ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Aşk & Sevgi (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=388)
-   -   &Quot;Dünyadaki En Büyük Kıtlık 'Rağmen' Türü Sevginin Yeterince Olmayışıdır!..&Quot; (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=897337)

Prof. Dr. Sinsi 10-11-2012 10:03 PM

&Quot;Dünyadaki En Büyük Kıtlık 'Rağmen' Türü Sevginin Yeterince Olmayışıdır!..&Quot;
 
Japon düsünür Masumi Toyotome'nin sevgi üzerine söyledikleri.

"Dünyada sevilmek istemeyen kisi yok gibidir" diye basliyor Toyotome.

"Ama sevgi nedir nerede bulunur biliyor muyuz?" diye soruyor.. Sonra anlatmaya basliyor..

"Sevgi üç türlüdür!.."


Birincinin adi "Eger" türü sevgi!..

Belli beklentileri karsilarsak bize verilecek sevgiye bu adi takmis

yazar..

Örnekler veriyor: Eger iyi olursan baban annen seni sever. Eger

basarili ve önemli kisi olursan seni severim. Eger es olarak benim

beklentilerimi karsilarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan

sevgi türü budur" diyor. Bir sarta bagli sevgi.. Karsilik bekleyen

sevgi.. "Sevenin istediği birseyin saglanmasi karsiligi olarak vaad

edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..

"Nedeni ve sekli bakimindan bencildir. Amaci sevgi karsiligi birsey

kazanmaktir."

Yazara göre evliliklerin pek çogu "Eger" türü sevgi üzerine kuruldugu

için çabuk yikiliyor.

Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine degilhayallerindeki

abartilmis romantik görüntüsüne asik oluyor ve beklentilere giriyorlar.

Beklentiler gerçeklesmediginde düs kirikliklari basliyor. Sevgi giderek

nefrete dönüsüyor.

En saf olmasi gereken anne baba sevgisinde bile "Eger" türüne

rastlaniyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giris

sinavlarini kazanarak babasini mutlu etmek içinçok çalisiyor. Okul

disinda hazirlama kurslarina da gidiyor. Ama basarili olamiyor.

Babasinin yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir

haftaligina Hakone kaplicalarina gidiyor. Eve döndügünde babasi öfaaale

"Sinavlari kazanamadin. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye

bagiriyor. Delikanli "Ama baba vaktiyle sen de bir ara kendini iyi

hissetmediginde Hakone kaplicalarina gittigini anlatmiştin" diyor. Baba

daha çok kizarak delikanliyi tokatliyor. Çocuk da intihar ediyor.

"Gazeteler intiharin anlik bir sinir krizi sonucu oldugunu söylediler

yaniliyorlardi" diyor yazar.. "Delikanli babasinin kendisine olan

sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bagli oldugunu anlamisti!.."

Insanlar "Eger" türü sevginin üstünde bir sevgi arayisi içindeler

aslinda.. "Bu sevginin varligini ve nerede aranmasi gerektigini bilmek

bu genç adamin yaptigi gibi yasami sürdürmekle

ondan vazgeçmek arasinda bir tercih yapmakla karsi karsiya

kaldigimizda önemli rol oynayabilir" diyor Masumi Toyotome.. Ilginç degil mi?..
ikinci türe geçiyoruz. "Çünkü" türü sevgi..

Toyotome bu tür sevgiyi söyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kisi bir

sey oldugu birseye sahip oldugu ya da birsey yaptigi için sevilir.

Baska birinin onu sevmesi sahip olduğu bir nitelige ya da kosula

baglidir."Örnek mi?.. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin.

(Yakisiklisin!)" "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler o kadar zengin

o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven

veriyorsun ki.." "Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açik arabanla o kadar

romantik yerlere götürüyorsun ki.."

Yazar Çünkü türü sevginin Eger türü sevgiye tercih edilecegini

anlatiyor. Eger türü sevgi bir beklenti kosuluna bagli oldugundan büyük

ve agir bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip oldugumuz bir nitelik

yüzünden sevilmemiz hos birseydir egomuzu oksar. Bu tür oldugumuz

gibi sevilmektir. Insanlar olduklari gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu

tür sevgi onlara yük getirmedigi için rahatlaticidir. Ama derin

düsünürseniz bu türün "Eger" türünden temelde pek farkli olmadigii

görürsünüz. Kaldi ki bu tür sevgi de yükler getirir insana.. Insanlar

hep daha çok insan tarafindan sevilmek isterler. Hayranlarina yenilerini

eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri

ortaya çiktigi zaman sevenlerinin artik ötekini sevmeye baslayacagindan korkarlar.

