ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Biyografiler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=661)
-   -   Binbaşi Halis Ataksor - Biyografisi Kısaca Hayatı (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=960336)

Prof. Dr. Sinsi 10-21-2012 08:40 AM

Binbaşi Halis Ataksor - Biyografisi Kısaca Hayatı
 

BiNBAŞI HALiS ATAKSOR

Binbaşı Halis (Kör Halis) 1299 (Miladi 1876) yılında Kütahyada doğudu.

Babası Aydınlıoğulu Hamlacı Muhtar, annesi Germiyanoğullarından Havva Naime dir.

Harp okulunu bitirdikten sonra subay olarak katıldığı türk ordusunda önce Trablusgarb-Balkan-Çanakkale

ve son olarak milli mücadelede Fransız cepesinde (Diyarbakır-Mardin-Urfa-Siverek)

menzil mıntıka müfettisliği hizmetinde bulundu. Diyarbakırda bulunduğu yıllarda önceleri

tanışdığı Ziya Gökalp'in çıkardığı küçük mecmuada makaleler yazdı.

Bunlar Diyarbakır Tarihinde Komuk (Koummoukh) Eli ile Diyarbakır abideleridir.

ÇANAKKALE BERATI: Mevk-i harpte fevkal-ade şecaat ve cesaret ibraz suretiyle hizmet-i

vataniyede bulunan erkan ve ümera ve zabitan ile küçük zabitan ve efradın ve

memurin-i askeriye ve mülkiyenin beynel-emasil bais-i fahr u mübahat olacak

surette taltif ve tesririemr u ferman-ı humayun-padişahanem iktizayi

celilinden bulunduğuna ve yirmiyedinci alayın üçüncü tabur kamutanı

binbaşı kı dvetül-emacid vel-ekarim Halis efendi muharebedesebkeden

hüsn-i hizmet ve gayretinden naşi şayeste-i telattufat-i seniye-i

şahanem olduğuna binaen bil-istizan şeref sadir olan irade-iseniyye-i

mülükanem hüku-i münifine ve nizamname-i mahsusuna tevfikan kendisine gümüş

liyakat muharebe madalyası ita kılınmış olduğunu mütezammın işbu berat-alişan

isdar olundu Hurrire fil-yemil-aşir min şehri muharremil-haram liseneti

erbain ve selasune ve selasemie ve elf ( 10 muharrem 1334)

Ömrünü savaş meydana getiren ve genç yasında hayatın tamamlayan Binbaşı Halis doğu ve batı

dillerine vakıf bir askerdi. Son derece mütevazi ve o nispettede kahraman bir askerdi.

Miralay (Albay) Şefik Aker'in Çanakkale'de Mustafa Kemal paşa yerine 19. Tümen Komutanı olarak

tayini üzerine boşalan 27. Alayın Alay komutanlığına getirilmiştir. Birbirlerine halef-selef olan Halis Bey için Miralay Şefik Aker

(Çanakkale-Arıburnu Savaşları ve 27. Alay) isimli eserinin 55. sayfasında (her iki taraf muannidane birbirine mukavemet

etmeye ve baş kaldırmaya başladı. Tabur Komuntanı vaziyeti nazik gördü. Bu sırada kolunun pazu kısmından yaralandı.

Çok kıymetli ve şeci (kahraman) olan Tabu Kumandanı Yüzbaşı Halis yaralı olduğu halde dahi sağ cenahını

bu tehlikeli vaziyette bırakmak istemedi ve bir müddet bekledi. Fakat kaybetmekte olduğu kan

sebebiyle ve arkadaşlarının ısrarı ile geriye, sargı mahalline gitmeye mecbur kaldı.

Geriye gitmeden evvel subay arkadaşlarına 57. Alay buraya gelinceye kadar habercilerden başka hiç kimse

geriye bir adım atmasın ve icab ederse orada ölerek mevzilerine terk etmemelerini söyledi) demektedir.

ISTiKLAL BERATI:

Türkiye Cumhuriyeti Istiklal madalyası Vesikası No: 5692 Türkiye Büyük

Millet Meclisinin 30 Mayıs 1926 Tarihinde vukubulan üçüncü içtima

senesinin yüzonuncu içtimasının birinci celsesinde kabul buyurulmuş

olan Istiklal madalyası kanunun birinci maddesinin müzeyyel 30 mayıs 1926

tarihli ve 869 nolu kanunnamenin ikinci maddesine tevfikan Milli orduda

vazife almış olan mütekaid piyade binbaşı Halis efendinin kırmızı şeritli

Istiklal madalyası ile taltifi 9.8.1927 tarihinde tastik-i aliye iktiran

eylediğini mübayyin vesikadır.

