ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Genel Konular (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=324)
-   -   Peygamber Efendimizin Güzel Ahlaki Hakkında Şiirler (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=776898)

Prof. Dr. Sinsi 09-08-2012 07:01 PM

Peygamber Efendimizin Güzel Ahlaki Hakkında Şiirler
 
Peygamber Efendimizin Güzel Ahlaki Hakkında Şiirler
Peygamber Efendimizin Güzel Ahlaki Hakkında Şiirler

PEYGAMBERIMIZDEN NASIHATLER!!

Ashâb-ı Kirâm’dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: “Bana tavsiyede bulun yâ Rasûlallah” diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr’e şu nasîhatlerde bulundu:

— Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır.

— Kur’ân’ı oku, Allah’ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde ışık, gökte de saklanan bir azıktır.

— Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür.

— Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle, dînini koruman hususunda bir yardımcıdır.

— Fakirleri sev, onlarla hemdem ol.

— Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah’ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur.

— Acı da olsa hakkı söyle.

— Bildiğin kusurların seni, halkın eksikliklerini araştırmaktan alıkoysun. Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip, insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne vurarak:

— Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur, buyurdu. (Hayatü’s-Sahâbe 4-206/207)

Hoş geldin ey ledün ilminin sultanı
Kabe’nin canı,
Dertlilerin dermanı,
Hoş geldin ey cihanın padişahı !
Kur’an’nın sırrı
İrfan ehlinin şahı

Hoş geldin ey enbiyalar sultanı !
Cemal bahçesinin bülbülü
Kainatın nazlı gülü,

Hoş geldin...
Ey Nebi

Alemlere rahmet geldi
Sana sâlat ve selam
Efendimiz
Hoş geldin....

Dursun Ali Erzincanlı- Ensevgiliye

EFENDİM
Hasret Sana bu gözler, gönlüm yolunu gözler,
Huzûra ersem bir kez, bahara döner güzler..
Erse divane başım, hep çağlasa gözyaşım,
Sen Sen” deyip ağlasam, kalkar bütün pürüzler...

Köyünün pembe rengi, bulunmaz asla dengi;
Temizlenip giderler, günâhla gelen yüzler.
Gelenler erer nûra, herbiri bir sürûra,
Rahmet yağar her yana, kalır mahrûm gözsüzler...

Toprağından tozundan, o mübârek izinden
Zulmetli dünyâlara akar gelir gündüzler...
Ölgün ne desem Sana, medhin düşmezdi bana;
Birşey diyeyim dedim, vefâ etmedi sözler.
O derin şefkatinden, çok engin himmetinden,
Dönüp bir teveccüh kıl; rûhum lütfunu özler

