![]() |
Özgürlük|Makaleler-Denemeler
Özgürlük herkeste farklı anlamlardadır. Bazıları için ekonomik olarak istediği tercihi yapabilmek, bazıları içinse hayallerini gerçekleştirebilmek. Bazıları için düşündüğünü söyleyebilmek, bazıları için huzurlu ve korkusuz yaşayabilmek, bazuları içinse serbestçe hareket edebilmektir. .Aslında herkesin ortak özgürlüğü “istediğini düşünebiliyor” olması. Mutlu şeyler ile üzücü şeyleri düşünmenin arasında geziniyoruz. Daha önceki yazılarımdada değindiğim gibi aslında nasıl düşüneceğimize karar vererek kaderimizi kendimiz belirliyoruz. . . .Eğer kızgın yada üzgünsek kendimizi daha iy ihissettirecek şeylere odaklanıyoruz yada odaklanmaya çalışıyoruz. Yada kendimizi üzücü düşüncelere bırakıyoruz. Bardağın dolu tarafı yerine boş tarafına odaklanarak özgürlüğümüzü teslim ediyoruz belkide. Halbuki en kötü durumda bile düşüncelerimizi umutlarımıza, sevgilerimize, gelecek hayallerimize çevirebiliriz. . . .Özel beyin yıkama teknikleri kullanmayan hiç kimse sizin beyninize girip size istediği bir şeyi düşündürtemez. Ve hiç kimse sizin ne düşüncelerinizi nede inançlarınızı değiştiremez.Yani siz istemedikçe. Sadece zayıf anlarımızda, bayrağımızı yere indirdiğimizde zaman zaman kandırılabiliriz ama o kadar. Veya zaman zaman çok baskı altında kaldığımızda kontrolümüzü kaybettiğimizi hissederiz ama sadece o koşullar değişene kadar. . . .Türkiye’de Anadolu’lu bulmak zordur. Çoğumuzun dedesi yıllar önce Makedonya’dan, Kırım’dan, Arabistan’dan kalkıp yeni bir hayat ve yeni bir başlangıç için bu topraklara gelmişlerdir. Amaç tamamen gelecekteki bizlere daha iyi bir hayat imkanı sunmaktır. Üstelik bu topraklara geldikten sonra onu korumak için savaşmışlar, mücadelede etmişlerdir. Onlar kaderlerini kendileri çizmeye çalışmışlardır çünkü geleceğe yönelik beklentileri ve inançları onlara istedikleri gücü vermiştir. Özgür olabilmek ve özgür kalabilmekti yegane amaçları. Ancak böylelikle bizlerin geleceğini güvence altına alabileceklerdi. . . .Şimdi toparlamak gerekirse mutluluğumuzun kendi kaderimizi belirleyebilme becerimize dayandığını söyleyebiliriz. Kendi kaderimizi belirlemek, kendi yönümüzü çizmek, gittiğimiz yeri bilmek demektir. . . .Mutlu olmayı yada olmamayı biz seçeriz. İster mutluluğu takğ pederiz ister mutsuzluğu kabulleniriz. Yaratıcılığınızı her ikisinide büyütmek için kullanabilirsiniz, tercih sizindir. Çocuklarımızı daha iyi vatandaşlar ve insanlar olmaları için eğitebiliriz, inançlarına sahip çıkmalarını öğütleyebiliriz fakat biz bunların aksine kötü model olursak hiç bir anlamı kalmaz. Çalışanlarımıza kendi işlerini daha iyi yapabilmelerinin yollarını öğretebiliriz yada köle gibi denileni yapmalarını, Tercih bizim. . . .İstersek XYZ politikası yada XYZ mdürü, XYZ çalışanı yada XYZ firması ile ilgili sürekli yakınabilir ve çevremizdekileride kötü etkimiz altında bırakabiliriz. Yada kendi işimizi daha iyi yapmaya, kendi ortamımızı güzelleştirmeye ve çevremizle olan etkileşimimizi ve iletişimimizi geliştirmeye çalışırız. Bardağın hem dolu hemde boş tarafı seçilmek için sizi beklemektedir unutmayın. Eğer işyerinizde iyi şeylerin çekim merkezi olarak ve işini iyi yapan biri olarak var olabiliyorsanız gerisi hikayedir. Bu sebeple öncelikle; . . .1. Kendinizi suçlamayı bırakın. Siz bir makine değilsiniz ve her zaman bir alternatif mevuttur. Ya yolunuzu yada koşulları değiştirebilirsiniz. . . .2. Başkalarınıda suçlamayın. Yaptığınız işlerin sorumluluğunu alın, yapabileceklerinizi yapın. . .3. Karşınızdakini iyi tanıyın. İster müşteriniz, ister patronunuz ister arkadaşınız olsun, karşınızdakini ne