ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Bir Söz /Bir Resim.. (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=402607)

Prof. Dr. Sinsi 08-06-2012 05:20 AM

Bir Söz /Bir Resim..
 
http://[img]/images/forumsinsimages/....jpg[/img]
Bir Söz /Bir Resim..





Her odunun kokusu dumanından meydana çıkar. İnlemesinden anlaşılır ki, Aşık gönül hastasıdır. Vücudu afiyettedir ama o, gönüle tutulmuştur. Aşıklık gönül iniltisinden belli olur, hiçbir hastalık gönül hastalığı gibi değildir. Aşığın hastalığı bütün hastalıklardan ayrıdır. Aşk, İlahi sırlardan bir sırdır. Aşkı açıklamak ve anlatmak için ne söylersem söyleyeyim, asıl aşka gelince o sözlerden mahcup olurum. Dil söylerse aydınlanırız , fakat dile düşmeyen aşk daha aydındır. Çünkü kalem, yazmada koşup durmaktadır, ama aşk bahsine gelince; çatlar, aciz kalır. Aşkı açıklamada akıl yetersiz kalır. Aşkı , aşıklığı yine aşk izah eder ancak.
( Aşk yüzüne gülünce ağlarsın,işte o zaman anlarsın Can!)



Aşk nedir? dediler Mansur’a. Sabredip bekleyin dedi.
Üç güne varmaz görürsünüz. Önce kollarını ayaklarını kestiler
Her uzvu Aşk dedi. Astılar, bedenini o yine Aşk dedi.
Yakıp küllerini nehre saçtılar
Her bir zerresi Aşk ile Enel-Hak dedi.”

[img]/images/forumsinsimages/56/06-08-2012T03-52-206544c1_forumsinsi.net_.jpg[/img]

Göz nereye bakar, gönül oraya akar
Gönül nereye akar, ayak oraya koşar !



Sen, duru bir su gibisin; bu duru suyu, yaptığın kötülüklerle bulandırma, gönlünü örtme!

Gönül gözünün önüne günah perdesini çekme; yapma bu işi.

Tertemiz kişiler, gönül erleri, gönlünü seyretmek için onun etrafında toplandılar!

Bu temiz insanlara karsı sen de utanç içinde kalma; sen de tertemiz ol, gönlünü utandırma!


Bak Gönül: “Fanî güzellere âşık olmaktan kendini çek!” diye nara atıyor!




Hz. Mevlana




Gerçeği bilerek ölen aşılar[
sevgilinin huzurunda şeker gibi erirler

Tatlı tatlı ölürler
Bir başka şive ile ölürler hasılı Elest hitabından sonsuzluk şarabı içenler…
Melekler kıskanırken güzelliklerini
adem oğulları gibi ölmezler onlar
Sen aslanlar da köpekler gibi kapının dışında mı ölürler sanırsın?
Yolculukta ölen aşıkları karşılamaya padişah çıkar
Onlar ölmezler
gaip gözlerini açarlar
Aşık olmayanlarsa kör ve sağır can verir giderler
O ay yüzlünün ayak ucunda solar aşıklar
Güneş gibi apaydın olurlar
Birbirlerinin canına can kesilenler
birbirlerinin aşkı ile ölürler.
Ciğerlerinde aşk suyu…
Su gibi ölürler
Aşıklar gökyüzüne kanat açarlar
Münkirlerse cehennemin dibinde geberip giderler
Geceleri sevgilinin derdi ile korkusu ile uyuyamayanlar
korkusuzca huzur içinde ölürler…
Burada ota tapan öküzlerse eşek gibi çürür giderler
Sevgilinin bakışına kapılanlar
] güle oynaya feda ederler kendilerini o bakışa
Padişah onları kucağına alır bağrına basar
O bakışa kul köle olan
hor hakir bir halde ölmez
Mustafa’yı arayanlar Ömer gibi Ebu Bekir gibi ölürler…
Ölüm yoktur aşıklara


