![]() |
Allah İyilik,Kötülük
ÖZ, anlama adına hepimizin özü ki, hepimizin bireysel anlamda özü yoktur. Öz, Tek ve Birdir. Çünkü, Allah (RA) TEK ve BİR-dir. Dolayısı ile Allah parçalara ayrılmış, ya da kendisini isteyerek parçalara ayırmış falanda değildir. Bizler dünyada ya da başka görev boyutlarında, Görev icabı ve o boyutun realitesi icabı, kendimizi sanki ayrı özlermiş gibi algılarız. ( "Kesirleşme" ya da "yarımlanma" denilen şey...) Bu, illizyonik bir algılayış şeklidir. RA, BİR ve TEK olandır. Ve o aktif yaratılış içinde dahi bütündür. Bu öyle bir bütünlük ki, durulgan olanın, kendi durulganlığına halel getirmeden aynı anda, Aktif olanı da ihata etmesidir. Bunu Yüce Allah nasıl yapar ve bu nasıl bir kudrettir ki aynı anda hem vardır, hem de yoktur. Bu bilinemez. Bu yüzden, bir takım şeyleri bizler anlatamayız. Ve ayrıca bunu da anlayamayız. Ve böylece, dünyada her can, kavalını alır çala çala onu arar durur. Ama bulamaz. "Buldum" diyenin bulduğu kendisidir. Yani, "Mutlak Vücut" içindeki kendisidir. Gerisi!, gerisi hikâyedir. Mutlak varoluş içinde, (Maddesel yaşamlarda) hiç bir can, ne derece yüce olursa olsun, asla kendi durulgan hakikiyetine dönemez ve onu yaşayamaz. Ayrıca o, yaşanılacak bir şey midir yoksa bir oluş hali midir bu da bilinemez. Bu itibarla, yaratılış içinde sonsuz-sınırsız manada ne var ne yoksa hepsi yaratılmıştır. Bilinç dahi özün yaratığıdır. Alemleri algılaması için, yine kendinden kendine kendi olarak yaratılmıştır. Bilinç bu sayede varoluş içinde kendisini algılar ve bilir. Ve yine dolayısayla, öz kesinlikle nötr bir güçtür. Onun ne sevgisi vardır ne saygısı vardır.. Ne kötüdür ne de iyidir. Çünkü o, kendi "Mutlak Hakikiyet"inde, TEK ve BİR olduğu için sevmesi ya da sayması, ya da kötülük iyilik yapmasını gerektirecek bir "başkası" yoktur. O kendi öz ve "Mutlak Hakikiyet"inde ne ise, nasılsa, O öyledir ve O, odur. Allah böyle bir şeydir. İşte Kutsal Allah hiç bir suretle anlaşılabilir değildir. Ve anlaşılamadığı içinde, tanımlanması asla yapılamaz. İyilik ve kötülük, her canın özünde olmayan ama yaratılış içindeki, yine öz tarafından yaratılmış değerlerdir. Biri yıkar, biri yapar. İkisine de gidin sorun, size "Allah içiniz" der. Bütün, içiniz der. Kendi, illizyonik değerlerini yaşam biçimi yapar. Ve özgür iradesiyle seçer. Ya yıkar, ya yapar. Böylece yaratılış içinde yıkanlar, ve yapanlar ortaya çıkar. Yıkmak, tabiatı kendi nefsi doğrultusunda kullama çabasıdır. Yapmak; tabiatı, "Bütün" için yani var olan her şey için kullanma ve koruma çabasıdır. Bu, mücadeleye sebeb olur. Şimdi, yüce Allah-ın yaratılış içinde neden bir yandan yıkan, bir yandan yapan olduğunu sorsam ki biz O-yuz. kimse bu soruya asla cevap veremez. Verilir muhakkak. Mesela, "bilinç çatışması onun üreyişini gerçekleştirir" denir. Bu da hikayedir. Söylenecek her şey mutlak olarak şirk taşır. İşte bu da onun sırrıdır. İyilik ve kötülük sonsuz varyasyonlarıyla bir bütün olarak bizde meknuzdur. O bizde BİR-dir ve saklıdır. Kimse bende kötülük kotu yoktur diyemez. Vardır, vardır ama meknuzdur. İcap ederse herkes o kotu açar ve o kottan neşrolan "Negatif" diye tanımladığımız enerjiyi açığa çıkartır ve yıkar. İyilik de böyledir. Aynı özelliklere sahiptir. Dava nedir? Dava, İyilik ve kötülük diye ifade ettiğimiz, yoğun Enerjileri kontrol edebilmektir. Ve onları bütünün hayrına kullanabilme yetisidir. Yani, lazım olan her Enerjiyi, lazım olan yerde, gerektiği gibi, gerektiği kadar, dozunda bütün için kullanabilmektir. Şifacı dostlarımız bilirler. Şifa enerjisini dahi, pozitif enerji olmasına karşın, eğer şifacı enerjinin dozunu ayarlayıp, paslarını doğru zamanda, doğru yerde, doğru biçimde ve yeteri kadar kullanamazsa hastaya zarar verir. En basitinden, o hastada panik atak semptomları oluşur. İşte tıpkı bunun gibi. İşte bunları yapabilenler insanlardır. Artık onları insan diyebiliriz de diğerleri insan değil midir? Hayır değildir. Onlar, talebedir. Kötülükten öcü gibi korkan o kadar insan var ki. Sanki o istemeyince de kötülük ona gelir zannediyorlar. Kötülük ve iyilik kimseye gelmez. Onu biz seçeriz. Ya bütün için çalışmayı seçip pozitif oluruz ya da kendimiz çalışmayı seçer negatif oluruz. Özgür irade yasası gereği seçim serbesttir. Ve kimseye seçimlerinden dolayı ne madalya verilir ne de o can Bütün tarafında taşlanıp cehenneme falan atılır. Sadece ve sadece sistem kendiliğinden, "Doğal Sirküle Yasası" o enerjiyi kendi yoğunluğuna uygun bir ortama sevk eder. Bu ortamları, iyi ve kötü olarak tanımlamak da hatadır. Sadece taşınılan yoğunluğun, eşdeğer bir başka yoğunluk (Gezegensel Sistemler) tarafından varlığın kendisine çekilmesidir. Makro olan o yoğunluk, mikro olan o yoğunluğu emer ve kendi bütünlüğüne kayıtlar. Esas olan yoğunluktur. İsimler de hikayedir. Yani korkulacak bir şey yoktur. Paylaşmak istedim. Bütün için miyiz, değil miyiz? Bütün için mi birleşip çalışacağız, yoksa nefsimiz, ya da cemaatimiz için mi çalışacağız. Verilecek tek karar budur. Şimdi, kotlanma zamanıdır. "Bütün içinim" diyenler ve "bütüne değilim" diyenler, kendi kotlarıyla kendi yoğunluklarına kayıtlanacaklar. Bu da kötü mü!? Yo ne iyi, ne de kötüdür. Sadece olandır. Amin... Şimdi seçtiniz mi? Seçtiniz. Nereden seçtiniz? Yürekten. Tamam, işte kotlandınız. Nereye, hak ettiğimiz yere. Hayırlı olsun. (Sevgimle kalın) (Furkan dağ'alıntıdır) |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.