ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Güneydoğu Anadolu Bölgesi (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=625)
-   -   Şanlıurfa'da Mani Ve Hoyrat Geleneği (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=450118)

Prof. Dr. Sinsi 08-14-2012 03:30 PM

Şanlıurfa'da Mani Ve Hoyrat Geleneği
 
Şanlıurfa'da Mani ve Hoyrat Geleneği


Uygarlığın Doğduğu Şehir: Şanlıurfa


Halk Kültürü
Şanlıurfa'da Mani ve Hoyrat GeleneğiTelevizyonda basında ve diğer yayınlarda Şanlıurfa üzerine yapılan araştırmalarda Şanlıurfa halk oyunları, halk müziği zenginliği üzerinde durulmuş ve nedense Urfalı’nın hazır cevaplığı, keskin zekâsı, ince espri gücü, kısacası söz ustalığı üzerinde durulmamıştır.
Halbuki bilmecelerinde, dua ve beddualarında yer alan söz dokularının zenginliği, doğmaca özelliklerinin orijinalliği Urfa’nın bu alanda ne kadar usta olduğunu gösterir.
Mesela, muhatabının ölmesini dileyen birinin ettiği şu bedduanın inceliğine bakın:
“Sıccah yatasan, savuh kâhasan”
Yine doğaçlaması bir ciğerci dükkânında meydana gelen bir olay üzerine ortaya çıkan, bir açıdan mani, bir açıdan hoyrat sayılabilecek şu örneğin güzelliğine bakın:
Kuşbaşı var

Ciğer var kuşbaşı var

Yadlara üz mı verir

Dostı var oynaşı var
Mani: a-a-b-a kafiye düzeninde 7’li hece ölçüsüyle söylenen genelde 4 mısradan oluşan anonim halk edebiyatı nazım şekillerindendir.
Mani: Arapça Ma’n sülasi kökünün sonuna bir nisbet “i” sinin yerleştirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Anlamı da “manayla ilgili” olarak değerlendiriliyor.
Mani: Aynı kökten türemiş çoğul bir sözcüktür ve “me’ani” sözcüğünün bozulmuş bir söylenişidir.
Arapların bu türde şiir söylememeleri bu ihtimalleri zayıflatmaktadır.
Başka bir ihtimalse şudur:
Maniheist Türklerin tanrılarına adadıkları şiirlerdir. Maniheizmin “mani” adını verdikleri tanrılara adanmış şiirlerdir.
Zaten Türklerin ulusal ölçüsünün hece ölçüsü, ulusal nazım birimlerinin 4’lük olması bu ihtimali daha akılcı kılmaktadır.
Hoyrata gelince;
Sözcük anlamı bakımından kaba, kırıcı, sıra dışı bir kabalığı anlamlarını çağrıştırmaktadır.
Hoyratın dik bir sesle söylenmesi, her mekânda teğanni edilmesi, ses düzeni bakımından belirli bir kalıba sokulmaması bu anlamları çağrıştırmaktadır.
Hoyratı Yunanca “Horyatus” sözcüğünden dilimize girmiş bir sözcük olarak göstermek Grek kültürü hoyratlığından başka bir şey değildir. Zaten bu tür transferleri batı kökenli ansiklopedilerin yapması da oldukça anlamlıdır.
Hoyrat, birinci mısrasında 7’den az hece bulunduran ve ekseriya cinaslı kafiye kullanılan, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kesik mani, cinaslı mani, ayaklı mani olarak telaffuz edilen bir türdür. Bu türe Urfa’da ve Kerkük’te verilen addır.
Bu bilgilerden sonra ana konu olan Urfa mani ve hoyratlarına gelince:
Bu konuda şimdiye kadar üç çalışma yapılmıştır.
1- ERGİN, M. Emin: Urfa’dan Derlenmiş Hoyrat ve Maniler, 1972, 300 civarında hoyrat ve mani.
2- ERGİN, M. Emin: Urfa’dan Derlenmiş Hoyrat ve Maniler, 1983. 2. Baskı, 450 civarında hoyrat ve mani.
3- AKBIYIK, Abuzer; KÜRKÇOĞLU Sabri: Şanlıurfa Hoyrat Manileri, 1991, 979 mani ve hoyrat.
Burada, yayınlanan bu kitaplarda yer alan mani ve hoyratlardan alıntılar yapmaktan ziyade Urfa’daki hoyrat ve mani geleneği üzerine notlar düşmek ve bu kitaplarda yer almayan özgün mani veya hoyrat sunulmuştur.
Urfa’daki mani ve hoyrat geleneğinin çok eskilere dayandığını söylemek için gerekli belgelere sahip değiliz. Şuna eminiz ki, Osmanlı mührü 16. yüzyılda Urfa’ya vurulmuş ve mani geleneği bu yüzyılda başlamıştır. 18. yy. daki veba salgını, 19. yy.da Kırım ve 93 harplerinin getirdiği göçler, Urfa’da kullanılan mani ve hoyratların, Urfa’da son bulan bu göçlerin başladığı yörelerde de değişik biçimlerde söylenmesi (Azerbaycan-Kars-Elazığ-Bingöl-Bitlis-Van-Kerkük) bu geleneği ancak 300-350 yılın birikmeleri olduğu sonucunu doğurur.
Hoyrat ve manilerde yer alan dilin tazeliği ve aynı mani ve hoyratların günümüzde de kullanılması bu kanaati desteklemektedir.
Maninin değişmez özelliği olan 7’li hece ölçüsü Şanlıurfa’da da değişmemektedir. Ancak bu ölçüyü aşan, aceleye getirilmiş 3+4, 4+3, 5+2 gibi durakları çiğnemiş maniler de vardır.
Kurbanım her gelene