Ben bu sözleri öylesine söyledim.
Ey şems! Padişahım! Seni inkar eden ölmez
Sadece gerçeği bilmeyen kapkara kalbi ile kapkara gider

Hz. mevlana

[img]/images/forumsinsimages/56/06-08-2012T03-52-20e5d2db_forumsinsi.net_.jpg[/img]

“Hikâye ederlerdi ki, yüce : ‘Ey benim kulum! Senin ihtiyacını ve dileğini yalvarmanla, dua etmenle çabucak yerine getirirdim; fakat senin yalvarış ve inleyişinin sesi hoşuma gidiyor, işte daha çok ağlayıp inlemen ve sesini daha çok duymam için dileğini yerine geç getiriyorum’ buyuruyor. Meselâ bir adamın evinin kapısına iki fakir geldi. Biri hoşa giden, sevimli ve beğenilen bir tip; öbürü ise tamamen bunun aksine çirkin ve sevimsiz. Ev sahibi uşağına: ‘O sevimsiz olanına bir parça ekmek ver de, hemen kapımızdan uzaklaşsın.’ der. Sevimli olanına ise: ‘Daha ekmek pişirmediler. Pişip gelinceye kadar bekle.’ diye vaatte bulunulur.” (Fîhi Mâfih, 57-5



Diğer taraftan sağlık ve varlık ’la kul arasında iki perdedir. İnsan hastalanınca veya malına mülküne bir ziyan gelince ALLAH’ı daha çok hatırlamaya başlar, duaları daha sıcak olur, Cenab-ı Hakk’a samimiyetle niyaz eder. Mevlânâ bu konuda Firavun’u örnek verir: Cenab-ı Hak Firavun’a dört yüz yıl ömür, saltanat, mal mülk vermiş, her arzusunun yerine gelmesini sağlamıştır. Bunların hepsi onun ile arasındaki perdeleri kalınlaştırmış, kendisi tanrılık iddiasında bulunmuştur. Hatta öyle ki Cenab-ı Hak Firavun’un kendisini anmaması için hiçbir isteğini yerine getirmezlik etmemiş, ona küçük bir baş ağrısı bile vermemiştir. (Fîhi Mâfih, 354-355)



Dertler insanı olgunlaştırır
Bu husus doğuda ve batıda bütün dünyada geçerli bir gerçektir. Eckhart’ın; “İnsanı olgunluğa götüren en hızlı at ıstıraptır” ve Balzac’ın;“Her ıstırabın öğrettiği bir şey vardır” tarzındaki benzer ifadeleri bu görüşü teyid eder. Mevlânâ bu konuyu da ele alır:


“Kul, gece gündüz Hakk’a ağlayıp yakarır, derdinden dolayı yüzlerce şikâyette bulunur.


Cenab-ı Hak da ona: ‘Ey bîçâre, dert ve mihnet seni doğru yola çıkarır.


Ey kusurlarla dolu olan; şikâyetini, seni bizden uzaklaştıran nimetlerden et.’


Gerçekte her düşman, sana bir ilaç, faydalı ve ferahlandırıcı bir kimyadır.


Zira onlardan kaçar, Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve yardımlarına iltica edersin.


Seni Hak’tan başka şeylerle meşgul eden dostlarınsa, hakikatte düşmanlarındır.


Porsuk adında bir hayvan vardır, boyuna dayak yedikçe semirir.


Onu dövdükçe daha iyileşir, vuruldukça semizleşir!


Gerçekten müminin nefsi de bir porsuk gibidir, zahmet ve mihnet onu güzelleştirir, semirtir.


Bu sebepten peygamberler cevr ü cefaya uğramış, halktan daha çok meşakkat çekmişlerdir.


Zira canları da diğer canlardan daha temiz, daha üstündü. Onun için başkaları, onların çektiğini çekmedi.


Deri, ilaçlarla belâlara katlanıp, sonunda öyle Tâif derisi gibi güzelleşir.


Ona acı ve keskin ilaçlar sürülmeseydi, tamamen işe yaramaz ve pis pis kokardı.