Senin gibi olmak zor geldi bize ya Rasul!
Senin gibi anlamak, senin gibi ağlamak, senin gibi olmak zor geldi bize...
Neler yapmadık ki, neleri atmadık ki hayatımızdan,
düşünmeden, anlamadan geçen nice zamanlarımız oldu...
Neler demedik düşünmeden...
Hep biz olmalıydık, dedik
Her şeyi ben bilir ben yaparım, dedik
Herkes bana bakmalı, benimle ilgilenmeli, benim olduğum yerde başkası olmamalı, dedik...
En yakışıklı erkek, en güzel kız ben olmalıydım nidaları hiç düşmedi dilimizden, bu uğurda neler yapmadık, kimleri harcamadık ki...
Hep büyük olmak istedik,
her zaman her yerde tek olmayı, ulaşılmaz olmayı istedik...
Para dedik, parayı aradık ve onu bulduğumuz yerde herşeyi kaybettik...
Neler yaptırmadı ki bize, kimleri sevdirmedi, kimlerden nefret ettirmedi,
nice dostları kaybettik onu kazanmak için
ve nice düşmanlar kazandık onu kaybetmemmek için...
Para dedik parayla yandık...
Şöhret dedik şöhretle yandık...
Hep ben dedik benlikle yandık...
Ama ALLAH deyip ALLAH aşkıyla yanmak zor geldi bize...
İnsanları küçük görmek en büyük zevkimiz oldu.
Makamımız, mevkimiz enaniyetimizi körükledikçe bizden daha büyük kimse yok dedik.
Her halimiz, her sözümüz benlik emarelerinden kurtulamıyordu...
İsmimiz altın harflerle yazılmalıydı kitaplara...
Resmimiz yapılmalı ve her yere asılmalıydı...
Dillerden düşmemeli, akıllardan hiç çıkmamalıydık...
Ve istediklerimiz oldu...
İsmimiz altın harflere olmasa da altın yaldızlı harflerle yazıldı kitaplara...
Resmimiz yapıldı ve resmimizin altına "işte o" yazıldı...
Heykellerimiz dikildi köşe başlarına ve herkes hayran gözlerle izledi...
Dillerden hiç düşmüyor, akıllardan hiç çıkmıyorduk.
İşte artık her şeye sahiptik...
Bütün bunları kazanırken birtek ve en önemli şeyi kaybettiğimizi hiç düşünemedik...
dünya öylesine sarmıştı ki bizi,
gözlerimiz öylesine perdelenmişti ki
kazandıklarımız öylesine tatlıydı ki...
en önemli kazancımızı
dünya ve ahiret saadetimizin anahtarını
gönlümüzün huzurunu
gözümüzün nurunu kaybettiğimizi göremedik, anlayamadık, hissedemedik.
Evet bunları kazanırken imanımız elden kaçıyordu.
Artık ALLAH'ı unutuyor, O'nun emirlerine karşı lakaydlaşıyorduk.
Bize sunulan nimetlere nankörlük
ve emanetlere ihanet artık hayatımızın bir parçası haline gelmişti...
Bilemedik, anlayamadık...

Dönmek, doğruya yönelmek, hatalarımıza kalem çekmek zor geldi bize...
Ama ne pahasına olursa olsun;
dünyanın her türlü nimetinden mahrum kalmak,
insanların alaylarına maruz kalmak,
itilmek, kakılmak, küçük düşürülmek evet ne pahasına olursa olsun
artık vazgeçiyorum dünyanın bütün nimetlerinden.
Artık RABBİME yönelmenin, O'nu bulmanın, O'nu anlamanın
O'nun aşkıyla yanmanın, O'nun varlığında yok olmanın zamanı gelmişti...
Bütün insanlara, bütün sahte dostlarıma,
bütün düşmanlarıma,
bütün fantazilere,
bütün günahlara,
bütün dünyaya sesleniyorum...
Ben Rabbimi buldum sizi kaybetsem ne olur...
Ben Rabbimi sevdim sizi sevmesem ne olur...
Ben Rabbime kul oldum size köle olmasam ne olur...
Ben gerçeği buldum siz anlamasanız, dinlemeseniz ne olur...
Artık bırakma vaktidir sizi,
artık yönelme vaktidir Rabbime,
artık secdeye varıp ağlama vaktidir bugün,
artık Azraille olan buluşmaya en güzel bir şekilde hazırlanma vaktidirbugün,
artık dünyadan göçüş müjdesi gelene kadar
ALLAH'a kul olma
ALLAH aşkıyla yanma
ALLAH'ın varlığında yok olma vaktidir bugün.......!

YA RESULALLAH

Kimse kalmasa bile ben yeterim bu davaya! diyorsun
Diyorsun, diyorsun da..
Biz Ümmeti Muhammediz diye övünenleren uzağına,
Batan bir güneşin arkasında Seni arıyorum!
Vefasızlar kervanından bıktım yâ RasûlALLAH!
Beni arayan Kevsere gelsin,
Kevseri isteyen kendine dikkat etsin buyurmuştun.
Ya RasûlALLAH!
Hani Sen bir gün ashabınla dertleşiyordun
Sizi kıyamette terler içerisinde görüyorum demiştin
Onlar ki sahabeydiler
Sana kul köleydiler
Onları ter içinde gören gözlerin
Bizi hangi ateşin içinde görüyor yâ RasûlALLAH!
Görüyor da gözlerini görmemek için kapatıyor musun?
Gel yâ RasûlALLAH! Gel Efendim! Gel! Gel!
Çok yalnız kaldık asırlardır
Hiçbir şey koymadılar vefasızlar
Yiyip bitirdiler.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.