Zülfünden ter gelene

Çöp yığdım yuva yaptım

Yavrularım kölgelene gibi....
Maniler özellikle Urfa’da kadınlar tarafından terennüm edilir. Kadınlar, söyledikleri bu manilere “düzme” adını verirler ve bu düzmeler mutlaka 4’lük biçimindedir. Düzmeler önceden ezberlenmiş olmayıp günün, anlam ve önemine uygun doğaçlamalardır.
Urfa’da erkekler genelde “hoyrat” söylerler. Bir erkeğin mani okuması veya söylemesi bir dönemde ayıp sayılmıştır. Hoyratlar tek ve çifte olarak söylenir. Tekler bir kişi tarafından söylenir ve karşılık beklenmez. Doğal olarak doğaçlamadır. Mesela:
Ne mavidir

Kız göziy ne mavidir

Avudırsay sen avut

El benim nem avudır
Urfa hoyratlarının bazıları da cinas bakımından zayıftır. Daha doğrusu cinas barındırmaz.
Bı demde

Yaram sızlar bı demde

Mevlam bizi affeyle

Ahır nefes son demde
Çifteler ise genelde bir atışma biçimindedir. Verilen ayak çerçevesinde değil, atışma hızının tersine ilk sözcük gözetilerek yapılır. Şunu da ilave edelim; Urfa’da dini musıkinin ilâhi türüne de “çifte” denmektedir.
Çiftelere şu örnekleri verelim:
Sürme meni

Çek göze sürme meni

Bala beşikte ağliy

Ağzına sür memeni
Sürme beni

Çek göze sürme beni

Kapida kul olmışam

Nâçârım sürme beni
Yara yerı

Sağalmaz yara yerı

El getti menzil aldı

Ben derem yara yerı
Yara sızlar

Oh değmiş yara sızlar

Yaralının halından

Ne bilsin yarasızlar
Kalemı kaşta kodiy

Gozımı yaşta kodiy

Sen başiy alıp gettiy

Beni ataşta kodiy
Kalemın ucu kara

Kalbinin ucu yara

Heberiy tez yerişti

Gel ağlama beçara
Çiftelerin yanısıra birden fazla kişi tarafından tamamlanan maniler de vardır. Bu tür maniye ne dendiğini sözlü ve yazılı kaynaklardan öğrenemedik:
Koyınlar kuzliyanda

Yaralar sızliyanda

Ben seni nerde bulım

Göynım arzuliyanda
Bu dörtlüğün ayaklı ve cinaslı olmaması ve her mısranın aynı güçte olmaması zaten dikkati çekmektedir.
Urfa’da söylenen mani ve hoyratların bir başka özelliği de 6 mısradan oluşanlarının da varlığıdır.
Kara beni

Üzınde kara beni

Ataş beni yahmazdı

Yahtı bir kara beni

Gece gündüz yanarım

Yatırın kara beni
Kara gözler

Humardır kara gözler

Yar biye güman etmiş

Taha da kara gizler

Gemim deryada kaldı

Kaptanı kara gözler
Urfa mani ve hoyratlarının konuları ise aşk, gurbet, yiğitlik, alay, ölüm, evlenme, hikmet, özlem ve doğadır. Bu konular her manide ve hoyratta değişik açılardan işlenir. Hoyrat ve mani okuyanların (söyleyenlerin değil) repertuarları oldukça geniştir.
Mani ve hoyratların daha önce belirtildiği üzere belki bir makamı yoktur. Fakat bazı hoyratlar bazı makamlara yakışmalarından bir alışkanlıkla mesnevi, isfahan, nevruz, beşiri gibi aynı makamlarla okunmaktadır. Hoyrat ve mani icrası yüksek ve yanık bir sesle yapılır.
Özellikle şehrin güneyinde meydana gelen gecekondulaşma olayından önce var olan mağaralarda, kesmelerde, Ehber’de, Merkefe’de bahar aylarında hoyrat eksik olmazdı. Zaman zaman mağaradan mağaraya hoyratla seslenilir, mağaradan mağaraya mesaj iletilirdi. Söz gelimi tuz isteme, birini çağırma, çiğköfte veya peynirli helva isteme, gönderme gibi haberleşmeler hoyrat aracılığıyla yapılırdı. Bir tuz isteme hoyratı:
Yaz yolla

