Yalnız Mesajı Göster

Hz. Muhammed Mescid-İ Nebevi

Eski 09-08-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Hz. Muhammed Mescid-İ Nebevi



Hz Muhammed Mescid-i Nebevi
Hz Muhammed Mescid-i Nebevi

Hz Muhammed






Mescid-i Nebevi
"Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram haricinde diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat hayırlıdır"

Muhammed (sav), Mekke’nin soylu Haşimoğulları ailesinden gelir 571 yılında Mekke’de doğmuştur Annesinin adı Amine, babasının adı Abdullah’ tır Hz Muhammed daha doğmadan babası öldü Yetiştirilmesini dedesi AbdülmuttalipEbu Talip ona çok iyi baktı Hz Muhammed’in anlattığına göre yengesi de kendisine çok iyi davrandı; çocukları aç olsalar bile önce onu doyurdu Hz Muhammed “O, benim annem gibiydi” der üzerine aldı ve torununa o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını verdi Mekke önde gelenlerinin çocukları, saf çöl arapçası ve törelerini öğrenmeleri için genellikle dışarıdan tutulan sütannelerle yetiştirildiklerinden, Muhammed de aynı amaçla o sıralarda Mekke’ de bulunan Beni Sa’d kabilesinden Halime adlı bir kadına teslim edildi Muhammed’i ondan önce Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe emzirmişti Muhammed, beş yaşına kadar Halime’nin yanında kaldıktan sonra annesine döndü Yakınlarının ve kocasının mezarlarını ziyaret etmek üzere Medine’ye giden annesi, Muhammed’i de yanında götürdü; ancak dönüşte yolda öldü Cariyeleri Ümmü Eymen Muhammed’i Mekke’ye getirip dedesi Abdülmuttalip’e teslim etti Dedesi, yetiştirmesi için onu, oğlu Ebu Talip’e bıraktı
Muhammed, dokuz yaşındayken amcası, ticaret yapmak için gittiği Suriye’ye onu da götürdü İslam kaynaklarında, konakladıkları Busra kasabasında bir rahibin, O’nun peygamber olacağını haber verdiği rivayetleri yer alır Muhammed on yedi yaşındayken de amcası Zübeyr ile Yemen’e gitti Bu geziler, bilgi ve görgüsünü artırmasının yanı sıra ruhsal yapısının gelişmesinde de etkin rol oynadı Bu arada da amcaları ile birlikte Kureyş ve Kays kabileleri arasındaki Ficar Savaşı’na katıldı Ticaretle olan ilgisi Hatice ile tanışmasına neden oldu ve onun sermayesi ile ticarete başladı Suriye’ye yaptığı ilk seferde çok kazanç elde etti Dürüstlüğü ile Hatice üzerinde iyi bir izlenim bıraktı ve sonunda onunla evlendi Evlendiklerinde Muhammed 25, Hatice ise 40 yaşındaydı Muhammed çevresinden gelen dinsel görüş ve uygulamalarla ilgilenmedi Kendisi, aynı dönemde herhangi bir puta tapmamakla birlikte, başkalarının tapınmalarına da karşı çıkmadı Onun bu dönemdeki tutumu Kuran’da “oysa, vahiyden önce, kitap nedir, iman nedir sen bilmezdin” (XLII, 52) ve “Tanrı seni yorulmuş halde buldu ve doğru yola yönlendirdi” (XCIII, 7) ifadeleriyle açıkça gösterilir Bununla birlikte, gerek kendi ülkesinde, gerekse gezip gördüğü ülkelerdeki toplumlarda dinsel inanç ve ahlak bakımından gözüne çarpan büyük çöküntü, sapkınlık ve bozulmalar, yaradılışı dolayısıyla kendisini topluma yabancı kabul etmeyen ve onun her türlü derdini dert, sorununu sorun edinen Muhammed üzerinde çok derin izler bıraktı ve onu bu konularda uzun uzun düşünmeye sürükledi Nitekim, peygamber olmadan önce bu sorunlara çare bulmak amacıyla toplumdan uzaklaşıp Mekke’nin yaklaşık 6 km kuzeyinde bulunan Hira