![]() |
İ Harfi 2
îfâ: ödeme, yerine getirme.
ifâdât: anlatımlar. ifâde: anlatım. ifâkat: iyileşme. ifâza: feyizlendirme. iffet: namusluluk. ifhâm: anlatma. ifhâm: susturma. ifk: iftira. iflâh: kurtulma. iflâs: fakirleşme. ifnâ: yok etme. ifrağ: dönüştürme. ifrat: aşırılık. ifratâlûd: aşırılıkla karışık. ifratkâr: aşırı giden. ifratkârane: aşırı gidercesine. ifratperver: aşırılığı seven. ifratperverâne: aşırılığı severcesine. ifrâz: ayrılma, akma, salgı. ifrâzât: akıntılar, salgılar. ifrit: tehlikeli cin. ifsâd: bozma. ifsâdât: bozmalar. ifşâ: gizli olanı açıklama. ifşâât: ifşalar. iftihar: övünme, kıvanma. iftiharkârane: övünürcesine. iftikar: fakirliğini bilip gösterme. iftikarat: fakirliğini bilip göstermeler. iftira: birine aslı olmayan bir suç yükleme. iftirak: ayrılma. iftiraname: iftira yazısı. iftiras: parçalama. iftitah: namaza başlarken alınan tekbir. iğbirar: kırılma, gücenme. iğdab: öfkelendirme. iğdiş: burulmuş. iğfal: aldatma, ayartma. iğfalât: iğfaller, aldatmalar. iğlak: kapalılık, anlaşılmazlık. iğtinam: yağmalama. iğtişaş: karışıklık. iğva: azdırma, baştan çıkarma. ihafe: korkutma. ihâle: işi uygun olana verme. îhâm: vehme düşürme. ihânet: hainlik. ihânetkâr: ihanetçi, hain. ihânetkârâne: ihanet edercesine. ihâta: çevirme, kuşatma, kavrayış. ihâtât: ihatalar, kuşatmalar, kavrayışlar. ihbar: haber verme. ihbarât: haber vermeler. ihdâ: îman yolunu gösterme, hediye etme. ihdâs: yeni bir şey ortaya çıkarma. ihfa: gizleme. ihkak: hakkı yerine getirme. ihkakıhak: hakkı sahibine vermek. ihkâm: sağlamlaştırma. ihlâf: yemin ettirme. ihlâk: helâk etme, yok etme. ihlâl: bozma, sakatlama. ihlâs: her işi Allah için yapmak. ihmâl: boşlama, savsaklama. ihrâc: ihraç, çıkarma, dışarı atma. ihrâcât: dışarıya mal satma. ihrak: yakma. ihram: hacıların elbisesi. ihrâz: kazanma, erişme. ihsâ: sayma. ihsan: güzelce verme, iyilik. ihsanât: ihsanlar. ihsanperver: ihsan etmeyi seven. ihsâs: hissetme, hissettirme. ihtar: hatırlatma. ihtarât: hatırlatmalar. ihticâc: delil gösterme. ihtidâ: îman yoluna girme. ihtifâ: gizlenme. ihtifâl: tören. ihtifâlât: törenler. ihtikâr: malı kıymetlensin diye saklama. ihtilâc: çırpınma, seğirme. ihtilâf: anlaşmazlık, uyuşmazlık, ayrılık. ihtilâfat: anlaşmazlıklar, ayrılıklar. ihtilâfî: anlaşmazlık konusu. ihtilâl: ayaklanma, kargaşalık. ihtilâlât: ihtilâller, ayaklanmalar. ihtilâlkârâne: ihtilâl yaparcasına. ihtilâm: uyurken cenabet olma. ihtilât: karışma, görüşme. ihtilâtat: karışmalar, görüşmeler. ihtimal: olabilirlik. ihtimalat: ihtimaller. ihtimam: özen, özenme. ihtimamât: ihtimamlar, özenmeler. ihtimamkâr: ihtimamcı, özen gösteren. ihtimamkârâne: ihtimam gösterircesine, özenerek. ihtirâ: yepyeni bir şey ortaya çıkarma. ihtiram: hürmet etme. ihtiras: aşırı istek. ihtirasât: ihtiraslar, aşırı istekler. ihtiraz: çekinme. ihtisar: kısaltma. ihtisaren: kısaltarak. ihtisas: hissetme, duyumsama. ihtisas: uzmanlık. ihtisasat: hislenmeler, duygulanmalar. ihtisasat: uzmanlıklar. ihtişam: görkem, etkileyici görünüş. ihtiva: içine alma, kapsama. ihtiyacât: ihtiyaçlar. ihtiyac: gerek duyma, gerek duyulan şey. ihtiyar: seçme, isteme, yaşlı kimse. ihtiyare: ihtiyar hanım. ihtiyarem: ihtiyarım, yaşlıyım. ihtiyaren: seçerek, isteyerek. ihtiyarî: isteğe bağlı, istemekle. ihtiyarsız: istek dışı, istemeden. ihtiyat: ilerisini düşünerek davranma. ihtiyaten: ilerisini düşünerek. ihtiyatî: ihtiyatla ilgili. ihtiyatkâr: ihtiyatlı. ihtiyatkârane: ihtiyatlı bir biçimde. ihtizâr: çekinme, sakınma. ihtizaz: titreme, hoşlanma. ihtizazât: titremeler, hoşlanmalar. ihvân: kardeşler. ihvânî: kardeşlikle ilgili. ihvetî: kardeşim. ihyâ: canlandırma. ihzâr: hazırlama. ihzârât: hazırlamalar. ihzâriye: hazırlama. îka: yapma, etme. îkaât: yapıp etmeler. ikab: azap, eziyet, ceza. ikame: yerine koyma. ikamet: oturma, yerleşme. ikametgâh: oturulan yer, adres. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.