ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Biyografiler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=661)
-   -   Avni Arbaş - Kimdir Kısaca Hayatı (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=965104)

Prof. Dr. Sinsi 10-21-2012 07:42 AM

Avni Arbaş - Kimdir Kısaca Hayatı
 

Avni Arbaş

Ailesiyle Aydın'da bulunurken 6 yaşındadır. Mustafa Kemal İzmir'e geldiğinde babasıyla birlikte karşılamaya gider. O zaman İzmir suikastı yapılmıştır. Babası "Bu bizim son şansımız, kıymetini bilelim" demiştir. Avni Arbaş o gün bugündür Mustafa Kemal portreleri yapmaktadır. 1946'da Fransız bursuyla Fransa'ya gider. Uzun süre orada yaşar. Picasso ve Nazım Hikmet'le münasebetleri burada kurulur.

Türkiye Güzellerinden Zerrin Arbaş, ressam Avni Arbaş'ın kızıdır. Zerrin Arbaş, İstanbul'da emlak komisyonculuğu yapmaktadır.

Zerrin Arbaş, kızılderili kökenli Amerikalı aktör Dehl Berti ile evlenmiştir. Bu evlilikten sinema sanatçısı Derya Arbaş dünyaya gelmiştir.

Derya Arbaş, Ağrılı Nihat Polat'la evlendi. Ancak bu evlilik, boşanmayla sonuçlandı.Zerrin Arbaş'ın ANAP eski milletvekili Ogan Soysal'la birlikteliği olmuştur. Soysal, ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın ABD Başkanı Bill Clinton'a saygılarını ilettiği elçisi olmuştur.

Derya'nın büyük başarısı Derya Arbaş "Rüzgar Gibi Geçti" filminin devamı olarak çekilecek olan "Scarlett" filmindeki 3 önemli rolden birinde oynamaya hak kazandı.Atlanta'da dün sabaha karşı yapılan uluslararası "Bir Scarlett Aranıyor Yarışması" finalinde, katılan 18 ülkenin adayları arasında aranan Scarlett bulunamadı. Çeşitli ülkelerden 20 bin genç kızım "Scarlett" olmak için başvurduğu ve elemelerden sonra

18 genç kızın katıldığı yarışmada, "Türk Scarlett"i Derya Arbaş büyük bir başarı sağladı. Arbaş, "Rüzgar Gibi Geçti" filminin devamı olarak çekilecek olan "Scarlett" filmindeki 3 önemli rolden birinde oynamaya hak kazandı.Yapımcı Robert Halmi, hepsi dizide irili ufaklı roller alacak 18 adaydan üçünün yarışma sırasında kendisini çok etkilediğini, onun için bu üç kıza dizide önemli roller verileceğini açıkladı.

Robert Halmi'nin Derya Arbaş'a filmde önemli rol vereceğini açıkladığı belirtiliyor. Shof TV tarafından sçilerek bu yarışmaya gönderilen Derya Arbaş'ın yanı sıra, dizide önemli roller üstlenecek diğer iki kız ise İrlanda'nın adayı Caitriona Ni Mhurchu ile İtalya'nın adayı Valentina Forte.



Prof. Dr. Sinsi 10-21-2012 07:42 AM

Avni Arbaş - Kimdir Kısaca Hayatı
 

Avni Arbaş Kimdir, Hakkında Bilgi

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Avni Arbaş’ın sanatçı kişiliğini konu edinecek bir yazıya, resmimizin “Paris Ekolü” nden söz ederek başlamaktan daha doğal bir şey olamaz. Doğum tarihleri aşağı yukarı aynı döneme, 1910’lara rastlayan bir grup ressam, Akademi’deki öğrenimlerini izleyen yıllarda, bilgilerini artırmak amacıyla Paris’e gitmiş ve genellikle orada birkaç yıl kalarak dönen sanatçıların aksine, uzun yıllar sanatın başkentinde kalmış, resim satarak geçimlerini sağlama olanaklarını araştırmışlar ve böylece 1945’lerden itibaren sayıları giderek artan bir Türk ressamları grubu oluşturmuşlardır.

