ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Tarih / Coğrafya (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=656)
-   -   Türk Çadırları (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=893845)

Prof. Dr. Sinsi 10-11-2012 12:47 AM

Türk Çadırları
 
Türklerin bundan bin beş yüz yıl önce Orta Asya'da, iklim ve coğrafi şartların icabı olarak, umumiyetle göçebe bir hayat yaşadıkları malûmdur. Öyle göçebe bir hayat ki, bu hayatı yaşıyanlar yazı yazmasını biliyorlar ve kervan ticareti yapıyorlardı. Göçebe hayatı yaşıyan Türkler, iyi ahlâklı olmayı, yoksullara yardım etmeyi seviyorlar ve bunu en büyük faziletler arasında sayıyorlardı.

Ortaçağdaki göçebe Türk cemiyetlerinde, çok zengin bir asilzadeler sınıfı, her hususta hür olan halk tabakası ve nihayet kara halk denilen, esirlerden oluşan aşağı tabaka vardı, işaret edildiği üzere, Türk göçebe cemiyetinde medeni hayatın birliktelik manzarası ve birçok müesseseleri görülmektedir.

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Çadırda doğar Çadırda Ölürlerdi

İşte, birçok Avrupalı âlimlerin de belirtikleri üzere, doğuştan asker, teşkilâtçı ve idareci olan Türkler, hep çadırlarda doğmuşlar ve buralarda yaşayıp ölmüşlerdir. Eski Türkler çadıra otak (otağ) adını veriyorlardı ki, bugünkü oda sözü buradan gelmektedir. Otağ ismi, çadır mânasında olarak, Selçuklularda ve beyliklerde olduğu gibi, Osmanlılar'da da kullanılmıştır. Çadır kelimesine gelince, bu da türkçe olup çatmak fiili ile ilgilidir.

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Orta çağda, Orta Asya'nın engin bozkırlarında yaşıyan Türklerin çadırları, keçeden yapılmıştı. Şekli yuvarlak olup, sağlam kazıklarla yere bağlanmıştı. Normal halk çadırları sekiz on kişi alacak büyüklükte idi. Asilzadeler olan beylerin ve hanların muhtelif şekil ve büyüklükte otağ yâni çadırları vardı.

Yağmalı Şölen

Bunlardan kırmızı atlas veya ipekten yapılmış büyük otağlar elli, yüz kişi alırdı ki, burada resmî toplantılar yapılır, ziyafetler verilirdi. Renk renk kıymetli kumaşlar ve ipeklilerle süslenmiş olan bu otağlar, bâzı zamanlarda ziyafetten sonra içindeki kıymetli eşya ile birlikte ziyafeti veren han veya beyin müsaadesiyle yağmalanırdı.

Yağma esnasında han veya bey, varsa oğulları ve hatunu ile beraber otağdan uzaklaşırdı. Otağ-ı yağma edenler, yağmadan sonra han veya beyin huzuruna vararak onu selâmlarlar ve yağmaladıkları eşya ile birlikte kendi yerlerine giderlerdi. İşte eski Türklerdeki yağmalı şölenin aslı budur.

Çadır, Türkler tarafından o kadar sevilmiş ve ona o kadar alışılmıştı ki, yabancı ülkelerde bulunan ve evlerde oturan Türkler çadırda yaşamanın hasretini çekmişlerdir. Şüphesiz ki, onlar çadıra, hür ve serbest yaşamanın bir timsali nazariyle bakıyorlardı.

Yedinci asrın başlarında Çin'de bir müddet yaşıyan bir Gök Türk şehzadesi, kendisine tahsis edilen muhteşem bir binada kalmak istemiyerek, bu binanın bahçesine kurduğu bir çadırda oturmuştur.

Eski Türklerin çadırları, elbiseleri gibi, umumiyetle ak idi. Ancak köle ve cariyeleri, kara çadırlarda yaşarlardı. Büyüklerin çadırlarından bâzıları al, kırmızı ve turuncu idi.

Arap yazarlarına göre, Peygamberimiz, hayatının son zamanlarında Türk çadırında oturmuş ve bu çadırı çok sevmiştir.

Otağ-ı Hümayun

Osmanlı Türklerinin çadırları da Orta Asyalı atalarınınkinden farksızdı. Osmanlı hükümdarlarının büyük ve muhteşem çadırları vardı ki, buna Otağ-ı hümayun denilirdi. Otağ-ı hümayun seferlerde, av ve gezintilerde kullanılırdı. Çok güzel, işlemeli ve süslü olan Otağ-ı hümayunlar birçok kısımlara ayrılmıştı.

Otağ-ı hümayunların rengi kırmızı idi ve Osmanlı ordusunda padişah, şehzadeler, vezir ve beylerbeyilerden başkası bu renkte çadır kullanamazlardı.

Padişah otağlarından Kanuni Sultan Süleyman'ın 1566 da yaptığı Zigetvar seferindeki Otağ-ı pek mükemmel olup, yedi direkli idi. Bu hükümdarın nişancısı ve tarihçisi Celâlzade, bu Otağ-ı pek edibane bir surette tasvir etmiştir. Onun bu tasvirinden anlaşılıyor ki, Kanuni'nin Otağ-ı, renkli şerit ve sırma saçaklarla süslenmişti.

