Konu
:
Kişilik Yapısı ( Jung)
Yalnız Mesajı Göster
Kişilik Yapısı ( Jung)
09-06-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Kişilik Yapısı ( Jung)
JUNG- KİŞİLİK YAPISI
Engin Geçtan
Jung ’a göre insan kişiliğini kavramlaştıran sürec üç dizi soruyu içerir:
1)Kişilik yapısını oluşturan bölümler nelerdir? Bu bölümler birbirleriyle ve dış dünyayla nasıl bir etkileşim içindedirler?
2)Kişiliğe etkinlik kazandıran enerji kaynakları nelerdir ve bu enerji kişiliğin çeşitli bölümlerine hangi oranlarda dağılmıştır?
3) Kişilik nasıl oluşur ve bireyin yaşamı boyunca nasıl bir değişime uğrar?
Bu üç soru kişilik kavramının yapısal işlevsel ve gelişimsel yönlerini yansıtırlar
Psişe
Jung ekolünde kişiliğin tümü psişe olarak adlandırılır
Latince kökenli olan bu sözcük o dilde “ruh” anlamına gelirse de günümüzde daha çok “zihin” sözcüğünü karşılamaktadır
Psişe bilinçli ya da bilinçdışı tüm duygu düşünce ve davranışları içerir
İnsanın fiziksel ve toplumsal çevresine uyum göstermesini sağlar
Psişe kavramıyla Jung insanı bir bütün olarak ele alır ve kişiliğin birbirinden farklı yapıda parçaların bir araya gelmesinden oluştuğunu kabul etmez
Gerçekte insan bütünleşmek için çaba göstermez; buna zaten sahiptir onunla birlikte doğmuştur
Ancak yaşamı boyunca bu bütünlüğe yeni boyutlar katmaya ve onu birbirine karşıt çalı şan parçalara bölünmekten korumaya çalışır
Psikanalistin görevi bütünlüğünü yitiren kişilerin bunu yeniden kazanmalarına yardımcı olmak ve psişeyi güçlendirerek böyle bir dağılmanın gelecekte yeniden yaşanmasına karşı önlem almaktır
Bir başka deyişle psikanalizin amacı psikosenaaadir
Psişe birbirinden farklı biçimlerde çalışan ancak birbiriyle etkileşim durumunda olan sistemlerden oluşur: bilinç kişisel bilinçdışı toplumsal (ırksal) bilinçdışı
Bilinç
Bilinç kişinin doğrudan farkında olduğu ve tanıdığı bir zihin parça sıdır
Yaşamın ilk döneminde belki de doğum öncesinde belirmeye başlar
Çocuk giderek ana-babasını oyuncaklarını ve çevresindeki diğer objeleri seçmeye başlar
Bilinç alanının geliştirilmesi Jungun düşünme hissetme duyu ve sezgi diye adlandırdığı zihin işlevlerinin günlük yaşamda sürekli uygulanmasıyla sağlanır
Çocuk bu işlevleri eşit oranlarda kullanmaz genellikle birini diğerlerine oranla daha sık kullanır
İşte bu seçicilik temel karakter yapısı olarak bir çocuğun diğerinden farklılığını belirler
Düşünmeye yönelik bir çocuğun karakteri duygulara yönelik çocuğunkinden farklı olur
Bu dört zihinsel işlevin yanı sıra bilinçli zihnin yönelimini belirleyen iki tür tutum vardır
Bu tutumlar içedönüklük ve dışadönüklük’tür
Dışadönük tutum dış ve nesnel dünyaya yöneliktir; içedönük tutum iç ve öznel dünyaya yöneliktir
Bir insanın bilincinin diğer insanlarınkinden farklılaşması süreci ne bireyleşme denir
Bireyleşmenin amacı bir insanın kendisini tanıması bir başka deyişle bilinç alanını genişletmesidir
Bir insanın gelişmesinde bilinçlenme ve bireyleşme birlikte rol oynar
