![]() |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
câ (F.) [ 1 [جا .yer. 2.mevki. 3.makam.
ca?l (A.) [ جعل ] yapma. ca?lî (A.) [ 1 [جعلی .yapma, uydurma. 2.sahte. câbecâ (F.) [ جابجا ] yer yer. câbir (A.) [ جابر ] zorlayıcı. câdde (A.) [ جاده ] ana yol, cadde. câdû (F.) [ 1 [جادو .büyücü. 2.cadı. câdûger (F.) [ جادوگر ] büyücü. câh (F.) [ جاه ] makam, mevki. câhid (A.) [ جاهد ] çalışıp çabalayan. câhil (A.) [ جاهل ] bilgisiz. câhilâne (A.-F.) [ جاهلانه ] cahilce. câiz (A.) [ جائز ] uygun. câize (A.) [ جائزه ] ödül. câlib (A.) [ جالب ] ilginç, çekici. câlib -i dikkat [ جالب دقت ]dikkat çekici. câm (F.) [ 1 [جام .kadeh. 2.şişe. 3.cam. câme (F.) [ جامه ] giysi. câmedân (F.) [ جامه دان ] gardrop. câmegî (F.) [ 1 [جامگی .giysi parası. 2.hizmetçi. câmekan (F.) [ جامکان ] hamamda soyunma odası. câmekan (F.-A.) [ 1 [جامکان .camlı bölme. 2.vitrin. câmeşûy (F.) [ جامه شوی ] çamaşırcı. câmi? (A.) [ 1 [جامع .toplayan. 2.cami. câmia (A.) [ جامعه ] topluluk. câmid (A.) [ 1 [جامد .cansız. 2.donuk. câmûs (A.) [ جاموس ] manda, camız. cân (F.) [ 1 [جان .ruh. 2.can. 3.sevgili. cânâ (F.) [ جانا ] sevgilim, ey sevgili. cânân (F.) [ جانان ] sevgili. cânâne (F.) [ جانانه ] sevgili. cânbâz (F.) [ 1 [جانباز .canını hiçe sayan. 2.fedai. 3.cambaz. cândâr (F.) [ 1 [جاندار .canlı. 2.koruyucu. canefşân (F.) [ جان افشان ] canını hiçe sayan, fedai. cânefzâ (F.) [ جان افزا ] cana can katan. cânfersâ (F.) [ جان فرسا ] ömür törpüsü, yürek tüketen. cânfeşân (F.) [ جان فشان ] canını hiçe sayan, fedai. cânfezâ (F.) [ جان فزا ] cana can katan. cângüdâz (F.) [ جان گداز ] yürek yakan. canhıraş (F.) [ جان خراش ] yürek paralayan. cânib (A.) [ جانب ] taraf. cânişin (F.) [ جانشين ] halef, birinin yerine oturan. cânnisâr (F.-A.) [ جان نثار ] canını feda eden. cânsipâr (F.) [ جان سپار ] canını feda eden. cânsiperâne (F.) [ جان سپرانه ] canını feda edercesine. cânsitân (F.) [ جان ستان ] can alan. cânver (F.) [ 1 [جان ور .canlı. 2.canavar. câr (A.) [ جار ] komşu. cârî (A.) [ جارِ ] geçerli, yürürlükte. câriha (A.) [ 1 [جارحه .yırtıcı kuş. 2.yırtıcı hayvan. câriye (A.) [ جاریه ] halayık. cârû (F.) [ جارو ] süpürge. cârûb (F.) [ جاروب ] süpürge. câsûsî (A.-F.) [ جاسوسی ] casusluk, ajanlık. câvid (F.) [ جاود ] kalıcı, sonsuz, ebedi. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
câvidân (F.) [ جاودان ] kalıcı, sonsuz, ebedi.
cây (F.) [ جای ] yer. câygâh (F.) [ 1 [جایگاه .yer. 2.makam. câyi’ (A.) [ جایع ] aç. câynişîn (F.) [ جاینشين ] birinin yerine geçen, halef. câzib (A.) [ 1 [جاذب .ilginç. 2.çekici. câzibe (A.) [ جاذبه ] çekicilik. cazibedar (A.-F.) [ جاذبه دار ] çekici, cazibeli. câzibiyyet (A.) [ جاذبيت ] çekicilik. cebâbire (A.) [ جبابره ] zorbalar. cebânet (A.) [ جبانت ] korkaklık. cebbâr (A.) [ 1 [جبار .zorba. 2.güçlü. 3.Tanrı. 4.tuttuğunu koparan, becerikli. cebbârî (A.-F.) [ 1 [جباری .zorbalık. 2.beceriklilik, tuttuğunu koparma. cebel (A.) [ جبل ] dağ. cebhe (A.) [ 1 [جبهه .cephe. 2.alın. 3.yüz. cebîn (A.) [ جبين ] korkak. cebr (A.) [ 1 [جبر .zorlama. 2.cebir. cebr etmek zorlamak. cebren (A.) [ جبرا ] zorla. cebrî (A.) [ جبری ] zoraki, zorla. cedâvil (A.) [ جداول ] cetveller, çizelgeler. cedd (A.) [ جد ] ata. cedel (A.) [ 1 [جدل .tartışma. 2.mücadele. cedelî (A.) [ جدلی ] tartışmaya dayalı, münakaşa üstüne oturmuş. cedî (A.) [ 1 [جدی .oğlak. 2.oğlak burcu. cedîd (A.) [ جدید ] yeni. cedîde (A.) [ جدیده ] yeni. cedvel (A.) [ 1 [جدول .cetvel. 2.çizelge. cefâ (A.) [ جفا ] üzme, eziyet etme. cefâ çekmek cefaya katlanan, üzülen. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
cefâcû (A.-F.) [ جفاجو ] üzen, cefa eden.
cefâdîde (A.-F.) [ جفادیده ] üzülmüş, cefa çekmiş. cefâkâr (A.-F.) [ 1 [جفاکار .cefa eden, üzen. 2.cefa çeken, üzülen. cefâkârî (A.-F.) [ 1 [جفاکاری .cefa etme, üzme. 2.cefa çekme. cefâkeş (A.-F.) [ جفاکش ] üzülen, cefa çeken, eziyete katlanan. cefâpîşe (A.-F.) [ 1 [جفاپيشه .üzmeyi huy edinmiş, cefa eden. 2.aşığını üzen sevgili. cefcâf (F.) [ 1 [جفجاف .hoppa kadın. 2.******. ceffelkalem (A.) [ جف القلم ] çalakalem. cefr (A.) [ جفر ] gaipten haber veren bilim. cehâlet (A.) [ جهالت ] cahillik, bilgisizlik. cehd (A.) [ جهد ] çalışma, çabalama. cehd etmek çalışıp çabalamak. cehele (A.) [ جهله ] cahiller. cehennemî (A.-F.) [ 1 [جهنمی .cehennemlik. 2.cehennem gibi sıcak. cehl (A.) [ جهل ] cahillik, bilgisizlik. cehren (A.) [ جهرا ] açıkça. celâdet (A.) [ جلادت ] yiğitlik. celâl (A.) [ جلال ] ululuk. celb (A.) [ جلب ] kendine çekme. celb edilmek 1.kendine çekilmek. 2.yazı ile çağırılmak. celb etmek 1.kendine çekmek. 2.yazı ile çağırmak. celbnâme (A.-F.) [ جلب نامه ] çağırı mektubu. celeb (A.) [ جلب ] sığır tüccarı. celesât (A.) [ جلسات ] oturumlar. celîl (A.) [ جليل ] ulu. celîs (A.) [ جليس ] arkadaş. cellâd (A.) [ جلاد ] cellat. cellâdî (A.-F.) [ جلادی ] cellatlık. celse (A.) [ جلسه ] oturum. cem’ (A.) [ 1 [جمع .toplama. 2.çoğul. cem’ edilmek toplanılmak. cem’ etmek toplamak, derlemek, bir araya getirmek. cem’an (A.) [ جمعا ] toplam. cem’iyyât (A.) [ جمعيات ] cemiyetler, dernekler. cem’iyyet (A.) [ 1 [جمعيت .cemiyet, dernek. 2.topluluk. cem’iyyet -i akvâm [ جمعيت اقوام ]Birleşmiş Milletler. cemâat (A.) [ 1 [جماعت .topluluk. 2.camide ibadet edenler. cemâd (A.) [ جماد ] cansız varlık. cemâdât (A.) [ جمادات ] cansız varlıklar. cemâhîr (A.) [ جماهير ] cumhuriyetler. cemâl (A.) [ جمال ] yüz güzelliği. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
cemel (A.) [ جمل ] deve.
cemî’ (A.) [ جميع ] tümü. cemî’an (A.) [ جميعا ] tümüyle. cemil (A.) [ 1 [جميل .güzel. 2.yüzü güzel. cemîle (A.) [ جميله ] iyilik. cemiyet (A.) [ جمعيت ] topluluk, toplum. cemm (A.) [ جم ] kalabalık. cenâb (A.) [ جناب ] hazret. cenâbet (A.) [ 1 [جنابت .pis, murdar. 2.cünüplük hali. cenâh (A.) [ جناح ] kanat. cenb (A.) [ جنب ] taraf. cendere (A.) [ 1 [جندره .pres. 2.basınç, baskı. 3.oklava. ceng (F.) [ جنگ ] savaş. ceng etmek 1.savaşmak. 2.dövüşmek. cengâver (F.) [ جنگاور ] savaşçı. cengâverî (F.) [ جنگاوری ] savaşçılık. cengcû (F.) [ 1 [جنگجو .savaşçı. 2.kavgacı. cengel (F.) [ جنگل ] orman. cennât (A.) [ 1 [جنات .cennetler. 2.bahçeler. cennet (A.) [ 1 [جنت .cennet. 2.bahçe. cennet -i a’lâ [ جنت اعلی ] cennet. cennetmekân (A.) [ جنت مکان ] mekanı cennet olan. cenûb (A.) [ جنوب ] güney. cenûb -i garb [ جنوب غرب ] güneybatı. cenûb -i garbî [ جنوب غربی ] güneybatı. cenûb -i şark [ جنوب شرق ] güneydoğu. cenûb -i şarkî [ جنوب شرقی ] güneydoğu. cenûbî (A.) [ جنوبی ] güneye ait. cerâd (A.) [ جراد ] çekirge. cerâhat (A.) [ جراحت ] yara. cerâid (A.) [ جرائد ] gazeteler. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
cerâim (A.) [ جرائم ] suçlar.
cerbeze (A.) [ جربزه ] beceriklilik. ceres (A.) [ 1 [جرس .çan. 2.çıngırak. cereyân (A.) [ 1 [جریان .akış. 2.oluş. 3.akım. cereyân etmek olmak, gerçekleşmek. cerge (F.) [ جرگه ] küme. cerh (A.) [ 1 [جرح .yaralama. 2.çürütme. cerh edilmek 1.yaralanmak. 2.çürütülmek. cerh etmek 1.yaralamak. 2.çürütmek. cerîde (A.) [ 1 [جریده .gazete. 2.tutanak. cerîha (A.) [ جریحه ] yara. cerîme (A.) [ 1 [جریمه .suç. 2.para cezası, cereme. 3.ceza ödeme. cerrâh (A.) [ جراح ] operatör. cerrâhî (A.) [ جراحی ] operatörlük. cesâmet (A.) [ جسامت ] irilik. cesâret (A.) [ جسارت ] cesurluk. cesîm (A.) [ جسيم ] iri, büyük. cesîmülcüsse (A.) [ جسيم الجثه ] iri yapılı, iriyarı. cesûr (A.) [ جسور ] cesaret sahibi. cev (F.) [ جو ] arpa. cevâb (A.) [ 1 [جواب .yanıt. 2.karşılık. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
cevâben (A.) [ جوابا ] yanıt olarak.
cevâd (A.) [ جواد ] cömert. cevâhir (A.) [ 1 [جواهر .mücevherler. 2.mücevher. cevâmi’ (A.) [ جوامع ] camiler. cevâmid (A.) [ جوامد ] cansız varlıklar. cevâmîs (A.) [ جواميس ] mandalar. cevân (F.) [ جوان ] genç. cevânib (A.) [ جوانب ] yanlar, yönler. cevârî (A.) [ جواری ] halayıklar. cevâz (A.) [ جواز ] izin, uygun verme. cevâz vermek uygun vermek, olur vermek, müsaade etmek. cevdet (A.) [ 1 [جودت iyilik. 2.olgunluk. 3.tazelik. cevelân (A.) [ جولان ] dolaşma, gezinti. cevelân etmek 1.dolaşmak, akmak. 2.gezinmek. cevelângâh (A.-F.) [ 1 [جولانگاه .gezinti yeri, mesire yeri. 2.dolaşım yeri. cevf (A.) [ جوف ] boşluk. cevher (A.) [ 1 [جوهر .mücevher. 2.öz. 3.elmas. cevherfürûş (A.-F.) [ جوهرفروش ] mücevherci. cevherî (A.) [ 1 [جوهری .mücevherle ilgili. 2.mücevherli. 3.öz ile ilgili. cevîn (F.) [ جوین ] arpadan yapılmış. cevir (A.) [ جور ] haksızlık, üzülme, üzme, zulüm. cevir çekmek acı çekmek, zulüm görmek. cevr (A.) [ جور ] haksızlık, üzme, üzülme, zulüm. cevr etmek haksızlık etmek, üzmek, acı çektirmek. cevşen (F.) [ جوشن ] zırhlı giysi. cevv (A.) [ 1 [جو .hava. 2.boşluk. cevvâl (A.) [ جوال ] çok hareketli, koşan. cevvî (A.) [ جوی ] hava ile ilgili. cevzâ (A.) [ جوزاء ] ikizler burcu. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
ceyb (A.) [ جيب ] cep.
ceyş (A.) [ جيس ] asker. ceyyid (A.) [ جيد ] iyi, güzel. cezâ (A.) [ 1 [جزاء .karşılık. 2.ceza. cezâir (A.) [ جزائر ] adalar. cezâlet (A.) [ جزالت ] akıcılık, düzgünlük. cezb (A.) [ جذب ] kendine çekme. cezb edilmek kendine çekilmek. cezb etmek kendine çekmek. cezbe (A.) [ 1 [جذبه .coşku. 2.kendinden geçiş. cezer (A.) [ جزر ] havuç. cezîre (A.) [ جزیره ] ada. cezm (A.) [ جزم ] kesin karar. cezm etmek kesin karar vermek, kesin olarak niyetlenmek. cezzâb (A.) [ جذاب ] çekici, cazibeli. cibâl (A.) [ جبال ] dağlar. cibillet (A.) [ جبلت ] karakter, yaratılış. cibilliyet (A.) [ جبليت ] karakter, yaratılış. cibilliyetsiz (A.-T.) [ جبلتسز ] karaktersiz, kötü yaratılışlı. cidâl (A.) [ جدال ] mücadele. cidâlcû (A.-F.) [ جدال جو ] mücadeleci. cidâr (A.) [ 1 [جدار .duvar. 2.zar. cidden (A.) [ جدا ] ciddi olarak. ciddî (A.) [ 1 [جدی .ağırbaşlı. 2.önemli. ciddiyyet (A.) [ 1 [جدیت .ciddilik. 2.ağırbaşlılık. cîfe (A.) [ جيفه ] leş. ciger (F.) [ جگر ] ciğer. cigergûşe (F.) [ 1 [جگرگوشه .ciğerköşe, evlat. 2.sevgili. cigerpâre (F.) [ 1 [جگرپاره .ciğer parçası. 2.evlat. cigersûz (F.) [ جگرسوز ] yürek yakan. cihâd (A.) [ جهاد ] din uğrunda savaş. cihâd etmek din uğrunda savaşmak. cihân (F.) [ 1 [جهان .dünya. 2.âlem. cihânâferîn (F.) [ جهان آفرین ] dünyayı yaratan, Tanrı. cihandar (F.) [ جهاندار ] büyük hükümdar, imparator. cihandîde (F.) [ جخان دیده ] görmüş geçirmiş. cihangîr (F.) [ جهانگير ] büyük hükümdar, imparator. cihangîrî (F.) [ جهانگيری ] büyük hükümdarlık, imparatorluk. cihângüşâ (F.) [ جهانگشا ] dünyayı feth eden, fatih hükümdar. cihânî (F.) [ 1 [جهانی .dünya ile ilgili. 2.insan. cihannüma (F.) [ 1 [جهان نما .dünya atlası. 2.taraça. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
cihâr (F.) [ چهار ] dört.
cihâren (A.) [ جهارا ] açıkça. cihât (A.) [ 1 [جهات .yönler. 2.sebepler. 3.yerler. cihâz (A.) [ 1 [جهاز .çeyiz. 2.aygıt. 3.sistem. cihet (A.) [ 1 [جهت .yön, taraf. 2.bakım, nokta. 3.sebep. cilâ (A.) [ 1 [جلاء .parlaklık. 2.cila. cilâdar (A.-F.) [ جلادار ] cilalı. cild (A.) [ 1 [جلد .deri, cilt. 2.kitap. cilve (A.) [ 1 [جلوه .görünme. 2.kırıtma. cilvegâh (A.-F.) [ جلوه گاه ] görünme yeri. cilvegâh olmak yatak teşkil etmek, yurt olmak. cilveger (A.-F.) [ 1 [جلوه گر .görünen. 2.kırıtan. cilvesâz (A.-F.) [ جلوه ساز ] kırıtan, cilve yapan. cimâ’ (A.) [ جماع ] cinsel ilişki. cimâ’ etmek cinsel ilişkide bulunmak. cinâ’î (A.) [ جنائی ] cinayetle ilgili. cinân (A.) [ 1 [جنان .cennetler. 2.bahçeler. cinayetkâr (A.-F.) [ جنایتکار ] câni, cinayet işleyen. cinâze (A.) [ جنازه ] tabut. cindar (A.-F.) [ جندار ] cinci, afsuncu. cindarlık (A.-F.-T.) cincilik, afsunculuk, muskacılık. cinnet (A.) [ جنت ] çıldırma. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
cins (A.) [ 1 [جنس .tür. 2.soy.
cinsî (A.) [ جنسی ] cinsel. cirm (A.) [ جرم ] cismin kapladığı yer, hacim. cism (A.) [ 1 [جسم .cisim, madde. 2.vücut, beden. cismânî (A.) [ 1 [جسمانی .cisim ile ilgili. 2.bedensel. cismen (A.) [ جسما ] bedenen. cisr (A.) [ جسر ] köprü. civan (F.) [ جوان ] genç. civânân (F.) [ جوانان ] gençler. civanbaht (F.) [ جوان بخت ] talihli. civânî (F.) [ جوانی ] gençlik. civânmerd (F.) [ 1 [جوانمرد .cömert. 2.soylu. civâr (A.) [ جوار ] yakın çevre. cîve (F.) [ جيوه ] cıva. cizye (A.) [ جزیه ] gayrimüslim vergisi. cû (F.) [ 1 [جو .arayan. 2.arama. cû (F.) [ جو ] çay, ırmak. cû’ (A.) [ جوش ] açlık. cûce (F.) [ جوجه ] civciv. cûd (A.) [ جود ] cömertlik. cuğd (A.) [ جغد ] baykuş. cûlâh (F.) [ 1 [جولاه .dokumacı. 2.çulha. cum’a (A.) [ جمعه ] cuma. |
Osmanlı - Türkçe Sözlük C Harfi.
cumhûr (A.) [ 1 [جمهور .halk. 2.kalabalık.
cumhûrî (A.) [ جمهوری ] cumhuriyetle ilgili. cumhûriyyet (A.) [ جمهوریت ] cumhuriyet. cûş (F.) [ 1 [جوش .coşku. 2.kaynama. cûş eylemek coşmak, coşup taşmak. cûşâcûş (F.) [ جوشاجوش ] coşkun, coşkulu. cûşân (F.) [ 1 [جوشان .coşan. 2.kaynayan. cûşiş (F.) [ جوشش ] coşku. cûy (F.) [ 1 [جوی .arayan. 2.arama. cûy (F.) [ جوی ] çay, ırmak. cûybâr (F.) [ جویبار ] ırmak. cûyende (F.) [ جوینده ] arayan. cübn (A.) [ جبن ] korkaklık. cüdâ (F.) [ جدا ] ayrı. cüda kalmak ayrı düşmek, uzak kalmak. cüdâyî (F.) [ جدایی ] ayrılık. cüdrân (A.) [ جدران ] duvarlar. cüft (F.) [ جفت ] çift. cüfte (F.) [ جفته ] çifte. cühelâ (A.) [ جهلاء ] cahiller. cühhâl (A.) [ جهال ] cahiller. cüllâh (A.) [ جلاه ] dokumacı, çulhacı. cülûs (A.) [ 1 [جلوس .oturma. 2.tahta geçme. cülûs etmek tahta geçmek. cülûsiyye (A.) [ 1 [جلوسيه .tahta çıkan hükümdarın dağıttığı bahşiş. 2.tahta çıkan hükümdar için yazılan şiir. cümcüme (A.) [ جمجمه ] kafatası. cümel (A.) [ جمل ] cümleler. cümle (A.) [ 1 [جمله .bütün, tüm. 2.tümce. cümleten (A.) [ جملة ] tümüyle cümûd (A.) [ جمود ] donukluk. cümûdiyye (A.) [ جمودیه ] buzul. cünbân (F.) [ 1 [جنبان .sallayan. 2.sallanan. cünbiş (F.) [ جنبش ] kıpırtı, hareket, sallanma. cünd (A.) [ 1 [جند .asker. 2.ordu. cündî (A.) [ جندی ] usta binici. cündîlik (A.-T.) [ ] binicilik, at binme. cünha (A.) [ جنحه ] küçük suç. cünûd (A.) [ 1 [جنود .askerler. 2.ordular. cürm (A.) [ جرم ] suç. cürûf (A.) [ جروف ] maden atığı, maden posası. cüsse (A.) [ جثه ] gövde, yapı. cüstücû (F.) [ جست و جو ] arayış, arama. cüvâl (F.) [ جوال ] çuval. cüvân bk. civan. cüz’ (A.) [ 1 [جزء .parça. 2.medrese alfabe kitabı. cüz’î (A.) [ جزئی ] çok az. cüz’iyyât (A.) [ جزئيات ] küçük şeyler, önemsiz şeyler. cüzâm (A.) [ جذام ] cüzzam. cüzdan (A.-F.) [ 1 [جزئدان .para çantası. 2.evrak çantası. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.