![]() |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bâ (F.) [ 1 [با .ile. 2.sahip.
ba?de (A.) [ بعد ] sonra. ba?dehu (A.) [ بعده ] daha sonra, ondan sonra. ba?delmîlâd (A.) [ بعدالميلاد ] milattan sonra, İsa?dan sonra. ba?demâ (A.) [ بعدما ] bundan böyle. ba?dezin (A.-F.) [ بعدازاین ] bundan sonra, bundan böyle. ba?s (A.) [ بعث ] diriliş. ba?süba?delmevt (A.) [ بعث بعد الموت ] ölümden sonra diriliş. ba?zan (A.) [ بعضا ] bazen, kimi zaman. bâb (A.) [ 1 [باب .kapı. 2.konu. 3.bölüm. bâbâ (F.) [ 1 [بابا .baba. 2.ata. bâbâyâne (F.) [ بابایانه ] babaca, babacan. bâbûne (F.) [ بابونه ] babuna, papatya. bâc (F.) [ 1 [باج .haraç. 2.vergi. 3.gümrük vergisi. bâcgîr (F.) [ باجگير ] vergi memuru. bâd (F.) [ 1 [باد .rüzgar, yel. 2.defa, kez. 3.yük. 4.olsun. bâdâm (F.) [ بادام ] badem. bâdbân (F.) [ بادبان ] yelken. bâdbedest (F.) [ بادبدست ] eli boş, züğürt. bâdbîz (F.) [ بادبيز ] yelpaze. bâde (F.) [ 1 [باده .içki. 2.şarap. bâdefürûş (F.) [ باده فروش ] meyhaneci. bâdehâr (F.) [ باده خوار ] içki içen. bâdekeş (F.) [ باده کش ] şarap içen. bâdenûş (F.) [ باده نوش ] içki içen. bâdî (A.) [ بادی ] sebep olan, yol açan. bâdî olmak sebep olmak, yol açmak. bâdire (A.) [ بادره ] tehlikeli olay, felaket. bâdiye (A.) [ بادیه ] çöl. bâğ (F.) [ باغ ] bahçe, bağ. bağal (F.) [ بغل ] koltuk. bâğbân (F.) [ باغبان ] bahçıvan. bâğçe (F.) [ باغچه ] bahçe. bağçevan (F.) [ باغچوان ] bahçıvan. bağteten (A.) [ بغتة ] ansızın, birdenbire. bâh (A.) [ باه ] cinsel güç. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bahâ (F.) [ بها ] değer, kıymet.
bâhaber (F.-A.) [ باخبر ] haberli, haberdar. bahâdar (F.) [ بهادار ] kıymetli. bahâdır (F.) [ بهادر ] yiğit. bahâne (F.) [ 1 [بهانه .bahane. 2.sebep. bahânecû (F.) [ بهانه جو ] bahaneci. bahâr (F.) [ 1 [بهار .ilkbahar. 2.bahar. 3.baharat. bahârî (F.) [ بهاری ] ilkbahar ile ilgili. bahâyim (A.) [ بهایم ] dört ayaklı hayvanlar. bahîl (A.) [ بخيل ] cimri. bâhired (F.) [ باخرد ] akıllı. bâhis (A.) [ باحث ] bahseden, söz eden. bahis (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma. bahr -i siyâh [ بحر سياه ] Karadeniz. bahr (A.) [ بحر ] deniz. bahr -i ahdar [ بحر احضر ] Hint Okyanusu. bahr -i ahmer [ بحر احمر ] Kızıldeniz. bahr -i hazer [ بحر خزر ] Hazar Denizi. bahr -i kulzum [ بحر قلزم ] Kızıldeniz. bahr -i muhît-i atlasî [ بحر محيط اطلسی ] Atlas Okyanusu. bahr -i muhît-i kebîr [ بحر محيط کبير ] Büyük Okyanus. bahr -i mutavassıt [ بحر متوسط ] Akdeniz. bahs (A.) [ 1 [بحث .konu. 2.tartışma. bahs edilmek ele alınmak, söz edilmek. bahs etmek ele almak, söz etmek. bahş (F.) [ بخش ] bağışlayan. bahş edilmek 1.bağışlanmak. 2.verilmek. bahş etmek 1.bağışlamak. 2.vermek. bahşâyiş (F.) [ 1 [بخشایش .bağışlama. 2.bağış, ihsan. bahşiş (F.) [ 1 [بخشش .bağış. 2.bahşiş. baht (F.) [ بخت ] talih. bahtiyârî (F.) [ بختياری ] bahtiyarlık. bâhûr (A.) [ باخور ] aşırı sıcak. bâhusus (F.-A.) [ باخصوص ] hele hele, özellikle. baîd (A.) [ بعيد ] uzak. bâis (A.) [ باعث ] yol açan, sebep olan. bâis olmak yol açmak, sebep olmak. bâjurnal (F.-Fr.) [ باژورنال ] tutanak ile. bâk (F.) [ باک ] korku. bakâyâ (A.) [ بقایا ] geriye kalanlar. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bakıyye (A.) [ بقيه ] geriye kalan, bakiye.
