![]() |
Haydin Kurtuluşa!
Haydin KURTULUŞA! Hakkında Haydin KURTULUŞA! http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg Bilal, Kabe'nin damına çıktı ve namaz için ezan okumaya başladı. Mekkeliler, bu yeni sesi duyunca kendilerini bir rüya aleminde zannediyorlardı. Bu kelime, havada şeytanların kalbine korku salıyor, sadası karşısında kaçmaktan başka çare bulamıyorlar. Yahut da, iman ederek hidayete eriyorlar: Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allah en büyüktür! Allah en büyüktür! Hakkın sadası, insanı birbiri üzerine binmiş perde ve engellerin arkasından çekip çıkarır ve içine unuttukları şeyi ilka eder. Unutulan şey varlığın hakimi, alemlerin Rabbini tâzim etmektir. Eşhedu en-lâ ilahe ill'Allah! Eşhedu en-lâ ilahe ill'Allah! Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim! Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim! Allah'a koşulan ortakların hepsi düştü. İnsanlar vehimlere boyun eğip yalvarmış, manasız şeylerle övünüp durmuş ve kendine dahi bir fayda sağlamayan kimselerden hayır ummuş, kendini sineğin düşmanlığından koruyamayanlardan yardım beklemişse, "ELBETTE BÜTÜN BUNLAR, YÜZÜSTÜ YERE DÜŞECEKTİR." Bu karmaşık yollarda dolaşmak niye? Gafiller Allah'a, yaratıklarından, mahlukatından bazı şeyleri ortak koşup, ona sığınıyorlarsa, Mü'minler Allah'tan başka Rab tanımazlar ve O'ndan başka sığınacak kimse göremezler! Gerçek ve halis Tevhid inancı, onların hedef olarak tayin ettikleri gayenin en inatçı metodudur. Fakat örnek insan kim? Bu yolda imam kim? Hidayet yolunu gösteren öncü kim? Müezzin cevabı hatırlatmak için okuyor: Eşhedu enne Muhammed'er-Rasulullah... Eşhedu enne Muhammed'er-Rasulullah... Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet ederim... Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet ederim... Bu şerefli insanın hayatı düzgün bir hayat sürmek isteyenlere en kamil örnektir. Şüphesiz Hz. Muhammed(sas) bir insandır. Üstün sünnetiyle Hakka bağlanmış ve o yolda yürüyeceklere eşsiz bir hayat şekli çizmiş bir insandır... O, her akıl sahibini hayra yönelmeye ve velinimeti olan Allah'ı razı kılmak için çalışmaya teşvik eder. Önce insanı kolay ve manalı bir ibadeti yapmaya çağırır: Hayya ale's-salah... Hayya ale's-salah... Haydin namaza! Haydin namaza! Bu namazlar dünya gürültüsü içinde müminin halini düşünmeye ayırdığı birkaç dakikadır. İnsan doğru yoldan her ayrılışında bu namaz onu hakka döndüren birkaç dakikadır. Enaniyete kapılıp etrafına bakarak kendini küçük bir ilah zanneden insanın Allah'ın önünde eğildiği ve kendine geldiği birkaç dakikadır. Bu namazlar, Allah'tan yardım istendiği ve ilham alındığı birkaç dakikadır. Bütün gururuna rağmen insan kendisine rüşdünü ilham eden yüce Allah'a ne kadar da muhtaçtır! Çünkü O'nun ilhamıyla ahmaklıktan kurtulur. Çünkü O'nun vereceği kuvvet ile acizlikten kurtulur. Sonra da insanları bütün işlerinde ümitsizlikten uzak durmaya teşvik eder. Ümitsizlik boş yere yapılan çalışmalarda olur. Batıl işlerde olur. Çünkü yanlıştır. Bu yanlışlık ve hata, ister maksatta isterse işi yerine getirmede olsun farketmez. Ezan: Hayya ale'l-felah... Hayya ale'l-felah... Haydin KURTULUŞA! Haydin KURTULUŞA! derken, insanı bu çeşit bir ümitsizlikten sakındırmaktadır. Ameller, yapılan bütün işler, şekli ve niyetiyle doğru olarak insandan sudur ettiği gün sırf dünyevi işler dahi olsa insan kurtulur. Felaha kavuşur. Allah, Peygamberine dünya işlerini ibadet ve namazlarından sonra sırf Allah için yapmasını öğretmedi mi? : "De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim." (En'am/162-163) Bunun için de tek yol var: Allah'ın dışındaki gayelerin hepsini küçük görüp ebedi olarak Allah'ı BİRleme inancına bağlı kalmak. Ezan, sonra dönüp tekrar gaye ve metodu tesbit ediyor: Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allah en büyüktür! Allah en büyüktür! La ilahe illallah... O'ndan başka ilah yok! Ezan kelimeleri, insanların ıslahı konusunda bariz noktaları ifade etmektedir. Bu yüzden Müslüman, ezanı duyunca şu duayı okur. Buharî şöyle rivayet etmiştir: "Ey bu eksiksiz çağrı ve ikame edilen namazın Rabbi olan Allah'ım! Muhammed'e Vesile ve Fazıle(iki üstün mertebe)'yi ver! Onu kendisine vadettiğin makam-ı mahmud'a gönder. Şüphesiz Sen va'dinden dönmezsin." Mekke'nin Fetih günü hatıraları, bizi bu fethi mübinde bulunmayan yiğitlere götürebilir. Bilal'in Kâbe üzerinde TEVHİD parolasıyla ezanını duymayan kahramanlara götürebilir. Putları yerde yüzüstü çamurlara bulanmış ve bu putların eski kullarının İslam'a girdiğini görememiş olan bahadırlara götürebilir... Onlar öldürülüp şehid olmuşlar veya uzun savaşlar sırasında ölmüşlerdir. Fakat bugün hayatta kalanların meyvesini topladığı zaferde onların da payı vardır. Onların mükafatı, nezdinde zerre kadar zulüm bulunmayan yüce Allah'a kalmıştır... Şurası iyi bilinmelidir ki; her askerin hak ile batıl arasındaki çarpışmanın neticesini görmesi zarurî değildir. Çünkü ecel onu daha ilk merhalelerde bundan mahrum edebilir. Şehidlerin efendisi olan Hamza'nın(ra) şehadeti gibi, herhangi bir harpte ecel onu neticeyi görmeden alabilir. Kur'an, Hakk'a tabi olanlara, gerçek ve eksiksiz hesabının dünyada değil ahirette görüleceğini açıklamıştır. Müminler ve kafirler yaptıklarının karşılığını eksiksiz olarak orada göreceklerdir. "Sabret, Allah'ın va'di haktır, gerçektir." "Onlara vadettiklerimizin bir kısmını, ya sana hayattayken gösteririz veya göstermeden seni vefat ettiririz. Fakat değişen birşey olmaz. Çünkü onların dönüşü yine bizedir..." (Yunus/46) Muhammed GAZALÎ - "Fıkhu's-Sîre" adlı eserinden... |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.