ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Sorularla İslamiyet (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=620)
-   -   Nefisle Cihad Nasıl Olmalı ? (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=895227)

Prof. Dr. Sinsi 10-11-2012 08:46 PM

Nefisle Cihad Nasıl Olmalı ?
 

Nefisle Cihad Nasıl Olmalı ?
Hakkında Nefisle Cihad Nasıl Olmalı ?




Soru
insan ne kadar iyi bir dindar olsada nefsine maglup oluyor. Sonra pisman oluyor. Daha sonra bu pismanligik benden adam olmaz oluyor. Bizde nimetlerden yararlanmak istiyoruz(internet v.s) ama araya nefis girip onu kötülestiriyor. Tövbe edip bir daha gunah islemek bir daha aynisini yapmak insani mahvediyor.Tövbe-günah,tövbe-günah derken insan tamamen yoldan cikmaktan korkuyor. Ne yapmaliyiz nasil korunmaliyiz..

Insan hangi durumda olursa olsun tevbe etmekle mükelleftir. Seytan insani ümitsizlige sevkedip tevbe etmesini engellemeye çalisir. Bunu yaparken bir yandan nefside islah edip ilerlemeye çalismak gerekir.

Al-i Imran suresinde su mealdeki bir ayeti kerime yer almaktadir:

"Ve bir günah isledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'i anarak günahlarinin bagislanmasini isteyenler, hem de yaptiklari günahta bile bile israr etmemis olanlar—Iste onlarin mükâfati, Rablerinden bir magfiret, agaçlari altindan irmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardir. Güzel amel yapanlarin mükâfati ne güzeldir."1

Demek ki, bir tövbenin kabul olmasi, bir günahin affa liyakat kazanmasi için hiçbir mazeret yokken o günahta israr edilmemesi sarti aranmaktadir. Bir insan sadece nefsini yenemedigini, çevresinin nasil karsilayacagini bahane ederek bir harami islemeye devam ederse ne olur? Bu husustaki bir hadisin meali söyledir:

"Mü'min bir günah isledigi zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eger o günahtan el çeker, Allah'tan günahinin affini dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eger günaha devam ederse, o siyahlik artar. Iste Kur'ân'da geçen 'günahin kalbi kaplamasi' bu mânâdadir."2

Evet, "Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardir" sözü mühim bir gerçegi dile getiriyor. Söyle ki, bir günahi islemeye devam eden insan zamanla o günaha alisir, terk edemez bir hale gelir. Bu aliskanlik onu gün geçtikçe daha büyük manevî tehlikelere sürükler. Günahin uhrevî bir cezasinin olmayacagina inanmaya, hattâ Cehennemin bile olmamasi gerektigine kadar gider. Yani kalpte yer tutan o günah tohumu zaman içinde—Allah korusun yesillenerek bir zakkum agaci haline dönüsebilir.3

Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve seytanin kinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahi terk ederek insanin kendine çeki düzen vermesi gerekir.

1.Âl-i Imrân Sûresi, 135-136.
2.Ibni Mace, Zühd:29.
3-Lem'alar, s. 7; Mesnevî-iNuriye, s. 115.
(Kaynak: Mehmet Paksu, Sünnet ve Aile

Allah’i sevmek ve onun razi oldugunu bilmek soyut bir durum oldugu için anlamak zordur. Bir insan ben Allah’i seviyorum diyebilir. Fakat bu durum içimizdeki bir duyguyu anlattigindan dolayi, disimizda bunu göstermemiz gerekir.

Diger taraftan, Allah bizden razi mi? Biz onun yaninda nasil bir kuluz? Bu sorular da ayni sekilde anlasilmasi zor konulardir. Bunu anlamanin da bir yolu olmali.

Iste hem bizim Allah’i sevdigimizin anlasilmasi, hem de Allah’in bizden razi oldugunu anlamanin yolunu su ayeti kerime de Allah’imiz bildiriyor. “Ey Muhammed deki: Eger Allah’i seviyorsaniz bana tabi olun, ta ki Allah ta sizi sevsin.”

