ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Genel Konular (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=324)
-   -   Hz. Zübeyir - Hz. Talha - Hz. Ali Hicret - Faizlet Ahlak (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=775956)

Prof. Dr. Sinsi 09-08-2012 06:59 PM

Hz. Zübeyir - Hz. Talha - Hz. Ali Hicret - Faizlet Ahlak
 
Hz. Zübeyir - Hz. Talha - Hz. Ali Hicret - Faizlet Ahlak
Hz. Zübeyir - Hz. Talha - Hz. Ali Hicret - Faizlet Ahlak
Hz. Ebubekir’in (ra) kızı ve peygamberimizin (sav) sevgili eşidir. Hicretten on sene önce 612 tarihinde Mekke’de dünyaya geldi. Bu nedenle Müslüman bir ailede dünyaya geldi. Annesi Ümm-ü Ruman binti Âmir b. Umeyr’dir. Hz. Ebubekir’in (ra) terbiyesinde yetişmiş ve Resulullah’ın sohbetlerinnde ve feyzinde küçük yaşından itibaren istifade etmiş ve kendisini İslam terbiyesi üzere yetiştirmiştir.

Peygamberimizin (sav) mübarek zevceleri Hz. Hatice (ra) hicretten iki sene önce bi’setin onunucu senesi vefat edince peygamberimiz (sav) iki sene yalnız kalmış Osman b. Mazun’un hanımı Havle binti Hakim Resulullah’a (sav) gelerek Hz. Aişe binti Ebibekri tavsiye etmiş peygamberimiz (sav) “O henüz küçük” diye kabul etmek istememiş ancak Allah’ın emri ile Hz. Cebrail (as) Hz. Aişe’nin resmini Hz. Ebubekir (ra) ile otururken ipek bir örtü içinde getirmiş ve “Yüce Allah sizin nikahlarınızı meleklerle kıydı. Aişe senin dünya ve ahirette zevcendir” demesi üzerine kabul etmiş ve hicretten bir sene önce nişanlanmış, hicretten bir sene sonra da evlenmiştir. Böylece Hz. Aişe (ra) 620 yılında 10 yaşında nişanlanmış, 12 yaşında Medine’de peygamberimizle evlenmiştir. Mihir olarak Hz. Aişe’ye verecek parası olmadığı için peygamberimiz (sav) Hz. Ebubekir’den 500 dirhem ödünç almış ve onu Hz. Aişeye vererek nikahını kıyıp evine götürmüştür.

Peygamberimiz (sav) Hz. Aişe’yi çok sever, ona “Humeyrâ” derdi. “Dininizin yarısını bu Humeyrâ’dan alınız” ferman ederek onun bilgisini ve anlayışını övmüş ve bilhassa kadınlara ait hükümleri ondan öğrenmelerini tavsiye etmiştir.

Hz. Aişe (ra) peygamberimizin (sav) yanından ayrılmamış, peygamberimiz (sav) de onu yanından ayırmamış ve Uhut’ta yanında götürmüş, yaralandığı zaman peygamberimizin (sav) yarasını kül basarak o sarmış, kılıcı eline alıp düşman üzerine yürümek isteyince peygamberimiz (sav) onu bırakmamıştır. Bu da onun cesaretini ve yiğitliğini göstermektedir. Benî Mustalik (Müreysi) Gazvesinden dönerken düşürdüğü gerdanlığını aramak için ordunun gerisinde kalmış, ordunun gerisinden gelen görevli sahabe Safvan’ın devesine binerek orduya yetişince münafıkların iftirasına uğramış ve yüce Allah onu Nur Suresinde temize çıkararak münafıkların iftiralarını ortaya çıkarmıştır. Bu da onun temizliğine ve ahlakına Allah’ın şahit olduğunu göstererek şanının ve şerefinin yükselmesine sebep olmuştur. Bu olay mü’minlerle münafıkların da ortaya çıkmasına sebep olmuş, mü’minler Hz. Aişe’nin iffetine şahit olurken münafıklar onu iffetsizlikle suçlayarak kendilerini ele vermişlerdir. Yüce Allah bu hadiseyi Nur Suresinde iftira ilgili hükümlerin inmesine sebep olmuştur. Bu nedenle bu olay mü’minler için rahmet olmuştur.

Peygamberimiz (sav) hastalanınca diğer hanımlarından müsaade isteyerek Hz. Aişe’nin (ra) yanında kaldı ve mübarek başı Hz. Aişe’nin göğsünde olduğu halde ruhunu Hz. Azrail’e teslim etti.

