|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hz. Muhammed (S.A.V)’İn İletişim İlkeleri
İnsan insana iletişimi öncelikli problem olarak ele alan Hz Muhammed, sadece inanan insanları değil; dini, dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, sosyal statü ve rolü farklı da olsa bütün insanları değerli görerek muhatap almış, kucaklamış; onlarla sağlıklı bir iletişim sürdürmüştür Hz Muhammed (sav), ilâhi mesajları, insanlar tarafından algılanabilir, duyu*lup hissedilebilir, okunup konuşulabilir ve yazılabilir hale çevirmiş; hayata döndürülebilir ve yaşanıp örnekleri çoğaltılabilir bir yapıya kavuşturmuştur Bir peygamber olarak Hz Muhammed (sav), gönderiliş gaye ve misyonunu, insanlarla kurduğu iyi diyalog ve iletişimle gerçekleştirmiş; bunun için hem, yaşadığı çağda geçerli olan çeşitli iletişim yöntemlerini kullanmış, hem de ferdin ve toplumun psikolojik özelliklerini dikkate alarak, mesajını en iyi ve etkili bir şekilde sunmaya gayret etmiştir
Hz Muhammed (S A V)’in İletişim İlkeleri
1-Mesajın kaynağı olarak Hz Muhammed (sav)’in kendini tanıtması: Bilindiği gibi Hz Peygamber, Mekke’de gâyet tabiî bir hayat sürmek*teydi Güvenilir bir kişiliğe sahip olması dışında, toplumca bilinen farklı bir yönü yoktu Bundan dolayıdır ki, peygamberliğini ilan ettiğinde, insanların: "O ihtar (Kur’ân, başka kimse kalmadı da), aramızdan ona mı indirildi?  " şeklindeki itirazlarıyla karşılaştı Muhataplarına "  Allah dileseydi ben onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapamamıştım), düşünmüyor musu*nuz?"demesi emredildi Onun kendisini tanıttığı bazı sözleri de şunlardır: "Ben sadece tebliğciyim, hidâyet edip doğru yola ileten Allah’tır "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim "Ben muallim olarak gönderildim ""Ben günde yüz defa Allah’a istiğfarda bulunurum "Bedir savaşında bazıları kendi nöbetlerini Ona ikram etmek isteyince onlara: "Ne siz benden daha güçlüsünüz ne de ben, sizin aldığınız sevaptan müstağniyim " demiş ve empatik bir tavırla, insanlarla kendisi arasında eşitlik duygusu yaratmaya dikkat etmiştir Hz Peygamber kendi özelliklerine dikkat çektiği gibi, çevresindeki insanların da kişisel özelliklerine dikkat etmiştir
2-Bireyin özelliklerini dikkate alması: Hz Peygamber, cemaate imam olmak gibi, kamu hizmetini yü*rütecek kişinin, Kur’ân’ı en iyi bilen ve en iyi okuyan biri olmasını istemiş*tir Kur’ân bilgisinde eşit olma durumunda ise, sünneti ve dini pratikleri en iyi bilip uygulayanın; eğer bunda da denk olurlarsa, önce hicret etmiş olanın; bunda da denk iseler, yaşça en büyüğün imam olması gibi, objektif kriterlere uyulmasını istemiş; ayrıca yetkili bir kişinin olduğu yerde, onun izni olmadıkça bir başkasının imamlığa geçmesinin hoş olmayacağım belirtmiştir Bu tavrıyla Hz Peygamberin büyüğe-küçüğe, mevki ve makama gere*ken ilgiyi gösterdiği sonucunu çıkarabiliriz
Hz Muhammed (sav), insan insana diyaloglarında da bireysel farklılıklara dikkat etmiştir Örneğin eşinin doğurduğu siyah çocuğun kendisinden olma*dığı iddiasıyla reddetmek isteyen bir bedevî ile aralarında şöyle bir diyalog geçmiştir: "Benim eşim siyah bir çocuk doğurdu Ben bu çocuğu reddetmek istiyorum " "Senin develerin var mı?" "Evet " "O develerin renkleri nasıldır?" "Kırmızıdır " "Bunların içinde beyazı siyaha çalan boz deve var mı?" "Evet, onların içinde boz renkli develer elbette vardır " "Öyleyse bu boz renklerin nereden geldiğini düşünüyorsun?" "Ya RasûlAllah bu soyunun damarıdır, ona çekmiştir " "Belki bu oğlan da eski bir soy köküne çekmiştir (yani ona benzemiştir) " Hz Muhammed (sav) burada, peygamberlik otoritesine dayanarak, "hayır, ben Allah’ın Elçisi olarak söylüyorum, bu senin çocuğundur" dememiş; bedevînin anlayacağı dilden, yaşadığı hayattan bir benzetme ile sevi*yesini dikkate alarak konuşmuş, muhatabın tecrübesinden de faydalanarak, ikna edici üslupla, âdeta sonucu bedevîye söylettiren bir yöntemle problemi çözmüştür
