ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Genel Konular (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=324)
-   -   Peygamber Efendimizin Sabrı Ve Cesareti (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=777172)

Prof. Dr. Sinsi 09-08-2012 06:15 PM

Peygamber Efendimizin Sabrı Ve Cesareti
 
Peygamber Efendimizin Sabrı Ve Cesareti
Peygamber Efendimizin Sabrı Ve Cesareti

Peygamber efendimizin sabrı hakkında bilgi
Hz. Muhammed'in sabrı ve cesareti

Peygamber Efendimizin Cesareti
Peygamber Efendimiz (s.a.s.), yumuşak huylu olduğu kadar cesurdu, yiğit ve kahramandı. Peygamberlik vazifesini ifa ederken karşılaştığı hâdiseler önündeki tavırlarında bu niteliği görmek mümkündür. Mekke döneminde İslâm’ı tebliğden alıkoymak için, O’na akla gelmedik engeller çıkarılmıştır. Fakat O, bunların hiçbirinden yılmamış, Allah’ına güvenerek çıktığı tebliğ yolunda kahramanca yürümüştür. O’nun sabrını, tahammülünü, cesaret ve kahramanlığını beşerî tehditler ve vaatler kaybettirememiştir. O, yoluna dikenler, sırtına deve işkembesi atıldığı zaman da, kendisine hükümdarlık zenginlik ve başkaca maddî imkânlar teklif olunduğu zaman da yolundan asla dönmemiş, azminde zerre kadar bir sarsılma meydana gelmemiştir. Allah için, İslâm için girdiği kavgalarda tam bir yiğit olarak görünmüştür.

Nitekim Hz. Ali (r.a) diyor ki: “Savaşlarda Hz. Peygamber (s.a.s.) kadar düşmana yaklaşan bir kimse bulunmazdı. Birçok defalar savaş kızışıp başımız sıkıntıya gelince Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’e sığınırdık.” Hz. Enes (r.a) de: “Başımız dara düşünce Allah’ın Rasûlü ile korunurduk.” diyor.

Peygamber Efendimizin Sabrı

Sabır, saptırıcı engellere karşı doğru olan şey üzerinde ısrar etmek, sapmamak, dayanmak anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz sabırlı olma konusunda da biz Müslümanlara örnektir. O, İslam’ı duyurmak için gittiği Taif’te, putperestlerin taşlamalarına maruz kaldığı zamanda ümitsizliğe düşüp yolundan dönmediği gibi, Müslümanların refah ve zenginliğe kavuştukları, Arabistan’ın önemli bir bölümünü hakimiyetleri altına aldıkları dönemlerinde de asla yolunu değiştirmemiş, sürekli aynı yönde hareket etmiştir.

Peygamberimiz, etrafındaki insanlara, başlarına gelen bela ve musibetlerden dolayı ümitsizliğe kapılmamalarını, eğer sabırlı olur, Allah’a olan inançlarını yitirmezlerse bundan büyük mükafat elde edeceklerini müjdelerdi.

Prof. Dr. Sinsi 09-08-2012 06:15 PM

Peygamber Efendimizin Sabrı Ve Cesareti
 
Peygamberimizin Sabırlı ve Cesaterli Oluşu

Sabır, saptırıcı engellere karşı doğru olan şey üzerinde ısrar etmek, sapmamak, dayanmak anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz sabırlı olma konusunda da biz Müslümanlara örnektir. O, İslam’ı duyurmak için gittiği Taif’te, putperestlerin taşlamalarına maruz kaldığı zamanda ümitsizliğe düşüp yolundan dönmediği gibi, Müslümanların refah ve zenginliğe kavuştukları, Arabistan’ın önemli bir bölümünü hakimiyetleri altına aldıkları dönemlerinde de asla yolunu değiştirmemiş, sürekli aynı yönde hareket etmiştir. Peygamberimizin ashabından Abdullah b. Mes’ud diyor ki:

“Hz. Peygamber’i kavmi taşlamış, ve onu yaralamıştı. O ise Allah’a şöyle dua ediyordu:
–Allah’ım halkımı bağışla çünkü onlar (gerçeği) bilmiyorlar.” Peygamberimizin bu tutumu ve Allah’ın yardımıyla bir dönem sonra Taif halkı tümüyle Müslümanların hakimiyetine geçti ve o taş atanların büyük bir bir bölümü İslam’ı kabul etti.

