Yalnız Mesajı Göster

Tevhid-İ Tedrisat Kanunu - Tevhid-İ Tedrisat Kanunu’Nun Kabulü (3 Mart 1924)

Eski 09-10-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Tevhid-İ Tedrisat Kanunu - Tevhid-İ Tedrisat Kanunu’Nun Kabulü (3 Mart 1924)



Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun Kabulü (3 Mart 1924)

Eğitim, toplumsal bir ihtiyacı karşıladığından bir devlet hizmetidir Çağımızda devletler, başarılarını ve güçlerini millî eğitimle sağlamıştır Vatandaşlarını çağın gereklerine göre eğiten devletler, uygarlık yarışına katılmaya hak kazanmıştır Türkiye Cumhuriyeti'nde de eğitim hizmetleri Millî Eğitim Bakanlığınca yerine getirilmiştir

Osmanlı eğitim sistemi, hukuk sistemi gibi çok başlılık içindedir Geleneksel İslami eğitim veren medreseler, XVIII yy sonlarından itibaren Avrupa etkisiyle kurulan ve modern anlamda eğitim veren okullar; tamamen zıt felsefelerle, birbirlerinden farklı, dünya görüşleri arasında büyük uçurumlar olan insanlar yetiştirmişlerdir

Osmanlı Devleti'nin son yıllarında art arda girdiği savaşlar hem eğitime bütçeden daha az pay ayrılmasına hem de öğrencilerin askere alınması nedeniyle eğitimin aksamasına yol açmıştır Bu nedenlerle Cumhuriyet'in devraldığı eğitim sisteminin en baştan ele alınması gerekmiştir

Mustafa Kemal Paşa, daha Kurtuluş Savaşı sürerken bu çok başlı eğitim sistemini kaldırarak tüm memleket evlatlarının yüksek öğretime kadar birlikte, bir bütün hâlinde bilim ve tekniğe dayanarak okutulacaklarını yani eğitimde birliğin sağlanacağını belirtmiştir 1922 yılında Mecliste yaptığı açılış konuşmasında, “Efendiler! Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize en önce ve her şeyden evvel Türkiye’nin bağımsızlığına, millî geleneklerine düşman olan tüm unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir” demişti Bu amaca yönelik olarak 1920 Mayısında TBMM’ye bağlı bir Maarif Vekâleti kurulmuştur 1921’de Ankara’da Maarif Kongresi toplanmıştır Mustafa Kemal Paşa’nın, “Eğer cumhurbaşkanı olmasam Millî Eğitim Bakanlığını almak isterim” ve “ en mühim, en esaslı nokta eğitim meselesidir Eğitimdir ki bir milleti ya hür, müstakil, şanlı, yüksek bir cemiyet hâlinde yaşatır ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder” sözleri, onun eğitime verdiği önemi çok iyi açıklamaktadır

Zaferden sonra, 3 Mart 1924’te çıkartılan Tevhidi Tedrisat Kanunu ile ikili eğitim yerine, çağdaş bir toplumun bireylerini yetiştirecek tek bir eğitim sistemini kurmak üzere öğretim birleştirilmiştir Ardından medreseler ve dinsel eğitime ağırlık veren okullar kapatılmıştır Mustafa Kemal, 1924’te Samsun’da, “Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit (yol gösterici) ilimdir, fendir İlim ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalet (doğru yoldan çıkmak)tir” diyerek eğitimin temelinin sadece bilim olacağını belirtmiştir Yine 1924’te Muallimler Birliği Kongresi’nde, “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” sözleriyle eğitimde bağnazlığın yeri olmadığını vurgulamıştır

1926 yılında Maarif Teşkilatı hakkında kanun çıkartılmıştır Bu kanunla devletten izinsiz hiçbir okul açılamayacağı belirlenmiş, ilk ve orta öğretim esasları saptanmıştır

ATATÜRK döneminde eğitimin millî olmasına çok önem verilmiş; Türklerin tarih boyunca uygarlığa yaptığı hizmetler ortaya çıkarılarak millî duygunun güçlenmesi sağlanmıştır Eğitimde kız çocukların dışlanmamasına büyük özen gösterilmiş, kız-erkek tüm çocuklar bir arada, çağdaş eğitim görmeye başlamıştır Her yaştaki vatandaşımıza okuma yazma öğretilmesi amaçlanmış, bu nedenle millet mektepleri ve halk evleri açılmıştır Okullardaki ders saatleri yeniden düzenlenmiş, çok sayıda okul açılırken bu okulların ihtiyacı olan öğretim elemanlarını yetiştirmek için tedbirler alınmıştır ATATÜRK'ün "en büyük eserim" olarak adlandırdığı Cumhuriyet'i emanet ettiği gençlerin okuyacağı ders kitapları yeniden yazdırılmıştır Mesleki ve teknik öğretim yapacak kurumlar açılırken yüksek öğretim yapacak kurumlar büyük bir titizlikle düzenlenmiştir


Alıntı Yaparak Cevapla