kadar iyi tanırsanız o kadar doğru kararlar alır ve davranışlarınızı düzenlersiniz. . . .4. Sonuna kadar gidin. Başarmak için inatçı ve takipoçi olmak gerekir. Başladığınız işi bitirin. Size bir şeylerin gelmesini beklemektense siz üstüne gidin ve proaktif olun. . . .5. Nerede olduğunuzu venereye gittiğinizi bilin. Zamanınızı efektif olarak yönetin. Gereksiz işlerlezamanınızdan yemeyin. İyi kayıt, arşiv tutun ve yazılı çalışın. . . .6. Kendi becerilerinizi geliştirin ve güncel kalın. Konunuzla ilgili seminer, kitap vb. gündemi mutlaka takip edin. . .7. Çözüm odaklı olun. Sadece çözüme giden yolda harcayacağınız zaman anlamlıdır. . . .8. Düşünerek konuşun. Ağzınızdan çıkan her şeyden sorumlusunuz. Söylediğiniz karşınızdakilerin anladığı kadar bunuda unutmayın. . . .Her zaman seçim şansınız var. Detaylarda boğulduğunuz için fırsatları kaçırdığınızı düşündüğünüz oldu mu hiç? .Şimdi kendinize şu sorular sorun; .Sahip olduğunuz özgürlüklerle neler yapabiliyorsunuz? .Özgürlüğünüzü hayatınızı daha iyi hale getirmek için ne şekilde kullanıyorsunuz? .Baktığınız her şeyde bir gelişim imkanı görebiliyor musunuz? .Genellikle pozitif düşüncelere mi sahipsiniz? .Negatif düşünceleri kafanızdan uzaklaştırabiliyor musunuz? Birilerine yarıdm ettiğinizde kendinizi iyi hissediyor musunuz? .Dünyayı daha iyi bir hale getirmek için bir şeyler yapıyor munuz? |
Özgürlük|Makaleler-Denemeler
ÖZGÜRLÜK NEDİR? Belki de Türkiye’deki edebiyatla ilgilenenlerin en az bildiği konulardan biri Puşkin’in şiir dehasıdır. 1799’da doğan şair, çağdaş Rus edebiyatının kurucusu olarak anılmakla kalmayıp, despotluğa ve çarlık düzenine karşı verdiği amansız savaşla da özgürlük düşüncesinin yapı taşlarından biri olmuştur. Puşkin’i Türk okurunun şiirlerinden dolayı tanımamasının en büyük nedeni, çok yalın bir dil kullanmasıdır. Yani bu aşamada, Oktavia Paz’ın “şiir başka dile çevrilemez,” savını haklı çıkartacak bir örnekle karşı karşıyayız. Puşkin’in ele avuca sığmaz kişiliğinin yanı sıra, çok önemli bir özelliği de özgürlük üzerine ürettiği düşüncelerdi. Doğuştan var olan kişisel özgürlüğünü diğer insanlarla paylaşma isteği Tsarskoye Selo (şimdiki adı Puşkin kentidir) lisesinde başlar. Kendisini özgürlük konusunda ilk etkileyen felsefe öğretmeni A.P. Knutsin’dir. Knutsin, Çar’ın ve saraya yakın kişilerin yoğun baskısından çekinmeden, her insanın yasalar önünde eşit olduğunu, yasaların insanlar için yapıldığını, yasaların getirdiği zorlamalara, Çar da dahil herkesin uyması gerektiğini söylüyordu. Felsefe öğretmeni, genç öğrencisi üzerinde yeni bir düşüncenin doğmasına neden olmuştu: Özgürlük. Knutsin halktan yana bir taşra öğretmeniydi, ama yürekliydi. Bir keresinde, Tsarskoye Selo’yu(*) Çar’ın ziyaretinde yaptığı konuşmada, konuşmasını Çar’a değil öğrencilerine dönerek yaptığı için hakkında soruşturma açılmıştı. Puşkin, böyle bir öğretmenin düşüncelerini bilerek ya da bilmeyerek paylaşarak liseden mezun oldu. Ama lisedeyken kendisini etkileyen bir başka olay da Napolyon’un Rusya’ya savaş açmasıydı. Napolyon Puşkin’i hem olumlu hem de olumsuz etkilemiştir. Zekâsına toz kondurmadığı bu ünlü komutanın kaprislerine binlerce kişinin alet olmasını da kabul edememiştir. 