dağındaki bir mağaraya çekilmeyi ve ramazan ayını burada geçirmeyi adet edindi Bu mağaraya kaç yıl gidip geldiği bilinmemektedir 40 yaşındayken 610 yılında, büyük bir olasılıkla ramazan ayının 26’sını 27’sine bağlayan gece (Kadir gecesi), kendi toplumunun puta taparlığı ile hristiyanlık ve musevilik gibi, tek tanrıcı dinlerin de sapkınlıklara uğradığını saptayıp bunlara ne gibi bir çare bulunabileceğini düşünürken, olağanüstü bir ruhsal duruma ulaştığı sırada Cebrail adlı melek geldi ve Hz Muhammed’e “oku!” dedi O da, “okumasını bilmem, ne okuyayım?” dedi Bunun üzerine Cebrail, Hz Muhammed’i sıkarak, yine “oku!” dedi Hz Muhammed tekrar okuması olmadığını söyleyince, Cebrail onu sararak aynı şekilde sıktı ve geri salarak “oku!” dedi Hz Muhammed’den aynı cevabı alınca: “Ey Muhammed! İnsanı bir kan damlasından yaratan Rabbinin adıyla oku! Oku! İnsana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir” Cebrail bunları söyledikten sonra gitti Hz Muhammed, dehşet içinde uyandı Sanki kalbine bir kitap işlenmişti
Bu şekilde Hz Muhammed’e ilk vahiy gelmiş, peygamberlikle görevlendirilmişti Cebrail’in getirdiği bu ilk ayetlerin ilahi tesirinde, dehşet ve hayrete düşmüş olan Hz Muhammed, hemen evine dönmek üzere yerinden kalktı Vücudunu korku ve heyecan kaplamıştı Öyle bir havaya bürünmüştü ki, bir an için: “Acaba cinler mi çarptı, acaba şair mi oluyorum?” diye aklından geçirdi O anda Cebrail: “Ey Muhammed, sen Allah’ın Resulüsün!” dedi Hz Muhammed mağaradan çıkmış, hafif adımlar atıyordu Her adım atışında, binlerce ses: “Ey Muhammed selam olsun! Ya Resulullah, sana selam olsun!” diyordu Her defasında geriye dönüyor, taş ve ağaçlardan başka bir şey göremiyordu Dağın ortasında yine Cebrail göründü Ufuk ile sema arasını kaplamıştı Hz Muhammed, olduğu yerde durdu; ne bir adım ileriye ne de geriye atabiliyordu Cebrail’in heybetine dalmıştı Cebrail konuştu: “Sana selam olsun ey Muhammed! Sen Allah’ın Resulüsün! O’nun peygamberisin!” Cebrail bu sözleri söyledikten sonra kayboldu Hz Muhammed, hala olduğu yerde duruyordu Ona peygamberlik verilmişti Allah onu kendi Peygamberi, Resulü yani insanlara elçi olarak seçmişti Yoğun bir ruhsal gerilimin ardından, kesin olarak inandığı bu gerçeği yakınlarına duyurmaya başladı Gelen bu ilk vahiy üzerine, peygamberliğini ilk olarak Hatice’ye bildirdi Hatice de durumu akrabası Varaka’ya açtı Bir süre vahiy kesildi Çok geçmeden, onu doğrudan doğruya göreve çağıran “Kalk, insanlara tuttukları yolun kötü olduğunu bildir, Rabbini ulu tanı ve yüce tut Üstünü dünya kir ve pasından temizle, putları terk et!” ayeti (LXXIV, 1-5) indi
Hz Muhammed’inİislam dinine çağrısına ilk uyan, eşi Hatice oldu Onu amcası Talip’in oğlu Ali, azatlı kölelerden Zeyd bin Harise ve Ebu Bekir izledi Bir süre yine vahiy kesildikten sonra on bir ayetten oluşan Duha suresi (XCIII) indi Bu surede, Tanrı’nın Hz Peygamber’i yalnız bırakmadığı, yetimken barındırdığı, bu nedenle yoksullara yardım edilmesi ve iyi davranılması gerektiği üzerinde duruldu Bu dönemde islam dinini kabul edenlerin büyük bir çoğunluğu üst düzeyden, mal ve canlarını vermekten çekinmeyen kişiler oldukları halde, dinlerini gizlemek zorunda kaldılar Belli bir süre sonra Hz Peygamber önce akrabalarını, ardından Safa tepesine çıkarak tüm Mekke halkını açıktan açığa müslüman olmaya çağırdı İlk müslümanlar çok ağır hakaret ve işkencelere katlanmak zorunda kaldılar
Hz Muhammed’in halkı müslüman olmaya çağrısı, bulundukları mevki ve ellerindeki güçleri yitirebilecekleri kaygısıyla müşrikleri tedirgin etti Kabe’den putların kaldırılmasının, ticareti engelleyeceği ve birtakım alışkanlıklara son verileceği için büyük tepki ile karşılandı Bir bölük müslüman, kendilerine yapılan işkenceler artınca Habeşistan’a (Etyopya) göç etmek zorunda kaldı İki dalga halinde göç edenler, bir süre sonra Hz Peygamber’in Mekkeli müşriklerle anlaştığı yolunda aldıkları bir haber üzerine geri döndülerse de Mekke’ye geldiklerinde bunun doğru olmadığını öğrenince yeniden gittiler Bu arada Ömer ve Hamza’nın müslümanlığı kabul etmeleri müslümanların moral ve cesaretlerini artırdı; Kabe’de açıkça namaz kıldılar Hz Muhammed’in, amcası Ebu Leheb dışındaki akrabalarından yardım görmesi ve Mekke önde gelenlerinden bazılarının müslüman olmaları, müşriklerin tepkilerini daha da artırdı Hz Peygamber, eşi Hatice ve amcası Ebu Talip’in ölmeleri üzerine Mekkeliler’in müslüman olmaları konusunda ümitsizliğe kapılarak Taif’e yerleşmek istedi Ancak burada tepki daha da büyük oldu ve Hz Muhammed geri dönmek zorunda kaldı Tüm bu olaylara karşın, peygamberliğine olan inancı, düşüncelerini sürekli yaymasını sağladı Bu inancından cesaret alarak din alanındaki çalışmalarını Mekke dışına taşımaya yöneldi Hac mevsiminde Mekke’ye gelen Medineliler ile anlaştı Medineliler, dinsel bir vaizden çok, kabile savaşlarında kendilerine önderlik edecek birini arıyorlardı Hz Peygamber’de bu iki niteliğin de bulunduğu, Hicret’ten (622) sonra anlaşılacaktı

Hz Muhammed, Medine’ye gitmeden bir süre önce, Miraç olayı meydana geldi: Kuran’da ve hadislerde verilen bilgilere göre bu gecede, Hz Peygamber, Cebrail’in eşliğinde, önce Mescid-i Aksa’ya gitti Orada, Hz İbrahim, Hz Musa, Hz İsa ve diğer peygamberlerden bazılarıyla karşılaşarak, onlarla görüştü Sidretu’l-Münteha’da, kendisine gösterilmek istenen Allah’ın ayetlerini gördükten sonra, aynı gecede Mekke’ye döndü Bu semavi gece yolculuğunda, Hz Peygamber’e Cennet ve Cehennem ve bu ikisine girenlerin hali gösterildi Bu yolculuk esnasında, diğer bazı hükümler yanında beş vakit namaz da farz kılındı
Hz Peygamber Mekke’ye dönünce, bu yolculuğunu anlattı Bunun üzerine Kureyş, daha da alay etmeye başladı Hatta Hz Ebu Bekir’e giderek dediler ki: “Senin adamın dün gece Kudüs’e, oradan da semaya çıkıp tekrar Mekke’ye döndüğünü söylüyor, ne dersin?” Hz Ebu Bekir de: “O dediyse doğrudur!” dedi Fakat inanmayanlar, yine alay ediyor, inkarlarına devam ediyorlardı
Hz Muhammed, bir hac mevsiminde Akabe’de Yesribliler (Medineliler) ile görüştü Medinelilerden, önce altı, sonra on iki kişi müslüman oldu Medineliler İslam’ı kabul edip memleketlerine döndüler ve İslam’ı anlatmaya başladılar Ertesi yıl aynı yerde yetmiş üç erkek, iki kadın Medineli müslüman, Hz Peygamber Medine’ye gelip bu kente yerleşirse kendisini koruyacaklarına söz verdiler Bu anlaşma Mekke’de öğrenilince müslümanlara baskı ve zulüm daha da arttı ve müslümanlar büyüklü küçüklü topluluklar halinde Medine’ye göç etmeye başladılar Medine’nin, Mekke ticaret yolu üzerinde bulunması ve burada müslümanların giderek çoğalması, Mekkeliler’in çıkarlarına aykırı düştü; bu nedenle müslümanların Medine’ye göç etmelerine engel olmaya çalıştılar
Müslümanlığa karşı olan Mekkeli müşrikler, her türlü baskıyla, Hz Peygamber’i davasından vaz geçiremeyince ve Mekke dışında, yani Medine’de müslümanların giderek kuvvetlendiğini görünce; durumun kendileri için tehlike yaratacağı düşüncesiyle, o zaman Kabe’ye yakın bir yerde bulunan Daru’n-Nedve dedikleri meclislerinde toplanarak meseleyi görüşmeye başladılar
Görüşler, İslam denen hareketin hızla büyüdüğü ve Muhammed’in bu çalışmalarını durdurmak gerektiği merkezinde birleşiyordu; puta taparlık tehlikeye girmişti ve İslam, Mekke’nin düzenini bozabilecek güçteydi Mekke’nin ileri gelenleri bu kararı alınca, nasıl hareket edecekleri ve hangi yöntemleri uygulayacakları konusunda görüşmeye başladılar İlk önce şu görüş ortaya atıldı: “Muhammed’i prangaya vurup hapsedelim!” Bu kabul edilmeyince: “Onu memleketimizden sürgün edelim; ne hali varsa görsün!” denildi Bu görüş de kabul edimeyince, azılı İslam düşmanı Ebu Cehil atılarak: “Benim görüşüme göre, onu öldürmekten başka çaremiz yoktur Bunun için de, her kabileden birer genç seçelim Her birine de birer keskin kılıç verelim Bunların hepsi birden, kararlaştırdığımız yer ve zamanda Muhammed’i pusuya düşürerek öldürsünler; biz de ondan kurtulalım! Böyle olursa, onun kan davası bütün kabilelere düşeceğinden ve ailesi olan Benu Abdi Menaf, herkese savaş açamayacağından, diyete razı olurlar, biz de diyetlerini veririz!” dedi Bu görüş kabul edildi
O gece suikastçiler, Hz Muhammed’in evini sararak, onu öldürmek için uyumasını beklediler Cebrail, onların oyununu Hz Peygamber’e bildirdi Bunun üzerine Hz Muhammed, evden kaçarak Hz Ebu Bekir’in evine gitti Hz Muhammed hicret için geldiğini söyleyince, Ebu Bekir sevinçten ağlamaya başladı
Hz Muhammed, Ebu Bekir’in evinde bir süre oturduktan sonra beraberce, Mekke’nin güneybatısında bulunan Sevr dağındaki mağaraya hareket ettiler
Mekkeliler, Hz Peygamber hicret edecek olursa, bir kısmı İslam’ı kabul etmiş olan Medine’ye gideceğini biliyorlardı HzMuhammed, bunu düşünerek, kuzeydeki Medine yoluna değil, Mekke’nin güneybatısına düşen Sevr dağına hareket etti
Hz Muhammed, Hz Ebu Bekir ile Sevr mağarasında üç gün geçirdi Mağaraya önce Hz Ebu Bekir girmiş ve içinde akrep, yılan gibi zehirli hayvanların olup olmadığını yoklamıştı Bu kontrolden sonra Hz Peygamber içeri girdi
Hz Muhammed’in hicret ettiğini öğrenen Mekke Hükümeti, her tarafa asker seferber etmiş, onları bulup getirene yüz deve ödül vadetmişti
Hükümet askerleri ve Ebu Cehil her tarafta Peygamber ve sadık arkadaşı Hz Ebu Bekir’i arıyordu Nihayet askerler Hz Ebu Bekir’in evine gelince Ebu Bekir’in kızı Esma, onlara Ebu Bekir ve Hz Muhammed’in nerede oldukları konusunda birşey söylemedi Bunun üzerine Ebu Cehil Esma’ya şiddetli bir tokat attı
Bu sırada Mekkeliler, her tarafta Hz Muhammed’i arıyordu Hatta becerikli bir iz sürücüsü, Mekke askerlerini Sevr mağarasına kadar getirmişti Ancak bu sırada bir mucize olmuş ve bir örümcek, mağaranın ağzına ağ örmüştü Askerler mağaranın yanına gelince, Hz Ebu Bekir endişenmeye başladı Hz Muhammed, onu teselli ediyordu: “Tasalanma, Allah bizimle beraberdir” Bu sırada askerler, mağara girişindeki örümcek ağını görünce içeride kimse olamayacağını düşünerek çekip gittiler