Sözünü ettiğimiz tarihlerin Avrupası, ikinci büyük savaştan yeni çıkmıştır. Sanatsal yaşam, yeniden düzene konulmakta, yeni bir kuşak, yüzyılın başlarında oluşan kübizm ve fovizm gibi Fransa’ya özgü akımların mirasçılığını yüklenmektedir. 1944 yılı ağustosunda özgürlüğüne kavuşan Paris, yeni bir değişimin eşiğine gelmiştir. Sanatta öznel çıkışlar ve gerçekçi eğilimler, yeni bir yaşama olanağına kavuşmuştur. Öte yandan Paris, modern sanatın merkezi olma niteliğini, savaş sonrasında Birleşik Amerika kentleriyle, özellikle de NewYork’la bölüşür duruma gelmiştir. 1945’leri izleyen yıllarda Matisse, Picasso, Bonnard ve Rouault gibi sanatçılar, tarihsel rollerini yeniden geçerli kılmaya başlamışlar, Nazi rejiminin sanat üzerindeki olumsuz baskıları, yerini yeniden özgür düşünceye ve özgür yaratma ortamına bırakmıştır. Galeriler yeniden kapılarını açtıkları sanatçılara, ulusal niteliklerine bakmaksızın çağdaş sanata katkıları ölçüsünde değer ve yer vermeye başlamışlardır. Özellikle 1945-50 arası, sanatta kişisel yorum gücünün egemenliğini iyiden iyiye duyurduğu yeni anlatım ve biçimleme çabalarının yoğunlaştığı bir dönemdir.

Avni Arbaş ve arkadaşlarının Paris’e gittikleri ve yerleştikleri yılların sanat ortamı, genel çizgileriyle böyledir. Çeşitli uluslardan binlerce ressamın, şanslarını denemek için bu büyük sanat merkezine koştukları yıllarda Arbaş’ın da, bilgisini artırmaktan ve sanatında ilerlemekten başka bir amacı yoktur. Doğduğu İstanbul’da (1919) orta öğrenimini Galatasaray Lisesinde sürdürmüş, burayı bitirmeden büyük bir tutkuyla bağlı olduğu sanat öğrenimini pekiştirmek için, Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiş ve Paris’e gittiği 1946 yılına kadar burada Fransız asıllı ressam Leopold Levy’nin atölyesinde çalışmıştı. Arbaş gibi Paris’e aşağı yukarı aynı tarihlerde yerleşmiş olan Selim Turan ve Nejat Devrim gibi sanatçılar da Levy’nin öğrencisi olarak Akademi’de öğrenimlerini yapmışlardı.

1940’ların Türkiyesinde yenilik akımları ve çağdaş sanat akımlarına bağlılık, 1928’de kurulmuş “Müstakiller” ve 1933’teki “D” gruplarıyla, yoğun bir aşamaya ulaşmıştı. Bir yandan bu çabalar sanat ortamını biçimlendirirken, öte yandan kendi toplumumuzu ve geleneklerimizi konu alan yöresel eğilimler “D” grubunu izleyen yıllarda geçerlik kazanmaya başlamışlardı. Yeni bir resim anlayışına yönelmek isteyen bir grup ressamın 1940’da “Liman Resim Sergisi” adı altında Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü’nde düzenledikleri ilk sergiye katılanlar arasında Avni Arbaş da vardır. Sonradan “Yeniler” grubu olarak adlandırılan ve toplumsal gerçekçi sanat anlayışının temsilciliğini yapan bu ressamlar, bürokratik eğilimlerin ötesinde kendi özgün duyuş ve düşünüş çabalarını gerçekleştirmek istiyorlardı. Avni Arbaş’ın o tarihlerden yıllar sonra yaptığı resimlerde, bize özgü yaşam motiflerinin ağır basmasında “Yeniler’ le başlayan bu toplu çabanın önemlice bir katkısı olduğunu düşünmek gerekiyor. Paris’te otuz yılı bulan çalışma ve araştırma dönemi bile, bu eğilimi bütünüyle bozmamış ve Arbaş, sanatında fazla bir iniş çıkış göstermeden, soyut yaklaşımlara fazlaca ilgi duymadan “figür”e bağlılığını, sonuna kadar sürdürmekten geri kalmamıştır.

1960’da Arbaş’ı Paris’teki atölyesinde görerek ressamla bir konuşma yapan Tarık Yasa (Tercüman 12 eylül 1960) Arbaş’ın Paris’teki güç yaşam koşulları içinde geçen ilk yıllarını şöyle anlatıyor: “Her sıkıntıya göğüs gerecek, icabında aç, icabında uykusuz kalacak, fakat kendisini kabul ettirecekti. Nitekim verdiği kararı uyguladı. Yedi yıl durup dinlenmeksizin çalıştı. Sanatla ilgilenen çevrenin dikkatini üstüne çekti. Sekizinci yıl, resim satan bir ressamdı. Bugün aradan on dört yıl geçti. Biraz rahatladı, fakat gayretinden hiç bir şey kaybetmedi. Eserleri 1953-1956, 1958 yıllarında Paris’te açılan sergilerde teşhir edildi.



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.