İnsan da tabaklanmamış deri gibidir; rutubetten bozulur, ağır ağır kokar.


Sen ona bol bol acı ve keskin ilaçları sür de; o, güzelleşip, temizleşip, kıymetlensin.


Buna gücün yetmezse, Cenab-ı Hak sana istediğinin dışında bir maraz verince ona rıza gösterip sabret.


Dosttan gelen belâ seni temizler. O’nun ilmi senin tedbirinden üstündür.” (Mesnevî, IV:91-107)



Dertler kul için imtihandır

Altın ateşte, insan mihnette belli olur. İnsanın gerçek şahsiyeti dertlerle denendiği zaman ortaya çıkar. Mevlânâ kısaca açıklar:


“Dost, hiç dostun zahmetinden kaçar mı? O zahmet içtir, dostluksa onun kabuğu.


Gam çeken dost için muhabbetin şartı mihnete, derde, belâya katlanmaktır.


Dost altın, belâ da ateş gibidir. Ayarı hâlis olan altın ateşe razıdır.” (Mesnevî, II:1472-74)

[img]/images/forumsinsimages/56/06-08-2012T03-52-20604720_forumsinsi.net_.jpg[/img]

Küçük sıkıntılar büyük belâlara manidir

Mevlânâ bu konuyu hikâye ile anlatır. Bir adam Hz. Mûsâ’dan kendisine hayvanların dilini öğretmesini ister. Hz. Mûsâ, bu isteğin tehlikeli olduğunu, herkesin buna tahammül edecek gücü olmadığını söylerse de adam ısrar eder.



Bunun üzerine Cenab-ı Hak’tan, Hz. Mûsâ’ya onu üzmemesi, dileğinin hiç olmazsa bir kısmının yerine getirilmesi için vahiy gelir. Hz. Mûsâ adama yalnızca evindeki köpekle horozun dilini öğretir.



Bir sabah adam hevesle bu hayvanların konuşmasını dinlemek için bahçeye çıkar. Evin hizmetçisi sofra örtüsünü bahçeye silkerken bir parça ekmek yere düşer ve horoz hemen bu parçayı kapar.



Köpek, horoza onun kırıntıları da yiyebileceğini, o parçanın kendisine münasip olduğunu söyler. Horoz, köpeğe üzülmemesini, o gün ev sahibinin atının öleceğini ve köpeğin bol yiyeceğe kavuşacağını söyler. Bunu işiten adam derhâl pazara gider, atını satar. Ertesi sabah aynı hadise tekrar eder.



Köpek, horozu yalancılıkla suçlar. Horoz; atın satıldığını, ev sahibinin ziyanı başkasına yüklediğini, ancak o gün katırın öleceğini ve bütün hayvanlara ziyafet olacağını söyler. Bunu duyan adam katırı da satar. Üçüncü gün hadise tekrarlanır, horoz bu kez de evdeki kölenin öleceğini, yoksullara, köpeklere bol ekmek dağıtılacağını söyler. Adam köleyi de elden çıkarır.


Diğer yandan üç belâdan da kurtulduğu için sevinmektedir. Dördüncü gün gelir. Açlıktan hâlsiz kalan köpek sitemde bulununca; horoz ev sahibinin her üç ziyanı da savuşturduğunu, ancak bu defa sıranın ona geldiğini; atın, katırın ve kölenin ölümlerinin kendisine gelecek kazayı def etmek için olduğunu fakat hırsa kapılan sahiplerinin bunu kabullenmediği için öleceğini, birçok yemeklerin yapılacağını, kurban kesilip yoksulların, hayvanların doyurulacağını dile getirir.


Adam pişmanlık ve korkuyla Hz. Mûsâ’ya gider, canının bağışlanmasını ister. Hz. Mûsâ, atılan okun geri dönmeyeceği gibi, kazaya mani olmanın da imkânsız olduğunu anlatır, elinden gelen tek şeyin onun imanla ölmesi için dua etmek olduğunu bildirir. Adamcağız durumun ciddiyetini anlayınca korkusundan hastalanır ve ölür.



