|
Prof. Dr. Sinsi
|
Hz Muhammed'in Geniş Hayatı - Peygamber Efendimizin Geniş Hayatı
3- HAYBER'İN FETHİ (Muharrem 7 H /Mayıs 628 M )
a) Savaşın Sebebi
Hayber Medine'nin kuzey-doğusunda, Suriye yolu üzerinde, Medine'ye 170 km mesâfede büyük bir Yahûdî şehriydi Yedi kalesi vardı Hurmalıklarıyla meşhûr, münbit bir vâha'da kurulmuştu
Hayber, Müslümanlara karşı bir fesâd ocağı hâline gelmişti Daha önce Medine'den çıkarılmış olan Yahûdîler de oraya yerleşmişlerdi Müslümanlara karşı, müşrik bedevî Arabları harekete geçiren, Hendek Savaşını hazırlayan bunlardı Hendek Savaşında, Benî Kurayza Yahûdîlerine, düşmanla işbirliği yaptıranlar da bunlar olmuştu
Rasûlullah (s a s ) Hayber ahalisiyle barış yapmak istiyordu Hudeybiye'den döndükten sonra, Ravâha oğlu Abdullah'ı Hayber'e gönderdi Fakat Yahûdîler barış teklifini kabûl etmediler Onlar, komşuları Gatafan kabilesiyle birlikte Medine'yi basmak için hazırlanıyorlardı Hudeybiye Barış Anlaşması'nın, Müslümanların aleyhine görünen maddeleri,onlara Müslümanları kuvvetsiz göstermişti Münâfıklar da onları savaşa teşvik ediyorlardı
Gatafan kabîlesi, Müslümanlara karşı Yahûdîlerle birlikte hareket etmeyi kübûl etmişti Düşman hazırlığını tamamlamadan harekete geçmek gerekiyordu Rasûlullah (s a s ), ashâbına:
-"Cihâdı isteyenler bizimle gelsin" diyerek Hayber üzerine yürüneceğini ilan etti Hicretin 7'inci yılı Muharrem ayında 2000 atlı ve 1600 piyâde ile Medine'den çıktı Harekâtını düşmana sezdirmeden, üç günde Raci' Vâdisi'ne ulaştı (276) Burada ordugâhını kurdu Böylece Gatafan kabîlesinden, Yahûdîlere gelecek yardımın yolunu kesmiş oldu
b) Hayber'in Kuşatılması
Rasûlullah (s a s ) düşman üzerine gece vakti varırsa, hemen baskın yapmaz, sabahı beklerdi (277) Bu sebeple geceyi Raci'de geçirdi Sabah namazını kıldıktan sonra, Hayber üzerine yürüdü
Sabahleyin, kazma ve kürekleriyle işlerine gitmek üzere evlerinden çıkan Yahûdîler, karşılarında Müslüman ordusunu görünce şaşkınlıkla:
-Muhammed, vallâhi Muhammed ve askeri  diye bağrıştılar (278), geri dönüp kalelerine kapandılar
Hayber'de hepsi de gayet sağlam 7 kale vardı En kuvvetlisi ise Kamûs kalesiydi Hepsinde de bol miktarda silah ve yiyecek vardı Yahûdîler savaş için hazırlıklıydılar Bu yüzden Rasûlullah (s a s )'in sulh teklifini kabûl etmediler
c) Son Kale ve Fethin tamamlanması
Yirmi gün kadar devâm eden kuşatma ve savaş sonunda, bütün kaleler birer birer zaptedildi Sadece Kamûs kalesi kaldı Bu kalenin kumandanlığında, Arablarca bin cengâvere bedel sayılan meşhûr Yahûdî pehlivanı Merhab bulunuyordu Her gün sıra ile ashabın ileri gelenlerinin komutasında yapılan hücumlardan bir sonuç alınamamıştı Nihâyet Rasûlullah (s a s ) bir gün:
-Yarın sancağı bir kişiye vereceğim ki, Allah Hayber'in fethini O'nun eliyle müyesser kılacak O kişi Allah ve Rasûlünü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever, buyurdu Bu yüce şerefin kime nasib olacağı bilinmediğinden, herkes o gece ümitle sabahlamıştı Hz Ali'nin gözlerinde şiddetli bir ağrı vardı Bu yüzden hiç kimsenin hatırından O geçmiyordu Sabah olunca Hz Peygamber (s a s ):
-Ali nerede? Bana O'nu çağırın, buyurdu
-Yâ Rasûlallah, gözleri ağrıyor, dediler ve yederek huzuruna getirdiler
Rasûl-i Ekrem (s a s ) duâ edip üfledi Hz Ali'nin gözleri derhal iyileşti, sanki hiç ağrımamış gibi oldu Sonra sancağı O'na verdi (279)
Hz Ali, Yahûdîleri önce İslâm'a çağırdı; kabûl etmediler Sulh teklifine de yanaşmayıp, savaşa devâm ettiler
İlk önce Merhab kaleden çıktı Kahramanlık şiirleri söyleyerek meydan okudu Karşısına çıkacak er diledi O'na karşı bizzât Hz Ali çıktı, kahramanca dövüşerek bu güçlü Yahûdîyi yere serdi Merhab öldürülünce, Yahûdîler fazla dayanamadılar Ümitsizliğe düşüp kaleyi teslim ettiler Böylece Hayber feth edildi; Hz Ali de Hayber Fâtihi oldu Savaş sırasında Yahûdîlerden 93 kişi ölmüştü, Müslümanlar ise 15 şehit vermişlerdi
d) Hayber Arâzisi
Savaş sonunda Hayber arâzisi, Müslümanların eline geçti Ancak Yahûdîler, bu topraklarda yarıcı olarak çalışmak istediler; istekleri kabûl edildi Bu sebeple Rasûlullah (s a s ) her yıl mahsûl zamanı Ravâhaoğlu Abdullah'ı Hayber'e gönderirdi Abdullah da mahsûlü iki eşit kısma böler, yarısını Yahûdîlere bırakır, diğer yarısını da Medine'ye götürürdü
Yahûdîler, Hz Ömer'in hilâfeti zamanına kadar yerlerinde kaldılar Hz Ömer'in hilâfetinde, Arabistan dışına çıkarıldılar
e) Hz Peygamber (s a s )'i Zehirleme Teşebbüsü
Hz Peygamber (s a s ) fetihden sonra Hayber'de bir kaç gün daha kaldı Yahûdîler gördükleri insânî muâmeleye rağmen, hâince davranışlarından vazgeçmediler Rasûlullah (s a s)'e suikast yapmayı plânladılar
Yahûdî reislerinden Hâris kızı Zeynep, bir ziyâfet hazırladı Rasûlullah (s a s )'i de bazı arkadaşlarıyla birlikte yemeğe dâvet etti Fakat sofraya konulan koyun eti zehirliydi
Hz Peygamber (s a s ) durumu ilk lokmada anladı, çiğnediği parçayı ağzından çıkardı; ashâbına da yememelerini emretti Fakat, Berâ oğlu Bişr bir kaç lokma yemişti Rasulüllah (s a s ) bunu niçin yaptıklarını Yahûdîlere sorduğunda:
-Eğer yalancı isen, senden kurtuluruz, şayet hak peygamber isen, sana zarar vermez diye düşündük, diye, güya akıllıca bir cevap verdiler (280)
Zeynep de suçunu inkâr etmedi
-Babam, amcam, kocam ve kardeşlerim, hepsi savaşta öldüler İntikam için yaptım, dedi Rasûlullah (s a s ) şahsına karşı işlenen suçları affederdi Bu sebeple Zeynep'i cezâlandırmadı Ancak çok geçmeden zehirli etten yiyen Bişr ölünce, Zeynep de kısâs edilerek öldürülmüştür (281)
4- RASÛLÜLLAH (S A S )'IN HZ SAFİYYE İLE EVLENMESİ
Hayber esirleri arasında, Benî Nadîr reisi Ahtab oğlu Huyey'in kızı Safiyye de vardı Safiyye Hz Harun'un neslinden olup, annesi de Benî Kurayza reisinin kızıydı Hayber Yahûdîlerinin reisi Rabi' oğlu Kinâne ile evlenmişti Kocası savaşta ölmüş, kendisi esir düşmüştü Rasûl-i Ekrem (s a s ) O'nu Dihyetü'l-Kelbî'ye vermişti Ashâb bunu uygun bulmadılar:
-Hayber reisinin eşi Benî Kurayza ve Benî Nadîr'in en şerefli hanımının câriye olarak Dihye'ye verilmesi, Yahûdîler için son derece haysiyet kırıcı olur Bu sebeple Safiyye'yi ancak sizin nikâhlamanız uygun olur, dediler
Rasulüllah (s a s ) Dihye'ye başka bir câriye verdi Safiyye'yi azâd etti ve onunla evlendi (282) Böylece O'nun haysiyet ve şerefini korudu
5- FEDEK VE VÂDİ'L-KURÂ'NIN ALINMASI
Fedek, Medine'ye iki günlük mesâfede, akar suları ve hurmalıkları bol, zengin bir Yahûdî köyü idi Rasûlullah (s a s ), Hayber'in muhâsarası devam ederken, Fedeklileri, İslâm'a dâvet için bir elçi gönderdi Fedekliler, Müslümanlığı kabûl etmediler Topraklarımız sizin olsun, biz burada Hayberliler gibi, yarıcı olarak çalışalım, dediler İstekleri kabûl edildi
Vâdi'l-Kurâ ise, Hayber'le Medine arasında bir çok Yahûdî köyünün bulunduğu bir vâdi idi Buradaki Yahûdîler de çevredeki Arap kabîleleriyle anlaşarak, Müslümanlarla savaş için hazırlanıyorlardı Rasûlullah (s a s )
Hayberden dönerken buraya uğrayıp onları da İslâm'a dâvet etti, kabûl etmediler, Müslümanlara ok yağdırarak savaşı başlattılar Dört gün süren çarpışma sonrasında yenik düştüler Hayber gibi, elde edecekleri mahsûlün yarısı kendilerinin olmak üzere, yerlerinde bırakıldılar
Devâmlı Müslümanlara düşmanlık besleyen Yahûdîlerin işi böylece tamamlanmış oldu Müslümanlar Safer ayında Medine'ye döndüler
Ele Geçen Arâzi
Müslümanların, düşmandan (kâfirlerden) savaşarak aldıkları mallara "ganimet" denir Ganimet malların, beşte dördü savaşa katılan mücâhidlere paylaştırılır Beşte biri ise beytü'l-mâl'e (Devlet Hazinesine) bırakılır (283) Düşmandan (Kâfirlerden) savaşmadan barış ve anlaşma yolu ile elde edilen mallara ise "fey" adı verilir Fey'in tamamı beyt'ül mâl'e aittir (284) Rasûlullah (s a s ) hayatta iken, Beytü'l-mâle âit malların tasarrufu O'na âitti
Bu sebeple savaşsız ele geçen Fedek arazisinin tamamı ile Hayber ve Vâdi'l-Kurâ topraklarının beşte biri Rasûlullah (s a s )'ın emrine ayrıldı Beni Nadîr arâzisi de, daha önce böyle olmuştu (285) Hayber ve Vâdi'l-Kurâ'nın kalan arâzîsi, mücâhidlere verildi
6- HABEŞİSTAN GÖÇMENLERİNİN DÖNÜŞÜ
Habeşistan'a hicret etmiş bulunan Müslümanların 16 kişilik son kafilesi de, Hayber'in fethi sırasında döndü (286) Başlarında Hz Ali'nin kardeşi Câfer Tayyar vardı Rasûlullah (s a s ) son derece memnun oldu
-Hangisine sevineceğimi bilemiyorum, Hayber'in fethine mi, yoksa Câfer'in gelişine mi? buyurdu (287) Ganimetlerden onlara da hisse ayırdı (288)
7- KÂBE'Yİ ZİYARET (Umretü'l Kazâ)
(Zilkade 7 H /Mart 629 M )
"Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın"
(el-Bakara Sûresi, 196)
Hudeybiye anlaşmasına göre, Müslümanlar Kâbe'yi bir yıl sonra ziyâret edebileceklerdi Anlaşma gereğince üç günden fazla Mekke'de kalamayacaklardı Mekkeliler de bu esnâda, şehrin dışına çekileceklerdi
a) Bir Yıl Önce Edâ Edilemeyen Umre
Anlaşma'dan bir yıl sonra, Rasûlullah (s a s ), Hudeybiye'de bulunan Müslümanların, bir yıl önce edâ edemedikleri Umre'yi kazâ etmek üzere hazırlanmalarını emretti Hicretin 7'inci yılı zilkade ayında (Mart 629) Medine'den hareket edildi Hudeybiye'de bulunmayanlardan da katılanlar olduğu için, Kâbe'yi ziyârete gidenlerin sayısı 2000'i geçti
