan’dan Sũriye’ye kadar bütün viyâletlerde Muhammed Tapar sultan tanındı Bağdat,Rey,Cibâl,Taberistan,Fars,Huzis tan, Âzerbaycan,Mekke ve Medîne’nin idâresi de Berkyaruk’ta kaldı
Büyük Selçuklu Devleti,iki devlete ayrılmak sũretiyle Türkiye ile birlikte üç Selçuku sultânı ortaya çıktı Lâkin bu durum çok sürmedi Çünkü,Berkyaruk hastalıklı olduğu için 1104 senesinde yirmi altı yaşındayken vefât etti Sultan Berkyaruk,ülkesini düşünen ve milletinin refâhı için çalışan bir kimseydi Ancak kardeş kavgalarının,memleketin birlik ve berâberliğe en muhtaç olduğu bir döneme rastlaması Berkyaruk’u çok üzdü Buna rağmen fırsat buldukça Haçlı kuvvetleri üzerine asker sevk etmekten ve darbeler vurmaktan geri kalmadı
Berkyaruk’un vefâtıyla oğlu Melikşâh ile Muhammed Tapar saltanat mücâdelesine başladılar Muhammed Tapar,Bağdat üzerine yürüyerek fazla zorluk çekmeden 1105’te tek başına sultan oldu Önce amcasının oğlu Mengübars’ın isyânını bastırdı Daha sonra ülkede uzun zamandır karışıklık çıkaran,anarşiyi tahrik eden Bâtınîlere karşı mücâdele etti 1107’de Bâtınîlerin merkezi olan Alamut Kalesi kuşatıldı ve çok sayıda Bâtınî öldürüldü Selçuklular arasındaki karışıklıklardan istifâde eden Haçlılar,Birinci Haçlı Seferi sonunda Sũriye’de Haçlı devletleri kurmaya başladılar Sultan Muhammed Tapar,bunların üzerine ordular gönderdiyse de,kumandanlar arasında tam anlaşma sağlanamadığından kesin sonuca gidilemedi Sefer kumandanı Emir Mevdud,Şam Ümeyye Câmiinde bir bâtınî tarafından öldürüldü Sultan,Haçlılara karşı Aksungur’u kumandanlığa getirdi Bu arada kardeşi Sencer’i Sũriye ve Korosan’daki Bâtınîlere karşı mücâdele etmekle vazifelendirildi Alamut üzerine de bir ordu gönderdi Sultan Muhammed Tapar’ın 1118’de vefâtı sebebiyle bu fesad ocağı ortadan kaldırılamadı Sultan Muhammed Tapar,İsfehan’da yaptırdığı medresenin bahçesine defn edildi
İleri gelen devlet adamları,Muhammed Tapar’ın henüz küçük yaştaki oğlu Mahmũd’u tahta geçirdilerse de,Melikşâh’ın oğlu ve Horosan meliki olan Sencer,yeğeni Mahmũd’un sultanlığını kabul etmeyerek,saltanat iddiâsında bulundu 14 Ağustos 1119 târihinde yapılan Save Savaşını kazanarak sultanlığını îlân eden Sencer,yeğenine evlâd muâmelesi yaptı ve kendi hâkimiyeti tanımak şartıyla Rey hâriç,batı ülkelerinin hâkimiyetini ona bıraktı
Sultan Sencer,batı işlerinden çok doğu ile uğraştı Gaznelilerle savaştı Karahanlıları kendisine bağladı Zamânı,Selçukluların son parlak devriydi Bu arada Büyük Selçuklu Devletini iki büyük tehlike tehdit ediyordu Bunlardan birisi batıdan Anadolu ve Sũriye’ye saldırmakta olan Haçlılar,diğeri doğudan gelen ve devletin doğu sınırlarını zorlayan Büyük
Karahitaylardı Sultan yalnız bu ikinci Selçuklular
tehlikeyle uğraştı Doğu Karahanlılar Devletini dönemine
yıkarak Seyhun boylarını zorlayan ait eserlerden
Karahitaylarla çarpışan Sencer,onlarla 10 Damgan’da
Eylül 1141 senesinde yaptığı Katvan İmamzade
Meydan Muhârebesini kaybetti Bu Pir-i
muhârebeden sonra Seyhun Nehrine kadar Alemdar
olan topraklar Karahitayların eline geçti Türbesi
Katvan Meydan Muhârebesiyle Büyük
Selçuklu Devleti târihinde yeni bir devir
başladı ve Selçuklu ülkesi Müslüman olmayan
Türk ve Moğol birliklerinin isitilâsına uğradı
Sultan Sencer’in bu mâğlubiyetinden
istifâde etmek isteyen Gũr hükümdârı
Alâeddîn Hüseyin, yıllık vergiyi vermemek,sultanlık peşinde koşmak gibi davranışlarla Sencer’e olan tâbiliğinen kurtulmaya çalışıyordu Zâten sınırlarını fazla genişletmesi,bölgenin kuvvet dengesini bozmakta ve bu durum Sultan Sencer’i endişeye düşürmekteydi Büyük kuvvetlere sâhip olan Gũrlular üzerine yürüyen Sultan Sencer,Haziran 1152’de yaptığı muhârebede Gũr ordusunu mağlup ederek Katvan’da kaybedilen îtibârını yeniden sağladı