Sen burnunu kanatmak istemezsin ama burnun kanar. Bu kanayış sana sağlık verir.” (Mesnevî, III:343



Bu hikâyeden de anlaşılacağı üzere insanoğlunun başına gelen bazı dertler, onu daha büyük musibetlerden korumak için âdetâ paratoner vazifesi görür.



"Sükut eyledim, ''Kahrı var'' dediler. Biraz söyledim, ''Zehri'' var dediler Sustum, kahrından susuyor dediler; biraz konuştum, zehrini kusuyor dediler" ( Hz. Mevlana)




Onun yüce,geniş bir ülkesi var.
Nasıl olursan,ne olursan ol sen ona lazımsın.Dilersen akik ol,la'l ol,elmas ol!Dilersen ker*** ol,taş ol!O büyük ülkeye o da lazım,bu da.

**La'l isen de gel,taş isen de gel,onun bela seline düş,yuvarlana yuvarlana onun "Ehadiyyet"(birlik)denizine doğru koş,koş da ilahi aşkla çırpınıp duran aşk denizine misafir ol!


"Bizim peygamberimizin yolu âşk yoludur. Biz âşk çocuklarıyız; âşk bizim anamızdır,"




Her bir kötü huyunu bir diken bil; dikenler, kaç keredir ayağını yaraladı.

Kaç kere, kötü huyun yaraladı seni; fakat sende duygu yok ki; duygusuz yaratılmışsın.

Çirkin huyunun, başkalarını yaraladığını bilmiyorsan.

Kendi yarandan da haberin yok değil ya; sen hem kendine azapsın, hem başkalarına.

[img]/images/forumsinsimages/56/06-08-2012T03-52-20e8d9d3_forumsinsi.net_.jpg[/img]


Aramızda bir tek perde var ya Rabbi!
O da, benim
N'olur benden 'ben'imi al.


Hallac-ı Mansur



[img]/images/forumsinsimages/56/06-08-2012T03-52-2014754a_forumsinsi.net_.jpg[/img]


AŞK
kanatlar kırılıncaya kadar uçmaktır.


ŞEVK
kanatlar kırıldıktan sonra da uçmaya çalışmak!


Ya şevk içinde harab ol, ya Aşk içinde gönül!




Aynaya baktı Züleyha ve dedi; buldum seni Yusuf.
Meğer buradaymışsın; yanımda.Meğer ordaymışsın; karşımda.
Meğer içimdeymişsin; dışımda.Meğer görünüşümde, görünmede, görünmeyende.
Hepsinde ve hiçbirinde İçin ağlasa da kim duyar seni ?
Kim anlardışardan olup biteni? Yusuf''un yüzünü görenler bilir
Züleyhanın kalbine batan dikeni...


“Âşıkların bu nâraları zevk ve neşe mumunun yüzündedir.
Şaşılacak şey şu ki, mum geldi, yanıyor,
fakat pervâneden eser yok, görünmüyor.
İşte bu mum, öyle bir mumdur ki,
gündüzden de, geceden de üstündür.
Ey can; koş, koş ki, gönül mumu can istiyor.”

Mevlâna



Aşk, bir uçurumdan düşmek gibi bir şey,
İşte bu yüzden sevgili’ye “yar” denir…
~ Hz. Mevlana




Can dediğin...
Ya canın olmalı;
Ya da,canını taşımalı...
Yar diyemezsin ki herkese...
İçindeki yaran olmalı...


Herkesin de bir yüreği vardır amma...


Yürek dediğin de,


Bir (b)Aşka yanmalı./Mevlana



[img]/images/forumsinsimages/56/06-08-2012T03-52-2077b58f_forumsinsi.net_.jpg[/img]

Geldin , sen iken ben oluyorsun ; az idin çoğalıyorsun ; sevdim doyulmuyorsun ; hamdım , yakıyorsun ; dağdım , fethediyorsun ; Güldün Nur 'un ile aydınlatuyorsun...
Şimdi iki iken bir olan ve olunana ,Sen her yanımda yadımdasın



Aşkın şerarı ateşi ta bağrıma düştü,
Ahım işiden yandı deyu başıma üştü,
İmdadıma eşkim ile dide yetişti,
Hepsi kalıp acz dediler: 'eyvah',
Yansın ko dedim, sönmeye söndürmeye Allah!