1817 yılında, yani lise son sınıf öğrencisiyken Pyotr Çadayev ile tanıştı. Çadayev, Tsarskoye Selo’daki muhafız alayında görevliydi ve kültürlü bir insandı. Puşkin’den 5 yaş büyüktü. Geniş bir felsefe ve edebiyat bilgisi vardı. Puşkin’e ilk öğretisi, şiirin sadece bir eğlence olmadığı, ciddi çalışma, açık ve sağlam bir anlatımla yazılması gerekliliğiydi. Puşkin Çadayev ile sadece edebiyat üzerine konuşmuyordu. Her ikisinin de, giderek zayıflayan ve ülkeyi yoksulluğa sürükleyen çar yönetiminden şikayeti vardı, ama Çadayev bunu Puşkin’e göre daha dingin, daha sakin bir bakış açısıyla yorumluyor, genç şairin düşüncelerinin sağlamlaşmasına neden oluyordu. Puşkin, Çadayev’ten o kadar çok etkilenmişti ki, yıllar sonra “Çadayev’in Portresi” başlıklı bir şiir yazdı: O, ilahi gücün yüce istemiyle, Çar buyruğunun zincirleri arasında doğmuş... Roma’da doğsa Brütüs olurdu, Atina’da Perikles, Burada ise yalnızca muhafız subayı, o kadar. Bu şiirin ardından, “Çadayev’e” başlıklı bir şiir daha yazdı: İnan dostum, bir gün doğacak, Mutluluğun o büyülü yıldızı, Rusya da düşlerinden uyanacak, Ve totalizmin enkazları üzerine Bizim adımız yazılacak! Puşkin’in çok değişken bir kişiliği, arsızlığı ve tutarsızlığı olduğu hep bilinir ve söylenir. Ama yeteneği konusunda asla bir tartışma yaratılmamıştır. Yazdığı öyküler, povestler (uzun öyküler) ve romanlarıyla Rus edebiyatının kilometre taşlarından biri olmuştur, ama asıl onu dünya edebiyatında ön sıralara çıkartan şiirleridir. Basit bir konuya dayandığı izlenimini veren Yüzbaşının Kızı romanı, aslında Rusya’yı derinden sarsan Pugaçev Ayaklanmasının lirik anlatımıdır. Roman sanatının daha emekleme döneminde olduğu sıralarda yazılan bu lirik destan, aynı zamanda roman sanatının bu günlere gelmesinde bir hareket noktasıdır. Biz yine Puşkin’in gençlik yıllarına dönelim ve o dönemin Rusyası’ndan kesitlerle devam edelim: Çar I. Aleksandr, Napolyon’a karşı, geri çekilme taktiğiyle, büyük bir başarı kazanmıştı ve bunun sarhoşluğu içinde ülkeyi iyi yönetemiyordu. Kendisini Napolyon ordularına karşı, tüm Hıristiyanlık dünyasının koruyucusu olarak görüyordu. 1815 yılında, büyük Avrupa devletleri politikasını Hıristiyanlık ilkelerine bağlı kılmak amacıyla bir kutsal birleşme tasarısı hazırladı. Ama hesap tutmadı. Kutsal birleşme, Avrupa’da halk idaresinin her türlü belirtilerini boğmaya hazır bir birlik haline geldi. Aydın Rus gençliği, kutsal birleşmeye karşı çalışmalarda bulunuyorlardı. Onların umudu, I. Aleksandr’ın Rusya’yı candan seviyor görünmesiydi. Ama Aleksandr, Rusya’yı seviyor, Rusları sevmiyordu. Her şeyden önemlisi de halkını sevmemesiydi. Onun için saygılı, erdemli, duygulu Almanlar Ruslar’dan çok daha üstündü. Alman kentleri, düzenli yaşantılarıyla hayranlık uyandırıyordu. Yine Aleksandr’a göre, Rus halkı, toplum yaşamı için olgunlaşmamıştı. Özgürlüğü anlayamazdı, özgürlüğü kullanmayı asla bilemezdi, beceremezdi. Eğer Rus halkına biraz ödün verilecek olsa ayaklanmalar başlardı. Bütün bunları yakından gözleyen, arkadaşlarının da büyük hayranlık duyduğu Puşkin, Çar I. Aleksandr’ın baş müşaviri ve bütün bu işlerin “müsebbibi” Arkaçeyev ile ilgili bir şiir yazdı: Bütün Rusya’nın zalimi, Valilerin celladı, Sıradan bir kurul öğretmeni Ama Çar’ın ise kardeşi, dostu. Kötülük, intikam dolu, Akılsız, duygusuz, hatta --------, Kim bu adam? “Çar’a dalkavukluk eden?” ...... Sıradan bir asker. Puşkin artık tamamıyla Çar’a ve onun despot yönetimine karşıydı ve tabii ki ölümüne de o kadar yakındı. Yaşamında en önemli olaylardan biri de Dekabrist (Aralıkçılar) ayaklanmasıdır. Bu konuda önemli kuşkular var Puşkin hakkında. Dekabristler Çar’a karşı ayaklanıp da yüzlere varan kayıp verdiklerinde, Puşkin aralarında yoktu. Daha sonra, katılmak istediğini, ama geç kaldığını belirtmiştir. Aslında Puşkin, Dekabristlerin düşüncelerini benimsemiyordu. Ama yine de şunları söylüyordu: Özgürlüğü şakımak istiyorum, Tahtlar üzerine kurulmuş yozluğu yenmek için... |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.