Dikkat edilirse Allah’i sevmemizin göstergesi Hz. Peygamber Efendimize uyarak islami yasamaktir. Biz Peygamberimize uyarak hayatimizi yasarsak, netice de Allah’in da bizi sevdigini rahatlikla söyleyebiliriz. Mesela, babanizi ve annenizi sevdiginiz nasil anlasilir. Onlarin isteklerini yapar, memnun olmadigi seyleri de terk ederseniz, o zaman sevdiginiz ortaya çikmis olur. Onlar bize demeseler bile biz bundan anlariz ki onlar da bizi seviyorlardir. Tam tersi olsa dediklerinin hiç birini yapmam ama, kalbime bak onlari çok seviyorum dese kime inandira bilirsiniz.

Demek ki Allah Peygamberimizi bir model olarak yaratmis ve en güzel örnekleri onda göstermis. Bize de, eger beni seviyorsaniz, size Peygamber gönderdigim Hz. Muhammed’e uyunuz. O takdirde anlayin ki ben de sizi seviyorum. Sözün özü: Allah’in bizi sevdiginin göstergesi, bizim ne kadar Hz. Muhammed’e benzedigimizdir. Ona göre sonuca varabiliriz.

Size, bize ve tüm insanlara yol haritasi kur’an ve Sünnettir. Bundan baskasini size tavsiye edemeyiz. Yani kur’ani ve sünneti rasulullahi ( a.s.m ) kendimize rehber edinmek, kendimizi onlara endekslemek ve imani bahis ve kitaplari tefekkür ile okumaktir. Yani imanin ve kur’anin anlattigi ve bahsettigi kurani ve imani kitaplar bulabilseniz veya bu konulari tefekkür ve mütalaa eden sahsiyetlerle beraber olmakla onlardan istifade edebilseniz sizin hem dünyaniza hem de ahiretinize faydali olacaktir.

Namazlari vaktinde kilmak, büyük günahlara dikkat etmek ve namazin arkasindaki tesbihati yapmak ayrica sizi tekamül ettirecektir.

Bu konuda size bazi tavsiyelerimiz olabilir:

1- Çevrenizde güven ve itimat duydugunuz bazi kimselerle istisare ederek islami çizgiyi koruyan ve sorulariniza cevap verebilecek cemaat mensuplariyla görüsmenizi
2- Zafer, Nesil, Cihan ve Nil yayinlarinda çikan kitaplardan bazilarini seçerek okumanizi
3- Bizim tavsiye edecegimiz su kitaplari okumanizi öneririz:

(zafer yayinlarinda çikanlar, Yerebatan cd. 45/2 Cagaloglu, Ist. Tlf. 212 5270207)
- Gerçege Dogru Serisi 6 cilt
- Nurdan kelimeler 4 cilt
- Nurdan Cümleler 2 cilt
- Bir Kader Sohbeti
- Ölüm son Degildir 3 cilt
- Risale Okumalari 2 cilt

(Nesil Yayinlarinda çikanlar, Sanayi Cd. Bilge Sk. No: 2 Yeni Bosna Ist. Tlf. 212 5513225)
- Dört Halife
- Sahabe Modeli
- Peygamberimizin Hayati 2 cilt
- Islam Nasil Anlamali
- Gençlige Seslenis
- Vesvese sebepleri ve kurtulus yollari
- Kendini Arayan Adam
- Müslüman Nasil Yasamali
- Peygamberimizin Teblig Metodu 2 cilt
- Kuranda Cihad ve Savas

Ayette geçen Nefis ve Malin Allah’a satilmasi ne demektir?

Nur Külliyatinda, “Muhakkak, Allah müminlerden nefislerini ve mallarini cennet mukabili satin almis bulunuyor” mealindeki âyet-i kerimenin tefsiri yapilirken bir temsil getirilir ve temsilin bir yerine de su mesaj yüklenir. “Hem o fabrikadaki âletler benim namimla ve benim tezgâhimda islettirilecek. Hem fiyati, hem ücretleri birden bine yükselecek.” Sözler

Bir sohbette arkadaslarima, topragin ve suyun fiyatlarini sormus ve bir cevap alamamistim. Muzun fiyatini sordugumda ise yüksek bir rakamla karsima çikmislardi. Iste toprak ve su Allah’in bir fabrikasi olan agaca girdiklerinde, öteden muz olarak çikiyor ve büyük bir kiymet kazaniyorlar. Ayni sekilde, otu inek denilen bir canli fabrikaya veriyoruz, et ve süt elde ediyoruz. Seker pancari, fabrikadan seker olarak çikarken, çiçek tozlari kovanda bal oluyorlar.