Hz. Mevlânâ




Gelmez sana bir ziyan bu aşktan gönlüm!


Can gitse de korkma, başka bir candır ölüm...


Ey gönül!


Anlamayanlar seni üzerler, rahatsız ederler;


hatta seni deli, divane ederler, elini ayağını bağlarlar.


Sen içi tatlı, özlü bir yemişe benzersin,


bu yüzden


seni hep kırarlar…


Hz. Mevlana




....Ve sen yine denendiğinde
ve yine kalbin daraldığında
ve yine bütün kapılar yüzüne kapandığında
ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde...
Uzun uzun düşün ve hatırla yaradanını!


ALLAH kuluna kâfi değil mi?

[IMG]http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRXOkghMTlvnOKkM1d**QLPxh20mGFEq irbxeJeRif7SfqRljXO[/IMG]

Hz. Mevlana'da; "birisinin kalbinde taht kurmak,
sevgisini kazanmak istiyorsanız,
öylesine sevmelisiniz ki,
benliğinizi bırakıp adeta o olmalısınız"




Mevlana Hazretleri, Pervane'nin evinde mânâ aleminden hakikatler saçıyordu.
Büyük bir topluluk vardı. "Müminler ölmezler" dedi, "Belki bir evden diğerine taşınırlar."

Şeyh Taceddin-i Erdebilî, "O halde niçin Allah (celle celaluhu), 'her nefis ölümü tadıcıdır" buyuruyor" diye itiraz etti.

Mevlana: "Evet, fakat Allah nihayet her nefis diyor, her kalp demiyor. Sen ya kalp ol veya bir müminin kalbinde yer et ki, müminin kalbi gibi ölmeyesin. Sen nefsinin hevasına uyup gidersen o ayet senin hakkında söylenmiş olur." buyurdu.



Küle döndüysen ;

Yeniden güle dönmeyi bekle…

Ve;

Geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil ;

Kaç kere küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla !




Bir/lik
Bir olmayı istemekle olur.
Beraberlik uzaklık yakınlık ile değildir.


“Seven sevdiği iledir…”





Ey yüreğim hüzne "BİSMİLLAH"
acıya "ELHAMDULİLLAH"
gözyaşına "SÜBHANALLAH"
lal olan dilime "LA İLAHE İLLALLAH"

[color="Wheat"][/url]



Bir çok razılık, bir çok başlangıç, bir çok aşma ve bir çok aşkınlık..
Verse de vermese de Rabbinden razılığın sırrına vakıf olan Hakikat-i Züleyha'ya Bismillah..
Uyandın, seni perdeler ötesinden hakikata doğuran aşka Bismillah..
Karanlıktan aydınlığa çıkaran duaya ve hüzün ile semaya ağan ruha Bismillah..
İki bulut arasından ayrılınca gökyüzü neler gördüğümü anlattığımda beni anlayan kalbe Bismillah..
Ey Kalbin üzerinde titreyen hüzün! Acıya Bismillah..Ateşe Bismillah..Gözyaşına Bismillah..
Bir ah çekip de derundan kalbimde buluverdiğim
Gül-i Siyah'a Bismillah...

Nazan Bekiroğlu

[IMG]http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQlnPXOhyHrGX85mNkdyOal-ZKg7fQ**E1M8xVDifmr8E9XucPgJg[/IMG]

»Tek çiçekle bahar olmaz diyenlere inat!…

Her yürek için açan özel bir çiçek olduğunu ve fazlasının gerekmediğini ispatlamak için baharı bekliyorum.«

Ahmed Günbay Yıldız




İnşaALLAH derse yakaran
İnşa eder Yaradan!




