![]() |
Deri-üst Deri-Alt Deri
Deri-üst Deri-Alt Deri
Bütün canlılarda gövdeyi bir kılıf gibi saran ve canlıyı sıcaktan, soğuktan, hava koşullarından, dış etkenlerden, darbe ve basınçtan, asalak hayvanlardan ve hastalık yapıcı mikroplardan koruyan bir dış örtü vardır. İnsanda ve omurgalı hayvanlarda bu koruma görevini yalnızca bir vücut örtüsü değil, karmaşık bir organ olan deri üstlenir. Kuşların derisi koruyucu yumuşak tüylerle, memelilerinki de genellikle kalın bir post ya da kürkle kaplıdır. İnsanın derisinde de kıllar vardır; ama bu kıllar hayvanların tüyü ya da postu gibi ısı alışverişini tümüyle engelleyen bir katman oluşturmaz. Bu yüzden insanlar soğuktan korunmak için gene de giyinmek zorundadır. Ama bunun dışında derimiz vücut sağlığının korunmasında çok önemli bir rol oynar ve yara ya da kesik olmadıkça mikroplara geçit vermez. İnsan vücudunun her yanını kesintisiz bir örtü gibi saran derinin kalınlığı her yerde aynı değildir. Ayak tabanında iyice kalınlaşır, buna karşılık gözyuvarının dış yüzünde çok ince ve saydam bir katmana dönüşür. İnsan derisinden alınan bir parçayı mikroskopla incelersek iki ayrı katmandan oluştuğunu görürüz. Dıştaki görülebilen katmana üstderi, üstderinin örttüğü iç katmana da altderi denir. Bunların altında ise yağlı derialtı dokusu bulunur. Üstderi de tek katlı bir örtü değildir; çok sayıda hücre katmanından oluşur. En dışta ölü hücreler dizilmiştir; bunlar keratin denen boynuzsu bir maddeye dönüştükçe küçük parçalar halinde atılır ya da pul pul dökülür. Yılan ve kertenkele gibi bazı sürüngenler ise derilerinin bu üst bölümünü olduğu gibi değiştirirler. Bu atılan katmanın yerini alttaki üretici katmanın hızla çoğalan hücreleri alır. 17. yüzyılda yaşayan ve derideki bu katmanın önemini ilk kez vurgulayan İtalyan bilgini Marcello Malpighi'nin anısına saygı için bu üretici katmana Malpighi katmanı denmiştir. Deriye rengini veren pigmentler (boya maddeleri) de Malpighi katmanında bulunur. İnsanların beyaz, kara ya da kızıl derili olması, derinin yazın güneşte esmerleşmesi ve üstünde çillerin belirmesi bu pigmentlerin varlığına bağlıdır. Üstderide kan damarları yoktur, yalnızca birkaç basit sinir ucu bulunur. Genellikle üstderiden daha kalın olan altderi aralıklı olarak dağılmış hücrelerden ve liflerden oluşur. Kan damarları, sinir uçları, pigment hücreleri, yağ birikintileri, ter ve yağ bezleri, kıl kökleri ve kas lifleriyle örülü olan altderinin yüzeyi yer yer papilla denen küçük kabarcıklar halinde yükselerek üstderinin en alt yüzündeki girintilere sokulduğu için bu iki katman ayrılmaz bir bütün oluşturur. El ve ayak tırnakları üstderiden türemiş boynuzsu uzantılardır. Bütün vücudu kaplayan kıllar ise ince kan damarları aracılığıyla kıl diplerine ulaşan besin maddeleriyle beslenerek sürekli uzar. Kıllardan her biri derinin altındaki bir kök bölümü ile bu kökten çıkan ok biçimindeki bir uzantıdan oluşur. Bu uzantıdaki hücreler ölüdür; ama kıl keseciği denen oyuk bir yapının içine yerleşmiş olan kıl kökündeki canlı hücreler kılların uzamasını sağlar. Altderideki yağ bezlerinin salgısı da kılların ve deri yüzeyinin yumuşak ve esnek kalmasına yardımcı olur. Ter bezlerinin görevi vücut sıcaklığını belirli sınırlar içinde tutmaktır. Bu salgı bezlerinin her biri kangal gibi kıvrılmış incecik bir borudan oluşur ve gözenek denen küçük bir delikle derinin dış yüzeyine açılır. Ter, yani sudan ve atık maddelerden oluşan sıvı bu delikten dışarı atılır. İnsan terlemeyle günde ortalama 1/3 litre kadar su kaybeder. Çıkan su buharlaşırken deride bir ısı kaybına yol açtığı için, terleme vücut sıcaklığının korunmasında önemli bir süreçtir. Ayrıca derideki damarların genişleyip daralması da vücut sıcaklığının denetlenmesine yardımcı olur. Damarlar genişleyince dokulara giden kan akımı arttığı için vücut yüzeyindeki ısı kaybı artar, daraldığında ise azalır. Sıcak havalarda yüzümüzün kızarması, buna karşılık soğukta daha soluk renkli görünmemiz bundandır. Bir yandan ter, öte yandan deri yüzeyine yapışan tozlar, kirler ve üstderiden atılan deri parçacıkları derideki gözenekleri ve kıl keseciklerini tıkayabilir. Derinin hava alabilmesi, salgılarını dışarı boşaltabilmesi ve vücut sıcaklığını denetim altında tutabilmesi için gözenekleri tıkayan kirleri gidermek, bunun için de sık sık yıkanmak gerekir. Derimiz kesildiği ya da yaralandığı zaman çevredeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle ya da özel kıskaçlarla birbirine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha hızlı olur. Bazen de bu açıklık ne kadar daralırsa daralsın aradaki doku kendini yeterince onaramadığı için deride bir yara izi kalabilir. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.