![]() |
M Harfi 7
mêyûsiyet: ümitsizlik.
meyvedâr: meyveli. meyyâl: meyilli, istekli. meyyit: ölü, cansız. mezâd: mezat, artırmalı satış. mezâhib: mezhepler. mezâhim: zahmetler, zorluklar. mezâhir: görünme yerleri, çiçekli yerler. mezâk: tadma. mezâlim: zulümler. mezâmir: Zebur kitabının süreleri. mezâr: kabir, ziyaret yeri. mezâristân: mezarlık, ölüler ülkesi. mezâyâ: meziyetler. mezbaha: hayvan kesim yeri. mezbele: çöplük. mezbûr: sözü edilen. mezc: karıştırma, katıştırma. meze: çerez. mezellet: alçaklık. mezheb: gidilen yol, dinin esaslarında aynı ayrıntılarında farklı görüşler. mezher: çiçeklik. mezhere: çiçeklik. meziyet: güzel özellik. meziyyât: meziyetler. mezkûr: anılan. mezmûm: yerilmiş. mezraa: tarla. mezrûat: ekilenler. mêzûn: izinli. mıh: çivi. mıknatıs: bazı metalleri çeken madde. mıntıka: bölge. mısrâ: şiirin her bir satırı. mıstar: cetvel. mızrâk: ucu sivri savaş aleti. miâd: vade. midâd: mürekkep. midevî: mide ile ilgili. miftah: anahtar. mihâl: kuvvet. mihânikiyyet: mekaniklik. mihenk: deneme taşı. mihmân: misafir. mihmândâr: misafiri olan. mihnet: sıkıntı, tasa. mihrâb: imamın namaz kıldırdığı yer. mihrâk: odak. mihver: eksen. Mikâil: dünya işlerini düzenlemekle görevli melek. mikdâr: miktar, nicelik. mikyas: ölçü, ölçek. mikyasvari: ölçü gibi. mil: ince metal, sel birikintisi. milâd: doğum günü. milâdî: milada dayanan. milel: milletler. mil http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg sivil ordu. millet: aynı dinden olanlar topluluğu. milletdaş: aynı milletten olan. milletperver: milletini seven. millî: milletle ilgili. milliyet: aynı milletten olma hâli. milliyetperver: milliyetçi, milletini seven. mîmar: bina tasarımcısı. mimsiz medeniyet: deniyet, yani alçaklık. minâ: cam, billur, sırça, parlak. minârât: minareler. minber: camide hutbe okunan yer. minhâc: yol, meslek, metod. minindillah: Allah katında. minnet: iyiliğe karşı duyulan şükür hissi, başa kakma. minnetdâr: minnet eden. minnetdârâne: minnet duyarak. minnetdârlık: minnet hissetme. mintarafillah: Allah tarafından. minvâl: tarz, yol, gidiş. mîr: bey, amir. mîrâc: merdiven. Mîrâc: Peygamberimizin semaya çıkma mucizesi. Mîrâciye: Mevlidin mîraçla ilgili bölümü. mîrâcvârî: mîraç gibi. miralay: albay. miras: ölen kimsenin yakınlarına kalan malı. mirât: ayna. mîrî: devlet malı. mirkat: mertebe, derece. mirlivâ: tuğgeneral. mirsâd: gözetleme yeri. mirzâ: reis, bey. misafirhâne: misafir evi. misafirperver: misafiri seven. mîsak: sözleşme. misâl: örnek, bir alem adı. misâlî: misâl hâlinde, misâlle ilgili. misâlîye: misâlle ilgili olan. misbah: lamba, kandil. misdâk: onaylayıcı delil. misil: eş, benzer. misillü: benzeri, gibi. misk: güzel koku. miskal: 4,5 gram ağırlık. miskin: yoksul, uyuşuk, tembel, zavallı. mislen: benzer olarak. misliyet: benzerlik, eşlik. mismar: çivi. mistar: cetvel. mistik: içle ilgili. misvâk: sünnet olan diş temizleme aleti, bir ağacın kökü. misyon: vazife. misyoner: Hıristiyanlığı yaymakla görevli kimse. mîşâr: onda bir. mişkât: lamba konan yer, kandil. mişvâr: davranış, gidişat. miting: bir gaye uğruna yapılan büyük toplantı. mitoloji: efsane ilmi. mitralyöz: makinalı tüfek. miyan: orta, ara. mîyâr: ölçü. mizâc: huy, yaradılış. mizâh: komedi, gülmece. mîzan: terazi, tartı, ölçü. mîzancık: küçük terazi, ölçücük. mîzenend: söylüyorlar, vuruyorlar. model: örnek, misal. Moğol: Asyada bir kavim. molla: büyük âlim, medrese talabesi. moral: ruh gücü. muaccel: acele, peşin. muacciz: sıkıntı verici, rahatsız edici. muâddel: düzeltilen. muâddil: düzeltici. muâdil: denk, dengeli. muâf: affolunmuş, ayrı tutulmuş. muâhede: antlaşma. muâheze: sorgulama, azarlama. muahhar: sonraki. muâhid: antlaşma yapan. muâkıb: cezalandıran. muâkıd: sözleşen. muakkib: izleyen. muâlece: işe girişme. muallâ: yüce. muallak: boşlukta, askıda. mualleka: asılan. muallekât: asılanlar. muallekatısebâ: Kâbe duvarına asılan yedi ünlü şiir. muallem: talimli, eğitilmiş. muallim: ilim belleten, öğretmen. muallime: hanım öğretmen. muamelât: muameleler, işlemler. muamele: davranış, işlem. muammâ: bilmece. muammââlûd: bilmeceli. muammer: uzun ömürlü. muânaka: sarılma. muânân: ananeli, belgeli. muânid: aykırı, direnen. muannid: inatçı. muannidane: inat edercesine. muanven: ünvanlı, namlı. muâraza: çekişme, tartışma, muhalefet. muârefe: tanışma. muâreke: kavga. muârız: muarazacı, muhalif, çekişen, tartışan. muarrâ: temiz, arınmış. muarreb: Araplaşmış. muarref: tanıtılmış. muarrif: tanıtıcı. muâsır: çağdaş. muâşaka: sevişme. muâşeret: iyi geçinme, görgü. muâteb: azarlanmış. muattal: işlemez, işsiz. muattar: ıtırlı, güzel kokulu. muattıl: îmansız, tanrıtanımaz. muattıla: îmansız, tanrıtanımaz. muâvenet: yardım. muâvenetdârâne: yardım edercesine. muâveneten: yardım olarak. muâvenetkârâne: yardımcı olurcasına. muâvin: yardımcı. Muâviye: Emevi Devletinin kurucusu olan bir sahabe. muâyene: gözden geçirme. muayyen: belli, ölçülü, tartılı. muazzam: pek büyük. muazzeb: eziyet çeken. muazzez: izzetli, şerefli. muazzib: azap eden. mubâh: işlenmesinde sevap ve günah olmayan. mubassır: gözcü, bakıcı. mûbik: helak edici, büyük günah. mubsır: görünen. mubsırât: görünenler. mûcib: gereken, gerektiren. mûcib: hayrete düşüren. mûcibe: hüküm, gerektiren. mûcibibizzat: her şeyi yapmaya mecbur olan. mûcid: yeni bir şey yapan, "yoktan var eden" mânâsında ilâhî isim. mûciz: insanı aciz bırakan. mûciz: kısa, fakat çok mânâlı, özlü. mûcizane: aciz bırakırcasına. mûcizât: mûcizeler. mûcize: insanların yapamadığı harikalar. mûcizekâr: mûcizeli, mûcize gösteren. mûcizevârî: mûcize gibi. mûcizevî: mûcizeli biçimde, mûcize ile ilgili olarak. mûciznümâ: mûcize gösteren. mudarebe: dövüşme. mudga: et parçası. mudhike: gülünecek şey, komedi. mudıll: saptıran. mûdil: büyük, çetin, zor. mufaddıl: üstün eden, yükselten. mufassal: ayrıntılı. mufassalan: ayrıntılı biçimde. mugaddi: besleyici. mugalata: yanıltıcı için söz söyleme. muganni: nağmeyle okuyan. mugayeret: aykırılık. mugayir: aykırı. mugayyebât: bilinmeyenler. mugayyebâtıhâmse: beş bilinmeyen şey. mug http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg yardım isteyene yardım eden. muğlak: kapalı, anlaşılması zor. muğnî: zengin edici. muhabbet: sevgi. muhabbetdâr: seven, sevgili. muhabbetdârâne: severcesine. muhabbethâne: sevgi evi. muhabbetkârâne: severcesine. muhabbetullah: Allah sevgisi. muhâberât: haberleşmeler. muhâbere: haberleşme. muhâbir: haberci. muhâcerât: göç etmeler. muhâceret: göç etme. muhacim: saldıran. muhâcir: göç eden, göçmen. muhâcirîn: Medineye göç eden sahabeler. muhadd http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg hadîs âlimi. muhaddisin: hadîs âlimleri. muhafaza: koruma. muhafazakâr: koruyucu. muhaffef: hafifletilmiş. muhâfız: koruyan. muhâkât: taklit etme. muhhakemât: akıl yürütmeler, hüküm çıkarmalar. muhâkeme: düşünme, akıl yürütme, hüküm çıkarma, yargılama. muhâkî: benzer. muhakkak: kesin, gerçekleşmiş. muhakkik: araştıran, inceleyen. muhakkikâne: araştırırcasına. muhakkikîn: araştırmacılar, büyük âlimler. muhâl: imkânsız, olması mümkün olmayan. muhâlât: muhaller, imkânsız olmalar. muhâlefet: karşı gelme, ayrı düşünme, uymama. muhâlif: karşı, zıt, aykırı, uymaz. muhâliyet: imkânsız oluş. muhalled: sürekli. Muhammed: Peygamberimiz aleyhissalâtü vesselâmın "medhedilen" mânâsındaki ismi. Muhammediye: Peygamberimizle ilgili. muhammen: tahmin edilen. muhannes: kadınlaşmış erkek. muhârebât: savaşmalar. muhârebe: savaşma. muhârib: savaşan. muharref: değiştirilmiş, bozulmuş. muharrem: Arabî ayların ilki. muharremât: haram edilen şeyler. muharrer: yazılı, yazılmış. muharrık: yakan, susatan. muharrib: tahrip eden, yıkan. muharrif: değiştiren, bozan. muharrik: hareket ettiren. muharrir: yazar. muhâsama: düşmanlık. muhâsamet: düşmanlık besleme. muhâsara: kuşatma. muhâsebe: hesaplaşma, hesap görme. muhâsım: düşman. muhâsib: hesapçı. muhassal: netice, sonuç, ürün. muhassala: elde edilen sonuç. muhassıl: hasıl eden, neticelendiren. muhassıs: hususileştiren, ayıran. muhassısa: hususileştirici. muhât: kuşatılmış. muhâtab: kendisine söz söylenilen. muhâtabâne: kendisine söz söylenilen kimse gibi. muhâtabîn: kendisine söz söylenenler. muhâtara: korkulu durum. muhâverât: konuşmalar. muhâvere: konuşma. muhavvef: korkulu. muhavvel: ısmarlanmış, değiştirilmiş. muhavvif: korkutan. muhavvil: değiştiren. muhayyel: hayâl edilmiş. muhayyer: seçmeli. muhayyile: hayâl kuvveti. muhayyir: hayret ettiren. muhbir: haberci. muhdes: sonradan meydana getirilmiş. Muhd http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg her şeyi sonradan var eden Allah. muhib: seven. muhill: bozan. mûhin: hor ve hakir eden. mûhiş: korkutan. muhit: kuşatan, çevre. muhita: kuşatıcı. muhkem: sağlam. muhkemât: sağlam ve mânâsı açık olanlar, kuvvetliler. muhles: ihlası devamlı olan. muhl http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg ihlaslı, samimi, işini sadece Allah için yapan. muhlisâne: muhliscesine. muhlisen: muhlisce. muhrib: tahrip eden, yıkan. muhrik: yakıcı. Muhsî: herşeyin sayısını bilen Allah. Muhsin: "ihsan eden, güzel davranan" mânâsında ilâhî isim. muhsin: yaptığı işi en güzel yapan, Allahı görür gibi ibadet eden. muhsinîn: işini güzel yapanlar, Allahı görür gibi ibadet edenler. muhtâc: ihtiyacı olan. muhtar: kendi iradesiyle hareket edebilen. muhtariyet: hareket serbestisi olan. muhtasar: kısa. muhtasaran: kısaca. muhtedî: îmana gelen. muhtefi: gizlenen. muhtekir: kıymetlensin diye mal saklayan vurguncu. muhtelif: çeşit çeşit, birbirine uymayan. muhtelife: başka başka. muhtelit: karışmış. muhtell: bozuk, hasta. muhtemel: olabilir. muhtera: yoktan var edilmiş. muhterem: hürmet edilen, saygın. muhterik: yanan. muhter http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg ihtiraslı. muhteşem: ihtişamlı, görkemli. muhtevâ: iç, öz, mânâ. muhtevî: içine alan. muhteviyat: içindekiler. muhtıra: hatırlatma. muhtî: hata yapan. Muhyî: hayat veren, dirilten, Allah. muin: yardımcı. mukabele: karşılık verme. mukabeleten: karşılık vererek. mukabil: karşılık. mukaddem: önceki. mukaddemât: öncekiler, başlangıçlar. mukaddeme: önsöz, başlangıç. mukadder: kader ile belirlenmiş. mukadderât: kader ile belirlenenler. mukaddes: kutsal olan. mukaddesât: kutsal olanlar. mukaddime: başlangıç, önsöz. Mukaddir: "takdir eden, kıymet biçen" mânâsında ilâhî isim. mukaffa: kafiyeli. mukallid: taklitçi. mukannen: kanunla belirlenmiş, düzenli. mukannin: kanun koyan, düzenleyen. mukarenet: bitişiklik, yakınlık. mukarin: bitişik, yakın. mukarreb: yakın olan. mukarrebin: yakın olanlar. mukarrer: kararlaşmış. mukarrib: yaklaştıran. mukatele: birbirini öldürme. mukattaa: sûre başlarında bulunan şifreli harf. mukattaat: sûrelerinin başlarında bulunan şifreli harfler. mukavele: sözleşme. mukavemet: dayanma, direnme. mukavemetsûz: dayanma gücünü bitiren. mukavim: dayanıklı. mukavves: kavisli, eğrilmiş. mukavv http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg kavisli, eğri. mukayese: karşılaştırma. mukayyed: kayıtlı, bağlı, sınırlı. mukîl: hataları affeden. mukîm: oturan, yerleşik. muknî: ikna eden, inandıran. muknîyâne: ikna edercesine, inandırarak. muksit: haklı hareket eden. muktazi: gerekçe, gerektiren. muktebes: bir yerden alınan. muktedâ: kendisine uyulan. muktedâbih: kendisine uyulan kimse. muktedî: birine uyan. muktedir: iktidarlı, gücü yeten. muktedirâne: gücü yeter biçimde. muktesid: iktisadlı, tutumlu. muktesidane: iktisadlı şekilde, tutumlu biçimde. mukaaaâ: gereken, gerekirlik. mukaaaî: gerektiren, gerekçe. mukaaaîyât: gerektirenler, gerekçeler. mumaileyh: adı geçen. mumatala: sohbet eder gibi karşılıklı konuşma. mumdar: mum tutan, aydınlatan. mumya: çürümesin diye ilaçlanmış ölü. munâtıf: bir tarafa yönelmiş, meyletmiş. munazzam: düzenlenen. munazzım: düzenleyen. munfasıl: ayrılmış. mûn http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg alışılmış, evcil, sevimli. munkabız: sıkıntılı, büzülmüş. munkalib: dönüşmüş, değişmiş. munkarız: bitmiş, batmış. munsarıf: geri dönen. munsıf: insaflı. munsıfane: insaflıca. muntabık: uygun. muntasır: öç alan. muntazam: düzenli. muntazaman: düzenli olarak. muntazar: beklenen. muntazır: bekleyen. muntazıran: bekleyerek. muntazırâne: beklercesine. munzam: eklenen. murabba: kare. murabıt: bağlı. murâd: arzu, istek, dilek. murafaa: duruşma. murahhas: delege, devlet adına görevli kimse. murâkabe: denetleme. murâkıb: denetleyici. murassâ: süslü, mücevherli. murassâât: süsler, mücevherler. murdar: pis, kirli. murdia: süt anne. mûr http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg miras bırakan, veren. murtabıt: irtibatlı, bağlı. muraaaa: kendisinden razı olunan. musâb: kendine bir şey isabet eden. musaddak: tasdiklenmiş, onaylanmış. musaddık: tasdik eden, onaylayan. musaddıkane: onaylayarak. musâfaha: tokalaşma. musaffa: safileşmiş, arıtılmış. musaffi: safileştiren, arıtan. musağğar: küçültülmüş. musâhabe: sohbet etme. musâhale: kolaylaştırma. musâhere: akrabalık. musahhah: düzeltilmiş. musahhar: emir altında, esir alınan. musahharane: emir altında gibi. musahhariyet: emir altındaymışcasına. musahhih: düzelten. musahhihane: düzeltircesine. musahhir: ele geçiren. musâhib: sohbet arkadaşı. musâlâha: barışma, anlaşma. musâlâhakârâne: barışarak, barışırcasına. musallâ: namaz yeri. musallat: sataşan. musalli: namaz kılan. musammem: hakkında karar verilmiş, kararlaştırılmış. musanna: sanatlı. musannif: derleyip düzenleyen. musarrah: açıklanmış. musavver: resimlenmiş. musavvibe: tasvip edilen. Musavvir: sûret veren, biçimlendiren, Allah. musavvire: sûretlenen, biçimlenen. musaykal: cilali. Musevî: Musa aleyhisselâma tabi olan, Yahudi. mushaf: sahife, kitap, Kurân. musıka: musıki, müzik. musıki: müzik. musır: ısrar eden. musırrane: ısrarla. mûsî: vasiyet eden, tavsiye eden. musîb: isabetli, doğru. musîbât: musibetler. musîbet: başa gelen acı verici olay. musîbetzede: musibet gören. musika: mızıka. muslih: düzelten. Mustafa: Peygamberimizin "arınmış, seçilmiş" mânâsında bir ismi. mustatil: uzayan, diktörtgen. muta: kimseden bir şey istemeyen. mutaassıb: kendi tarafını aşırı tutan. mutaassıbane: kendi tarafını aşırı tutarcasına. mutâbaat: tabi olma, uyma. mutâbakat: uygunluk. mutâbık: uygun. mûtad: alışılmış, adet. mutaffifin: alışverişte muhatabının hakkını tam vermeyenler. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.