Böylece yasama sonsuz sevgi kazanma gayretkesligi ve rekabet girer.

Ailenin en küçük kizi yeni dogan bebege içerler.

Sinifin en güzel kizi yeni gelen kiza içerler. Üstü açik BMW'si ile hava atan

delikanli Ferrari ile gelene içerler. Evli kadin kocasınin genç ve güzel sekreterine içerler.

"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyorToyotome..

"Çünkü türü sevgi de gerçek ve saglam sevgi olamaz" diyor.

Bu tür sevginin güven duygusu vermeyisinin iki ayri nedeni daha var..

Birincisi.. "Acaba bizi seven kisinin düsündügü kisi miyiz?" korkusu..

Tüm insanların iki yani vardir. Biri disa gösterdikleri..

Öteki yalnizca kendilerinin bildigi..

"Insanlar sandiklari kisi olmadigimizi anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan dogar.

Ikincisi de.. "Ya günün birinde degisirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endisesidir.

Japonya'da bir temizleyicide çalisan dünya güzeli kizin yüzü patlayan kazanla parçalanmis.

Yüzü fena halde çirkinlesince nisanlisi nisani bozup onu terketmis. Daha acisi..

Ayni kentte oturan anne ve babasi hastaneye ziyarete bile gelmemisler artik çirkin olan kizlarini..

Sahip oldugu sevgi sahip oldugu güzellik temeli üstüne bina edilmis oldugundan bir günde yok olmuş.

Güzellik kalmayinca sevgi de kalmamis. Kiz birkaç ay sonra kahrindan ölmüs..

Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çogu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi

kaliciligi konusunda insani hep kuskuya düsürür" diyor..

Peki o zaman gerçek sevgi güvenilecek sevgi ne?.." Ve iste sevgilerin

en gerçegi!..

"Üçüncü tür sevgi benim 'Ragmen' diye adlandirdigim türdür" diyor yazar.

Bir kosula baglı olmadigi için ve karsiliginda birsey beklenmedigi için

"Eger" türü sevgiden farkli bu.. Sevilen kisinin çekici bir niteligine dayanip böyle bir

seyin varligini esas olarak almadigi için "Çünkü" türü sevgi de degil.

Bu üçüncü tür sevgide insan "Birsey oldugu için" degil "Bir sey olmasina ragmen" sevilir.

Güzellige bakar misiniz?..Ragmen sevgi..Esmeralda Qusimodo'yu dünyanin en çirkin

en korkunç kamburu olmasina "ragmen" sever.

Asil yakisikli zengin delikanli da Esmeralda'ya çingene olmasina "ragmen"

tapar!.. "Kisi dünyanin en çirkin en zavalli en sefil insani olabilir. Bunlara

'ragmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karsilasmasi sarti ile.."

Burada insanin iyi çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanmasi gerekmiyor.

Kusurlarina cahilligine kötü huylarina ya da kötü geçmisine "ragmen" oldugu gibi

o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok degersiz biri gibi görünebiliyor ama en degerli gibi sevilebiliyor.

Japon yazar "Yüreklerin en çok susadigi sevgi budur" diyor.

"Farkinda olsaniz da olmasaniz da bu tür sevgi sizin için yiyecek

içecek giysi ev aile zenginlik basars ya da ünden daha önemlidir."

Bunun böyle oldugundan nasil emin?..

Hakli oldugunu kanitlamak için sizi bir teste davet ediyor..

"Su soruma cevap verin" diyor. "Kalbinizin derinliklerinde dünyada kimsenin

size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz yiyecek

elbise ev aile zenginlik başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?.. Kendi

kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız?.."

Devam ediyor Toyotome.. "Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi

çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne

çökmezmiydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?." "Diyelim sıradan bir yaşamınız var..

Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan

umudunuz olmasa kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.." diye soruyor ve yanıtlıyor: "Böyleleri

ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline

geliyorlar."

Toyotome hem de nasıl iddialı savunuyor "Rağmen" sevgiyi.. "

Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da

birgün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır." Son sözlerinde biraz umutsuz Toyotome..

"Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin

sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye açıklıyor.. Anlatıyor..

"Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi

başkasından beklemektedir." Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?..

Yazara göre açlığımızı biraz bastıracak kadar..

Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım

bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım

sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor.

Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz..

Hani nerede?.. Hepsi o.. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda..

"Dünyadaki en büyük kıtlık 'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır!.."


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.