ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Makaleler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=316)
-   -   Kendine yazılan mektuplar (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=55896)

VANDETTA 09-04-2008 09:49 PM

Kendine yazılan mektuplar
 
Maksim Gorki'nin, "Boles" adlı bir öyküsü vardır.
Moskova'da, Tereza adlı, iri yarı, kaba-saba bir Polonyalı kadınla komşu olan bir üniversite öğrencisini anlatır.
Okuma yazma bilmeyen kadın, ara*da gelip sevgilisi Boles'e mektup yazma*sını ister gençten:
"Sevgili Boles'im, biricik sevgilim, mahzun kumruna niye hiç yazmıyor*sun?"
Genç, biraz da için için gülerek kale*me alır Tereza'nın yazdırdığı bu satırları...
Sonra bir gün Tereza bu kez "Boles"ten kendisine gelecek" bir mektup yazmasını ister üniversiteliden...
O zaman genç anlar ki, Boles diye biri yoktur aslında...
Polonyalı kadın itiraf eder:
"Boles'e yazdığınız mektubu başkalarına okutup dinliyorum. O zaman Boles varmış gibi geli*yor bana... Ondan bana gele*cek bir mektup yazarsanız onun varlığına büsbütün ina*nacağım, yaşamak benim için daha kolaylaşacak."
O günden sonra üniversiteli gene, Tereza'dan Boles'e, Boles'ten Tereza'ya ateşli aşk mektupla*rı yazar...
İri yarı Polonyalı, avaz avaz ağ*layarak dinler bunları; karşılığında üniversitelinin çamaşırlarını yıkar, söküklerini diker.

* * *

Tereza'nınki kadar acıklı bir öykü dinledim geçen hafta:
Avrupa Birliği ülkelerinde internet üzerinden sürdürülen bir ankette, Av*rupalılar, AB'ye aday 15 ülke içinde en az Türkiye'yi Avrupa'ya yakıştırmışlar.
Yani "en istenmeyen aday" durumundaymışız.
Bunda şaşılacak bir şey yok.
Şaşılacak şey, bir Avrupa büyükelçi*mizin -tabii ki iyi niyetle- Dışişleri'ne gönderdiği teklif:
Sayın elçi, ankette Türkiye'nin pua*nını artırmak için bizim üniversiteleri harekete geçirmeyi önermiş; sefer*ber olup Avrupa'yı mesaj yağmuruna tutsunlar, Türkiye'yi istenir aday konumuna soksunlar diye...

* * *

Ne kadar acıklı!
İnternet'e mesaj yağınca Avrupalı*lar, "Meğer biz Türkleri çok seviyormuşuz da haberimiz yokmuş" diyecek, öy*le mi?
Time dergisinde Atatürk'ü yüzyılın adamı seçtirebilmek için gösterdiğimiz çabada da aynı biçarelik, aynı zavallılık yok muydu?
Bir dostum söyledi:
Bir Time yöneticisi, o günlerde Türkiye'den gelen blok mektupla*rın çoğunun aynı elden çıkma ol*duğunun anlaşılmasından sonra nasıl çöpe atıldığını güle güle anlatmış.
Niye şapkayı önümüze ko*yup "Nerede eksiğimiz var" diye düşünmek yerine bu tür şark kurnazlıklarına yöneliyo*ruz ki?..
Eksikleri kapatmak, "e-sevgi" mesajlarıyla imajı düzelt*mekten daha meşakkatli bir iş olduğundan mı?

* * *

Sevilmeyen, ama çaresizce se*vilmek isteyen ve çaresizlikten kendine ateşli aşk mektupları yaz*dıran Tereza'dan farksız halimiz...
Üstelik kendimize yazdığımız mektuplar, bizim için hayatı kolaylaştırmıyor da...
Sanal yoldan Atatürk'ü yüzyı*lın adamı seçtirip, kendi oylarımız*la Avrupalılar'ın en sevdiği ulus ol*duğumuzu tescil ettirmemiz, yal*nızlığımızı unutturmuyor bize...
Olsa olsa, bu haberleri oku*dukça avaz avaz ağlıyoruz halimi*ze...
o kadar...


Can Dündar


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.