Hz Muhammed ve Hz Ebu Bekir 20 Eylül 622’de, Medine yakınlarındaki Kuba’ya ulaştılar Hz Peygamber, tekbir ve ilahilerle karşılandı; Kuba’ya varır varmaz Kuba Mescidi’ni inşa ettirdi Burada Külsüm bin Hedm’e konuk oldu Hz Muhammed, on gün dinlendikten sonra, yanında bulunan ashabı ile beraber Medine’ye hareket etti Bu sırada Hz Ali de Kuba’ya vardı
Hz Muhammed Medine’de, Beni Salim mahallesinde Cuma namazını kıldı ve ilk hutbesini verdi Medine’de Ebu Eyyub el-Ensari’nin konuğu oldu Buraya gelmeden önce devesinin ilk çöktüğü yerde bir mescid ve kendi ailesinin kalması için mescide bitişik odalar yaptırdı Sonraları, Hz Peygamber’in ailesi genişlediçe bu odaların sayıları arttı Mescidin bir yanına da barınaksız kişilerin kalabilmeleri için “suffe”adı verilen bir yer yapuldı Aynı zamanda islam dünyasının ilk yatılı okulu sayılan bu yurtta kalanlara “Eshab us-suffe” denildi
Medine halkı, dinleri uğruna Mekke’den göçenlerden (muharicun) ve bunlara yardımcı olduklarından dolayı ensar adını alan yerli halk (Evs ve Hezrec kabileleri) ile Yahudiler’den oluşuyordu Bunlar arasında birlik sağlamak oldukça güçtü Medine sınırları yakınlarında Heyber vb yerlerde yaşayan Yahudiler, varlıklı kişiler olduklarından, çevre üzerinde etkiliydiler Evs ve Hezrec kabileleri arasındaki geleneksel düşmanlığın yeniden alevlenme olasılığı da vardı Ayrıca ensar ile muharicunu kaynaştırmak, çözülmesi gereken bir sorundu Hz Muhammed, bütün bu kesimleri birleştirip bağdaştırmak amacındaydı Ancak her şeyden önce çok yoksul olan göçmenlerin durumlarının düzeltilmesi gerekiyordu Hz Peygamber muhacirleri ensar ile kardeş ilan ederek, ensarın onlara yardım etmesini sağladı Yahudiler ile açılan aralarını düzeltmek için bu kavmi, hıristiyan ve müşrikleri de müslümanlarla birlikte içine alan Medine kent devletini kurdu Bu kesimlerin hak ve yükümlülüklerini saptayan 47 maddelik bir tür anayasa benimsendi 10 muharrem oruç ve barış günü, Kudüs de kıble olarak kabul edildi Daha önce farz kılınan, ancak Hz Peygamber’in açıkça uygulayamadığı Cuma namazının bundan böyle toplu olarak kılınması emredildi
Kendi dinleri ile birçok benzerlikler göstermesine karşın, Yahudiler müslümanlığa karşı çıktılar Hz Peygamber onlara, İslam dininin kendinden önceki peygamberlerin söylediklerine uygun ve onların da bildirdiği, dolayısıyla onların dininin devamı olan bir din olduğunu ifade etti Yahudiler yine de İslam dinine ve müslümanlara karşı olumsuz tutumlardan vazgeçmediler Medine’de Hz Peygamber’e karşı olanlar yalnızca bunlar değildi; bir de münafıklar, yani müslümanlık perdesi altında Hz Muhammed ve çevresindekilere karşı olan iki yüzlüler vardı
Hz Peygamber, musevilik ve hıristiyanlığı din olarak tanımakla birlikte, dönemindeki musevi ve hıristiyanların bu dinleri bozduklarını belirterek, onları yeniden tevhit dinine çağırdı Hicret’in ikinci yılında ( 624) Kudüs yerine, Mekke kıble olarak kabul edildi Müslümanlar hac farizasını yerine getiremediklerinden, kurban, musalla denilen açık alanda kesildi; ertesi yıl ise ramazan ayı, oruç ayı olarak kabul edildi ve hac farz kılındı


Alıntı Yaparak Cevapla