![]() |
Boll Heinrich (1917-1985)
Boll Heinrich (1917-1985)
Toplumların ve bireylerin yaşamında korkunç yıkımlara yol açan II. Dünya Savaşı ve bu savaşın sonuçlan her yönüyle edebiyatı da etkiledi. Savaş sonrasında bazı yazarlar, insanlığı bu ölümcül çatışmadan caydırmak, düştüğü umarsızlıktan kurtarmak ve savaşın bir insanlık suçu olduğunu vurgulamak amacıyla yapıtlar vermeye başladılar. Alman yazar Heinrich Böll de bu yazarların en etkililerinden biriydi. 1972'de Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülmesi de bunun en iyi kanıtıdır. Köln'de bir marangozun oğlu olarak doğan Böll geleneklerine bağlı ve dindar bir çevrede yetişti. Üniversiteye girdiğinde II. Dünya Savaşı başlamıştı. Askere alındı; savaş boyunca çeşitli cephelerde bulundu. 1945'te tutsak düştü; ABD ve İngiliz tutsak kamplarında kaldı. Savaş bittikten sonra Köln'e döndü. Yarım bıraktığı üniversite öğrenimini tamamlamak istediyse de çalışmak zorunda olduğu için bunu başaramadı. 1947'den sonra dergilerde yayımlamaya başladığı öykülerinde sıradan insanları ele alarak savaşı, savaş sonrası toplumsal yaşamı, Hitler yönetiminin insanları sürüklediği yıkımı dile getirdi Trenin Tam Saatiydi (Der Zug war pünktlich; 1949) adlı ilk uzun öyküsünde gönülsüzce savaşa katılan askerlerin yalnızlık ve bırakılmışlık duyguları içinde nasıl bocaladıklarını anlattı. Öykünün baş kişisi olan asker, Polonyalı bir kızla birlikte geçirdiği birkaç saatte, savaşın korkunçluğuna karşın insanlar arasında dostluğun, sevginin yok olmadığını görür. Ardından yayımladığı Wanderer kommst du nach Spa'da (1950; "Yolcu Yolun Düşerse Spa'ya") Böll cephe gerisinin korkunçluğunu betimledi. Öykülerde anlatılanlar yaralı askerlerin kaldığı hastanelerde, tıklım tıklım asker dolu trenlerde, insanların şaşkınlık içinde koşuşturduğu istasyonlarda ve bombalanmış kentlerde geçer. Âdemoğlu Nerdeydin? {Wo warst du Adam?; 1951) adını taşıyan kitabı ise savaşın anlamsız, dahası saçma bir şey olduğunu anlatır. Böll daha sonraki yapıtlarında savaş sonrası yaşamı ele aldı. Evsiz kalmış aileler, eşleri savaşta ölmüş dul kadınlar ve babaları savaş kurbanı yetimler; bu insanların çözülüp dağılmış bir toplum içindeki yaşam savaşları; yoksulluk, ahlak çöküntüsü yapıtlarının ana konularıdır. Bu dönem ürünlerinin başlıcalan Ve O Hiçbir Şey Demedi (Und sagte kein einziges Wort; 1953), Babasız Evler (Haus ohne Hüter; 1954), İlk Yılların Ekmeği (Das Brot der frühen Jahren; 1955) ve savaşın sorumlusu Naziler'in, savaş sonrasında hiç sorumluluk duymadan rahatlık içinde yaşamalarını yergili bir dille eleştirdiği Dokuz Buçukta Bilardo (Billard um halb zehn; 1959) gibi yapıtlardır. Böll 1960'tan sonraki yapıtlarında, bireyin özgürlüğünü kısıtlayan devlet kurumlarına karşı sert bir eleştiriye yönelir. Kendisini insanın sorunlarıyla ilgili bir yazar olarak tanımlayan Böll, toplumu etkisi altında tutan genel ahlak anlayışına karşı, kişilere özgü bir ahlakı savunur ve bu dönem yapıtlarında, toplumdan bilinçli olarak uzaklaşan kişileri konu alır. Bireyin özgürlüklerini devletin kolluk güçlerinin, yargı organının çeşitli bahanelerle engellemesini, basının yalan ya da abartılı haberlerle kişilerin özel yaşamını altüst etmesini, kişileri zor durumda bırakmasını kınar. Bu tür yapıtların en ünlüsü Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru (Die verlorene Ehre der Katharina Blum; 1974), ülkemizde de tiyatroya uyarlanmış biçimiyle tanınmıştır. Böll öykü ve romanlarındaki insan anlayışını eleştiri, makale ve denemelerinde de sürdürmüştür. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.