Bilinçlen menin arttığı oranda bireyleşme de gelişir
Bilincin bireyleşmesi sü reci Jung’un ego adını verdiği bir diğer öğeyi oluşturur
Ego
Ego bilinçli zihnin örgütüdür; bilinç düzeyindeki algılardan anılar dan düşünce ve duygulardan oluşur
Ego psişenin tümü içinde ol dukça küçük bir alan kaplamakla birlikte önemli görevler üstlenmiş tir
Ego bir düşünceyi bir anıyı ya da bir duyguyu seçmedikçe kişi bunların varlığından haberdar olamaz
Son derece seçici olan ego bir damıtma aygıtına benzer
Kendisine ulaşan ruhsal olayların pek azı bilinç düzeyine çıkabilir
Bu nedenle günlük yaşantılarımızın birçoğunun farkında olmayız
Egonun bu görevi olmasaydı insanın katlanamayacağı sayıda duygu düşünce algı ve anı bilinç düzeyini dol durmuş olurdu
Ego kişiliğin kimliğini ve tutarlılığını sürdürebilmesini Sağlar
Egonun seçiciliği sayesinde biz bugün dünküyle aynı insan olduğu muzu hissederiz
Bu yönden bireyleşme ve ego kişiliğin kendine öz gü niteliklerini oluşturmada ve sürdürmede yakın işbirliği içindedir
Egonun yaşantıların bilince ulaşması için geçit verdiği oranda birey leşme gerçekleşir
Egonun hangi tür yaşantılara geçit vereceği bireye egemen olan zihin işlevi tarafından belirlenir
Eğer insan duygusal tipte ise ego daha çok sayıda duygunun bilince ulaşmasına geçit verir
Düşünmeye yönelik bir tipte düşünceler öncelikle bilince kabul edilirler
Anksiyete yaratan düşünce ve anıların bilince geçmesi genellikle engellenir
Bilince ulaşan duygu düşünce ve algıların sayısı bir insanın bi reyleşme oranına ve yaşantılannın yoğunluğuna bağlıdır
Yüksek dü zeyde bireyleşmiş bir insanın egosu daha fazla sayıda yaşantının bilince geçmesine olanak tanır
Güçlü yaşantılar egonun kapılarını zorlayarak bilince ulaşır zayıf olanlar geri çevrilir
Bilinçdışı
Egonun geri çevirdiği yaşantılar psişenin içinde yok olmazlar çünkü yaşanmış olan hiçbir şey varlığını yitirmez
Jung’un kişisel bilinçdışı diye adlandırdığı kişilik düzeyinde birikirler
Zihnin bu düzeyi ego ya komşudur
Burada ya bilince hiç ulaşamamış ya da bilince ulaştıktan sonra çatışma yarattığı için bastırılmış ve geri gönderilmiş yaşantılar bulunur
Bir başka deyişle bu yaşantılar ya bilince ulaşamayacak kadar zayıf ya da bilinç düzeyinde varlıklarını sürdüremeyecek kadar güçsüzdürler
Kişisel bilinçdışı içeriğinin bazı bölümleri kendilerine gerek duyulduğunda kolayca ilince ulaşırlar
Gerçekte egoyla bilinç arasın da iki yönlü bir trafık bulunur
Örneğin bir insan dostlarının isimlerini bilir ama bu isimler sürekli olarak bilinç düzeyinde bulunmazlar gerektiğinde oraya getirilirler
Bu tür bilgiler algılar ve duygular bilinçte bulunmadıkları zaman bir tür bellek bankası olan kişisel bilinçdışında saklanırlar
Kişisel bilinçdışında depolanan yaşantılar rüyalarda da ortaya çıkar
Dolayısıyla kişisel bilinçdışı rüya oluşumunda önemli bir rol oynar
Ortak (Kolektif) Bilinçdışı
Gerek bilinç ve gerekse bilinçdışı insanın yaşantılarının bir ürünüdür
