ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Hayvanlar Alemi (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=641)
-   -   İhtiyar Denizci (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=80203)

KRDNZ 05-31-2009 10:03 AM

İhtiyar Denizci
 

Yazı: Tim Appenzeller

Fotoğraf: Brian Skerry

Tüm kaplumbağaların en büyüğü, en derine dalanı ve en geniş alana yayılanı... Derisırtlılar, varlıklarını 100 milyon yıldır sürdürüyor.


1961 yılının yaz akşamlarından birinde, Sherman Bleakney adında bir biyolog, Halifax'ta (Nova Scotia, Kanada) balıkçıların kısa bir süre önce iskeleye tuhaf bir deniz yaratığı çıkardıkları haberini aldı. Bleakney, ki hemen yakınlarda bir yerde yaşıyordu, iskeleye gittiğinde gördüğü şey karşısında büyülenmişti. Yumuşak, lastik gibi üst kabuğu, kanadı andıran ön yüzgeçleri ve top mermisini andıran heybetli, konik kafasıyla meraklı bir kalabalığın ortasında sırtüstü yatmakta olan şey, tartıda 400 kilo çeken, siyah, dev gibi bir deniz kaplumbağasıydı. Bleakney bunun, tüm deniz kaplumbağalarının en büyüğü olan bir derisırtlı olduğunu anladı. Ama hatırladığı kadarı ile derisırtlı, tropik bölgelerde yaşaması gereken bir hayvandı ve onu soğuk, gri Kanada sularında görmek, Halifax parkında papağan görmek kadar şaşırtıcıydı. Ancak Bleakney nedenini araştırmaya başladığında Kanada'nın Atlas Okyanusu kıyıları açıklarında, balıkçıların yazın son günlerini "kaplumbağa mevsimi" olarak anmalarına neden olacak bir sıklıkta derisırtlı gördüğünü öğrenecek ve1965'te, bunun tek bir açıklaması olabileceği notunu düşecekti: "Hiç kuşkusuz soğuk Atlas Okyanusu kıyılarımız, her yıl tropik kökenli kaplumbağaların akınına uğruyor." İncelediği birkaç ölü örnekte bu kaplumbağaların güneyden geldiği açıkça görülüyordu. Birinin gözüne tropik bir mangrov dalı batmış, diğer bazılarının üzerine ise ılık sularda yaşayan sirripedler (kılsıayaklılar) yapışmıştı. Yine de derisırtlılar, diğer deniz kaplumbağalarını öldürecek sıcaklıklarda hayatta kalabiliyor, hatta gelişme gösterebiliyordu. Asıl tuhaf olansa, Bleakney'nin kaplumbağaların içinde bulduğu şeydi: Koca mideleri, -zehirli tentakülleri ile birlikte- çiğnenip yutulmuş yığınla denizanasıyla doluydu ve yemek borularında, kaygan avlarını içeride tutmak üzere içeri doğru açı yapan yedi santimlik dikenler diziliydi. Bleakney daha sonra farklı çalışma alanlarına yöneldi -deniz sümüklüböceklerine karşı özel bir tutkusu vardı- ama Nova Scotia'nın balıkçı rıhtımlarında karşılaştığı bu dev yaratıklara duyduğu hayranlık hiçbir zaman dinmedi. Kısa süre önce Kanadalı çevrecilerle yaptığı bir söyleşide, "O büyüklükte, buzlu sularda yaşayan ve denizanalarıyla beslenerek çoğalan bir sürüngen, akıllara durgunluk vericiydi" diyecekti. Bu olaydan neredeyse 50 yıl sonra, bilim insanları halen derisırtlıların fiziksel kudretlerine şaşırıyor, ancak günümüzde bu hayranlığa modern bir duyarlılık da eşlik ediyor. Ve bu duyarlılığın altında, derisırtlıları ve onların destansı yaşam öyküsünü tamamen kavramaya olanak bulamadan, bizzat kendi eylemlerimizin bu hayvanları yok oluşa sürükleyebileceği korkusu yatıyor. Geçtiğimiz 25 yıl içinde, tropikal ve subtropikal kumsallara çıkıp yuva yapan derisırtlıların sayımını yapan araştırmacılar, sayılarındaki keskin düşüş karşısında alarm zilleri çalmaya başladı: Meksika ve Orta Amerika'nın Büyük Okyanus sahillerinde bir zamanlar on binlere, hatta yüz binlere ulaşan kaplumbağa sayıları günümüzde birkaç yüze düşmüş ve Malezya'da da binlerle ifade edilen rakamlar artık birkaç taneye indirgenmiş durumda. Uluslararası Doğa Koruma Birliği, derisırtlıları "soyu yok olmak üzere" kategorisine soktu. Yaşamlarını yitirmelerine yol açan pek çok nedeni sadece listelemek dahi iç burkucu: balıkçı ağlarına dolanıp boğularak, yuttukları plastik torbalarla nefesleri kesilerek, gemi çarpmasıyla, etleri için avlanarak ve hatta bazen henüz yumurtadan bile çıkmadan, yiyecek ya da afrodizyak olarak satılmak üzere yuvalarının kazılıp yumurtalarının toplanması ile... Derisırtlıların soyu yüz milyon yıl geriye uzanıyor -Duke Üniversitesi, Karayip Bölgesi Deniz Kaplumbağalarını Koruma Ağı'ndan Scott Eckert, "T. Rex'in en korkutucu yırtıcı olduğu günlerde bile onlar kumsallardaydılar" diyor. Bugünse, yaşadıkları bazı bölgelerde, soy çizgisinin sonuna yaklaşıyorlar. Yine de, Eckert gibi araştırmacılarla biraz zaman geçirirseniz, bu kaplumbağaların yaşam mücadelesinde ne denli başarılı olduklarını görürsünüz. Derisırtlılar bir kilometreden daha derine dalabilir, yüzerek okyanusları aşabilir, donma noktasına yakın sularda kendilerini ılık tutabilir ve başka pek az canlının dayanabileceği bir beslenme tarzıyla hayatta kalabilirler. Ve en önemlisi de, tek bir yere bağlı kalmamaları. Diğer deniz kaplumbağaları, belli bazı yuvalanma kumsallarına ve beslenme bölgelerine sadık kaldıkları için, insanların oluşturduğu çevresel baskılara karşı daha savunmasızlar. Yapılaşmamış yuvalanma kumsalları ve büyük denizanası sürüleri gibi daha tercih edilir koşulları araştırıp bulan ve kendi yararına kullanan derisırtlı ise bir anlamda daha fırsatçı. Florida Atlantik Üniversitesi'nden biyolog Jeanette Wyneken, "Bu kaplumbağalar bütün okyanusu kendi havuzları gibi görüyor," diyor. Ve sonuç olarak, bazı bölgelerde, aslında derisırtlı popülasyonu artış gösteriyor.
http://www.nationalgeographic.com.tr...mercek.6.1.jpg

