ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Bir Tutam Hikaye (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=456)
-   -   İşte Sevginin Gücü(Çok Güzel, Duygusal Bir Hikaye) (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=438096)

Prof. Dr. Sinsi 08-13-2012 04:06 AM

İşte Sevginin Gücü(Çok Güzel, Duygusal Bir Hikaye)
 

Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının

otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler. Basamakları geçti. Boş

olduğu söylenen koltuğu el yordamı ile buldu. Oturdu. Çantasını kucağına

aldı. Bastonu koltuğa yasladı.

34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez

olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke, kızgınlık, kendine

acıma. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark'tı. Mark hava kuvvetlerinde

subaydı. Susan'ı bütün kalbi ile seviyordu. Susan gözlerini kaybedince, Mark

karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen farketmişti. Ona yeniden güç

kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım

etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye

bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi.

Sonunda Susan'ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl

gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi koca kenti bir uçtan ötekine

tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe

bırakmayı önerdi. Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde. İlk günler Susan

kendini rahat hissetti. Mark da, "Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam"

diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark

işlerin iyi gitmediğini farketti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan'ı mutlu

etmesi mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi kendi başına otobüsle

gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas, o kadar kırılgan, o kadar

öfkeliydi ki. Ne yapabilirdi? "Otobüs" lafı ağzından çıkar çıkmaz, Susan

öfkeyle haykırdı.

"Nasıl yaparım? Görmüyor musun ben körüm! Nerde olduğumu nerden

bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım. Galiba sana ağır gelmeye başladım,

beni başından atmaya çalışıyorsun."

Duydukları Mark'ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu.

"Her sabah ve akşam otobüsünü arabamla takip edeceğim. Sen bu

yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu."

Tam iki hafta Mark, Susan'ın otobüsünün arkasından gitti. İki hafta boyu

karısına görme dışındaki duyularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle

duymanın pek çok sorunu çözeceğini izah etti. Kulakları ona nerede

olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi.

Otobüs şöförü ile ahbap olursa, herşey kolaylaşır, şöför her gün ona önde

bir yer bile ayırırdı. Nihayet Susan, yolculuğu tek başına yapmaya hazır

olduğunu hissetti. Pazartesi sabahı geldi. Ayrılırken, otobüsünün geçici

eskortu kocasına, hayattaki en büyük dostuna sarıldı. Gözleri yaşla doluydu

Susan'ın. Kocasına öyle teşekkürle doluydu ki. Onun sabrı, sadakati,

desteği ve sevgisiyle umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden

hayata dönmüştü.

"Allahaısmarladık" dedi kocasına ve uzun zamandan beri ilk defa ters

yönlerde yola çıktılar. Pazartesi.. Salı.. Çarşamba.. Her gün mükemmel geçti

Susan için. Kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Yapıyordu. Başarıyordu.

Tek başına başarıyordu. Kendi kendine gidip gelebiliyordu işte.

Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi. Ofisinin karşısındaki

durakta inerken bilet parasını uzattı şöföre.

"Sizi kıskanıyorum bayan" dedi, şöför. Susan şöförün başkasına hitap

ettiğini düşündü. Bir körün gıpta edilecek nesi olabilirdi ki?

"Neyimi kıskanıyorsunuz benim" diye sordu şöföre "Sizin kadar sevilmek,

sizin kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan"

dedi şöför.

"Nasıl yani" dedi, Susan.

"Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede duruyor ve siz otobüsten

inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar

oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp

gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan "

Mutluluk göz yaşları Susan'ın yanaklarından akmaya başladı. Ve birden

hatırladı. Markı hiç görmüyordu ama, bir haftadır yanında olduğunu hem de

öyle kuvvetli hissediyordu ki. Talihli, gerçekten çok talihli idi. Öyle bir

armağan vermişti ki ona hayat, görmekten daha değerliydi. Bu armağanın

varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu.

Sevginin aydınlatmayacağı hiçbir karanlık yoktu çünkü


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.