Gũr gâlibiyetinden sonra erişilen ihtişam fazla uzun sürmedi Vergi tahsili sırasında yapılan haksızlık yüzünden kendi soyundan olan Oğuzlarla bâzı emirler arasındaki ihtilâflar gittikçe büyüdü Sultan Sencer,bir kısım ümerânın ısrârı ile göçebe Oğuzların üzerine yürümek mecbũriyetinde kaldı 1153 senesi Mart ayında Belh civârında Oğuzlarla yapılan muhârebeyi Selçuklular kaybettiler Bu ağır mağlũbiyetin sonunda Sultan Sencer esir düştü Oğuzlar,Sencer’e,esir de olsa sultan gözüyle baktılar
Esir Sultanı kurtarmak için ilk harekete geçen,onu harbe sürükleyen Belh vâlisi Emir Kumac’ın torunu Müeyyed Ayaba oldu Sencer,her ne kadar gündüz tahtta oturtuluyor ve zâhirî bir iltifât görüyorsa da geceleri demir bir kafeste uyuyordu Onun adına çok usülsüz işler yapılıyor ve bâzı vaadlerde bulunuluyordu Bu durum karşısında Sencer,1156 senesi Nisan ayında kaçmaya muvaffak oldu Fakat ağır Oğuz darbesi altında çöken,iç huzũrsuzluk ve istikrarsızlığa mâruz kalan Büyük Selçuklu Devleti,kendini toplamaya muvaffak olamadı Her ne kadar tâbi beyler,Sencer’e kurtuluşundan dolayı memnũniyetlerini ve bağlılıklarını bildirmişlerse de,Selçuklu kumandanları arasındaki mücâdele Sultana gerekli imkânı sağlamadı Sencer,9 Mayıs 1157 senesinde yetmiş üç yaşında vefât etti Merv’de daha önce yaptırdığı Dârü’l-Apir’de defnedildi Onun vefâtından sonra Büyük Selçuklu Devleti’nin İran,Irak,Sũriye ve Anadolu’daki parçaları,Selçulu Hânedânına mensup kişilerce idâre edilip,on dördüncü asra kadar devâm edenler oldu
Devlet teşkilâtı :Selçukluları meydana getiren Oğuzlar,Orta Asya’dan Mâverâünnehr ve Horosan’a gelince bütünüyle İslâmiyeti kabul ettiler Müslüman olmaları eski bozkır kültürünün İslâmiyete aykırı olmayan unsurlarını müesseselerinde sentezleştirdiler Türk devlet geleneğinin esâsını teşkil ettiği Selçuklu devlet teşkilâtı;Karahanlı,Sâmânlı,Gazneli ve Abbâsî devletleri teşkilâtından geniş ölçüde faydalanmış ve bunları kendi bünyesine mükemmel bir sũrette uygulamıştır
Hükümdar :Töre müesseselerin yanıdığı haklarla devletin tek hakimidir Sultan ünvanlı hükümdârlara umũmiyetle Sultânülâzam denilirdi Türklerdeki Hâkan veye Kağan,batıdaki imparator kelimelerinin karşılığıdır Sultan,Türkçe adının yanında İslâmî ad da taşırdı Halîfe tarafından künye ve lakab da verilirdi Sultan merkezde oturur,ülke toprakları hânedan mensuplarınca idâre edilirdi Merkeze bağlı beylik ve atabeglikler vardı Sultanın hâkim olduğu ülkelerde hutbe okunur ve para basılırıdı Fermanlara ve dîvânın kararlarına büyük sultanın imzâsı yerine tuğra çekilip,tevkiî (nişan) yazılır ve emir ondan sonra yürürlüğe girerdi Harplede ve devlet ileri gelenleriyle yaptığı seyahatlerde,hâkimiyet işâreti olarak başının üstünde atlastan veya altın sırmalı kadifeden yapılmış çetr (hükümdar şemsiyesi) tutulurdu Çetre,sultanın ok ve yaydan meydana gelen armaları işlenirdi Hükümdarlık sarayının kapısında veya saltanat çadırının önünde,namaz vakitlerinde,günde beş defâ nevbet (mehter) çalınırdı Sultan,haftanın belirli günlerinde devlet ileri gelenleriyle yüksek mevkili memur ve kumandanları huzũruna kabul edip,memleket meselelerini görüşür ve ahâlinin hâlinden haberdâr olurdu
Saray teşkilâtı :Sarayda sultanın âilesi ve maiyeti otururdu Saray teşkilâtı ve teşrifâtçılık önceleri Oğuz töresine göre yapılırken,sonraları İslâmî hüviyet kazandı Sarayda,sultanla dîvânlar arasındaki irtibâtı Hâcibü’l-hâcib denilen Hâcib sağlar;örfî meselelerin hallinde kadıya da yardımcı olurdu Hâcibler,sultânın îtimâd ettiği şahıslar arasından seçilirdi
|