Yüce Allah Peygamberimize ve onunla beraber olan Müslümanlara sık sık sabırlı olmalarını ve asla ümitsizliğe kapılmamalarını öğütler:

“Ey İman edenler, sabretmek ve namaz kılmakla Allah’tan yardım dileyin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)

“Cesaretinizi yitirmeyin ve üzülmeyin; eğer gerçekten inanıyorsanız, mutlaka insanların en üstünü olursunuz.” (Âl-i İmran 139)

Peygamberimiz, etrafındaki insanlara, başlarına gelen bela ve musibetlerden dolayı ümitsizliğe kapılmamalarını, eğer sabırlı olur, Allah’a olan inançlarını yitirmezlerse bundan büyük mükafat elde edeceklerini müjdelerdi. Ashaptan Ebu Yahya şöyle naklediyor:

“Allah’ın elçisi dedi ki: Mü’minin hâli ne güzeldir. onun her işi kendisi için hayırlıdır. Eğer bolluk içinde olursa şükreder ve bu, onun için hayırlı olur; eğer darlığa düşese bu defa sabreder ve yine o durum, onun için hayırlı olur.”

İslam dinine göre bir Müslüman’ın, başına gelen herhangi bir olaydan dolayı kendi canına kıyması asla kabul edilemez; bu en büyük günahlardandır. Çünkü Allah’a inanan biri, O’ndan asla ümidini kesmez. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Sizden biriniz başına gelen bir beladan dolayı ölmeyi istemesin. Eğer mutlaka ölmeyi isteyecekse şöyle dua etsin: Allah’ım! Yaşam benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; eğer ölüm benim için hayırlıysa benim canımı al.”

Sabırlı ve kararlı olan insanlar, amaçlarını elde etmeye en yakın insanlardır. Aceleci ve kararsız kişiler ise başarısızlığa mahkumdur.
Peygamberimizin Cesaretli Oluşu

Cesaret, yürekli olmak, korkak olmamak demektir. Korkak kimselerin hayatta başarılı olmaları, büyük işler başarmaları zordur.

Yüzyıllar boyunca puta tapmış, taştan, ağaçtan, madenden yapılmış heykelleri tanrı bellemiş bir toplumda, öne atılıp sadece Allah’a kulluk etmenin bayrağını açmak büyük cesaret isteyen bir iştir. Peygamberimiz Allah’a olan imanı ve güveniyle, putperestlerin tepkilerinden, tehditlerinden korkmaksızın, insanları tek olan Allah’a çağırmış, cesaretini ve özgüvenini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Mekke döneminin ağır şartlarında, daha sonra müşriklerle yaptığı savaşlarda Hz. Muhammed (s.a.v.) bir kaya gibi sağlam cesaretiyle Müslümanlara dayanma gücü aşılamıştır. Ashaptan Berâ b. Azib (r.a.) şöyle der:

“–Biz, savaşın kızıştığı zamanlarda Hz. Muhammed’den (s.a.v.) cesaret alırdık.”

Peygamberimiz ve onun ashabının cesaretleri, Allah’a imanlarından ve kararlılıklarından besleniyordu. Yüze Allah onların bu durumlarını şöyle övmüştür:
“İnsanlar onlara:
“–Bakın size karşı bir toplanmış. Onlardan korkun!”
dediklerinde bu söz onların imanlarını arttırmaktan başka bir şey yapmadı ve:
“–Bize Allah yeter! O ne mükemmel koruyucudur!” dediler.” (Âl-i İmran 173)

Bir başka ayette de Yüce Allah şöyle buyurur:

“İman edenler içinde öyle kimseler vardır ki Allah’a verdikleri söze bağlıdırlar. Onlardan kimi, bu uğurda canını feda etti, kimi de bu şerefi beklemektedir. Onlar Allah’a verdiği sözü asla değiştirmezler.” (Ahzab 123)

Korkaklık büyük bir hastalıktır, insanı içten yok eder. Aynı zamanda bulaşıcıdır, süratle yayılır; kısa zamanda bir toplumun yok olmasına sebep olabilir. Bu sebeple Peygamberimiz:
“–Allah’ım korkaklıktan sana sığınırım.” diye dua etmiştir.

Başarının yarısı cesarete bağlıdır. Korkak insan hakkını koruyamaz, karşısına dikilen engelleri aşamaz, güçlüklere karşı koyamaz. Biz de Peygamberimizi örnek almalı, doğruluk yolunda emin adımlarla yürümeli, cesur olmalıyız.

Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli / dinibil.com


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.