Peygamberimizin (sav) vefatından sonra “Ümmü’l-Mü’minîn” yani “Mü’minlerin annesi” yaklaşık kırk yıl daha yaşayan Hz. Aişe (ra) mü’minlereden çok büyük saygı ve hürmet görmüştür. Hatta Hz. Ali’ye karşı giriştiği mücadelede Aşere-i Mübeşşere’den Hz. Talha ve Hz. Zübeyir’in (ra) desteği yanında başta Mekke valisi olmak üzere pek çok vali ve komutanın, pek çok kavim ve kabilenin desteğini alarak 30 bine yakın asker toplamıştır. Hz. Aişe’nin (ra) “İçtihat hatası” olarak Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılması konusundaki Allah’ın hükmünü uygulamaya yönelik çabasında sadece Allah rızası ve Allah’ın hükümlerinin tatbiki olduğu için her iki tarafta ölenler de şehit kabul edilmiş ve Allah’ın affına mazhar olmuşlardır.

Cemel’de Hz. Ali’ye yenilen Hz. Aişe (ra) Hz. Ali’nin şefkatli davranması sonucu Medine’ye gitmiş ve bir daha sosyal ve siyasi olaylara karışmamış, ilmî çalışmalarına devam etmiş ve peygamberimizden (sav) 2200’den fazla hadis rivayet etmiş ve pek çok konuda fetva vermiştir. Bu konuda kendisine yardım etmesi için yardımcılar ve kâtipler tutmuştur. Yüce Allah’ın “Ey peygamber hanımları! Evlerinizde oturun Allah’ın ayetlerini okuyun ve onu teşbih edin” ayetine tam olarak uymadığı için Cemel olayından dolayı çok pişman olmuş ve bir daha Medine dışına çıkmamış ve bu ayete tam olarak uymaya çalışmıştır.

Hz. Aişe (ra) her ne kadar Hz. Osman’ın katilleri hususunda Hz. Ali’nin içtihadına uymayarak hata etmiş ise de Hz. Ali’yi (ra) çok severdi. “Aliyi sevmek imandandır. Mü’minler Ali’yi sever, münafıklar ona buğz ederler” hadisinin ravisi odur. Daha sonra Hz.Ali’nin (ra) şehadetine çok üzülmüş ve ağlamıştır. Ömrünün son zamanlarını devamlı oruç tutup namaz kılarak geçirdi. 676 yılında Medine-i Münevvere’de vefat etti. Cenaze namazını Hz. Ebu Hureyre (ra) kıldırmış ve vasiyeti gereği Baki Mezarlığına peygamberimizin (sav) diğer hanımlarının yanına defnedilmiştir.

Akıllı, zeki, âlime, edibe ve iffet sahibi olan Hz. Aişe (ra) küçük yaşından itibaren babasından okumayı ve yazmayı öğrenmiş, öğrendiklerini unutmaması ile tanınmıştır. Pek çok konuyu şiirle ifade ederdi. Sahabeler birçok meseleyi ona sorarak öğrenirlerdi. Hulefa-i Raşidin zamanında peygamberimizin (sav) hadislerini öğretmekle meşgul olmuştur. Fukaha-i Seb’adan sayılmıştır. Fıkıhla ilgili sahabeden nakledilen hususların dörtte biri Hz. Aişe’ye (ra) aittir. Ebu Musa el-Eş’âri (ra) “Biz bir müşkül mesele ile karşılaştığımız zaman gider Aişe’den sorardık ve cevabını alırdık” demiştir.

Güzel ahlakı, merhameti, cömertliği ve ibadete düşkünlüğü ile tanındı. Birçok köle ve cariyeyi satın alarak azat etmiştir. Hz. Aişe’nin (ra) içtihatları arasında hayızlı kadınların oruçlarını kaza etmeleri, namazı ise kaza etmelerinin gerekmediği hususudur. “Peygamberimiz (sav) bize hayızlı halimizde namazların affedildiği, orucun ise kaza ettirdiğini” belirtti.

Hz. Aişe (ra) körü körüne taklide karşıydı, okuyup öğrenmeyi ve tahkik ehli olmayı isterdi. Kadınların camiye gitmesinin doğru olmadığı da onun içtihadıdır. Bunun sebebini şöyle açıklamıştır. Peygamberimiz (sav) zamanından kadınlar camiye gidiyorlardı; ama bugünkü kadınların halini görmüş olsaydı peygamberimiz (sav) onlara camiyi yasaklardı” diyerek şartların değiştiğini dolayısıyla peygamberimizin (sav) “Kadınların evleri kendileri için daha hayırlıdır” hadisine göre amel edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Peygamberimizin (sav) “Kadınlar ziynetlerini takınmadan ve koku sürünmeden camiye gelsinler. İsrail Oğullarının kadınları mescide ziynetleriyle geldikleri için lanete uğramışlardır” hadisini delil getirmiştir. “Böyle kadınların namazlarının kabul edilmeyeceği” hadisini delil getirmiştir.



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.