Şu ellerin taşı hiç bana değmez...
illa dostun gülü yareler beni...




Kavuşmanın nice bir şifa olduğunu, ayrılık ile hasta olandan sor.
Bir içim suya benzer tatlı dudağının lezzetini,
yüzünü görmeye susayandan sor.
Konuşmak gibi bir lütufta bulunursan eğer,
benden başkasına sorma dudağının sırrını.
Bencileyin sırları bilen birisinden sor bu gizli nükteyi.
Gaflet uykusundaki göz, ne bilsin gözü yaşlıların halini?
Yıldız seyrini gözyaşlarının yıldız gibi dökülüşlerine yahut
yıldızlara bakarak sevgiliyi düşünmeyi
ancak sabaha kadar gözüne uyku girmeyenden sor.
Mum gibi yanıp tükendim aşkının derdinden.
Artık seher yelinden sorma halimi benim.
Ayrılık gecesinde sırdaşım olan mumdan ve pervaneden sor.
Ey Fuzuli! Ne bilsin sevgi cahili sofu, aşk lezzetini?
Aşkın nasıl bir zevk olduğunu, aşk zevkini onu tadandan sormak gerek.


Bazen ne acı gelir yaşamak yaşanılan acılar zorluklar çok acıtır ya bizi
insanlar en çokda sevdiklerimiz değer verdiklerimiz...
yakarırız neden diye sorarız buğulu gözlerle haketmemişizdir çünkü
biz samimiyetle sevmişiz değer vermişizdir
samimiyetsizlikleri gördüğümüzde içimizi kanatırlar...
Bazen yazarak dökeriz içimizi ki kağıda dokunan kalem,
kibritten daha çok yangın çıkarır onlar bilmezler
yanlız kalmak isteriz kimseyle konuşmamak belki
kırılan kalbimizi bir başkası daha kırmasın diye
mesafe koyarız korkarız yeniden sevmeye
Oysa acıdır insanı olgunlaştıran acıdır yandıran pişiren...
yanmazsan nasıl anlayacaksın ki
ancak yanarak pişeceksin ve
pişersen olursun ancak..





Geceydi...
Sevda ikliminde bir yürek duaya durmuştu...
Duadan özge eylül mü kalır nisan mı? ..
Duadan ayrılsa kul mu kalır insan mı? ..
Duası olmayanın ola mı umudu, duaya durmayanın kala mı suudu? ..
Ölüm kadar özeldir dua, ölüm gibi güzeldir dua...
Dua yağmur yağmurdur, dua tuzdur hamurdur...
Dua ki bağırlar yakan közlerdedir, dua ki söylenmemiş sözlerdedir...
İçten içe bir niyazdır dua, gelinlik giyside beyazdır dua...
İlahi yazıların gizemli şifresidir dua, yoldaşın yoldaşa gülen çehresidir dua...
Tevbeleri izleyen gözyaşıdır dua, her işte bir hayrın başıdır dua...
Yıldızları tutan açık ellerdedir dua, şafakların değdiği dillerdedir dua...
Dünyanın eşiğinden öteye akıştır dua, gaflet perdelerinden öteye bakıştır dua...
Dua ki; kelebekler kanadı gibi titrek, seher bülbülü gibi şakraktır...
Dua ki; umutların ritmiyle atan nabızda gizlidir, gönüllerin teliyle çalan sazda gizlidir...
Söz değil bir haldir... Söze hükmeden mecaldir...
Gönülden ve gizlice... Utanarak ve umarak... Israrla ve devamlı...
Geceydi... Sevda ikliminde bir yürek duaya durmuştu...





İyiliğe niyet edin... Büyüklere hürmet edin...
Sıkıntıya sabredin...
Aza kanaat edin... Sözünüzde sebat edin...
Bildiğinizle amel edin...
Hatanızı kabul edin... Yaramaz ise def edin...
Varken tasarruf edin...
Alimlerle sohbet edin... Nefsinizle inat edin...
Sofranıza davet edin...
Zararlıysa men edin... Seviyorsanız ifade edin...




