ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Şiir Cenneti (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=315)
-   -   Rüzgar İle İlgili Yeni Şiirler (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=658475)

Prof. Dr. Sinsi 09-02-2012 03:27 AM

Rüzgar İle İlgili Yeni Şiirler
 
Rüzgar İle İlgili Şiirler

Rüzgar İle İlgili Kısa Şiirler

Rüzgar

Şimdi bir rüzgar geçti buradan

Koştum ama yetişemedim,

Nerelerde gezmiş tozmuş

Öğrenemedim.

Besbelli denizden çıkıp

Kıyılar boyunca gitmiştir,

Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu

Yüreğini allak bullak etmiştir.

Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru

Bulutları koyun gibi gütmüştür,

Okşayıp otları yaylalarda

Büyütmüştür.

Köylere de uğradıysa eğer

Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır,

Güneş altında çalışanlara

İmdat eylemiştir.

Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,

Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,

Kıraçlarda mavi dikenler..

Toz toprak gözlerine gitmiştir.

Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti,

Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür,

Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra

Alıp gitmiştir.

Şimdi bir rüzgar geçti buradan

Koştum ama yetişemedim,

Soraydım söylerdi herhalde

Soramadım.

Rüzgar

Yolunu unuttum kara kışın, ben ak baharların çocuğuyum

Üzerimden eksilmez sisin pisi,

Ben temizlenmemiş yosunların en görkemli annesi..

Ben iki devirde bir okyanus doğurdum.

Karışmayın yazıma, ayazıma..

Ben; "dün mevsimleri" dize getirdim bugün

Bugün ben ne denizler geçtim arşa uzanan

Cennet, hayal üstü ne fidanlar yeşertir bana

Ben toplanamamış meyvelerimi toprağa döktüm karanlık basmadan

Güneş açmadan dallarıma yeni tohumlar bıraktı rüzgar..

Rüzgar...

Benim kokumu benden esirgeyen başka ne var!

Asena Gülsüm Güneş

RÜZGAR GETİRDİ GÜL KOKUNU

Rüzgar getirdi gül kokunu

Uzak illerden selamınla birlikte.

Ciğerlerime çektim derin derin

Özlemin dile geldi ansızın

Bir hoş oldum,

Yokluğunda yoksul olduğumu düşündüm o an.

Gönül zenginliğimin sensiz para etmediğini

Şimdi anladım.

Her bir nefeste,her bir zerrede,

Sen, damarlarımda dolaşan kanda,

Her bir atomun

Hasret yüklü nötron ve protonlarında

Bendeki canda yaşıyorsun.

Her gece gördüğüm rüyalarımda

Karabasanlar basıyor beni

Akyuvarlarım, sensizliğin derin acısı içinde

Benliğimle savaş veriyor.

Sen ne kadar su misali saf ve temizsen

Ben de o kadar kirlenmiş bir adamım.

Ana olduğun aklıma yeni geldi sanki

Anam geldi gözümün önüne.

Kadınların kutsal olduğunu düşündüm.

Seni kimselerle paylaşmak istemeğimden olsa gerek,

Sana bakan her bir gözü kör edesim geliyor.

Sana yalnız ben bakmalıyım,

Ben dokunmalıyım.

Sırrımı bilmeni istemediğimden olsa gerek,

Seni senden bile kıskanasım geliyor.

Ruhum can çekişiyor,

Yüreğim acıyor.

Vecdi Murat Soydan

Rüzgarın Getirdikleri

Rüzgar önce bir tülü kaldırdı,

Sonra altındaki gözkapaklarını.

Uzak dalların yaprakları kımıldadı,

Göldeki su titredi,

Kurbağalar huzursuzlaştı.

Rüzgar pencereden girdiğinde

Önce seni uyandırdı,

Sonra beşikteki bebeği.

Rüzgar döndü durdu

Ama bir türlü beni bulamadı.

Mezarlıkta esmiyor rüzgar.

Esse bilirim,

Kokun gelir.

Yaraladın beni takvimlerde

Eylüllere mi estin be rüzgar

Ellerimi üşüttün ekimlerde

Ayrılığa mı estin be rüzgar

Bunca kederi sardın başıma

Bir mendil vermedin göz yaşıma

Ayrılık zehri koyup aşıma

Ne oldu neden sustun be rüzgar

Nuh Keniş

RÜZGAR

Savrulur nefesim

Yılların fırtınalı ormanlarında....

Kimi soluklarım sakin dalgaları andırır,

Kimisi kasırgaları...

Kimi ,

Zaman tünelindedir hayatın,

Kimi ,

Derin sancılar içinde...

Bazende kesilir soluğum seni düşününce....

Hepsi kafesindedir gögsümün,

Yeri dar,

Ama ne farkeder

Hepsinin adı bir,

Rüzgar ...

Rüzgar...

Rüzgar....

Rana Çevik

DAĞ RÜZGARI

Kaderde senden ayrı düşmekte varmış!

Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim

Seni tanımadan

Hele seni böyle deli divane sevmeden

Yalnızlık güzeldir diyordum

Al başını kaç bu şehirden

Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara

Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git

Git gidebildiğin yere diyordum

Oysa senden kaçılmazmış

Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış

Bilmiyordum.

