ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Bir Tutam Hikaye (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=456)
-   -   Evvel Zaman İçinde Çin|Masal Ve Hikaye Özetleri (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=981597)

Prof. Dr. Sinsi 10-24-2012 02:05 AM

Evvel Zaman İçinde Çin|Masal Ve Hikaye Özetleri
 

Evvel zaman içinde Çin

Evvel zaman içinde Çin’de Çi Çang adında bir adam vardı ve dünyanın en iyi
>okçusu olmak istiyordu. Ona Vei Fei diye bir adamdan bahsettiler, ne var ki
>adamçok uzak bir diyarda oturuyordu. Çang uzun yolculuk meşakketlerinden
>sonra fei’yi buldu. Usta Çang’a evvela gözlerini hiç kırpmadan uzun zaman
>durmak gerektiğini söyledi. Çang evvela eşinin dokuma tezgahı altına
>uzanarak gözünden birkaç milimetre ötede işleyip duran mekiklere rağmen
>irkilmemeyi öğrendi. İki yıl sonra göz adelelerine öyle hakim olmuştu ki,
>günün birinde küçük bir örümcek kirpikleri arasına ağ kurdu. Çang bunun
>üzerine piştiğine hükmederek artık ustasının yanına gitmeye karar verdi.
>
>Fei çırağına “aferin” bile demedi, “bu daha işin başlangıcı” dedi ve ondan
>eşyaya bakmasını öğrenmesini istedi; “çok küçük bir şey sana küçük, küçük
>olan bir şey de büyük görünmeye başladığı zaman yine gel” öğüdünü verdi.
>Çang evine döndü, gözle zor farkedilen küçük bir böcek bulup, onu bir ot
>parçasının ucuna koyarak uzaktaki pencerenin kenarına yerleştirdi. Tam üç
>yıl boyunca o böceğe baktı ve günün birinde o küçücük böceği bir at
>boyundaymış gibi görebildiğini farketti. Hemen ustasının yanına koştu. Usta
>Çang’ın azmine şaştı, “aferin” dedi.Artık çok uzakalrdaki hedefleri bile
>istediği yerinden vurabiliyordu. Ustasının huzurunda yay çektiği koluna su
>dolu bir bardak yerleştirmek suretiyle yüz tane oku, yüz adım ötedeki bir
>ağaca ard arda fırlattı. Attığı her ok bir öncekinin arkasına saplanıyordu
>ve böylece yüzüncü ok fırlatıldığında, kendisine doğru uzanan oklardan
>yapılmış bir ip hasıl oldu. Ustası yine “aferin” dedi.
>
>Çang iftiharla evine döndü. Çang artık çok iyiydi ama en iyi değildi.
>Ustası vei Fei yaşadıkça en iyi olmasına imkan yoktu. Yeniden Fei’nin
>yanına yollandı ve onu uzaklardan gördüğünde yayına bir ok koyarak
>fırlattı. Ustası durumu farkedip mukabil bir okla okunu havda ikiye böldü.
>Sadkataki bütün oklar bitinceye akdar oklaştılar ama yenişemediler.
>Neticede birbirlerini kucaklayıp barıştılar ve Fei, öğrencisine çok
>uzaklarda Ho dağının doruğunda yaşayan Kan Ying ustaya gitmesini istedi.
>Ancak ondan ders alabilirse dünyanın en iyi okçusu olacaktı. Çang hemen
>yola koyuldu,aylarca yol yürüdü. Ho dağının tepesine tırmanabilmek için
>ayaklarını kan içinde bıraktı. Neticede Ying ustayı buldu. Bu, çok yaşlı,
>kamburu çıkmış, tatlı bakışlı bir ihtiyardı. Ona durumu anlatı ve ne kadar
>başarılı olduğunu göstermek için çok yükseklerden uçmakta olan göçmen
>kuşlar sürüsüne ok fırlatarak beş tanesini düşürdü. Ying Usta, “Demek sen
>hâlâ oksuz yaysız isabet ettirmesini öğrenemedin.” diye çıkıştı ve
>görülmeyen bir yaya görünmeyen bir ok yerleştirir gibi hareketler yaparak
>çok uzaklarda uçan bir akbabaya nişan aldı ve görünmeyen okunu fırlattı;
>akbaba hemen taş gibi yere düştü.
>
>Çang kendisinde neyin eksik kaldığını anlamıştı. Ying ustanın yanında dokuz
>yıl daha kaldı ve orada neler öğrendiğini kimse bilemedi. Dokuz yıl sonra
>dağdan indiğinde eski saldırganlığından, iddialı hallerinden ve heybetinden
>eser kalmamıştı. Eski ustası Fei, onu görünce, “tamam” dedi, “artık ben
>bile senin eline ustalıkta su dökemem.”
>
>Evine dönen Çang’ı ondan sonraki yıllarda hiç kimse elinde ok ve yayla
>görmedi. Yalnızlıktan hoşlanan, evinden çıkmayan, konuşmaktan hazetmeyen
>sakin bir ihtiyardı artık. Kırk yıl böyle yaşadı. Kendisine niçin ok ve
>yaya hiç el sürmediğini soranlara şöyle cevap veriyordu:
>
>-Hareketin en yüksek kertesi, hareketsizliktir. Belâgatin en yüksek kertesi
>hiç konuşmamaktır. Ok atmadaki en yüksek ustalık derecesi ise hiç ok
>atmamaktır!
>
>Günün birinde eski bir arkadaşını ziyarete gitmiş ve konuşma esnasında
>dostuna, masda duran şeyin ne olduğunu sormuştu. Ev sahibi evvela işi
>şakaya vurdu, cevap vermek istemedi ama sual üçüncü kere tekrarlanınca
>durumu anladı:
>
>-Ah usta!Gerçektende bütün çağların en büyüğüsün sen, muhakkak; bir yayın
>ne olduğunu,ne işe yaradığını unutmuşsun çünkü!
>Yine rivayet ederlerki, bu hadiseden sonra ressamlar fırçalarını
>kaldırdıkları gibi çöplüğe attılar; çalgıcılar sazlarının tellerini
>kopardılar; dülgerler aletlerini çalışırken görülmesin diye köşe bucak
>sakladılar.



