![]() |
Mimar Sinan İstanbul'u Susuzluktan Nasıl Kurtarmıştır?
Mimar Sinan İstanbul'u Susuzluktan Nasıl Kurtarmıştır? Yerler çimenle kaplıdır ama garip; bir vadi olmasına rağmen ortada akarsu namına bir iz görünmemektedir. Garip iş O sultanın adı Süleyman olur da âb-ı hayatın ardına düşmez mi? Biraz araştırır; çalı çırpının altını karıştırır ve yer altına saklanmak isteyen bu suyun gövdesinin bir kısmına orada rastlar. Tıpkı sevgilisine kavuşmuş bir âşık gibi bakar ona. Mimar Sinan’ın kendi deyişiyle Hemen emirler yağdırır etrafına. ‘Bu ‘kaçkın’ suyu İstanbul’a isterim” der ve ekler: “Dünyanın susamışlarını suya kandırmak Sarayına dönmekte olan Sultan Süleyman bu defa devlet adamlarını toplar etrafına. Neyi emir buyurur bilir misiniz? İstanbul’un vaktiyle nasıl gelişip serpildiğini incelemelerini. Tabii bir şehrin gelişip serpilebilmesi için su çok önemliydi. İstanbul Kostantiniyye iken acaba bu şehre ferahlık veren sular nereden getirilmişti? O bir parçasını çalılıklar içerisinde bulduğu temiz su Roma ve Bizans dönemlerinden Fatih devrine kadarki ‘su tarihi’ didik didik analiz edilir orada. Fetihten evvel bazı kemerler yapılmıştır gerçi ama bunlar akar su olmayıp bugünkü Yerebatan Sarnıcı gibi kapalı ve açık su havuzlarında toplanan durgun su şeklindedir. Ardından da dedesi Fatih Sultan Mehmed’in Belgrat Ormanlarından getirttiği Kırkçeşme sularıyla şehir taze akar suya kavuşmuştur. Lakin zamanla su yolları tahrip olmuş Bunlar anlatılır Kanuni’ye. Padişah da işin kolay olmadığını anlamıştır. Bu şehir zoru sevmektedir. Ama kendisi de zora talip olmuştur hep. Etrafındakilerin de böyle olmasını istemek en tabii hakkıdır. “Her sanatın üstadı ve her dağın bir Ferhad’ı vardır. Bu işi Mimar’la görüşmek lazımdır. Bana teorik laflar etmeyin. İş isterim Emri alan Sinan Sinan ilk olarak yanına ölçüm aletlerini alarak vadinin yolunu tutar. En yüksek ve en alçak noktalarını teker teker tespit eder. Eskiden buralarda mevcut olan Roma dönemi su yollarının izlerini kovalar. Ancak rakamlar alta alta dizilince yüklendiği işin azameti ortaya çıkar. Acaba bu çapta bir projeyi alnının akıyla başarabilecek midir? İşte orada ellerini açıp Rabbine yalvarır: “Ey rızıklandırıcı Bu büyük hizmete layık değilim ama Bu toprağın altında hayat var! Kollarını sıvayan Sinan Kanuni raporu okur Sinan der ki: “Bunun iki yolu vardır. 1) Sayısı belli olmayan kullarınızı çalıştırarak 2) Ücretli işçi çalıştırarak. Birincisi ucuza gelir Kanuni kendisine yaraşanı yapar ve ikincisini seçer. “Birincisi ‘el hayrı’dır. Biz kendi hayrımızı başkasının sırtına yükleyerek sevap kazanamayız. Kendi malımızdan ücret vererek işçi tutalım. Bir de aman dikkat Hassasiyet budur Sinan’ın arzusu da ikincisi seçenektir zaten. Kendisine “güçsüz karınca” diyen Sinan sevinerek çıkar huzur-ı şahaneden. Bu arada eski Mısır Paşası Artık işe başlama törenindeyiz. Şerefli bir vakit seçilir Bu adam Su sevdalısı Sinan dere sularını toplayıp kanallara almakla meşgulken - Mimar Mimar Sinan önüne düşer Sultan’ın. Düşe kalka giderken kendisine mahcup etmemesi için Allah’a dua etmektedir sürekli. Gider görürler ki - Mimar - Evet saadetli Padişahım Kanuni bir parça rahatlamıştır. Gönlünün ferahlaması ve projesinden hiçbir kuşkusu kalmaması için Sinan Böylece dedikoducuların seslerini kesen Sinan’ın etkisiyle Sultan Bina Emini’nin sözlerini de dinlemez artık. Camilerini başarıyla inşa etmiş olan Sinan’a bu emin olamadığı konuda da güveni gelmiştir. Sinan çalışmalarını yürütürken . Kanuni de onu yalnız bırakmaz. Gelip çalışmalarının sonuçlarını gururla seyreder. Mimarı ödüllendirmeyi de ihmal etmez tabii ki. Böylece Uzun Kemer . Kovuk Kemer . Güzelce Kemer . Mağlova Kemeri ve Müderrisköy kemerlerinden oluşan bu muazzam su tesisleri kompleksi ortaya çıktığında İstanbul’un uzun yıllar su ihtiyacı karşılanmış olacak . şehre göç başlayacaktır. Hatta Kanuni . Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi’nin bu kadar suyu şehre akıtmanın bir yerde kötü olduğu . insanların bu yüzden İstanbul’a hücum edecekleri uyarısıyla dahi karşılaşacaktır. Ne var ki . Kanuni kararını vermiştir bir kere. Niyeti insanlara faydalı olmaktır. Bunu da şu çarpıcı cümlelerle anlatır Sinan’a: “Benim maksadım . bu su her mahalleye ulaşa. Çeşme yapılacak yere çeşme . yapılamayacak yere ise tatlı su kuyuları açıla ki . su onun içine uğraya. Ta ki her yerde ihtiyarlar . düşkün dul kadınlar ve çocuklar testilerini ve bardaklarını doldurup devletimin devamına dua eyleyeler.” Sinan’ın yorumu şudur: “Zamanın Süleyman’ına bu kadar insan ve cinin duası yeter. Çünkü kıyamete kadar gece gündüz genç ihtiyar demeden insanlar dualarından onun adını eksik etmezler.” |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.