Yalnız Mesajı Göster

Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklarda Dil Ve İletişim Problemleri-İ-

Eski 09-06-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklarda Dil Ve İletişim Problemleri-İ-



KONUŞMA VE İNSAN BEYNİNİN FONKSİYONEL ANATOMİSİ

Konuşma kortikal halkaları 100 yıldan yalnızca biraz fazla bir zamandır bilinmektedir 1861'de Fransız nörolog Broca, sol motor şeridi önündeki yüz kaslarını, çeneyi, dili ve konuşma kaslarını kontrol eden bölgeyi tespit etmiştir Bu bölge Broca bölgesi olarak adlandırılmaktadır ve sözlü konuşmanın ifadesini ve ses iletimini sağlayan kortikal merkezdir 1874'te, genç bir Alman nörolog olan Cari Wemicke, yazısında geçici sol lobun üstündeki yanal yüzeyi sözlü konuş­manın çözümlenmesindeki kortikal merkez olarak tanımlamıştır Wernicke, Broca'nın ve kendisinin tanımladığı bölgeler arasında bir bağlantı olduğu varsa­yımını yapmıştır Artık bunun doğru olduğunu bilmekteyiz Bu iki bölge "arkıvet fasciculus" diye bilinen lif tarafından bağlanmaktadır Geschvvind, eğer bir insa­nın, bir sözcüğü iki defa tekrarlaması istenirse, bunu işitir ve Wemicke bölgesin­de çözümledikten sonra, işitsel modeli aktivet fasciculus aracılığıyla Broca böl­gesine gönderir Burada sözcüğün dile getirilebilmesi için gerekli kortikal deği­şiklikler oluşur

Geschvvind'in belirttiği gibi "bu örnek basit görünse dahi oldukça verimli olduğunu kanıtlamıştır" Ve pek çok sayıda klinik ve otopsi çalışmalarıyla des­teklenmiştir (Gaddes ve diğ, 1985, s257)

AFAZİ : LİSAN BOZUKLUĞU

Beyin hastalıklarına bağlı olarak lisan fonksiyonlarında görülen bozuk­luklara genel olarak Afazi adı verilmektedir Afazi, nöroloji tarihinde beynin fokal lezyonlanyla onaya çıkan ilk sendrom olarak tanımlanma ününe sahiptir Lisan bozuklukları erken çocukluk yaşlarında onaya çıkabilir Bu bozukluklar en erken çocuğun konuşmasının belirmesindeki gecikmeyle anlaşılabilir Daha son­raki yaşlarda buna okuma ve yazmadaki problemlerde eklenerek sorun komplike bir biçim alır Genellikle doğum öncesi veya doğum sırasındaki nedenlere bağla­nabilen ve çoğu kez diğer nörolojik anormalliklerle birlikte görülen bu tür lisan bozuklukları gelişimsel lisan bozuklukları kavramı altında değerlendirilir (Tanndağ, 1994, s49)

Dile ilişkin anotomik yapıda daha öncede belirtildiği gibi iki önemli mer­kez vardır Bunlardan birincisi Wernicke merkezidir Bu merkez şu fonksiyonları üstlenir
1 Anlama
2 İşitme ve görme
3 Mesajının semantik anlamını çıkarma
4 İsimlendirme
5 Telaffuz edilecek yanı söylenecek ya da yazılacak mesajın semoonik
formülasyonunu yapma

İkinci merkez ise Broca'dır Bu merkez ise şu fonksiyonları üstlenmekte­dir
1 Konuşmanın motor gerçekleştirilmesinden sorumludur
2 Telamız etmek için gerekli olan motor beceriler ve dilin gramer yapısı bu merkezde depolanmıştır
Bu merkezlerde herhangi bir nörolojik hasar meydana geldiği zaman ko­nuşmayla ilgili bazı sorunlar meydana geldiği ortaya çıkabilmektedir

Broca merkezinde meydana gelen afazi türünde konuşulanı anlamak ol­dukça sağlam kaldığı halde hasta kendini ifade ermekte, cümle kurmakta, keli­meleri telaffuz etmekte, hana ses çıkarmakta ve konuşmada kullanılan kaslara hakim olmakta derece derece güçlükler çeker En ağır şeklinde, hasta istemli ola­rak ağzından hiçbir ses çıkaramaz; bazı sesleri hatta kelimeleri otomatik olarak yeri geldiğinde söyleyebilse de, istemli olarak bunları çıkaramayabilir En hafif şeklinde, hasta gramer yapısı çok bozuk kırık dökük cümleler ya da tek tek keli­melerle, güçlükle de olsa kendini ifade edebilir; ama bu, "akıcı olmayan" (non-fluent) bir konuşmadır, dakikada söyleyebildiği kelime sayısı çok düşüktür ve kelimeyi ağzından çıkarmakta hasta çok güçlük çekmektedir Bu şekilde konuşa­bilen Broca afazıkleri, genellikle kelime içindeki seslerin yerlerini değişrirtirler: "çiçek" yerine "çeçik", "zürafa" yerine "züfera" demek gibi; bu bozulmayı "Literal parafazi" denir Broca afazikleri, bazen tek bir kelime söyleyebilirler; o zaman her istediklerini anlatmakta hep bu kelimeye başvururlar Örnek olarak,

yalnızca "yanı" kelimesini söyleyebilen hasta, "Sen nasılsın?" diye sormak için de "Yani, yani", "Bana su ver" demek için de "Yani, yani, yani" diye sürekli aynı kelimeyi tekrarlar