Prof. Dr. Sinsi 10-24-2012 02:05 AM

Evvel Zaman İçinde Çin|Masal Ve Hikaye Özetleri
 

Yemyeşil gözleri vardı, içini gösteren cam bilyeler gibi. Mahallemize yeni taşınmışlardı. Babası kamyondan eşyaları çıkarmaya uğraşırken annesi çoktan eve girip camları açmıştı.Ben bisikletimi durdurup öylece onları izliyordum. Mahallenin oğlanları da yaptıkları maçı bırakıp kamyonun etrafına doluşmuşlardı. Çocuklar değişikliği severler. O gün mahalleye yeni birilerinin taşınıyor olması, hele ki yıllardır boş duran bir eve taşınmaları yeterli değişikliği sağlamıştı işte çocuklara. Her birinin merak dolu gözleri kamyona odaklanmıştı. Bu manzarayı uzaktan görecek olsanız kamyonun ev eşyasından ziyade oyuncak dolu olduğuna ihtimal verirdiniz. Tüm mahalle çocuklarını etrafında toplayabilecek şey merdaneli bir çamaşır makinesi ya da büyükçe bir somya olamazdı. Ama çocukluğumun o leblebi tozu yutmuşçasına boğazı gıdıklayan o neşeli günlerinde bu kesinlikle büyük bir değişimdi. Çocukların kesinlikle seveceği, kadınların kendi aralarında fısır fısır taşınanlar hakkında bilgilerini ortaya dökecekleri bir hadiseydi. Tam da kapı önlerindeki basamaklara toplanıp çekirdek çitleyen, ya da bir akrabasının tülbentinde görüp beğendiği oyanın örneğini çıkarmaya çalışan bir kadının, ya da akşama ne pişirsem derdine düşen ya da okuldan bit kapan çocuğunun kafasına gaz yağı sürmek için komşusundan biraz gazyağı isteyen, ya da odun kömürün pahalılığından dert yanan ve mutfaktaki kavanozunda gizlice pazar parasından artırdığı paraların zihninde muhasebesini tutan kadınlar için de büyük bir değişikliktir mahalleye taşınan yeni komşu. Yeni komşu hakkında kim daha fazla bilgi sahibiyse o gün o konuşur diğerleri dinler ama bir yandan da daha hızlı bir şekilde çekirdek çitletilirdi. Çekirdek çıtırtısı arttıkça anlatılanların heyecenlı bir noktaya geldiğini anlardınız tabi bir de kadınların sohbeti sırasında araya kaynamaya çalışan altı yaşında bir çocuksanız annenizin size söyleceği “Burada büyükler konuşuyor, sen git oyun oyna” cümlesi anlatılanların içeriği hakkında size önemli bir ipucu verir: “Gizli şeyler konuşuyorlar...” Ben de her ne kadar büyüklerin konuştuklarını merak etmiş olsam da hâlâ eşya boşaltan kamyonun çocuk seyircileri arasına katılmak daha eğlenceli gelmiş olmalı ki arkadaşlarımın yanına gidiyorum.

Yemyeşil gözler...Ben onun bir yemyeşil gözlerine bir ayağındaki eskimiş pembe naylon ayakkabılarına



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.