Yalnız Mesajı Göster

Hz Muhammed'in Geniş Hayatı - Peygamber Efendimizin Geniş Hayatı

Eski 09-08-2012   #21
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Hz Muhammed'in Geniş Hayatı - Peygamber Efendimizin Geniş Hayatı



HİCRETİN ONBİRİNCİ YILI OLAYLARI

1- MÜSLÜMANLIĞIN ARABİSTANDA YAYILMASI VE DİNİN TAMAMLANMASI

"Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi (Kur'ân) ve Hak Din İslâm ile gönderen O'dur Şâhit olarak Allah yeter"

(el-Fetih Sûresi, 28)

Müslümanlık Mekke'de doğdu, Medine'de gelişti Hudeybiye Barış Anlaşmasından sonra, Medine dışında yayılmağa başladı Mekke'nin fethinden sonra, her taraftan Arap kabîleleri fevc fevc Medine'ye gelip Müslümanlığı kabûl etliler Kısa zamanda, Allah'ın yardımıyla Arabistan baştan başa Müslüman oldu Sayıları çok az Mûsevî ve Hıristiyandan başka yarımadada Müslüman olmayan kabîle kalmadı Her tarafta ezan sesi, "Allâh'u ekber" sadâsı yükseldi Bu başarı şüphesiz Allah'ın yardımının bir sonucuydu Kur'ân-ı Kerîm bunu şöyle anlatıyor:

"Ey Muhammed, Allah'ın yardımı ve fetih günü gelip, insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini görünce, hemen Rabbını hamd ile tesbîh et Şüphesiz O, tevbeleri kabûl edendir" (en-Nasr Sûresi, 1-3)

İslâm'ın zaferinin ve tamamlanmasının yaklaştığını bildiren bu sûre, Kur'ân-ı Kerîm'in bütün olarak inen son sûresidir(426) Mekke'nin fethinden önce inmiştir

Dinin tamamlanması, Hz Peygamber (sas)'in görevinin bitmesi demekti Bu sebeple Rasûlüllah (sas) bu sûre inince, "bana vefâtım haber verildi" buyurmuştur(427)

Vedâ Haccında, arafe günü Arafat'da, dinin kemâle erdiğini bildiren "son ahkâm âyeti"(428) vahyedilmiş; ertesi gün Mina'da son âyet(429) inmiş, Kur'ân-ı Kerîm tamamlanmıştı Bütün bunlar, aziz Peygamberimiz Hz Muhammed (sas)'in vefâtının yaklaştığını gösteriyordu Nitekim, Vedâ Hutbesinde, "belki burada sizinle ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım," (430) buyurarak ashâbıyla vadâlaşmıştı

2- RASÛLULLLAH (SAS)'IN HASTALANMASI VE İRTİHÂLİ

"Ya Muhammed, şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler"

(ez-Zümer Sûresi, 30)

Vedâ Haccından döndükten sonra, Hz Peygamber (sas) Uhud şehidlerini ziyâret edip cenâze namazlarını kıldı Bunlar, cenâze namazları kılınmadan defnedilmişlerdi(431) Hastalanmasından bir gün önce de, Medine'nin "Cennetü'l-Bâkî" denilen kabristanını ziyâret etmiş, burada defnedilmiş olan müslümanlar için duâ etmişti Sevgili Peygamberimiz (sas), böylece ümmetinden hayatta olanlarla vedâlaştığı gibi, sanki ölenleriyle de vedâlaşmıştı

Hastalığı esnâsında, kızı Hz Fâtıma'ya gizli bir şey söylemiş, Hz Fâtıma ağlamıştı Daha sonra kulağına tekrar birşey daha söyleyince gülmüştü Hz Fâtıma bunun sebebini, Rasûlüllah (sas)in vefâtından sonra şöyle açıkladı Rasûl-i Ekrem(sas):

-Kızım, her yıl Ramazan ayında Cibrîl, Kur'an-ı Kerîm'i (o zamana kadar inmiş olan kısmını) benimle bir kere mukabele ederdi Bu yıl iki defa mukabele etti Sanıyorum, ecelim yaklaştı, buyurdu Bunu duyunca ağladım Sonra, ev halkı içinden kendisine ilk olarak benim ulaşacağımı söyledi O zaman da güldüm(432)