Yinede dayanmaya çalışıyorum işte

Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen

Geçen bulutlara sesleniyorum elerin diye

Rüzgar güzel bir koku getirmişse

Saçlarını okşayıp gelmiştir diye avunuyorum

Yaşamak seninle bir başka zamanı

Bir başka zamanda seni yaşamak

Her şeyden önce sen

Elbette sen

Mutlaka sen

İster uzaklarda ol

İster yanıbaşımda dur

Sen ol yeterki bu zaman içinde

Ben olmasamda olur

Seni bir yumağa sarıyorum

Bitmiyorsun

Çaresizliğim gün gibi aşikar

Su olup çeşmelerden akan güzelliğin

İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran

Sen güneş kadar sıcak

Tabiat kadar gerçek

Sen bahçelerde çiçek açtıran

Sudan havadan güneşten yüce varlık

Sen o tek sevgi içimde

Sen

Görebildiğim o te3k aydınlık

Bir nefeste benim için al

Havasızlıktan öldürme beni

Bulutlara yıldızlara benim içinde bak

Susadım diyorsan

Bir yudum su içmelisin

Ben yoruldumsa sen uyumalısın

Ellerim sevilmek istiyor

Saçlarım okşanmak istiyor

Dudaklarım öpülmek istiyor

Anlamalısın

Ağaçların yeşili kalmadı

Gök yüzünün mavisi yok

Bu dağlar bu dağlar değil

Rüzarlarında kekik kokusu yok

Kim bu çaresiz adam

Bu kıpkırmızı gözler kimin

Kaç gecedir uykusu yok

Gündüzü yok

Gecesi yok

Yok

Yok

Anladım

Sensiz yaşamanın bu dünyada

İmkanı yok.

Açsam Rüzgara

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş

Mavilerde sefer etmek!

Bir sahilden çözülüp gitmek

Düşünceler gibi başıboş.

Açsam rüzgara yelkenimi;

Dolaşsam ben de deniz deniz

Ve bir sabah vakti, kimsesiz

Bir limanda bulsam kendimi.

Bir limanda, büyük ve beyaz...

Mercan adalarda bir liman..

Beyaz bulutların ardından

Gelse altın ışıklı bir yaz.

Doldursa içimi orada

Baygın kokusu iğdelerin.

Bilmese tadını kederin

Bu her alemden uzak ada.

Konsa rüya dolu köşkümün

Çiçekli dalına serçeler.

Renklerle çözülse geceler,

Nar bahçelerinde geçse gün.

Her gün aheste mavnaların

Görsem açıktan geçişini

Ve her akşam dizilişini

Ufukta mermer adaların.

Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,

İller, göller, kıtalar aşmak.

Ne hoş deniz deniz dolaşmak

Düşünceler gibi başıboş.

Versem kendimi bütün bütün

Bir yelkenli olup engine;

Kansam bir an güzelliğine

Kuşlar gibi serseri ömrün.

Orhan Veli Kanık

Rüzgar

Arzularım muayyen bir haddi aşınca

Ve kulaklar sözlerime sağırlaşınca

Bir ihtiras duyup vahşi maceralara

Çıkıyorum bulutları aşan dağlara.

Tanrıların başı gibi başları diktir,

Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir,

Ben de katıp vücudumu bu genişliğe,

Bakıyorum aşağılarda kalan hiçliğe.

Bu dağların bir rakibi varsa rüzgardır.

Rüzgar burda tek başına bir hükümdardır.

Burda insan duman gibi genişler, büyür.

Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.

Buralarda her düşünce sona yakındır,

Burda her şey bizden uzak, ‘O’ na yakındır.

Burda yoktur insanların düşündükleri,

Rüzgar siler kafalardan küçüklükleri.

Yanağıma çarpar geniş kanatlarını,

Ve anlatır mabutların hayatlarını.

Arasıra kulağını bana verdi mi,

Ben de ona anlatırım kendi derdimi.

‘Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgar!

Benim artık yalnız sana itimadım var.

Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden

Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben.

Etrafımın sözlerine aklım ermedi,

Etrafım da bana asla kulak vermedi.

Senelerden beri hala anlaşamadık,

Ben de kestim anlaşmaktan ümidi artık.

Gözlerimde hakikati sezen bir nurla

Etrafımı süzüyorum biraz gururla.

Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya

En büyük şey, en asil şey küçülür burda.

Burda yalan para eden biricik iştir,

Burda her şey bir yapmacık, bir gösteriştir.

Kimi coşar din uğruna geberir, yalan!

Kimi gider vatan için can verir, yalan!

Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır;

Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır.

Şairlerin büyük aşkı fani bir kızdır,

Bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır.

Ne hakiki aşktan burda bir çakan vardır,

Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır,

Her büyüklük cüzzam gibi dökülür burda,

En muazzam ölüm bile küçülür burda.

Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,

Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.

Zaman zaman mağlup olsam bile etime,

İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.

Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,

İşte rüzgar, şimdi sana sığınıyorum!

Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta,

En asil şey seni buldum kainatta,

Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır,

Ne de süse, gösterişe baktığın vardır.

Deniz gibi muamma yok derinliğinde,

Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde.

Bir dev gibi küçük, mızmız sesleri yersin,

Allah gibi görünmeden hüküm sürersin.

Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin,

Rüzgar! Bu dağ başlarında çırpınan serin

Kanatların gökyüzünde akan bir seldir,

Bana kudret ve cesaret veren bir eldir.

Beşerlikten uzaktayım senin ülkende,

Senin gibi azamete aşıkım ben de.

İşte Rüzgar! Senin gibi ben de deliyim.

Islıklarım senin gibi inlemelidir,

Herkes beni ürpererek dinlemelidir.

Rüzgar! Sana, yalnız sana benzemeliyim.'

(1931)

Sabahattin Ali



Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.