![]() |
Uyarılma İhtiyacı Ve Güdülenme :
Uyarılma İhtiyacı ve Güdülenme :
İnsan davranışı, tipik olarak amaca yöneliktir. Organizmanın, davranışta bulunabilmesi için iç ve dış uyarıcılara gereksinimi vardır. Organizma bu gereksinimleri karşılayarak çevreye uyumunu sürdürür. Uyarıcı gereksinimleri karşılanmayan organizmalar, çevreye uyum zorluğu çekerler; fizyolojik ve psikolojik dengelerini yitirirler. Organizmanın dengesinin bozulmasına yetersiz uyarıcı koşullar kadar aşırı uyarılma da etki eder. Yetersiz Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin altında uyarıcı ile karşı karşıya kalması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünü yitirmesidir. Aşırı Uyarılma : Organizmanın alıştığı düzeyin üzerinde uyarıcı ile karşılaşması sonucu fizyolojik ve psikolojik anlamda çevreye uyum gücünün azalmasıdır. Homeostasis (Dengeleme) : Organizmanın iç dengesini kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir. Bir başka deyişle, yetersiz ya da aşırı uyarılma durumlarında organizmanın çevreye uyum gücünü kendi çabasıyla korumasına homeostasis denir. Güdü ve Güdülenme : Gereksinim (İhtiyaç) : Organizmada herhangi bir eksikliğin hissedilmesidir. Dürtü : Organizmadaki eksikliği gidermek için doğan güçtür. Güdü : Organizmanın, gereksinimini karşılamak üzere bir davranışı yapmaya istekli duruma gelmesidir. Biyolojik gereksinimler (ihtiyaçlar), fiziksel yoksunluk durumlarından kaynaklanır. Yoksunluk, canlıda bir gerilim durumunu, fizyolojik bir dürtüyü açığa çıkarır. Bu dürtü insanı ya da hayvanı gereksinimini gidermesi için güdüler. Güdülenme : Hayvan ya da insanda organizmayı belirli bir amaca yönelik davranışa iten sürecin tümüne güdülenme denir. O halde güdülenme süreci şu aşamalardan oluşur : Gereksinim —> Dürtü —>Güdü —>Davranış Güdü Biçimleri : Maslow’un güdüler hiyerarşisine göre, önce fizyolojik güdüler (piramidin altındakiler), sonra toplumsal güdüler (piramidin üst kısımları) doyurulmalıdır. Ancak öncelik sırası kişiden kişiye değişebilmektedir. Fizyolojik Güdüler : Organizmanın yaşamı sürdürebilmek için gidermek zorunda olduğu temel gereksinimlerden kaynaklanan güdülere fizyolojik güdüler denir. Bu güdüler, organizmanın fizyolojik ihtiyaçlarından türer. Organizmanın gereksinimlerini karşılamaya yöneliktirler. Organizmanın eksikliklerini gidermek amacı ile iç dürtülerce ortaya çıkarılırlar. Doğuştandırlar. Ancak öğrenme yoluyla bir dereceye kadar değiştirilebilirler. Tüm canlılara özgü oldukları için evrenseldirler. Biyolojik kökenli güdüler, toplumsal kökenli güdülerden görece önceliklidirler. Toplumsal Güdüler : İnsanların toplumsal gereksinimlerinin giderilmesine yönelik güdülerdir. Toplumsal kökenli güdüler, erişkin insanın deneyim ve davranışlarının şekillenmesinde etkili olan en önemli iç etkenler arasındadırlar. Toplumsal kökenli güdüler toplumsal yaşam içinde öğrenmeyle oluşurlar. Yaşa bağlı olarak sayıları artan güdülerdir. Toplumsal güdülerin temelinde çoğu zaman fizyolojik güdüler vardır. Toplumsal güdülerle fizyolojik güdüler çatıştığında çoğunlukla fizyolojik güdüler baskın çıkar. İçgüdü : Öğrenilmeden yapılan, niçin yapıldığının bilincinde olunmayan, türün tüm bireylerinde bulunan kalıtsal davranışlara içgüdü denir. Bu tanıma göre, içgüdü davranışları; Öğrenilmeden yapılır. Doğuştandır. Canlı niçin öyle davrandığının bilincinde değildir. Yani davranış otomatiktir. Türün tüm bireylerinde bulunur. Kalıtsaldır. UYARI : İçgüdü ile iç dürtü (fizyolojik güdü) ve refleks davranışlar arasındaki farklar şunlardır : a) İç dürtülerde davranış bir iç uyarıcı sonucudur. b) Reflekslerde davranış bir dış uyarıcı sonucu yapılırken, c) İçgüdü davranışları iç ya da dış hiçbir uyarıcı olmadan otomatik olarak gerçekleşebilir. Refleks : Dıştan gelen uyarıcılar karşısında aniden gösterilen istem dışı tepkilere refleks denir. Heyecan : Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi gibi nedenlerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu dönemine heyecan denir. Heyecan, aletlerle de ölçülebilen bir psikolojik olaydır. Duyguların şiddeti, yoğunluğu arttıkça heyecan durumu ortaya çıkar. Bu durum kısa sürer. Organizmada değişiklik ve gerginlik yaratır. Duygu ve heyecanlar üç öğeden oluşurlar : a) Vücut ve yüzdeki fizyolojik değişiklikler b) Olayların yorumlanması gibi bilişsel süreçler c) Deneyim ve duygu - heyecanın ifade biçimini şekillendiren kültürel etkiler. Korku, kızgınlık, üzüntü, keder, sevinç, keyif, haz, neşe, nefret gibi biyolojik temelli duygu - heyecanlar evrensel yüz ifadelerine sahiptir. Heyecan yaratan oluşumlar: Şiddeti yüksek uyarıcılar. Ansızın ortaya çıkan güdüler. Normal yaşamı değiştireceği beklenen olaylar. UYARI : Çocuklarda daha çok fizyolojik gereksinimlerini duyurmaya yönelik güdüler heyecan oluştururken , yetişkinler daha çok psikolojik ve toplumsal güdülerden etkilenerek heyecanlanırlar. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.