Gerçekten Hz Fâtıma, Rasûlüllah (sas)dan 6 ay sonra vefât etti(433) Ehl-i Beyti'nden Rasûlüllah (sas)'e ilk kavuşan O oldu

Rasûlüllah (sas) Bâkî kabristanından döndüğü gece (19 Safer Çarşamba günü) hastalandı Hastalığı 13 gün sürdü 1 Rabiülevvel Pazartesi günü öğleden sonra vefât etti

Hastalığının ilk beş gününü hanımlarının nöbetinde geçirdi Gün geçtikce ağırlaşıyor, gücü azalıyordu Bu yüzden, her gün ayrı bir yere gitmeyip Hz Aişe'nin odasında kalmayı arzu ediyor, fakat eşlerinden hiç birinin gönlünü kırmamak için bu isteğini açıkça söylemiyor, bugün kimin nöbetindeyim, yarın nerede olacağım? diye soruyordu Eşleri istediği yerde kalmasına izin verdiler

Amcası Abbâs ile Hz Ali'nin kolları arasında Hz Âişe'nin odasına geldi Güçsüzlükten ayakları yerde sürükleniyordu Hastalığının son sekiz günü burada geçti Rasûlüllah (sas)burada vefât etti(434) Hastalığı süresince amcası Abbâs ile Hz Ali ve bütün hanımları yanından ayrılmadılar Gerektikçe hizmetinde bulundular

Rasûl-i Ekrem (sas)'in hastalığı humma idi Zaman zaman bayıldığı oluyordu Ateşin ve ızdırâbın şiddetinden yüzündeki örtüyü atıyor, vücûdunun hararetini soğuk su ile hafifletiyordu

Vefâtından beş gün önce, Perşembe sabahı Rasûlüllah (sas)'in hastalığı ağırlaştı

-Bana yazı yazacak birşey getirin; sapıklığa düşmemeniz için size vasiyyetimi yazdırayım, buyurdu Yanında bulunanlardan bir kısmı, "şu anda Rasûlüllah (sas) ağır hasta; yanımızda Allah'ın kitabı var, O bize yeter Sonra yazılsın"; bazıları ise "hayır, şimdi yazılsın" diye tartışmaya başladılar Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sas):

-Hiçbir peygamberin yanında tartışılması yakışık almaz Benim bulunduğum şu (murakabe) hâli, sizin beni meşgul etmek istediğiniz şeyden hayırlıdır Beni kendi halime bırakın, buyurdu Daha sonra, vefâtı esnâsında üç şey vasiyyet etti 1) Müşrikleri Arabistan'dan çıkarınız 2) Gelecek elçilere, benim yaptığım gibi, ikramda bulununuz Olayı anlatan İbn Abbas, "üçüncüsünü unuttum" demiştir(435)

a) Son Hutbesi

Aynı gün Rasûlüllah (sas), yedi kırba soğuk su getirilip vucûduna dökülmesini emretti Belki böylece hafifler, halka vasiyyet edebilirim, buyurdu Bir leğenin içinde, eliyle "artık yetişir" diye işâret edinceye kadar vücûduna soğuk su döktüler(436) Rasûlüllah (sas), Hz Ali ve Abbâs'ın oğlu Fazl'ın kolları arasında Mescid'e çıktı Minbere oturdu Başında boz renkli bir sargı vardı Allah'a hamd ve senâ ettikten sonra:

-Ey Nâs! Her kimin arkasına bir kamçı vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun Kimin bende alacağı varsa, işte malım, gelsin alsın Benim yanımda en sevgiliniz, üzerimde hakkı varsa, onu burada (dünyada) isteyen veya helâl edendir Böylece Rabbıma yüz akıyla kavuşurum, buyurdu Sonra öğle namazını kıldırdı Namazdan sonra tekrar minberde göründü Aynı sözleri tekrarladı Cemaatten biri, üç dirhem alacaklı olduğunu söyledi Bu zât, Rasûl-i Ekrem (sas) adına bir fakire sadaka vermişti Rasûlüllah (sas) borcunu hemen ödedi Sonra şöyle buyurdu:

-Ey Nâs! Kimin üzerinde başkasına âit bir hak varsa, ayıplanmaktan çekinmesin, sâhibine ödesin Burada ayıplanmak, âhirette mahcûb olmaktan hayırlıdır(437)

Allah bir kulunu, dünya hayâtı ile kendi nezdindeki âhiret saâdetini seçmekte serbest bıraktı O kul, âhiret saâdetini seçti, buyurunca Hz Ebû Bekir ağlamaya başladı Rasûlüllah (sas):

-Ey Ebû Bekir, ağlama! Samimî arkadaşlığı ve mâlî fedakârlığı ile bana en çok yardım eden Ebû Bekir'dir Eğer ümmetimden birini dost edinseydim, şüphesiz bu Ebû Bekir olurdu Fakat İslâm kardeşliği, şahsî dostluktan üstündür Ebû Bekir'inkinden başka, diğer evlerin Mescid'e açılan kapılarını kapatınız, buyurdu(438) Sözlerine devâmla:

-Ashâbım! Peygamberinizin irtihâlini düşünüp telaş ettiğinizi işittim Hangi peygamber, ümmeti arasında ebedi kalmıştır? Biliniz ki ben de, Rabbıma kavuşacağım ve buna hepinizden daha çok lâyığım Yine biliniz ki, siz de bana kavuşacaksınız Buluşacağımız yer, Kevser havuzunun kenarıdır Benimle orada buluşmak isteyenler, ellerini, dillerini günahtan çeksinler (439)

-Ey Nâs! Zeyd'in oğlu Usâme'nin komutanlığı konusunda bazı şeyler söylendiğini duydum Daha önce, babası Zeyd için de böyle şeyler söylenmişti Allah'a yemin ederim ki, Zeyd komutanlığa lâyıktı, kendisini çok severdim Babası gibi Üsâme de komutanlığa lâyıktır, O'nu da çok severim, itaat ediniz, buyurdu(440) Sonra odasına döndü

b) Hz Ebû Bekir'i İmâmlığa Vekil Etmesi

Hastalığın ilk günlerinde, ateşine ve ızdırabına rağmen, namaz vakitlerinde Mescid'e çıkıp namazı kıldırıyordu Daha sonra hastalığı ağırlaşınca Mescide çıkamaz oldu İmamlık yapmak için, yerine Ebû Bekir'i vekîl yaptı

Vefâtından önceki Perşembe günü, yatsı vakti olmuş, ezan okunmuştu Rasûlüllah (sas), namazın kılınıp kılınmadığını sordu "Sizi bekliyorlar" dediler Hafiflemek için hemen yıkandı Fakat ayağa kalkamadı, bayıldı Ayılınca yine sordu Tekrâr yıkandı, fakat yine bayıldı Böylece üç kere yıkanıp hazırlandı Fakat her seferinde bayıldı Cemaat ise Mescidde bekliyordu, kendine gelince:

-Ebû Bekir'e söyleyin, namazı kıldırsın, buyurdu

Hz Âişe, Rasûlüllah (sas)'ın yerine kim geçerse geçsin, halk tarafından sevilmez, uğursuz sayılır, diye düşünüyordu Bu sebeple:

-Ey Allah'ın Rasûlü, Ebû Bekir yufka yüreklidir, makamınızda namaz kıldıramaz Ağlamasından dolayı sesini kimse işitemez, başkasını vekil etseniz dedi Fakat Peygamber (sas) ilk emrini tekrârladı

-Ebû Bekir'e söyleyin, namazı o kıldırsın,(441) buyurdu Böylece Perşembe günü yatsı namazından Rasûlüllah (sas) vefât edinceye kadar ki 17 vakit namazı Hz Ebû Bekir kıldırdı Perşembe günü akşam namazı, ashâbın Rasûlüllah (sas)'ın arkasından kıldığı son namaz oldu(442)

c) Son Tavsiyeleri

Rasûlüllah (sas)bazen ateşi düşüyor, hastalığı hafifliyordu Hz Ebû Bekir'i vekil yaptıktan sonra, bir namaz vakti kendinde iyilik hissetti Hz Ali ile Abbâs'ın oğlu Fazl'ın kollarında, ayaklarını sürüyerek Mescid'e çıktı Rasûlüllah (sas)'ın çıkabileceği bilinmediğinden namaza durulmuştu Hz Ebû Bekir, imâmlıktan çekilmek istedi Rasûlüllah (sas)yerinde durmasını işâret etti Ebû Bekir'in yanına oturup namazını kıldı(443) Namazdan sonra, minberin alt basamağına oturdu Allah'a hamd ve sena ettikten sonra:

Ey Muhâcirler! Size ensâr hakkında, hayırlı olmanızı vasiyyet ediyorum Onlar benim has cemâatim ve en samîmî dostlarımdır Vaktiyle onlar sizi evlerinde misâfir ettiler Her konuda sizi kendilerine tercih ettiler Halk Medine'de günden güne çoğalıyor, ensar ise gittikçe azalıyor, yemekteki tuz kadar kalıyor Sizden biri işbaşına geçer de, başkalarına fayda ve zarar verebilecek yetkilere sâhip olursa, ensâr'ın iyiliklerini alsın, kusurlarını bağışlasın(ı)

Ashâbım! İlk muhâcirlere de saygılı olmanızı vasiyyet ediyorum Bütün muhâcirler de birbirlerine hayırlı ve saygılı olsunlar Her iş, Allah'ın irâdesi ve ancak O'nun izniyle meydana gelir Onun irâdesi olmadan hiç bir şey olmaz Allah'ın irâdesine karşı koymak isteyenler, sonunda mağlûb olurlar Allah'ı aldatacaklarını sananlar, kendileri aldanırlar, buyurdu(445) Sonra odasına döndü Rasûlüllah (sas)'ın minberden son hutbesi bu oldu

d) İrtihâli

Ölüm gecesi ateşi düşmüş, sabaha karşı rahatlamıştı(446) Pazartesi sabahı, odanın Mescid'e açılan kapı perdesini açtı Ashab-ı Kirâm, saf saf, Hz Ebû Bekir'in arkasında sabah namazını kılıyorlardı Onların bu hâline sevindi, tebessüm ederek seyretti Hz Ebû Bekir, Rasûlüllah (sas)'ın namaza çıktığını sanarak, ilk safa çekilmek istedi Ashâb, Hz Peygamber (sas)'i ayağa kalkmış görünce sevinçlerinden namazlarını bozayazdılar Rasûl-i Ekrem (sas) Efendimiz mübârek eliyle, namazı tamamlamalarını işâret buyurdu Sonra perdeyi kapatıp odasına çekildi(447) Ashâb-ı Kirâmın, Rasûlüllah (sas) 'in mübârek yüzünü son görüşleri bu oldu

Benzi kansız, yüzü bembeyazdı Öğleye doğru tekrar ağırlaştı Sık sık bayılmalar başladı sevgili kızı Hz Fâtıma, başucunda:

-Vay babamın ızdırâbına, diyerek çâresizlik içinde ağlıyordu Rasûl-i Ekrem (sas) Efendimiz:

-Üzülme kızım, bu günden sonra baban, hiç ızdırâp çekmeyecek, diye O'nu teselli etti(448) Izdırâbı çoktu, fakat hâlinden şikâyet etmiyordu Ara sıra ellerini yanındaki su kabına batırıp yüzünü ıslatıyordu

-Lâilâhe illâllâh Ölümün de şiddetleri var Allâh'ım, ölüm sıkıntılarına dayanmak için bana yardım et Beni bağışla Bana merhamet et, diye duâ ediyordu Sonra elini kaldırdı, üç defa:

-"Allah'ım, beni Rafîk-i A'lâ'ya (en yüce dosta) ulaştır" dedi Başı, eşi Hz Aişe'nin kucağındaydı Bu duâ ile, Rasûl-i Ekrem (sas) Efendimizin mübârek eli düştü(449/1) Hz Âişe Yüce Peygamber (sas)'in başını şefkatle kaldırıp yastığına koydu Pazartesi günü öğleden sonra âlemlere rahmet olan Sevgili Peygamberimiz (sas)'in aziz rûhu uçmuş, Rabbına kavuşmuştu (1 Rebiül-evvel 11 H/27 Mayıs 632 M)(449/2)