Istiklal madalyası alan zatın hüviyeti Mütekait piyade binbaşı Halis efendi

Kütahya 314-32

27. Alayın genç teğmenlerinden Mucip Kemalyeri "Çanakkale Ruhu Nasıl Doğdu ve Azerbaycan Savaşları"

isimli kitabında Binbaşı Halis'in kahramanlığından övgüyle bahsetmektetir:

"Arıburnunda bulunduğumuz sıralarda muharebenin tesiri bizim taraf içinde kendini göstermeye başladı. Dakikalar ilerledikçe

mücadele bütün manasıyla dehşet ve ehemmiyet peydah ediyordu. Bu sırada Tabur Komutanımız Uşaklı Halis Bey geldi.

Henüz 20 yaşındaydım. Onun gelişi benim için imdat kuvveti oldu. Düşmanın vaziyetini tetkike başladı. Vaziyetin lehimize

olduğuna dair bir kanaati olmadığını yüzünden okumak mümkündü. Bana durum muhakemsi yaptıkdan ve emir verdikten sonra:

'Düşman herhalde denize dökülecektir' dedi.

Gittikçe sararan yüzünden ve bakışlarındaki kuvveti kaybolan gözlerinden bir mana çıkarmak istiyorum, fakat bunun için çok

düşünmeye ve sebeb aramaya lüzüm kalmadı. Sol kolunun haki kumaşı yavaş, yavaş kızarıyor, ve parmaklarının ucuna

kan damlaları birikiyordu.

- Yaralanmışsınız dedim.

- Şimdi değil sizin bölüğe gelirken yolda oldu.

Sıhhiye Çavuşu diye bir defa seslendim. Beni susturdu ve hemen ilave etti.

'Asker yaralandığımı duymasın' dedi.

Avcı hattında durumu tetkik etti. Bu tetkikin ne kadar sürdüğünü kestiremedim. Fakat Komutanımın her dakika içinde

yattığı yerde bile takatsizliğinin artmakta olduğunu hissettim. Bize karşı çok manalı ve müfen bakışları vardı. Anlıyordumki

yanlız bırakmak istemiyordu. Komuntanımızı haddinden fazla tatmin ve temin etmeye çalıstık. Fedakar Kumandanımız yavaş,

yavaş müsterih olmaya ve bize ehhemiyet etmeye başladığını hissediyordum. Biraz sonra sesi toklaştı.

-'Kattiyen geri çekilmeyiniz size derhal takviye kuvveti göndereceğim' dedi.

Bu emre müteakip bir erin yardımıyla yavaş, yavaş geriye doğru inmeye başladı."

Çanakkale'ye ait bazı kitaplar ve bazı yazarlar, Şevki Yazman, Abdurrahman Özgen ve diğerleri Halis Bey hakkında hatıralar kaydetmişlerdir. Mahiyetinde çalışan Gelibolunun Uygardere köyününden 1299 doğumlu Halil oğlu Ahmet Uzun, Seddülbahirde geçen bir olayı anlatır. Şöyle der

"Biz iskelede mevzilenmişken bir kez iskeleye bir düşman torpido botu yanaştı. İçinden babalarının evindeymiş gibisine 20-30

kişi çıktı. Meğer düşman neferleri ara sıra buraya çıkarmış. Bölük Komutanımız Halis efendi (Ona Kör Halis derlerdi) bize:

'Buraya mevzilendiniz, vazifeniz hiç kimseyi karaya çıkartmamaktır. Eğer karaya bir tek düşmanı neferi çıkartırsanız

hepinizi vururum. Bende size bir hile yaparsam sizde beni vurun' dedi.

Hani Yüzbaşımız çok yaman adamdı doğrusu. Düşman ikinci taburla buluşuyordu. Arıburnu'na sırta gelince birden Yüzbaşımız

Halis Efendi ayağından yaralandı. Atından atladı, çok kızgındı. Hepimizi yere yatırıp süngü taktırdı. Düşman sırta tırmanmış

bize doğru geliyordu. Hemen ateş açtık. Hani biraz daha gecikseydik düşman sırta yerleşecektı. Aramızda mesafe gittikçe

kapanıyordu. Halis Efendi süngü hücümu verdi. Allah-Allah sesleriyle sırtdaki düşmana saldırdık, birbirimize girdik. Halis Bey

muhtelif savaşlarda yaralanmış cesur bir askerdi. Daima cesaretini tevazu ile gizler dururdu. "Tarih Konuşuyor"

isimli mecmuada ona dair çıkan hatırada hatıra sahibi şöyle bahseder:

' Top ve mermilerin göz açtırmayacak şekilde üzerimize geldiği bir sırada Halis Beyin ayakta duruşu dikkatimi çekti,

yaklaşıp 'Kumandanım niçin hedef küçültmüyorsunuz?' dediğimde o askere metanet vermek için ayakta kalışını

tevazu ifade eden şu sözlerle gizlemiştir: 'Nasıl olsa kalkmayacakmıyız, bu ağır gövde ile yatıp kalkmak zor

oluyorda onun için ayaktayım' diye cevap verdi. ' "




Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.