ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Serbest Forum (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=151)
-   -   Bu Da Geçer Yahu (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=64048)

GöKKuŞaĞı 02-10-2009 07:17 PM

Bu Da Geçer Yahu
 
Bu da geçer yahu!

Çanakkale şehidlerine.

Yıl 1909.
Selanik'ten bir lav gibi aktı Payitaht'ın üzerine Hareket Ordusu.
Hareket değil, hakaret, habaset ve felaket ordusuydu. Yaktı, yıktı, kül etti
İstanbul'u. "Hürriyet! Hürriyet!" diye tempo tutanların gözlerini faltaşı
gibi açtı. Yağma ve talan hürriyeti getirdi. Kapı tokmaklarına kadar soydu,
soğana çevirdi. Bağrına saplanan baltaya, "sapı benden" diyen bir ana
gibiydi İstanbul.


Biz hepimiz o gün İstanbul'duk; "Bu da geçer yahu!" dedik, sineye
çektik.


Her şeyi yakıp yıkan bu güruh, 600 yıllık Osmanlı çınarının en cins
meyvelerinden birini düşürdü dalından: Sultan II. Abdülhamid. Dersaadet'in
üzerine düştü Sultan Abdülhamid'in laneti. Bu lanetin üç zehirli meyvesiydi
Enver, Talat ve Cemal. Kanda bittiler, kanda büyüdüler, kanda boğuldular.

Biz hepimiz o gün kanadık; "Bu da geçer yahu!" dedik, sineye çektik.


Kendileri boğulsa ne gam. Koca bir Memalik-i Osmaniyye'yi de boğdular.
Bir kadronun işleyeceği ne kadar yanlış varsa, hepsini işlediler. İşlediler..
Ne kadar soylu kavram varsa, hepsini
soysuzlaştırdılar: Hürriyet.. müsavat.. ittihat.. terakki.. meşrutiyet.


Biz hepimiz o gün iğrendik; "Bu da geçer yahu!" dedik, sineye çektik.

Trablusgarb, Balkan derken, Çanakkale geldi çattı. Üç buçuk soysuzun
elinde esir olan Halife-i rûy-i zemin "cihad" ilan etti. Cihad dendi mi,
duramazdık. Halife'nin ölüsü dahi değerliydi bizim için. "Alaman gâvuruyla
omuz omuza cihad mı olur?" demedik. "Liman von Sanders'ten komutan mı olur?"
demedik. "İttihatçı çeteler, pisledikleri gibi temizlesinler!" demedik.
"Sultan Hamid'in ahı tuttu, bin beter olsunlar!" demedik. "Yaktıkları ateşte
cayır cayır yansınlar!" demedik.


Biz hepimiz o gün cepheye koştuk; "Bu da geçer yahu!" dedik, sineye
çektik.

Çanakkale'de biner biner, onbiner onbiner öldük. Ne yiyecek ekmeğimiz,
ne giyecek çarığımız, ne su içecek mataramız vardı. Bir tek imanımız vardı.
"İman en büyük imkândır" dedik.

Bizi "Ölün!" komutuyla cepheye sürenlere,
"Önce siz ölün!" demedik. "Şimdiye kadar hep biz öldük, sıra sizde!"
demedik. "Ben öleyim de, sen paşa keyfince yaşa, he mi?" demedik. Ölümün
üstüne yürüdük göz kırpmadan. Ölüm üstümüze yürüdü, yaşımıza, başımıza,
yarimize, yavuklumuza bakmadan.


Biz hepimiz o gün bedence öldük, ama ruhça ölmedik. Şehidler ölmezdi.
"Bu da geçer yahu!" dedik, sineye çektik.

Bayrağı altında savaşıp öldüğümüz koca Osmanlı, gözümüzün içine baka
baka gitti. Gözü arkada kaldı, gözümüz arkasında kaldı. Çığlığı cihanı tutan
bir dev gibi göçtü. Üstelik, ihanet eden evlatlarının öz elleriyle. Elimiz
kolumuz döküldü. Biz bunun için mi ölmüştük? Bilmedik ki, bizi ölüme
sürenler, aslında Osmanlı'nın ipini çekmişler. Ölen biz değil, aslında
Osmanlı'ymış. Endülüs geldi aklımıza. "Hafazanallah!" çektik. Daha önce kaç
kere ölüp dirildiğimizi hatırladık, teselli bulduk.