(425) Müslim, 2/890 (Hadis No: 1218); Ebû Dâvûd, 1/442 (Hadis No: 1905); İbn Hişâm, 4/250-253; Tecrid Tercemesi, 10/431-434

(426) Müslim, 4/2318 (Hadis No: 3024)

(427) Hak Dini Kur'ân Dili, 8/6234

(428) el-Mâide Sûresi, 3

(429) el-Bakara Sûresi, 281

(430) el-Buhârî, 2/64; Tecrid Tercemesi, 4/655 (Hadis No: 661); İbn Hişâm, 4/250

(431) el-Buhârî, 2/93

(432) Bkz el–Buhârî, 4/ 183, 5/138, 6/101; Tecrid Tercemesi, 11/6 (Hadis No: 1661) ve 11/267 (Hadis No: 1767); Riyâzü's-Sâlihîn 2/101 (Hadis No:690)

(433) Bkz el-Buhârî, 4/42

(434) el-Buhârî, 2/106 ve 5/139-140; Tecrid Tercemesi, 4/762 (Hadis No :683 ve 11/15)

(435) el-Buhârî, 1/36-37 ve 4/31 ve 5/137; Tecrid Tercemesi, 1/91 (Hadis No: 94) ve 8/476 (Hadis No: 1275)

(436) el-Buhârî, 1/57 ve 5/140; Tecrid Tercemesi, 1/138 (Hadis No: 149) ve 11/16

(437) İbnü'l-Esîr, el-Kâmil 3/319- 320; Târih-i Din-i İslâm, 3/556-557

(438) el-Buhârî, 1/119-120; ve 4/191 ve 4/254; Tecrid Tercemesi, 2/339-343 (Hadis No: 292-293) ve 11/ 19-20

(439) Tecrid Tercemesi, 11/18; Mevâhib-i Ledünniyye Tercemesi, 2/434

(440) el-Buhârî, 4/213 ve 5/145; Rasûlüllah (sas), Şam tarafına gönderilmek üzere bir ordu hazırlamış, hastalanmasından bir gün önce komutanlığı Üsâme'ye vermişti Orduda ilk muhâcirler ve ensârdan ileri gelen kimseler vardı Üsâme ise henüz 20-27 yaşlarında bir gençti Bu yüzden bazı dedi-kodu yapanlar olmuştu Rasûlüllah (sas)'ın hastalığı ve vefâtı sebebiyle ordunun hareketi bir-kaç gün gecikti

(441) el-Buhârî, 1/165 ve 169; Tecrid Tercemesi, 2/510-536 (Hadis No: 387,394,397)

(442) Bkz el-Buhârî, 5/137; Tecrid Tercemesi, 11/14

(443) el-Buhârî, 5/162; Tecrid Tercemesi, 2/510-519 (Hadis No: 387); Bu namazda cemâatin Hz Ebû Bekîr'e, Ebû Bekir'in de Rasûlüllah (sas)'e uyduğu da rivâyet edilmektedir (bkz el-Buhârî, 1/162)

(444) el-Buhârî, 1/223 ve 4/226-267; Tecrid Tercemesi, 3/116 (Hadis No: 503) ve 11/18; İbn Hişâm, 4/300

(445) Tecrid Tercemesi, 11/18; Mevâhib-i Ledünniyye tercemesi, 2/434

(446) Bkz el- Buhârî, 5/141; Tecrid Tercemesi, 11/22-24 (Hadis No: 1667)

(447) el-Buhârî, 1/165-166 ve 5/141; Tecrid Tercemesi, 2/528 (Hadis No: 395) ve 11/24

(448) el-Buhârî, 5/144; Tecrid Tercemesi, 11/27 (Hadis No: 1669)

(449/1) el-Buhârî, 5/139-144; Tecrid Tercemesi, 11/10-30 (Hadis No: 1663, 1665, 1668)

(449/2) BkzTecrid Tercemesi, 9/298 (Hadis No: 1442)

Alıntı Yaparak Cevapla