Sabretmek


öylece durup beklemek değil,

ileri görüşlü olmak demektir.

Sabır nedir?

Dikene bakıp gülü,

geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.

Ve bilirler ki gökteki ayın

hilal’den dolunaya varması için zaman gerekir.



~ Tebrizli Şems ~


Prof. Dr. Sinsi 08-06-2012 05:20 AM

Bir Söz /Bir Resim..
 
"Aşk nedir? dediler Mansur’a. Sabredip bekleyin dedi.
Üç güne varmaz görürsünüz. Önce kollarını ayaklarını kestiler
Her uzvu Aşk dedi. Astılar, bedenini o yine Aşk dedi.
Yakıp küllerini nehre saçtılar
Her bir zerresi Aşk ile Enel-Hak dedi.”"

ah neler çekti Hallac-ı Mansur ilahi aşkından dolayıda yineden isyan etmedi..emeğine sağlık güzel yürekli arkadaşım LâL...Rabbimin cc sevgisi seninle olsun İnşallah...

Prof. Dr. Sinsi 08-06-2012 05:20 AM

Bir Söz /Bir Resim..
 

Alıntı:








Sİhab Nickli Üyeden Alıntı



"Aşk nedir? dediler Mansur’a. Sabredip bekleyin dedi.
Üç güne varmaz görürsünüz. Önce kollarını ayaklarını kestiler
Her uzvu Aşk dedi. Astılar, bedenini o yine Aşk dedi.
Yakıp küllerini nehre saçtılar
Her bir zerresi Aşk ile Enel-Hak dedi.”"

ah neler çekti Hallac-ı Mansur ilahi aşkından dolayıda yineden isyan etmedi..emeğine sağlık güzel yürekli arkadaşım LâL...Rabbimin cc sevgisi seninle olsun İnşallah...






Seninde gözlerine güzel yorum yazan ellerine sağlık güzel kalpli arkadaşım teşekkürler Rabbimin cc sevgisi her daim seninle de olsun inşallah..

Prof. Dr. Sinsi 08-06-2012 05:20 AM

Bir Söz /Bir Resim..
 
Küle döndüysen ;

Yeniden güle dönmeyi bekle…

Ve;

Geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil ;

Kaç kere küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla ! Ey yüreğim hüzne "BİSMİLLAH"
acıya "ELHAMDULİLLAH"
gözyaşına "SÜBHANALLAH"
lal olan dilime "LA İLAHE İLLALLAH Sevgili güzel yürek hepsi birbirinden güzel alıntı yapmak çok zor.Emeğine,melek yüreğine,nazar değmesin dediğim gözlerine sağlık.Sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum güzel yüreğine,AŞK la kal inşallah

Prof. Dr. Sinsi 08-06-2012 05:21 AM

Bir Söz /Bir Resim..
 

Alıntı:








Kocayürek Nickli Üyeden Alıntı



Küle döndüysen ;

Yeniden güle dönmeyi bekle…

Ve;

Geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil ;

Kaç kere küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla ! Ey yüreğim hüzne "BİSMİLLAH"
acıya "ELHAMDULİLLAH"
gözyaşına "SÜBHANALLAH"
lal olan dilime "LA İLAHE İLLALLAH Sevgili güzel yürek hepsi birbirinden güzel alıntı yapmak çok zor.Emeğine,melek yüreğine,nazar değmesin dediğim gözlerine sağlık.Sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum güzel yüreğine,AŞK la kal inşallah





Bir/lik
Bir olmayı istemekle olur.
Beraberlik uzaklık yakınlık ile değildir.


“Seven sevdiği iledir…”

Sevgili okyonus yürek, seninde okuyan gözlerine yorum yazan bizlere güzel paylaşımlar yazan ellerine ve o kocaman yüreğine nazar değmesin..Güzel yüreğine sonsuz teşekkürlerimi sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum.Sevgi ve Aşkla kal..


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.