Fotoğraf : Brian Skerry

Üzerine vantuzbalıkları yapışmış küvet büyüklüğündeki dişi, Endonezya'nın Kai Adaları yakınlarındaki sığlıklarda.

KRDNZ 05-31-2009 10:06 AM

Cevap : İhtiyar Denizci
 
http://www.nationalgeographic.com.tr...mercek.6.2.jpg


http://www.nationalgeographic.com.tr...es/shim(1).gif

Fotoğraf : Brian Skerry

Grande Riviere'de (Trinidad) yuvalanan derisırtlılar ay ışığı altında kumsalı doldurmuş. Dalgaların yıkadığı bu gözde kumsalları kısa sürede daralabilir ya da genişleyebilir; bu nedenle kaplumbağalar, en azından birkaçı sağ kalabilsin diye, kumsalın çok farklı noktalarına, hatta su kenarına yuvalar açıyor.



Fotoğraf : Brian Skerry

Girdiği zorlu uğraş yüzünden boğazı pembeleşmiş bir dişi derisırtlı, Trinidad'ın Matura Kumsalı'nda elini sırtına atmış Francis Lakhan'ın bakışları altında yuva yapıyor. Yirmi yıl önce yörenin bazı insanları derisırtlıların yuvalarını yağmalamış ve et için bu kaplumbağaları öldürmüş. Yuvalanma mevsiminde her gece yüzlerce derisırtlıyı izlemeye gelen turistlere rehberlik eden Lakhan ve diğerleri için aynı hayvanlar şimdi farklı bir geçim kaynağı sağlıyor.



Fotoğraf : Brian Skerry

Özel bir diş sayesinde yumurtalarını kırıp dışarı çıkmış yavrular yüzeye ulaşmak için debeleniyor -erişkinliğe giden tehlikeli maceranın ilk adımları.



Fotoğraf : Brian Skerry

Kumsal, yavru kaplumbağalarla dolup taştığında akbabalar kendilerine ziyafet çekiyor, avcı balıklar da açıklarda bekliyor. Dişiler, bu kayıpları dengelemek için, her yumurtlama döneminde birden fazla yuvaya yüzlerce yumurta bırakıyor.