Biz hepimiz "Yiğit ölür, ama yiğitlik ölmez!" dedik, "Bu da geçer
yahu!" dedik, sineye çektik.


Ölümüz bile çok para ederdi. Üç buçuk Yunan'a meze olacak değildik ya.
Ne bileydik saldıranın "Üç buçuk palikarya" olmadığını? Biz hilenin enva-i
çeşidini görmüştük de, böylesini görmemiştik. Bu, hilenin İngilizcesiydi.

Millet biz, Kuvva-yı Milliye bizdik. Aydın'da, Ödemiş'te, Nazilli'de,
Maraş'ta, Antep'te küllerimizden yeniden doğduk. Hiçbirimizin rütbesi, namı,
nişanı yoktu. Teşkilât-ı Mahsusa'nın Son Mohikan'ı Kuşçubaşı Eşref'in
sakladığı silahları bulduk. Çakar almaz martinilerle gâvuru durdurduk.



Tam "İşte şimdi sahiden kurtulduk!" diyeceğimiz bir Meclis'imiz oldu.
Kur'an'larla, salevatlarla, tekbirlerle açtık. Heyecan dalga dalga yayıldı.
Ta Mısır'a, Hind'e, Yemen'e, İran'a, Turan'a kadar.

Öyle ki, içimizden kimileri "Siyaset-i Nebeviye 1300 yıl ayrılıktan
sonra geri döndü" bile dedi. Libya'dan Şeyh Ahmed Senusi koştu geldi. Kazan'dan
Abdürreşid İbrahim coştu geldi. Cezayir'in allâmesi Bin Badis, I. Meclis'i
"Ey İslâm'ın halaskârı!" diye tebcil etti. Şair Şevki Bey, en güzel medhiyesini yazdı. Filozof İkbal övgü dizdi.



Fakat, bir fecr-i kâzibmiş. Çok sürmedi, sevincimiz kursağımızda
kaldı. I. Meclis susturuldu. Cephelerde kazanılanlar, masalarda kaybedildi.
Ve en beteri, bu dünyanın yaşayan en uzun ömürlü kurumu olan Hilafet, 1335
yıl sonra diri diri gömüldü. Şair Şevki Bey, methiyesinin yerine "gerdek
gecesi gelinliğiyle gömülen" Hilafet'e "mersiye" yaktı.


Yıl 2006.

Çanakkale'de, Maraş'ta, Urfa'da, Antep'te, Aydın'da, Dumlupınar'da
savunduğumuz ne kadar değer varsa, hepsi bir bir elimizden uçtu. Şimdi, şu
geldiğimiz noktada, Maraş'ta Fransız'ın elinden kurtardığımız örtümüz yasak.
Antep'te uğruna öldüğümüz kimliğimiz kayıp. Dumlupınar'da yoluna baş
koyduğumuz İslâm 'ayıp'. Çanakkale'de göğsümüzü siper ettiğimiz Kur'an 15
yaşın altındakine yasak.
Biz hepimiz bildik ve inandık ki, Çanakkale savaşı bitmedi; "Bu da
geçer yahu!" dedik, sineye çektik

ARİF ÇEVİKEL

KRDNZ 02-10-2009 10:32 PM

Cevap : Bu Da Geçer Yahu
 
Yıl 2006.


Çanakkale'de, Maraş'ta, Urfa'da, Antep'te, Aydın'da, Dumlupınar'da
savunduğumuz ne kadar değer varsa, hepsi bir bir elimizden uçtu. Şimdi, şu
geldiğimiz noktada, Maraş'ta Fransız'ın elinden kurtardığımız örtümüz yasak.
Antep'te uğruna öldüğümüz kimliğimiz kayıp. Dumlupınar'da yoluna baş
koyduğumuz İslâm 'ayıp'. Çanakkale'de göğsümüzü siper ettiğimiz Kur'an 15
yaşın altındakine yasak.
Doğru söze ne denir ki. Atalarımız ne için ölmüşlerdi din ve vatan. Biz dini bi kenara attık vatan kaldı geriye. Vatanımızı da avrupa seviyesi(!) ne getirince hiçbişey kalmayacak bize bizden.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.