ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Tarih / Coğrafya (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=656)
-   -   Abdülhamid'in Bor'u Kaptırmama Mücadelesi (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=874700)

Prof. Dr. Sinsi 10-06-2012 11:51 PM

Abdülhamid'in Bor'u Kaptırmama Mücadelesi
 
Abdülhamid'in Bor'u Kaptırmama Mücadelesi

Bor madeniyle ilgili yığınla spekülasyon yapıldığını biliyorsunuz. Türkiye?nin,

hatta dünyanın geleceği bor madenine bağlıdır diyenler dahi çıkıyor. Bordan uçak

gövdesi yapımından füze yakıtına kadar pek çok ileri teknoloji ürününde

yararlanıldığı biliniyor.

Hatta hatırlarsınız bor yüzünden 2007 yılında ABD?nin Türkiye ile savaşa

gireceği üzerine romanlar bile kaleme alınmıştı. Ancak II. Abdülhamid?in bor

madenini yabancılara kaptırmamak için verdiği mücadele pek bilinmez. Bu yazıda

arşiv belgelerine dayanarak 10 yıl kadar devam eden bu mücadeleden bazı kesitler

sunacağım.

Ancak bilmemiz gereken bir şey varsa bor madeninin Türkiye?de oldukça erken

keşfedildiği ve ilk maden çıkarma izninin, daha 1865 yılında, yani Abdülaziz

devrinde Desmazures (Dömazür) isimli bir Fransız?a 20 yıllığına verildiğidir.

İşte bor madeninin dünyada en bol bulunduğu yerlerden biri olan Balıkesir?in

Susurluk ilçesinin Sultançayırı bölgesindeki bu madenin işletme imtiyazı, Hanson

adlı bir İngiliz ile Giove (Cove) adlı bir İtalyan uyruklu girişimcinin iştahını

kabartır ve onun civarında başka bir madenin imtiyazını almak için harekete

geçerler. Fakat Fransız işin peşini bırakmaz ve Mart 1880?de Fransız Elçiliğini

harekete geçirerek bunu protesto eder.

Tabii ucu Babıali?ye uzanan işlerden Abdülhamid?in haberdar olmaması düşünülemez.

Rekabetin kızışması üzerine madenden başlangıçta yüzde 5 rüsum (vergi) alınırken,

bu oran 4 kat artırılmış ve tam yüzde 20?ye çıkarılmıştır. Böylece yabancı

şirketlerin işi zorlaştırılmakta, adeta imtiyazını aldıkları bu madenleri

kendiliklerinden terk etmeleri arzulanmaktadır. Belgelerden 1884 yılına doğru

bor çıkarmak isteyen şirketler arasındaki rekabetin adeta kapışmaya dönüştüğü

görülmektedir. Çözüm olarak maden sahasındaki işletmelere ?Paydos!? denilmişse

de, bu da ortalığın yatışmasına yetmemiştir. Çünkü yasaklamaya rağmen bor, bu

defa kaçak yollardan, arpa vs. eşya arasına konularak yurt dışına kaçırılmakta,

ocakta bekletilen madenler de ayrı bir gelir kaybına sebep olmaktadır.

Hanson-Cove şirketi ise işin peşini bırakmak niyetinde değildir. Şirket 1887

yılına geldiğimizde Osmanlı maliyesinin de zor durumda olmasından istifadeyle

cazip ödeme teklifleri sunarak yeni bor imtiyazları koparmak için uğraşmaktadır.

Nitekim bu cazip teklifler Danıştay (Şûra-yı Devlet) tarafından kabul edilmiş

olup Bakanlar Kurulu?nca da onaylanmıştır. Şimdi sıra bir kişiyi ikna etmeye

gelmiştir. Kim olduğunu tahmin ettiniz sanırım: Sultan Abdülhamid. Ondan da bir

?irade? koparıldı mı, iş tamamdır.

Başbakanlıktan Yıldız Sarayı?na yazılan ve iki harita eklenerek gönderilen

tezkerede bu hususta Padişah hazretleri her ne emir ve ferman buyururlarsa onun

hükümlerine göre hareket edileceği belirtilmekteydi. Takvimler, 9 Şubat 1887?yi

gösteriyordu. Bu tarihten 3 ay sonra, 20 Nisan 1887 tarihli bir başka belgeden

öğreniyoruz ki, saraydan bu konuda herhangi bir emir çıkmamıştır. Çünkü Sultan

II. Abdülhamid, Nuh demiş, peygamber dememiştir. Bu yabancı şirketlere bor

imtiyazını kaptırmamaya kararlıdır ve bu yüzden Babıali?nin kararını imzalamayıp

savsaklamakta, tabir caizse buza yatırmaktadır.

Su uyur düşman uyumaz, derler. Şimdi İngiltere Büyükelçisi devrededir ve türlü

övgüler düzerek Abdülhamid?den yardım istemektedir. Ancak Osmanlı çıkarlarına

aykırı olduğuna inandığı bu irade bir türlü çıkmaz. Çünkü Abdülhamid, bor madeni

üzerinde oynanan oyunların farkında olacak kadar uyanık bir yöneticidir.

Nihayet Yıldız Sarayı?ndan beklenen karar, 1889 yılında yine aynı yerde başka

bir bor madeninin imtiyazı için çıkar. Bilin bakalım kime? İngiliz veya İtalyan

girişimcilere değil elbette. Aşağıda orijinalini verdiğimiz belgeye bakılırsa

Abdülhamid, artık bor madeni imtiyazlarını yerli üreticilere, özellikle de

kendisine yakın olan paşalara vermeye başlamıştır. Bunun amacı da elbette bu

değerli madenin kendisinin kontrol edebileceği insanların elinde durmasıdır.

Zaten kapitülasyonlarla başı yeterince dertte olan devleti yeni bir sorun

yumağına daha gömmemektir.

İşte Başbakanlık Arşivi?nde bulunan (Yıldız Prk. Bşk. Dos.16/ Göm. 53) o

belgenin sadeleştirilmiş hali:

?Hüdavendigâr vilayetinde, Karesi sancağında, Fart nahiyesinde, İldiz ve Aziziye

köyleri civarında, doğusunda Ilıca yolundaki Kapalıdere içinde Sulucek mezarlığı

ve kuzeyinde Sulucek ince yolu boyunca Arnavud Ağılı ve Germe Kaya ve batısında

Küplü deresindeki köprüye ve oradan da Sultançayırı?ndan gelen caddede biri

İldiz?a ve diğeri Hanson-Cove şirketine giden yoldan kesildikleri noktaya kadar

ve güneyinde söz konusu noktadan adı geçen şirketin sınırı boyunca Kapalıdere?de

sonlanan sınır dahilinde yaklaşık olarak 1500 dönüm arazide çıkacağı düşünülen

borasit madeni imtiyazının usul ve nizamı dairesinde padişah hazretlerinin

değerli yaverlerinden ve büyük mareşallerinden Fuad Paşa hazretlerine verilmesi

onun verdiği dilekçe üzerine çıkan padişahın irade-i seniyyesi gereğidir. 23

Ağustos 1889.?

(Son belge hariç, diğer bilgiler Hayri Mutluçağ?ın ?Belgelerle Türk Tarihi

Dergisi?nin Ekim 1967 tarihli ilk sayısındaki yazısından yararlanılmıştır.)

"alıntı"


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.