Fotoğraf : Brian Skerry

Francis Lakhan'ın elindeki bu yavru derisırtlı, ilk yüzme deneyimi için sabırsızlanıyor. Trinidad'da bir doğa koruma topluluğuna üye olan Lakhan, fotoğraf çekildikten kısa süre sonra kaplumbağayı suya bıraktı.



Fotoğraf : Brian Skerry

Yumurtadan yeni çıkmış bir yavru, tuzlu suyun tadına ilk kez Trinidad'ın Matura Kumsalı'nda bakıyor. Dişiler denizde geçirdikleri onlarca yılın ardından, 270 kiloluk birer yetişkin olarak, ilk kez yumurtlamaya hazır halde, genellikle doğdukları kumsala veya yakınlarına geliyor. Erkekler ise karaya bir daha hiç dönmüyor.



Fotoğraf : Brian Skerry

Yumurtadan yeni çıkmış yavruları esaret altında yetiştirmek, British Columbia Üniversitesi'nden zoolog T. Todd Jones'un genç derisırtlıların nasıl geliştiğini öğrenmesine yardımcı olmuş. Sadece kalamar jeli ile besledikleri bir yavru 45 kiloya ulaşmış. İki yaşındaki bu yavrunun üzerinde de bulunan özel koşumlar sayesinde kaplumbağaların içinde bulundukları akvaryumun camına çarpması önleniyor. Jones, "Büyük Okyanus'tan daha büyük bir akvaryum yok" diyor.


Fotoğraf : Brian Skerry

Kızılötesi bir kamerayla çekilen bu görüntüde, doğal hayatı koruma çalışanlarının tartmak üzere kaldırdığı bu dişi, yumurtalarını karanlık Trinidad kumsalına henüz bırakmıştı. 493 kiloluk cüssesinin de ortaya koyduğu gibi, Kanada'nın besin zengini suları sayesinde Atlas Okyanusu derisırtlıları iyi besleniyor.



Fotoğraf : Brian Skerry

Her yıl binlerce derisırtlı, Karayipli denizcilerin balık ağlarına dolanarak ölüyor. Trinidad açıklarında, araştırmacılar, yakalanan balık miktarı azalmaksızın, daha az kaplumbağanın ağa takılmasını sağlayan daha sığ ağları denedi.



Fotoğraf : Brian Skerry

Trinidad açıklarında ağların suda denendiği sırada fotoğrafçı Brian Skerry, ağa takılmış kaplumbağayı boğulmaktan kurtardı.



Fotoğraf : Brian Skerry

Kanadalı araştırmacı Mike James bir derisırtlıyı, suyun yüzeyine çıktığı anda yakalamak üzere ağını hazırlıyor. Bu çalışmayı ticari balıkçılık teknelerinde yürüttüğü için, kaplumbağaların yerini belirleme ve tekneleri manevrayla yakına yüzdürme konusunda balıkçıların becerisinden yararlanıyor. James, Nova Scotia açıklarındaki suların Karayipler'den kuzeye doğru göç eden derisırtlılar için önemli bir beslenme havzası olduğunu saptamış.



Fotoğraf : Brian Skerry

Nova Scotia'nın hemen açıklarında bir erkek derisırtlı, Kuzey Atlantik sularının yüzeyinde yol alıyor. Binlerce derisırtlı yaz sonlarında ve sonbaharda bollaşan denizanalarıyla beslenmek üzere burada toplanıyor.



Fotoğraf : Brian Skerry

Kuzey Atlas Okyanusu sularında yakalanan birçok kaplumbağa, binlerce kilometre güneyde kalan yuvalanma kumsallarında başka araştırmacılarca takılmış etiketler taşıyor. Ama bu hayvanı inceleyen Kanadalı uzmanlar, yolculuk ettiği yerlere ilişkin hiçbir kayıt bulamadılar. Onu tekrar suya salmadan önce, bazı ölçümlerin yanı sıra sağlık ve genetik incelemeleri için kan ve deri örnekleri alacaklar.



Fotoğraf : Brian Skerry

Son yuttuğu avının -bir aslanyeleli denizanası- tentakülleri ağzından sarkan bir erkek, Nova Scotia'nın besin değeri yüksek sularında karnını doyuruyor. Derisırtlılar Kanada'nın beslenme havzalarında geçirdikleri yaklaşık dört ay sırasında enerji depolamak üzere günde yüzlerce kilo denizanası yiyebiliyor.



Fotoğraf : Brian Skerry

Matura Kumsalı'nda dişi tam kendini dalgadan ileri atmışken patlayan flaş, ay ışığında hayaletimsi bir görüntüyü donduruyor. Derisırtlıların antik çağlardan kalma bu yuvalanma ritüeli, artık büyük tehlike altında.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.