bâkî (A.) [ 1 [باقی .kalıcı, ölümsüz. 2.artan, geri kalan. bâkir (A.) [ باکر ] el sürülmemiş. bâkire (A.) [ باکره ] kızoğlan kız. bâl (F.) [ بال ] kanat. bâlâ (F.) [ 1 [بالا .yukarı, üst. 2.boy. bâlâbülend (F.) [ بالابلند ] uzun boylu. bâlâhâne (F.) [ بالاخانه ] tavan arası, çatı. bâlâpervaz (F.) [ بالاپرواز ] yükseklerden uçan. bâliğ (A.) [ 1 [بالغ .erişkin. 2.tutan, varan. bâliğ olmak 1.erişkin olmak. 2.tutmak, ulaşmak, varmak bâlîn (F.) [ 1 [بالين .başucu. 2.yastık. bâliş (F.) [ بالش ] yastık. bâm (F.) [ بام ] dam, çatı. bâmazbata (F.-A.) [ بامضبطه ] tutanak ile. bâmdâd (F.) [ بامداد ] sabah, sabahleyin. bâmukâvele (F.-A.) [ بامقاوله ] sözleşme ile, sözleşmeli. bâng (F.) [ 1 [بانگ .ses. 2.haykırış. bânû (F.) [ 1 [بانو .bayan. 2.büyük hanım. bâr (F.) [ 1 [بار .yük. 2.defa, kez. 3.Tanrı. 4.meyva. 5.yağdıran. bâr vermek meyva vermek. bârân (F.) [ باران ] yağmur. bârapor (F.-Fr.) [ باراپور ] rapor ile birlikte, raporlu. bârber (F.) [ باربر ] hamal. bâre (F.) [ 1 [باره .defa. 2.sur. bârgâh (F.) [ 1 [بارگاه .yüksek huzur, padişah huzuru. 2.otağ. bârgîr (F.) [ بارگير ] beygir. bârî (F.) [ باری ] hiç olmazsa, en azından. bârid (A.) [ بارد ] soğuk. bârîk (F.) [ باریک ] ince. bârika (A.) [ بارقه ] şimşek. bâriz (A.) [ بارز ] belirgin. bârû (F.) [ بارو ] burç, hisar burcu. bârver (F.) [ 1 [بارور .verimli. 2.meyvalı. basar (A.) [ 1 [بصر .görme. 2.görme yetisi. basîret (A.) [ بصيرت ] görüş, ileriyi görme gücü. basît (A.) [ 1 [بسيط .sade. 2.kolay. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bast (A.) [ بسط ] yayma.
batâet (A.) [ بطائت ] ağırlık, yavaşlık. bâtakrîr (F.-A.) [ باتقریر ] rapor halinde. bâtıl (A.) [ 1 [باطل .hükümsüz. 2.boş. batın (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil. bâtınen (A.) [ باطنا ] işin iç yüzünde. batî (A.) [ بطی ] ağır, yavaş. batn (A.) [ 1 [بطن .karın. 2.kuşak, nesil. batt (A.) [ بط ] kaz. battal (A.) [ 1 [بطال .yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal. bâvekar (F.-A.) [ باوقار ] ağırbaşlı. bâyi (A.) [ بایع ] satıcı. bayrakdâr (A.-F.) [ بيدقدار ] bayraktar, sancaktar. baytâr (A.) [ بيطار ] veteriner. bâz (F.) [ 1 [باز .tekrar. 2.açık. 3.doğan. bazargâh (F.) [ بازارگاه ] pazar yeri. bazen (A.) [ بعضا ] kimi zaman bazı (A.) [ بعض ] kimi. bâzî (F.) [ بازی ] oyun. bâzîçe (F.) [ بازیچه ] oyuncak. bâzû (F.) [ 1 [بازو .kol. 2.güç. be’s (A.) [ بأس ] zarar, kötü yan. bebr (F.) [ ببر ] kaplan. becâ (F.) [ بجا ] yerinde. becâyiş (F.) [ بجایش ] yer değişimi. beççe (F.) [ 1 [بچه .çocuk. 2.yavru. bed (F.) [ بد ] kötü. bed’ etmek başlamak. bedahd (F.-A.) [ بدعهد ] sözünde durmayan. bedâheten (A.) [ بداهة ] düşünmeden. bedahlâk (F.-A.) [ بداخلاق ] ahlaksız. bedâvâz (F.) [ بدآواز ] kötü sesli. bedâvet (A.) [ 1 [بداوت .göçebelik. 2.bedevîlik. bedâyi’ (A.) [ بدایع ] yeni ve güzel şeyler. bedbaht (F.) [ بدبخت ] tahilsiz. bedbaht etmek mutsuz etmek. bedbîn (F.) [ بدبين ] kötümser, karamsar. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bedbû (F.) [ بدبو ] kötü kokulu.
bedcins (F.-A.) [ بدجنس ] kötü cinsli, cinsi bozuk. bedçeşm (F.) [ بدچشم ] kötü gözlü. beddil (F.) [ بددل ] ödlek. bedduâ (F.-A.) [ بددعا ] ilenç. bedelât (A.) [ بدلات ] bedeller. bedendîş (F.) [ بداندیش ] kötü düşünceli. bedenen (A.) [ بدنا ] vücutça. bedestân (F.) [ بزستان ] bedesten. bedevî (A.) [ بدوی ] çöl arabı. bedeviyyet (A.) [ 1 [بدویت .göçebelik. 2.bedevîlik. bedfercâm (F.) [ بدفرجام ] kötü sonlu. bedgû (F.) [ بدگو ] dedikoducu. bedgüher (F.) [ بدگهر ] kalbi bozuk, mayası bozuk. bedhâh (F.) [ بدخواه ] birinin kötülüğünü isteyen, kötü niyetli. bedhû (F.) [ بدخو ] huysuz, kötü huylu. bedî’ (A.) [ بدیع ] güzel, yepyeni. bedîa (A.) [ بدیعه ] yepyeni şey. bedîhe (A.) [ بدیهه ] düşünmeden. bedîhî (A.) [ بدیهی ] kuşkusuz. bedkâr (F.) [ بدکار ] kötü hareketli. bedlikâ (F.-A.) [ بدلقا ] çirkin. bedmâye (F.) [ بدمایه ] mayası bozuk. bedmest (F.) [ بدمست ] içip içip dağıtan. bedmestî (F.) [ بدمستی ] içip içip dağıtma. bedmestlik (F.-T.) [ed+mes] içip içip dağıtma. bedmestlik etmek içip için dağıtmak. bedmihr (F.) [ بدمهر ] sevgisiz. bednâm (F.) [ بدنام ] adı kötüye çıkmış. bednigâh (F.) [ بدنگاه ] kötü gözlü, kötü bakışlı. bednihâd (F.) [ بدنهاد ] kötü yaratılışlı, soysuz. bedr (A.) [ بدر ] dolunay. bedre (A.) [ بدره ] para kesesi. bedreftâr (F.) [ بدرفتار ] kötü davranışlı. bedreka (F.) [ 1 [بدرقه .uğurlama, yolcu etme. 2.kılavuz. bedrûd (F.) [ بدرود ] veda. bedsigâl (F.) [ بدسگال ] kötü düşünceli. bedsîret (F.-A.) [ بدسيرت ] ahlaksız. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bedsirişt (F.) [ بدسرشت ] kötü yaratılışlı, mayası bozuk.
bedter (F.) [ بدتر ] daha kötü, beter. bedtıynet (F.-A.) [ بدطينت ] tıynetsiz, karaktersiz. bedzebân (F.) [ بدزبان ] ağzı bozuk. bedzehre (F.) [ بدزهره ] ödlek. begâyet (F.-A.) [ بغایت ] çok, son derece. behâ (F.) [ بها ] değer, kıymet. behbûd (F.) [ بهبود ] sağlık. behcet (A.) [ 1 [بهجت .sevinç. 2.güzellik. behem (F.) [ بهم ] birlikte, beraber. behemehâl (F.-A.) [ بهه حال ] her halükârda, mutlaka, ne olursa olsun. beher (F.) [ بهر ] her, her biri. behic (A.) [ بهيج ] güleryüzlü. behîmî (A.) [ بهيمی ] hayvanî. behîmiyyet (A.) [ بهيميت ] hayvanlık. behişt (F.) [ بهشت ] cennet. behiştî (F.) [ بهشتی ] cennetlik. behiyye (A.) [ بهيه ] güzel. behmân (F.) [ بهمان ] falan, filan. behre (F.) [ بهره ] nasip. behremend (F.) [ 1 [بهرمند .hisse sahibi. 2.yararlanan. beht (A.) [ بهت ] şaşkınlık. behte uğramak şaşakalmak, şaşkınlığından donakalmak. bekâ (A.) [ بقا ] kalıcılık. bekâm (F.) [ بکام ] muradına ermiş. bekâm olmak muradına ermek. bekâya (A.) [ بقایا ] geriye kalanlar; kalıntılar. bekrî (A.) [ بکری ] içki düşkünü. beksimat (F.) [ بکسمات ] peksimet. bel (A.) [ بل ] belki. bel’ (A.) [ 1 [بلع .yutma. 2.yutulma. bel’ edilmek yutulmak. bel’ etmek yutmak. belâ (A.) [ بلا ] felaket, musibet. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
belâ (A.) [ بلی ] evet.
belâdet (A.) [ بلادت ] dangalaklık. belâdîde (A.-F.) [ بلادیده ] belaya uğramış. belâgat (A.) [ بلاغت ] kusursuz söz söyleme belâhet (A.) [ بلاهت ] eblehlik. belâyâ (A.) [ بلایا ] belalar. belde (A.) [ 1 [بلده .kent. 2.diyar, memleket. beled (A.) [ 1 [بلد .kent. 2.memleket. beledî (A.) [ بلدی ] kentli. belediyye (A.) [ بلدیه ] belediye. belî (A.) [ بلی ] evet. belîğ (A.) [ 1 [بليغ .fasih konuşan. 2.fasih, düzgün. beliyyât (A.) [ بليات ] belalar. belki (F.-A.) [ بلکه ] olabilir, belki. belût (A.) [ 1 [بلوط .pelit, palamut. 2.meşe. benâdir (A.<F.) [ بنادر ] limanlar. benâm (F.) [ 1 [بنام .ünlü. 2.adında. benân (A.) [ 1 [بنان .parmaklar. 2.parmak uçları. benât (A.) [ بنات ] kızlar. bend (F.) [ 1 [بند .bağ. 2.zincir. 3.boğum. 4.bend, fıkra. 4.baraj, su bendi. bend olmak bağlanmak. bende (F.) [ 1 [بنده .kul. 2.köle. bendegân (F.) [ 1 [بندگان .kullar. 2.köleler. bendegî (F.) [ 1 [بندگی .kulluk. 2.kölelik. bendehâne (F.) [ بنده خانه ] benim evim. bender (F.) [ بندر ] liman. bendergâh (F.) [ بندرگاه ] rıhtım. bendezâde (F.) [ 1 [بنده زاده .köle çocuğu. 2.benim çocuğum. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
benefşe (F.) [ بنفشه ] menekşe.
benefşî (F.) [ بنفشی ] mor. beng (F.) [ بنگ ] esrar. bengî (F.) [ بنگی ] esrarkeş. benî (A.) [ بنی ] oğullar. benîâdem [ بنی آدم ] insanlar, Adem oğulları. benîisrâîl ı [ بنی اسرائيل ] İsrailoğulları. bennâ (A.) [ بناء ] yapı ustası. benû (A.) [ بنو ] oğullar. ber (F.) [ 1 [بر .üzeri. 2.üzere. 3.göğüs. 4.meyva. berâ’et (A.) [ برائت ] aklanma. berâ’et etmek aklanmak. berâber (F.) [ 1 [برابر .birlikte. 2.eşit. berâberî (F.) [ 1 [برابری .birliktelik. 2.eşitlik. berâhîn (A.) [ براهين ] deliller, kanıtlar. berâyı (F.) [ برای ] için. berâyı malûmât [ برای معلومات ] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için. . |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
berbâd (F.) [ 1 [برباد .mahvolmuş. 2.kötü, pis, berbat.
bercâ (F.) [ برجا ] yerinde, uygun. berceste (F.) [ برجسته ] seçkin, seçme. berd (A.) [ برد ] soğuk. berde (F.) [ برده ] köle. berdevâm (F.-A.) [ بردوام ] sürekli, devam eden. berdülacuz (A.) [ بردالعجوز ] kocakarı soğuğu. bere (F.) [ بره ] kuzu. berehne (F.) [ برهنه ] çıplak. berekât (A.) [ برکات ] bereketler. bereket (A.) [ 1 [برکت .bolluk. 2.uğur. berevât (A.) [ بروات ] beratlar. berf (F.) [ برف ] kar. berfîn (F.) [ برفين ] karlı. berg (F.) [ برگ ] yaprak. bergüzâr (F.) [ برگذار ] hatıra, hediye, yadigâr. berhâne (F.) [ برخانه ] harap vaziyetteki ev. berhayât (F.-A.) [ برحيات ] hayatta olan, sağ. berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak. berhürdâr (F.) [ برخوردار ] mutlu, muradına ermiş. berî (A.) [ بری ] arınmış, temiz, uzak. berîd (A.) [ 1 [برید .ulak. 2.postacı. berîn (F.) [ برین ] yüksek, yüce. berk (A.) [ برق ] şimşek. berkarâr (F.-A.) [ برقرار ] yerinde duran, karar eden. berkarâr olmak devam etmek, kalmak. berkemâl (F.-A.) [ بزکمال ] en iyi şekilde, mükemmel. bermâh (F.) [ برماه ] matkap, burgu. bermu’tâd (F.-A.) [ برمعتاد ] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere. bermûcib-i (F.-A.) [ برموجب ] uyarınca, gereğince. bernâ (F.) [ برنا ] genç. berpâ (F.) [ برپا ] ayakta. berr (A.) [ 1 [بر .toprak. 2.kara. 3.kıta. berrak (A.) [ براق ] duru. berren (A.) [ برا ] kara yolu ile. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
berrî (A.) [ بری ] kara ile ilgili.
bersâbık (F.-A.) [ برسابق ] eskiden olduğu gibi. bertaraf (F.-A.) [ 1 [برطرف .bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek. berter (F.) [ برتر ] daha üstün. berterîn (F.) [ برترین ] en üstün. bervech-i (F.-A.) [ بروجه ] gibi. berzah (A.) [ 1 [برزخ .cehennem. 2.dil, kara uzantısı. 3.sorun, dert. berzger (F.) [ برزگر ] çiftçi. bes (F.) [ 1 [بس .yeterli. 2.çok. besâ (F.) [ بسا ] nice. besâtîn (A.) [ بساتين ] bahçeler. besend (F.) [ بسند ] yeterli. besende (F.) [ بسنده ] yeterli. beserüçeşm (F.) [ بسر و چشم ] başüstüne, başım gözüm üstüne. besî (F.) [ بسی ] birçok. besîm (A.) [ بسيم ] güleç. beste (F.) [ 1 [بسته .kapalı. 2.beste. bestekâr (F.) [ بسته کار ] besteci. bestenigâr (F.) [ بسته نگار ] Türk mûsikîsinde bir makam adı. beşâret (A.) [ بشارت ] müjde. beşer (A.) [ 1 [بشر .insan. 2.insanlık. beşere (A.) [ بشره ] deri, dış deri. beşerî (A.) [ بشری ] insanlıkla ilgili, insanî. beşeriyyât (A.) [ بشریات ] antropoloji. beşeriyyet (A.) [ بشریت ] insanlık. beşîr (A.) [ بشير ] müjdeci. beşûş (A.) [ بشوش ] güleç. beşûşâne (A.-F.) [ بشوشانه ] güleryüzle. betâet (A.) [ بطائت ] ağırlık, yavaşlık. beter (F.) [ بدتر ] daha kötü, beter, şiddetli. bevl (A.) [ 1 [بول .idrar. 2.işeme. bevlî (A.) [ بولی ] idrar ile ilgili. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bevliyye (A.) [ بوليه ] üroloji.
bevvâb (A.) [ بواب ] kapıcı. bevvâbîn (A.) [ بوابين ] kapıcılar. bey’ (A.) [ بيع ] satış. beyâbân (F.) [ بيابان ] çöl. beyân (A.) [ بيان ] açıklama, ifade etme, dile getirme. beyân edilmek açıklanmak, dile getirilmek. beyân etmek açıklamak, dile getirmek. beyânât (A.) [ بيانات ] açıklamalar, demeç. beyânnâme (A.-F.) [ بيان نامه ] bildirge. beyâz (A.) [ بياض ] ak, beyaz. beyhûde (F.) [ بيهوده ] boş, boşuna. beyn (A.) [ بين ] ara, orta. beynelmilel (A.) [ بين الملل ] uluslararası. beyn-i (A.-F.) [ بين ] arasında, ortasında. beynülmilel (A.) [ بين الملل ] uluslararası. beyt (A.) [ 1 [بيت .ev. 2.konut. 3.beyit. beytâr (A.) [ بيطار ] veteriner. beytullah (A.) [ بيت الله ] Kâbe. beytûtet (A.) [ بيتوتت ] geceleme. beytülmal (A.) [ بيت المال ] hazine, maliye hazinesi. beyzâ (A.) [ بيضا ] bembeyaz, çok beyaz. beyze (A.) [ 1 [بيضه .yumurta. 2.husye. beyzî (A.) [ بيضی ] oval. beze (F.) [ 1 [بزه .günah. 2.suç. bezekâr (F.) [ 1 [بزه کار .günahkar. 2.suçlu. bezir (A.) [ بذر ] tohum. bezirgân (F.) [ بازرگان ] tüccar. bezistân (A.-F.) [ بزستان ] bedesten. bezle (A.) [ بذله ] şaka, latife. bezlegû (A.-F.) [ بذله گو ] şakacı. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bezm (F.) [ 1 [بزم .eğlence meclisi. 2.içki meclisi.
bezmgâh (F.) [ بزمگاه ] eğlence yeri, eğlence meclisi. bezzaz (A.) [ بزبز ] manifaturacı, kumaşçı. bi’r (A.) [ بئر ] kuyu. bi’set (A.) [ بئثت ] gönderiliş, Hz. Muhammed’in peygamber olarak gönderilişi. bîaman (F.) [ بی امان ] amansız. bîâr (F.-A.) [ بی عار ] arsız. bîbahâ (F.) [ بی بها ] çok değerli, paha biçilmez. bîbedel (F.-A.) [ بی بدل ] eşsiz, benzersiz. bîbehre (F.) [ بی بهره ] nasipsiz. bîcâ (F.) [ بيجا ] yersiz. bîcan (F.) [ بی جان ] cansız. bîçâre (F.) [ 1 [بيچاره .çaresiz. 2.zavallı. bîçâregân (F.) [ 1 [بيچارگان .çaresizler. 2.zavallılar. bîçunuçirâ (F.) [ 1 [بی چون و چرا .sorgusuz sualsiz. 2.Tanrı. bîd (F.) [ بيد ] söğüt. bid’at (A.) [ 1 [بدعت .sonradan ortaya çıkma. 2.dinde yeni getirilmiş şey. bîdâd (F.) [ بيداد ] zulüm. bîdâdger (F.) [ بيدادگر ] zalim. bîdâr (F.) [ بيدار ] uyanık. bîdârbaht (F.) [ بيداربخت ] talihli. bidâyet (A.) [ بدایت ] başlangıç. bidâyette (A.-T.) [d] başlangıçta. bîd-i mecnûn [ بيد مجنون ] salkımsöğüt. bîdil (F.) [ بيدل ] aşık. bîdin (F.-A.) [ بی دین ] dinsiz. bîedeb (F.-A.) [ بی ادب ] terbiyesiz, edepsiz. bîeman (F.) [ بی امان ] amansız. bîendişe (F.) [ بی اندیشه ] düşünmeyen, umursamayan. bîgâne (F.) [ بيگانه ] yabancı. bîgüman (F.) [ بی گمان ] kuşkusuz. bîgünah (F.) [ 1 [بی گناه .günahsız. 2.suçsuz. bîh (F.) [ بيخ ] kök. bîhaber (F.-A.) [ بی خبر ] habersiz. bîhadd (F.-A.) [ بی حد ] sınırsız. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bihakkın (A.) [ بحق ] hakkıyla, hak ederek.
bihamdillah (A.) [ بحمدالله ] Allah’a şükürler olsun. bihâr (A.) [ بحار ] denizler. bîhareket (F.-A.) [ بی حرکت ] hareketsiz. bîhâsıl (F.-A.) [ بی حاصل ] sonuçsuz. bîhayâ (F.-A.) [ بی حيا ] utanmaz, hayasız. bîhayat (F.-A.) [ بی حيات ] cansız, yaşamayan. bihâzelemr (A.) [ بهذا الامر ] buna göre, bu durumda, böylelikle. bihbûd (F.) [ بهبود ] sağlık. bîhemtâ (F.) [ بی همتا ] benzersiz. bîhesâb (F.-A.) [ بی حساب ] hesapsız, sonsuz. bîhiss (F.-A.) [ بی حس ] hissiz, duygusuz. bihişt (F.) [ بهشت ] cennet. bîhod (F.) [ 1 [بيخود .baygın. 2.kendine olmama, kendinden geçme. bihter (F.) [ بهتر ] daha iyi. bîhude (F.) [ بيهده ] boşuna, beyhude. bîinsâf (F.-A.) [ بی انصاف ] insafsız. bîkâr (F.) [ 1 [بيکار .işsiz. 2.bekar. bîkarâr (F.-A.) [ بی قرار ] kararsız. bikr (A.) [ 1 [بکر .el sürülmemiş. 2.yepyeni, orijinal. bîl (F.) [ بيل ] bel. bilâd (A.) [ 1 [بلاد .beldeler. 2.memleketler. bilâfâsıla (A.) [ بلافاصله ] aralıksız, kesintisiz. bilâhareket (A.) [ بلاحرکت ] hareketsiz, hareket etmeden. bilâhere (A.) [ 1 [بالآخره .sonradan. 2.sonunda, nihayet. bilâinkıtâ (A.) [ بلاانقطاع ] kesintisiz, aralıksız. bilâkayt (A.) [ بلاقيد ] kayıtsız şartsız, kesin. bilakis (A.) [ بالعکس ] aksine, tersine. bilâmâni’a (A.) [ بلامانعه ] engelsiz bilâmazeret (A.) [ بلامعذرت ] mazeretsiz, özür bildirmeksizin. bilâmerhamet (A.) [ بلامرحمت ] acımasızca. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bilâmühlet (A.) [ بلامهلت ] zaman tanımadan, süre vermeden.
bilâpervâ (A.-F.) [ بلاپروا ] korkusuzca. bilâşikâyet (A.) [ بلاشکایت ] şikayet etmeden. bilâte’ehhür (A.) [ بلاتأخر ] gecikmeden. bilâtefrik (A.) [ بلاتفریق ] hiçbir ayırım gözetmeksizin. bilâtehlike (A.) [ بلاتهلکه ] tehlikesizce. bilâteminat (A.) [ بلاتأمينات ] güvencesiz, teminatsız. bilâücret (A.) [ بلاأجرت ] parasız, ücretsiz. bilcümle (A.) [ بالجمله ] tümüyle. bilfarz (A.) [ بالفرض ] diyelim ki. bilfiil (A.) [ بالفعل ] gerçekten, yaparak, katılarak, bizzat. bilhassa (A.) [ بالخاصه ] özellikle, hele hele. biliktizâ (A.) [ بالاقتضا ] gerektiğinden. bililtizâm (A.) [ بالالتزام ] bilerek, bile bile. bilistifade (A.) [ بالاستفاده ] yararlanarak, istifade ederek. bilistihsâl (A.) [ بالاستحصال ] alarak, elde ederek. biliştirâk (A.) [ بالاشتراک ] katılarak. billûr (A.) [ بلور ] kristal. bilmecbûriye (A.) [ بالمجبئریه ] zorunlu olarak, mecburen. bilmukabele (A.) [ بالمقابله ] karşılığında, aynen, mukabele ederek, mukâbil olarak. bilmünâsebe (A.) [ بالمناسبه ] bir münasebetle, sırası geldiğinde. bilmünâvebe (A.) [ بالمناوبه ] dönüşümlü. bilmüzakere (A.) [ بالمذاکره ] görüşülerek. bilumum (A.) [ بالعموم ] tüm, bütün. bilvâsıta (A.) [ بالواسطه ] dolaylı olarak. bîm (F.) [ بيم ] korku. bîma’nâ (F.-A.) [ بی معنی ] anlamsız. bîmâr (F.) [ بيمار ] hasta. bîmârân (F.) [ بيماران ] hastalar. bîmecâl (F.-A.) [ بی مجال ] takatsiz, dermansız. bîmekân (F.-A.) [ 1 [بی مکان .yersiz. 2.aylak. bîmerhamet (F.-A.) [ بی مرحمت ] acımasız. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük B Harfi.
bîmeze (F.) [ بی مزه ] lezzetsiz, tatsız.
bîmihr (F.) [ بی مهر ] sevgisiz, şefkatsiz. bîmisâl (F.-A.) [ بی مثال ] benzersiz. bîmuhâbâ (F.-A.) [ بی محابا ] çekinmeden. bîmübâlât (F.-A.) [ بی مبالات ] kayıtsız, umursamaz. bîmürüvvet (F.-A.) [ بی مروت ] mürüvvetsiz. bin (A.) [ بن ] oğul. binâ (A.) [ بناء ] yapı. bînâ (F.) [ بينا ] gören, iyi gören. binâberin (A.-F.) [ بنابرین ] bundan dolayı, buna dayanarak. binâen (A.) [ بناء ] dayanarak, göre. binâenaleyh (A.) [ بناء عليه ] bu yüzden, bundan dolayı. bînâm (F.) [ بينام ] adsız, tanınmamış. bînamaz (F.) [ بی نماز ] beynamaz. bînasîb (F.-A.) [ بی نصيب ] nasipsiz, kısmetsiz. bînazîr (F.-A.) [ بی نظير ] benzersiz. bînemek (F.) [ بی نمک ] tuzsuz. bînevâ (F.) [ 1 [بينوا .zavallı. 2.yoksul. bînî (F.) [ بينی ] burun. bînihaye (F.-A.) [ بی نهایه ] sonsuz, bitmez tükenmez. binnetice (A.) [ بالنتيجه ] sonuçta, sonuç olarak. binnisbe (A.) [ بالنسبه ] bir dereceye kadar, nispeten. bint (A.) [ بنت ] kız. bîpâyân (F.) [ بی پایان ] sonsuz. bîpervâ (F.) [ 1 [بی پروا .korkusuz. 2.çekinmeden. bir gûna (T.-F.) [ ] hiçbir, herhangi bir. bir nevi (T.-A.) [ ] adeta, bir bakıma. birâder (F.) [ برادر ] erkek kardeş. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.