Jung ise çevreyi zihnin işleyiş biçiminin tek belirleyicisi olarak kabul eden görüşleri yıkmış kalıtım ve evrimin beden yapısında olduğu gibi ruhsal yapıda da bir iz bıraktığı görüşünü savunmuştur
Jung’a göre insan zihni onun evrimi tarafından biçimlendirilmiştir
Dolayısıyla birey geçmişiyle bağlantılıdır
Bu bağlantı yalnızca çocukluğunu değil kendi türünün geçmişini ve hatta tüm insanlık evrimini içerir
Psişeyi evrim sürecinin içine yerleştirmiş olması Jung’ un psikoloji alanına yapmış olduğu en önemli katkıdır
Kişisel bilinçdışının içeriği daha önce bilinçte var olmuş yaşantılardan oluşur
Kolektif bilinçdışının içeriğiyse insanın yaşamı süresince hiçbir zaman bilinçte yaşanmamıştır
Kolektif bilinçdışı Jung’un birinci! imgeler diye adlandırdığı gizil imgeler topluluğundan oluşur
Bu imgeler psişenin ilk gelişim aşamasını oluşturur ve insana atalarından aktarılırlar
Yalnız insanlık tarihinin değil insan öncesi evrimin de ürünüdürler
Bu ırksa imgeler insanın vaktiyle atalarının geliştirmiş olduğu davranışlara benzerlik göstermesine neden olan eğilimler ve gizilgüçlerdir
Örneğin bir insanın yılandan ya da karanlıktan korkması için yılanla karşılaşmış ya da karanlıkta kalmış olması gerekmez
Yılandan ya da karanlıktan korkma eğilimleri atalarımızın kuşaklar boyu yaşantıları sonucu bize aktarılmış ve beyin dokumuza işlenmiştir
Bir başka deyişle kolektif bilinçdışının evrimi tarih boyunca insan bedeninin geçirmiş olduğu evrimle özdeş biçim de açıklanabilir
Zihnin işlevlerinin organı beyin olduğuna göre kolektif bilinçdışının oluşumu da beynin evrimine doğrudan bağlıdır
İnsan doğarken belirli bazı düşünme hissetme algılama ve davranış eğilimlerini de birlikte getirir
Bu eğilimlerin ve gizil imgelerin gelişimi ve anlatım bulma yolları ise bireyin kişisel yaşantıları tarafından biçimlendirilir
Önceki örnekte de görüldüğü gibi belirli bir objeye karşı kişinin ortak bilinçdışında zaten var olan bir eğilim böyle bir korkunun o insanda daha kolay yerleşmesine neden olur
Gizil eğilimlerin ortaya çıkması için küçük bir uyaran bile çoğu kez yeterli olur
Zararsız da olsa ömrümüzde ilk kez bir yılan gördüğümüzde korkarız
Ancak bazı durumlarda kolektif bilinçdışı eğilimlerin canlılık kazanmasına neden olabilecek uyaranın çok güçlü olması gerekebilir
İçinde doğduğu dünyanın genel bir imgesi doğduğu anda insanın içinde de vardır
İnsan dış dünyasında içsel imgelerinin karşılığı olan nesneleri tanıdıkça bu imgeler bilinçli gerçeğe dönüşürler
Örneğin çocuk dünyaya geldiğinde kolektif bilinçdışındaki anne imgesi sayesinde annesini derhal algılar ve onunla ilişkiye geçer
Dolayısıyla insanın algı ve eylemlerdeki seçiciliği ortak bilinçdışının içeriğiyle açıklanabilir
Bazı şeyleri kolaylıkla algılamamızın ve onlara karşı belirli tepkilerde bulunmamızın nedeni ortak bilinçdışında var olan eğilimlerimizdir
Engin Geçtan
Psikanaliz ve Sonrası
Metis Yayınları
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul