ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Biyografiler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=661)
-   -   Orhan Peker - Ressam (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=554014)

Prof. Dr. Sinsi 08-23-2012 01:18 AM

Orhan Peker - Ressam
 

Orhan Peker - Ressam

İlköğrenimini ve ortaöğreniminin bir bölümünü Trabzon'da tamamlayan Orhan Peker resim araç ve gereçle­riyle ilk kez, aynı zamanda bir yayım­cı olan büyükbabası Kitabi Hamdi Efendi'nin dükkânında tanıştı. Orta­okulu bitirdiğinde Güzel Sanatlar Akademisi'ne girmek istediği halde, ailesi onu Avusturya lisesi Sankt Georg'a gönderdi. Yatılı okuduğu bu okulda bir yandan dil bilgisini ilerle­tirken, bir yandan da sanat kitapları okuyarak, bu konudaki merakını gi­dermeye çalışü. 1946'da Güzel Sanat­lar Akademisi Resim Bölümü'ne kaydını yaptırdı. Bedri Rahmi'nin atölye­sinde çalıştığı bu öğrencilik yılların­da, yakın arkadaşlarıyla Onlar Grubu'na katıldı (Onlar Grubu, ilk sergi­sini Akademi yemekhanesinde açtı; 1952'ye kadar sürecek olan grup etkinliği, sonradan kişisel sergilere dönüştü). Akademi'yi bitirdiği yıl (1951), Devlet Sergisi'ne Kırmızı Evli Pey­zaj ve Kompozisyon adlı iki tabloyla katıldı. 1953'te İstanbul Cep Tiyatro­su salonunda ilk kişisel sergisini dü­zenledi. Askerlik dönüşünde İstanbul Şehir Tiyatroları yönetmeni Max Meinecke'nin tercümanlığını yaptı. 1954'te Ankara Amerikan Kültür Merkezi'nde ikinci kişisel sergisini aç­tı. Ertesi yıl Meinecke ile ilk kez Vi­yana ve Paris'e gitti. Müzelerde ince­lemeler yaptı, büyük ustaların yapıt­larını yakından gördü. 1956'da Avus­turya'nın Salzburg kentinde Oskar Kokoschka yönetiminde yaz akademi­sine katıldı. Almanya'ya geçti. Mü­nih'te taşbaskı resimlerini sergiledi. 1957'de İstanbul'a dönüşünde Türk-Alman Kültür Merkezi'nde yeni çalış­malarından oluşan bir sergi düzenledi. Aynı yıl bir sergi de Ankara'da, Galeri Milar'da açtı. 1959'da sürekli olarak Ankara'ya yerleşti, bir süre Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nda grafiker olarak çalıştı; hazırladığı ulus­lararası turizm yılıyla ilgili afiş, Tok­yo'da ödül kazandı. 1961'de Ertuğrul yatının battığı Japonya'nın Kuşimato kentindeki anıt için bir vitray ve iki seramik pano hazırladı. 1965'teki 26. Devlet Sergisi'nde birincilik ödü­lünü kazandı. Bir yıl kaldığı Madrid' de monotip resimlerinden oluşan bir sergi yaptı, Prado Müzesi'nde bir El Greco kopyası hazırladı. 1965'te İs­tanbul'da yurt dışı çalışmalarını içe­ren bir başka sergi daha açtı. 1966'da yılın ressamı seçildi. 1970'te Bayındır­lık Bakanlığı'nın açmış olduğu yarış­mada mimar Ragıp Buluç ile ortak ha­zırladıkları bir proje nedeniyle birin­cilik ödülü, aynı yıl TRT'nin düzenle­diği yarışmadaysa Âşık Veysel portresiyle başarı ödüllerinden birini ka­zandı. 1974'te Almanya'daki Türk ço­cukları için basılan Ağaca Takılan Uçurtma adlı kitabı resimledi. Fran­sa, Belçika ve Hollanda'da düzenle­nen Günümüz Türk Resmi sergisine katıldı. 1975'te Brüksel'de bir sergi açtı. Kıyıda adlı tablosuyla 1975'te son kez Devlet Sergisi'ne katıldı. Ankara'daki sergisinden sonra İstan­bul'a yerleşti. Ayvalık'ta bir sergi aç­tı. Çocuk öykülerinden oluşan Gülibik'i resimledi. 1977'debiri İstanbul' da, öteki Ankara'da iki kişisel sergi daha açtı. Metin Eloglu'nun Rüzgâr Ekmek adlı kitabını, son döneminin ağırlıklı konusunu oluşturan güvercin desenleriyle süsledi. Resimleri, Anka­ra ve İstanbul Resim ve Heykel Mü­zeleri başta olmak üzere, özel ve res­mi koleksiyonlardadır.

SANATI
1950 kuşağı ressamlarından Orhan Peker'in etkili olduğu dönem, çağdaş resmimizde doğa gözleminin, akım ve eğilim açılarından değerlendirilmedi­ği, konuya daha kişisel bir gözle ba­kıldığı, eski-yeni kavgasından çok, kalıcı-geçici ayrımının ağırlığını du­yurduğu bir döneme raslar. Bu dö­nemde, ulusallık ve yöresellik'tartış­maları, kesin seçeneklerin dar sınır­larını bir ölçüde aşmış, evrenselliğin olanakları üstünde daha geniş boyut­lu düşünme fırsatı ortaya çıkmıştır. Orhan Peker, kendi döneminin başka sanatçıları gibi, çağların içinden sü­zülen ve günümüze uzanan kalıcılığın gizlerini ele geçirmek için, yalnız tek bir yöne değil, algılarını zenginleşti­recek tüm yönlere dönmek gereğini duymuş, ancak bu algıların bireşimini, kişilik düzeyinde olgunlaştıracak belli tercihler üstünde karar kılmak­tan da geri durmamıştır. Onun deği­şik dönemlerini kapsayan yapıtlar bü­tünüyle gözden geçirildiğinde, Peker' in, Uzakdoğu sanatından Kuzey Avru­pa'nın altın çağma, Picasso'dan Türk minyatürlerine kadar, görsel kültürün aşamalarını ilgiyle izlemiş olduğu gö­rülür. Lekeye dayanan anlatımcı bir bireşim, nesnelerin somut görünümle­rinden kalkarak soyutlayıcı bir doğ­rultuda biçimin uyumlu dengesini; yansıtmak olarak özetleyebileceğimiz eğilimi, hemen tüm dönemleri için ge­çerli olmuştur. Resim tekniklerinin yaygın olanaklarından yararlanmak ve böylece anlatımın vurucu etkisini yoğunlaştırmak da Orhan Peker'in sa­natına yeni ufuklar açabilmiştir. Do­ğaya sevgiyle bakmak, nesneleri ve görünümleri ressamca bir tavırla kucaklamak, onun değişmez yöntemidir. Resim, onda bir tutku düzeyinde an­lam kazanmışsa, bu, yalnız sanatla var olma bilincinin bir sonucudur. İt­faiye erlerinden kedilere, başını yem torbasına sokmuş dingin beygirler­den, karpuzlu çocuklara ve güvercin­lere varıncaya kadar, bütün konula­rında görsel sezginin sınırsız hazzı re­simlerine egemen olmuştur. Çevreden edindiği sıradan izlenimleri, bu hazzın yönlendirdiği coşkulu bir anlatım içinde kararlı biçimiyle sürdürmek ve bir konu üstünde ısrarla durarak te­kil olandan çoğul olanı üretmek, Or­han Peker'in sanatında temel ilkeler­den biri, belki de başlıcası olmuştur. Bu yönüyle 1930 kuşağı ressamların­dan ayrılır, kendisinden sonraki sa­natçıların araştırıcı ve irdeleyici tav­rını hazırlayıcı bir işlev yüklenir.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.