Padişah otağlarının nezaretine hayme mehterleri adı verilen bir cemaat bakardı. Bu cemaat oda tâbir edilen dört kısma ayrılmıştı. Padişahlar sefere veya her hangi uzakça bir mahalle gidecekleri vakit Davutpaşa, Çırpıcı çayırı ve Üsküdar'daki Doğancılar meydanına hayme mehterleri daha önce hareket ederek otağlar kurarlardı.

Seferlerde iki otağ bulundurulması âdet idi. Bunlardan birisinde bizzat hükümdar oturur, diğeri de tuğlarla beraber daha ilerdeki menzilde kurulurdu. Tuğlarla Otağ-ı hümayunu nakle memur edilenlerin başlarına, konakçıbaşı denilirdi ki, bunlardan bâzıları beylerbeyi rütbesini haizdi.

Asker çadırlarına gelince, bunlar koni şekilde olup, pamuktan yapılmıştı. Renkleri beyazdı.

Prof.Dr.Faruk Sümer

Prof. Dr. Sinsi 10-11-2012 12:48 AM

Türk Çadırları
 
Türklerin Kullandığı Çadırlar

ALTAY ÇADIRLARI

Şalaş Çadırlar: Göçebe Güney Altaylılar tarafından kullanılan bu çadır tipinin gayet basit bir yapısı vardır. Çubuklardan yapılan bu çadırın iki tipi vardır. Birincisi halka şeklinde ki keregele(duvar) bükülerek yerleştirilen uzun ağaç çubukların(uık -uh) üzerinin ağaç kabuklarıyla veya keçe ile örtülmesi sonucu elde edilen barınak türüdür. Bu tip çadıra Altay Türkleri'nin "Sooltı" veya "Alançik" olarak ifade ettikleri de olur.

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Altay Türkleri'nde Kırgız Türkleri'nin çadırlarına benzer çadırlarda bulunmaktadır. Keçeli çadır türüne örnek olan bu çadırlara "upke" veya "pükme" denir. Görünüş olarak güzel olmasının yanında ağaç kabukları ile korunan tiplere nazaran doğa şartlarına çok daha dayanıklıdır.

Güney Altay Türkleri geniş alanlarda yaşamayı sevdikleri için kalabalık yerlerde bulunmazlardı. Bundan dolayı da "aıllar-köyler" üç ile beş çadırdan fazla olmaz. Akrabalardan oluşur bu aıllar. Bu şekilde yaşayan Altay Türkleri'nin çadırları da ağaç kabuklarından yapılmış olup, sadece kapıları hayvan derisinden olur.

Çadırın tam ortasında bulunan ocaklar hem ısınmayı hem de yemek pişirmeyi sağlar. Bu ocağın hemen üst kısmında çadırın üzerinde bir açıklık bulunur. Ocağın hemen arkasında, kapının tam karşısında büyük ve parlak gözleri olan totem bulunur. Bununla beraber dokuz parça bez "somo" bağlanan ip bulunur. Bu ipin ortasındaki bezde bir hayvan resmi vardır. Bu resimler çadırdan çadıra farklılık gösterebilirler.

Altaylarda yaşayan bir diğer Türk boyu ise Teleütler'dir. Teleütler'in çadırları yazlıktır. Koni şeklinde ve çalı çırpıdan oluşan bu çadırın üzeri ağaç kabuklarıyla kapalıdır. Çadırın çapı 3 sajen (1 Sajen=2,13m)'dir. Kapıları da doğuya bakmaktadır.

Prof. Dr. Sinsi 10-11-2012 12:48 AM

Türk Çadırları
 
TUVA ÇADIRLARI

Sibirya bölgesinde olan Tuva Türkleri'nin kullandığı çadırlar Altay Türkleri'nin çadırlarından farklıdır. Daha çok Moğol çadırlarına benzeyen Tuva çadırları Sibirya bölgesinin en görkemli çadırlarıdır. Tuva Türkleri zorlu doğa koşullarına rağmen hem göçebe Türk Kültürü'nden gelen alışkanlık hem de doğaya olan bağlılık ile çadırlarda yaşamışlardır. Ayrıca çadırların kolay kurulumu, gereçlerinin kolay bulunabilmesi gibi nedenler de çadırları göçebe hayatın temsilcisi haline getirmiştir.

http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg

Tuva Türkleri'nin yerleşim yerleri olan "aıllar", kış aylarında iki ile beş çadırdan, yaz aylarında onbeş civarında çadırdan oluşmaktadır. Batı Tuva'nın geleneksel barınağı keçeli çadırlardır. Bu çadır Moğol çadırı tipindedir. Doğu Tuva bölgesinde ise "Çum" adı verilen, iskeleti "uık" adı verilen ağaç çubuklardan oluşan çadır kullanımı yaygındır. Bu tip çadırlar yaz aylardan ağaç kabukları ile örtülüdür. Kış aylarında ise boğa derisiyle üzeri örtülüdür. Moğol tipi çadırlarda olsun, Çum'da olsun, bütün Türk çadırlarında olduğu gibi kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı yerler vardır.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.