3-Toplumun özelliklerini dikkate alması: Hz Peygamberin farklı farklı muhatapları olmuştur Onlardan bazı*ları, kendisini görebilmekte, dinleyebilmekte, günlük hayatı Onunla paylaşıp, sürekli Onunla etkileşim içinde bulunabilmekteydi Bazıları ise, bu kadar canlı bir iletişim içinde bulunamazken, diğer bazıları da daha sonradan ina*nanlara katılmış veya sonradan gelmiş nesiller içinde bulunacaklardı Dola*yısıyla Hz Muhammed (sav), peygamberlik misyonu gereği toplumu oluşturan fertlerin bireysel özellikleri kadar, toplum psikolojisini de çeşitli iletişim yöntemlerini kullanırken göz önünde bulundurmuştur Örneğin O, yerken, içerken, giyinirken yaşadığı bölgenin şartlarına göre hareket etmiştir Yine O, konuşurken, hutbe irad ederken, kendisini dinleyen ilk muhataplarının yete*neklerini sürekli gözetmiş, örneklerini, muhataplarının yaşadığı ve iyi bildiği bir dünyadan seçmiştir Hayvanlardan deve, bitkilerden hurma Onun başlıca örneklerini teşkil etmiştir Onun çevresindeki insanların bir kısmını medenî*ler (şehirde yaşayan), bir kısmım bedeviler (çölde yaşayan) oluşturmuştur Bu sebeple Hz Muhammed (sav), bütün çağları ve bütün insanlığı kapsayacak mesajlarını iletirken, özellikle ilk mu*hataplarının akıl ve düşüncelerine, algı ve kabiliyetlerine göre iletişimde bulunmak gibi, oldukça zor bir sorumluluğun bilinci içinde hareket etmiştir
4-Her fırsatta insanlarla iletişim kurmaya çalışması: Hz Peygamber de, çevresindeki insanlarla canlı bir iletişim içinde ol*muş, yanına gelene iyi davranmış, gelmeyenleri de ziyaret ederek mesajını ulaştırmaya gayret etmiştir Onun panayırları dolaşması ve Taif’e gidişi de iletişim amaçlı olmuştur Ayrıca, misafirperverlik ve misafire ikramda bulunma, gelmeyene gitme, ilişkiyi kesmeme, hasta ziyaretinde bulunma, cenazelere katılma onun günlük işleri ve tavsiyeleri arasındadır
Yahudilerden Hz Peygamber’e hizmet eden bir çocuk vardı Hastalanınca onun ziyaretine gitti Baş ucuna oturdu ve bu esnada onun Müslüman olmasını arzuladığını bildirdi Çocuk yanı başındaki babasına bakınca, babası da Hz Peygamber’e uymasını istedi ve çocuk Müslüman oldu Genel yaklaşım ve tavsiyesi, "  senin vasıtanla Allah’ın bir tek kişiye hidâyet vermesi, senin için kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlıdır "8 şeklinde olan Hz Peygamber, bu çocuğun Müslüman olması üzerine sevinç ve memnuniyetini "Onu, benim vesilemle ateşten kurtaran Allah’a hamd olsun " sözleriyle dile getirmiştir
5-Empati kurarak karşısındaki kişileri etkilemesi: Allah, Elçisini "And olsun, içi*nizden size öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız Ona ağır gelir; size düşkün, müminlere şefkatli, merhametlidir "şeklinde tanıtmış, kendi*sine, "Ben de sizin gibi bir insanım "demesini emrettiği Elçisinin empatik tavrına dikkat çekmiştir Hz Peygamber de bir hadisinde inananların, birbir*lerini ve hissettikleri duygularını karşılıklı olarak anlamaya çalışmalarını isteyerek: "Nefsim kudretinde olan Allah’a and olsun ki, bir kul kendisi için istediğini komşusu veya kardeşi için istemedikçe tam iman etmiş olamaz " buyurmuştur
6-İnsan sevgisini öne çıkarması: "Sizden biri, bir başkasını sevdiğinde bu sevgisinden onu haberdar et*sin "buyuran Hz Peygamber, bir gün Muaz b Cebel’in elinden tutarak: "Ey Muaz, vAllahi ben seni severim Kıldığın namazların ardından, ’Allah’ım, Seni zikretmek, Sana şükretmek, Sana güzelce ibadet etmek üzere bana yar*dımcı ol,’ diye dua etmeyi sakın ihmal etmeyesin "diye öğütte bulunur Diğer bir sözünde de: "Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleye*yim mi? Aranızda selamı yayınız "buyurmuştur
7-İnsanların akıl ve duygularına hitap etmesi: Hz Peygamberin önemli bir iletişim ilkesi de insanların akıl ve duygu*larına hitap etmesidir Hz Muhammed (sav)’in iletişimde çevresindeki insanların akıl ve duygu*larına hitap ettiği görülmektedir Örneğin O, arkadaşlarından bazılarının, "Ey Allah’ın Elçisi! Zenginler sevapları alıp gittiler Bizim gibi namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar, hem de mallarının fazlasını bağış olarak veriyor*lar " demeleri üzerine, "Allah sizlere bağışlayacağınız bir şey vermedi mi zannediyorsunuz? Her tesbihe, her tahmide (‘elhamdülillah’ demek), her tehlile (‘lâilâhe illAllah’ demek), her iyiliği emretme*ye ve her kötülükten alıkoymaya da bağış sevabı vardır Hatta, birinizin eşiy*le ilişkiye girmesinde bile bağış sevabı vardır " buyurmuştu
|