Müşrikler, Müslümanların geldiğini duyunca Mekke'yi boşalttılar Şehri çevreleyen yüksek tepelere kurdukları çadırlardan, Müslümanları merakla izlediler
Müslümanların Mekke'ye girişleri çok heyecanlı oldu Hz Peygamber (s a s ) devesi Kasva üzerinde ilerliyor, hep birden yüksek sesle, "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk   "(289) diye telbiye söylüyorlardı Uzaktan Kâbe görülünce "Allâhü Ekber, Allâhü Ekber, Lâilâhe illallâhü vallâhü ekber  "(290) diye tekbir getirmeğe başladılar Yıllardan beri hasretini çektikleri Kâbe, işte şimdi karşılarındaydı Özellikle muhâcirler, yedi yıllık bir ayrılıştan sonra doğup büyüdükleri kutsal beldeye girerken ayrı bir heyecân duyuyorlardı
Kâbe, usûlüne göre tavâf edildi, etrafı yedi defa dolaşıldı (291) Safâ ve Merve tepeleri arasında sa'y yapıldı (292)
Müşriklerin ileri gelenleri, Dâru'n-nedve önünde toplanmışlar, Müslümanları seyrediyorlardı Aralarında:
-Medine'nin humması bunları zayıf düşürmüş diye konuşuyorlardı
Rasûlullah (s a s )
Müslümanların zayıf ve güçsüz olmadıklarını göstermek istedi Sağ kolunu ihramın dışında tutup bâzûsunu şişirdi Tavafın ilk üç şavtını kısa adımlarla koşarak yaptı Ashâbına da böyle yapmalarını emretti (293) "Bu gün kendini onlara kuvvetli gösterene Allah rahmet etsin" buyurdu
Ertesi gün peygamber (s a s ) Efendimiz Kâbe'ye girdi Öğle vaktine kadar orada kaldı Kâbe hâlâ putlarla doluydu Habeşli Bilal, Kâbe'nin damına çıkarak öğle ezanını okudu Mekke ufukları "Allahü Ekber" sedâlarıyla çınladı Rasûlullah (s a s )'ın arkasında, cemâatle namazlarını kıldılar
Daha sonra Müslümanlar tıraş olarak ihramdan çıktılar Bir sene önce eda edemedikleri umreyi kazâ etmiş oldular Rasûlullah (s a s )'in rüyâsı ve ashabına müjdesi de böylece gerçekleşmiş oldu Bu sebeple, Hicretten sonra, müslümanların bu ilk Kâbe ziyâretine "Umretü'l-Kazâ (Kazâ Umresi) adı verilmiştir
b) Kazâ Umresi'nin Mekkeliler Üzerindeki Tesirleri
Müslümanlar, Hudeybiye Anlaşması uyarınca üç gün Mekke'de kaldıktan sonra, Medine'ye döndüler Bu esnâda, müşrikler, uzaktan uzağa Müslümanların bütün hallerini, davranışlarını merakla ve dikkatle izlediler Son derece kibâr ve nâzik,huzûr ve sükûn içinde kardeşçe geçinen insanlar olduklarını gördüler Ne içki içip sarhoş olan, ne başkasına saygısız davranan var Hepsi edepli, tertemiz, üstün ahlâklı insanlar Topluca ibâdet ediyorlar, oturup sohbet ediyorlar, birbirlerini sevip sayıyorlar, kimseye kötülük etmiyorlar, dâima Allah'a itâat içinde bulunuyorlar Evet, bunlar ne iyi insanlar
Müslümanların üstün meziyetleri, örnek davranış ve yaşayışları, Mekkeliler üzerinde büyük tesirler meydana getirdi Müslümanlık hakkındaki düşünceleri değişmeye başladı İçlerinde Müslüman olma arzusu belirenler bile oldu Kureyş'in ileri gelenlerinden Velîd oğlu Hâlid, Âs oğlu Amr,Talha oğlu Osman bunlardandı
|