İsimlendirme, yani gördüğü cismin adını söyleme becerisi, Broca afazi­sinde (hastanın çok az da olsa konuşabilen bir afazik olması koşuluyla) oldukça iyi korunmuştur

Broca afazisinde hastanın yazması, okuduğunu anlamasına kıyasla daha bozuk olur
Wernicke Afazisi : Wernicke afazisinin en önde gelen özeliği, hastanın anlamasının iieri derecede bozuk oluşudur Wernicke alanında bir lezyon olduğu zaman, görme ve işitme kortekslerine gelen imaj ve kelimeler bu bölgeyi uyara-maz, dolayısıyla da Dil sistemini harekete geçiremez; hasta bu bilgiyi Dil bağla­mında işleyemez, onun için de duyduğu konuşmayı anlayamaz, gördüğü yazıyı okuyamaz Wernicke afaziklerinde okuma, hastanın yazmasına kıyasla daha ağır olarak zedelenmiştir

Hasta kendi söyleyeceği sözleri de doğru olarak işleyemez, bu nedenle de yaptığı konuşma absürd, saçma sapan bir şekilde ağzından dökülür Hastanın ko­nuşması "akıcı" (fluenr) bu konuşmadır; dakikada söylediği kelime sayısı normal hatta normalden fazladır, telaffuzu, hecelerin eklemlenmesi akıcıdır Bir cümle içinde normalden de çok sayıda kelime kullanılır Bu konuşma biraz uzaktan dinlendiğinde normal bir konuşma gibi kulağa gelir Ancak hastanın yanma gi­dildiği zaman, bunun anlamdan yoksun bir konuşma olduğu anlaşılır Hasta, bir kelime yerine hiç ilgisiz başka bu kelime söyler

Bu bölüm VVilliam HGaddes'in Learnmg Disabilities and Brain Function adlı kitabından çevrilerek oluşturulmuştur (1985 - s260-270)

Çocuklarda görülen konuşma bozukluğu, daha farklı boyutlardadır Mer­kezi sinir sisteminin konuşma merkezindeki bir hasar ya da yanlış gelişimden dolayı çocuk sağlıklı bir anlama ve dili kullanma yeteneği geliştirmekte zorlanabilir Aslında beynin yoğrulabilirlik (plastik olma) özelliğinden dolayı çocuk beyninin sağ küresini kullanmasından ileri gelen nöropatolojik bir özelliğe sahip olabilir Bu nedenden çocuklardaki kortikal lezyonlar yetişkinlerde olandan farklı olabilir Bu durumda Broca bölgesi, Wemicke bölgesi, arkuat fasikülüs ve sol lobdaki akustik bölge tanı ya da belirli derecede hasara uğramış olabilir

Çocuklardaki afazi yetişkinlerinkinden hem davranışsal hem beyinsel ola­rak öyle farklıdır ki bu, Bender'in de belirttiği gibi, yetişkinlerde ortaya çıktığın­da, çocuklardaki afazi sendromunu tam olarak görmemizi engelleyebilir Çocukla­rın beyinlerinin plastik özelliği konuşma bozukluklarının üstesinden gelmelerini kolaylaştırır Yetişkinlerde aynı durum çok daha ciddi olarak algılanır

Normal bir işitme yeteneğine ve zekaya sahip konuşurken zorluk çeken çocuklarla ilk 1825'te Gali beynin ve beynin parçalarının fonksiyonlarıyla ilgili bir yazı kaleme aldığında karşılaşılmıştır Myklebust (1971), Gall'ın yazışma ve Broadbent tarafından 1872 yılında kullanılan "doğuştan afazi" teriminin çocuk afazisini konu alan akademik yazısında devam eden bir ilgi göstermiştir Myklebust Biner'in 1908 yılındaki eserine dikkati çeker Bu eserde Binet dil ge­lişimi, anlama, konuşma, okuma ve yazmada 4 aşama olduğunu anlatır, ve "bun­ların her bin bireysel bir hasardan dolayı bastırılmış olabilir" diye belirtir

87Louis'de sağırlar için bir hastane kurulduğundan beri afazili çocuklarla ilgilenen bir çok okul kurulmuştur Ancak Myklebust'ın bu konuyla ilgili önemli kitabı yayınlanana kadar pek fazla bir ilgi gösterilmemiştir
1950'lerde terminoloji ve sınıflandırma sistemiyle bazı araştırmalar ya­pılmıştır Bu araştırmalar sağlıklı bir işitme yeteneğine sahip, zekaları normal olan hiçbir beyinsel hastalığa sahip olmayan ama konuşmaya oldukça geç başla­yan çocukların varlığına işaret ermiştir

Sağlıklı konuşma yeteneği işitsel duyu, algılama, hayal, sembolleştirme ve kavramsallaştırma sayesinde elde edildiğinden, afazili çocukların tedavilerinin sağularla ilgili merkezlerde yapılmasına şaşmamak gerekir Gelişmiş bir afazi beyinde bir hasar olduğunun ve işitme bozukluğunun göstergesidir Küçük ço­cukların iç gözlem ve karışık bilgileri algılama yeteneği zaten olmadığı için ge­nellikle işitsel bir algılama bozukluğu ya da sadece işitsel zayıflık olduğunu an­lamak çoğunlukla zor ya da imkansızdır
Özel sınıflarda görevli öğretmenler, psikologlar ve rehabilitasyon mer­kezlerindeki terapistler elbene ki afazıii çocuklara eğitim vermek durumunda olacaklardır Genel semptomların bilinmesi öğretmenin durumun farkına varma­sına yardım edebilir

Alıntı Yaparak Cevapla