![]() |
Aile Mahkemesinde Görev Alacak Hakimler*
Aile Mahkemesinde Görev Alacak Hakimler*
Aile Mahkemeleri Kanunu’nun değişiklik yapılmadan önceki üçüncü maddesin göre “aile mahkemelerine, atanacakları bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanmış, adli yargıda görevli, evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve tercihen aile hukuku alanında lisansüstü eğitim yapmış olan hakimler arasından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca atama yapılır.”şeklindeydi ve bu hükümden anlaşılacağı üzere aile mahkemesi hakimlerinin belli niteliklere sahip olması şart koşulmuşken, aile hukuku alanında lisansüstü eğitim yapmış olmak tercih sebebi sayılmışdı. Buna göre de aile mahkemesinde hakim olarak atanmak için;
Böylece eğer zorunlu nitelikleri taşıyan hakimlerden birisi, ayrıca aile hukuku alanında lisansüstü eğitim yapmış ise, diğerlerine tercih edilerek aile mahkemesine hakim olarak atanabilecekti. Bu hüküm de beraberinde çeşitli zorlukları getirmiş özellikle ülkemizde bu niteliklere uyan hakim bulmanın zorlukları sebebiyle alt bölgelere atanacak yeteri sayıda hakim bulunanamış ve ayrıca bu zorunlu niteliklerin boşanma veya çocuklarının ölümü sebebiyle kaybı halinde ne olacağı sorun teşkil etmiş, uygulamada ve doktrinde de tartışmalara neden olmuştur. Bu sebeble, 5133 sayılı değişiklik kanunu ile Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan “evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve tercihen” ibaresi, “tercihan evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece, evli ve çocuk sahibi olmak, otuz yaşını doldurmuş olmak zorunlu niteliklerden çıkarılarak yalnızca tercih sebebi yapılmıştır. Bu durum aynı kanunun 5 inci maddesinde düzenlenen uzmanların atanma nitelikleri için öngörülen tercih sebeblerine benzetilmiştir. Sonuç olarak aile mahkemelerine atanmak için gerekli zorunlu nitelikler;
Çünkü sayılan bu niteliklerle yapılmak istenen hakimlerin evlilik ve aile kurumunu bizzat yaşayarak, o konularda bilgi ve tecrübe sahibi olması keza çocuk sahibi olarak o çocuk sebebiyle sahip olduğu bilgi ve tecrübenin aile mahkemesi hakimi olarak, önüne gelen dava ve işlerde kullnabilmesine imkan vermesi ayrıca yaşca belli bir olgunluğa ulaşması sebebiyle ,aile ve çocuk gibi hassas konularda, kural olarak, daha makul ve mantıklı haraket etmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Bir diğer tercih sebebi olan aile hukuku alanında lisansüstü eğitim yapmış olmasının aranması da isabetli olmuştur. Çünkü alanında daha fazla bir eğitim alarak uzmanlaşmaları, aile mahkemesi hakimlerine, aile hukukundan doğan sorunların çözümünde yarar sağlayacağı açıktır. Ancak ülkemizde özel olarak aile hukuku alanında yüksek lisans veya doktora programları açılmamaktadır. Özel hukuka bağlı olarak aile hukukunun da içinde bulunduğu medeni hukuk alanında yüksek lisans veya doktora programları açılmaktadır. Bu yüzden sadece kanunun lafzına bağlı kalarak aile hukuku alanında yüksek lisans yapma şartı aranmamalı, özel hukukun diğer alanlarında da yüksek lisans yapmış olmayı aile mahkemelerine atanmak için tercih sebebi sayılması mümkün olmalıdır. Aksi halde kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmak kanunun işlevselliğini olumsuz yönde etkileyecektir. Hatta kanaatimizce; aile hukuku alanında veya belirttiğimiz şekilde özel hukukun diğer alanlarında yüksek lisans yapma şartının yanında psikoloji, psikodrama gibi alanlarda yüksek lisans yapmış olmaları da tercih sebebi sayılmalıdır. Çünkü aile mahkemesi hakimlerinden istenen yalnızca iyi hukuk bilmeleri değil bunun yanında taraflarla empati kurarak sorunları daha iyi çözebilmeleri de istenmektedir. Aile mahkemesi hakimleri için problem teşkil edecek bir sorun da aile mahkemesi hakimlerinin atamalarının genel hakim atamalarından ayrı tutulmamasıdır. Bu durumda hakimler çok sık yer değiştirmek zorunda kalacaklardır. “Oysa aile mahkemeleri gibi ihtisas mahkemelerinde görülen davaların süreci ve özelliği gözönüne alındığında bu olumsuz bir etkidir. Gerçi bu sorun yalnızca aile mahkemeleri ile ilgili bir sorun olmayıp genel olarak sistemle ilgili bir sorundur. “Örneğin Almanya’da yargıçların kendi rızaları olmadan bir yerden bir yere nakilleri ancak mahkemelerin kapatılmış olması gibi çok önemli sebeplerle mümkündür. Bunun dışında hakimin nakledilmesi olanaksızdır.” ATIFLAR [1] Tercan; s.28 [2] Baktır; Aile hukuku mevzuatının çok karmaşık bir mevzuat olmadığını bunun lisans eğitiminde öğrenilebileceğini bu yüzden aile hukuku alanında yüksek lisans yapılmasının tercih sebebi sayılmasının isabetli olmadığı bunun yerine çalışmalarda çözüm, psikodrama gibi psikoloji alanında yüksek lisans yapmış olmalarının tercih sebebi sayılması gerektiğini savunmaktadır. Bizde bu fikre katılmakla beraber bunun yanında aile hukuku veya özel hukukun ilgili alanlarında yüksek lisans yapmış olmanın tercih sebebi sayılmasınında isabetli olacağı görüşündeyiz. [3] Baktır, s. 59 [4] Baktır, naklen : Gresmann,”Almanya‘da Yargıç ve Savcıların Eğitimi” , (Türk-Alman Yargıçlar Semineri), Antalya, 2001, s.36, 37 Gerçi ülkemizde hakimlerin bu şekilde bölgelere ayrılarak atanmaları ülkemizin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik şartlarla ilgilidir. Ancak aile mahkemesi hakimleri için özel bir düzenleme yapılabilir veya bulundukları bölgedeki görev süreleri daha uzun olabilir. * Araş. Gör. Hakan Albayrak tarafından yollanmıştır. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.