Bahar yolla yaz yolla

Çiğ köfte hamur oldı

Kardaş bize duz yolla
Aynı hoyratın;

Yaz yolla

Bahar yolla yaz yolla

Kebap yandı köz oldı

Kardaş bize duz yolla,

biçiminde bir varyantı da vardır.
Urfa hoyrat ve manilerinin üzerine yapılan tartışmalardan biri de yazıya nasıl geçirileceğidir. Akademik çevreler ulusal kültürün bütünlüğü için bunların normal Türkçeyle yazıya geçirilmesini istemektedir. Ancak bir kültür mozayiğinin apayrı bir rengi olan Urfa ağzının unutulmasına ve ölümüne göz göre göre razı olmak anlamına gelen bu yöntemi kabullenmek bize kelimenin tam manasıyla “giran” gelmektedir.
İşte size birkaç özgün örnek:
Nahana mı

Yarpız mı nahana mı

Heste heberi geldı

Esseh mı mahana mı
Sürme göze

Yakışır sürme göze

Sürmeye mabal attım

Aman ha sürme göze
Rahtı bıdır

Çiftemin rahtı bıdır

Gettiy amma gelmediy

Ayrılıh vahtı bıdır
Mert nerde

Namert nerde mert nerde

Namerdı bi yana koy

Mühbe olmayın merde
Suyı tasla aşladım

Dövmelere başladım

Kapıdan sesi geldı

Tıtremağa başladım
Kınıfıriy has mıdır

Sahsı mıdır taş mıdır

Dar yere düştım bögın

Keder mıdır yas mıdır
Çapıtta durır bastıh

Onbeş yaşına bastıh

Her gişiye varmanıh

Biz Kur’an’a el bastıh
Aya damlar

Yaldızlar aya damlar

Seher üzını açtı

Sebbehtir ay adamlar
Ağam benim

Birdımış ağam benim

Benim mehle şeniğim

Derdim dağdağam benim

Maşarayda ne’ne var

Sözleriyde me’na var

Eliyden çoh çekmişem

Üz astiy gene ne var

Yazı benim

Hat benim yazı benim

Ardımdan ağlamayın

Bı kara yazı benim
Bağlarında mayana

Suyı verdim o yana

Demirden ürek ister

Bı sözıme dayana
Al alma dörd olaydı

Yiyene derd olaydı

Bı almanın sehebi

Sözine merd olaydı
Kişe tavuğım kişe

Başıya bitler düşe

Fransız kuyu eşmiş

İnşallah gendi düşe
Kulıyam

Kurbanıyam kulıyam

Mevlam kulım demezse

Ya ben kimin kulıyam
Altın tasın kenarı

İçine kırdım narı

Tuttım ecele verdin

Sırma buyıhlı yarı
Alma yanı

Kızarmış alma yanı

Nasıl kebre koyarlar

Mırazın almayanı
Bala ben

Düştim haldan hala ben

Çöp yığdım yuva yaptım

Uçurmadım bala ben
Uyah geldim

Yatmadım uyah geldim

Ömür der bin yaşadım

Göyil der bayah geldim
Ağlama naçar ağlama

Gündür geçer ağlama

Bı kapi örten Mevlam

Bi gün açar ağlama
Aldadi

Dünya bizi aldadi

Altında bi tas zéher

Üsti verir bal dadı
Her ayından

er yılın her ayından

Günde bi kerpiç düşer

Ümrımın serayından
Gamda gül

Gamda bülbül gamda gül

Nadanlar her gün güler

İgıd isey gamda gül
Bahçada yeşil hiyar

Boyı boyıma uyar

Ben dedim gizli sevim

El arıftır tez duyar
Urfa’da inci tutar

Dolanır genci tutar

Bi can bi canı sevse

Alemi sancı tutar
Kınıfır ezenım yoh

Taslara süzenim yoh

Yıhılsın babam evi

İçinde gezenım yoh
Dam üstinde fotraf

Gelin kızlar otırah

Otırmahtan ne çıhar

Gelin olah kurtılah
Ağ çuha, kara çuha

Çuhanın dibi yuha

Ne söledim huylandi

Vay benim gözüm çıha

Bahçıya serdim halı

Boyı kınıfır dalı

Gören maşallah desin

Kimin var bele yarı
Gör bı dağın başını

Topla çağıl daşını

Ele bi öksemişem

Kaynımın kardaşını
Ay doğar bedir

Allah Bı sevda nedir

Allah Ya yara bi merhamet

Ya biye sabır Allah
Beyaz ağıl balıyam

Kardaş ben Urfalıyam

Canım çıhsa vazgeçmem

O yara sevdalıyam


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.