Insan, etrafini saran böyle sonsuz ibret tablolarindan ders alarak nefis ve malini, Rabbinin emir tezgâhina soksa, alâ-yi illiyyin denilen o üstün makama erecek ve cennet ehli olma serefine kavusacak.

Nefis denilince insanin zâtini anliyoruz, mal denilince de zâtin tasarrufuna verilen emanetleri. Bir baska ifadeyle, “nefis” insana ihsan edilen dahilî nimetleri; “mal” ise haricî nimetleri temsil etmekte. Her ikisi de insani ya alâ-i Illiyyîne çikaran yahut esfel-i safiline düsüren imtihan âletleri.

Âyet-i kerimede nefisten baslandigini dikkate alarak nefsimiz üzerinde biraz duralim.
Insan akli, fizik ve kimyadan, ticaret ve ziraattan, kumar ve soyguna kadar her seyde istimal edilmeye müsait. Bunlarin bir kismi insani yükseltirken, digerleri alçaltir.

Insan kalbi bir umman. Iman ve küfürden, adalet ve zulme, tevazu ve kibre, itaat ve isyana, muhabbet ve nefrete, af ve intikama ve daha nice müspet ve menfi mânâlara açik. Insanin alâ-yi illiyyîne yükselmesinde yahut esfel-i safilîne yuvarlanmasinda en büyük pay onun.

Kalbe bagli lâtifeler, hisler bedenin organlarindan çok. Bunlar da insani ya yücelere çikarir yahut çukurlara düsürür. Sevgiden baslayalim. Insan bu his ile, ya Rabbini ve Mevlâsini sever, yahut nefsini ve menfaatini. Iste birinci hâl yükselis, ikincisi çöküstür.
Bir digeri, “endise duygusu.” Insan, ya maddî ve dünyevî problemleri kendisine dert edinir, bunlarin endisesiyle ruhunu perisan eder. Yahut, bu dünya yolculugunun cehennemle son bulma endisesi onu durmadan çalismaya, gayrete ve duaya sevk eder. Birincisi, asagilarin asagisi, ikincisi yüceler yücesidir.

Bes duyumuz da bu ölçüye vurulmali. Insan bunlarla sâlih amel de isleyebilir, isyan ve günah da. Birinciler, insani en ileri makamlara, ikinciler ise en derin azaplara hazirlar. Yine Nur Külliyatinda, “küfür, mahiyet-i insaniyyeyi yikar, elmastan kömüre kalbeder” denilerek, büyük bir hakikat dersi verilir. Demek ki, insan ahsen-i takvim ile ifade buyrulan bir elmas mahiyetinde yaratilmis. Kendisini riza çizgisinden, istikamet hattindan disari çikarirsa, ceza alarak asagilarin asagisina atiliyor. Bu çöküs “kömür” olmakla sembolize edilmis. Bilim adamlarimizin ifadelerine göre, elmasla kömürün temel taslari ayni. Sadece kristallesme sekilleri farkli. Iste bu farkliliktan birbirine zit iki mahiyet doguyor. Ayni harflerle farkli kelimelerin yazilabilmesi gibi, ayni insan mahiyetinden de, birbirine zit meyveler çikabiliyor: Mümin -kâfir, salih-fasik, âdil-zâlim, mütevazi- magrur gibi.

Bu misâle göre:
•Ahsen-i takvim, “en güzeli yazabilecek kivamda, kabiliyette yaratilmis olma.”
•Alâ-yi illiyyîn, “bunu basarabilenlerin yüksek makami.”
•Esfel-i safilîn, ise “yanlis yazanlarin büyük düsüs ve çöküsü.”

Allah Resulü (a.s.m.), “Dünya âhiretin tarlasidir” buyurur. O halde insan bu dünyada, çekirdek kabilinden de olsa, “alâ-yi illiyyîn” serefine erecektir ki, bu mazhariyet âhirette o yüce makam olarak kendini göstersin. Ve yine insan, isledigi isyanlarla, “esfele-i safilîne” lâyik olacaktir ki, bu liyakat o dehsetli azabi meyve versin.

Sözün özü: Yüksek insanlar da, alçak insanlar da bu dünyada yetisiyorlar. Ve âhirette her nefis kendi ameline uygun saadete eriyor yahut azaba düsüyor.



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.