ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   İki Kum Tanesi (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=394340)

Prof. Dr. Sinsi 08-04-2012 03:42 AM

İki Kum Tanesi
 

İki Kum Tanesinin Sevgisi...

Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok

sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar. Birbirlerini yanlarında,

canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler. Derken bir rüzgar çıkmış kum

tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş. Çok

uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç

azalmamış yine sevmeye devam etmişler. Birbirlerine ulaştırabildikleri

sesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde

sevmeyi öğrenmişler.


Bir gün biri diğerine "sevdamız sonsuza erişmesi için aynı anda bir

dilek dileyelim" demiş. Ikisi de aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve

tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız, sevdamızın sonsuza dek

sürmesi olabilir diye ikisi de kendilerini fırtınaya bırakmışlar.

Gözlerini kapayıp fırtına dindiğinde sevdalarının yanı başında olmuş

olmayı arzulamışlar. Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar

yıllarca yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere

savruluyorlarmış.


Fırtına günlerce sürmüş kum taneleri de oradan oraya savrulup durmuşlar.

Ikisini de bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş.

Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeği öğrenmişler. Günler

geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikisi de başka

alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine

o kadar inanmışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde

derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeği öğrenmişler. Kendilerine

birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere

savrulduklarını anlamışlar. Biran ölmek istemişler ama sonra

birbirlerini hiç görmeden,mesafelere, engellere rağmen sevmeği

öğrenmişler. "Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşmaz ki birbirimize"

demişler. Ikisi de yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca

hep susmuşlar. Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet

etmeden beklemişler. Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler.


Yıllar geçmiş ama sevgileri hiç geçmemiş.


Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar. Bir gün ikisi de

birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar ve kavuşmak için

yeniden fırtına çıkmasını dilemişler. Beklemişler beklemişler ama

fırtına bir türlü çıkmamış. Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya

bırakmak için oldukları yerde dönmüş durmuşlar ama hepsi nafile küçük

bir rüzgar bile çıkmamış. Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar.

Sevdiklerinin, sevdalarının, yıllarca beklediklerinin tam karşısında

durduklarını görmüşler ve hemen ikisi de yıllar önce diledikleri dileğianımsamışlar.


Dilek şöyleymiş

"'ım bizi birbirimize her şeyiyle sevmeği öğrendiğimizde kavuştur. Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin."


Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini

sandıkları yılları aslında birbir yanı başlarında geçirmişler.

Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler

çünkü onlar sevmeği her şeyiyle öğrenmeği dilemişler.


Dilekleri kabul olmuş umutla, sabırla, acıyla, yakında, uzakta...her

şeyiyle sevmeği öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar. Sevmeği bildikten sonra mesafeler, acılar, yıllar, aylar...asla sevdayı

söndürmez ama sevmeği bilmedikten sonra yanı başında ki sevdiğini bile

yıllarca göremeyebilir insan...



Ölmeden önce ölmeyi anlaman için önce aşık olmanız gerek sonra o aşkı kaybetceksin ondan sonra hiçliğini öğreniceksin çaresizliğin ne demek olduğunu mana alemine dalcaksın kendince Allah'ın izni ile o alemi anlamaya açlışıcaksın rabbinin katındaki acizliğini bileceksin o istemediği sürece hşiç bişeye gücünün yetemiyeceğini göreceksin sonra bir anda heryerini ALLAH aşkı saracak yatacaksın ALLAH diyeceksin kalkacaksın ALLAH diyeceksin alemden yok olacaksın bir köşeye çekilip herşeyden sıyrılacaksın bir seeen birde rabbin kalacaksınız yumcaksın gözlerini rabbinin yüceliğini düşüneceksin yaptıklarına hayran edeceksin kendini onların yanında ne kadar basit kaldığını öğreneceksin Arifler meclisine dalcaksın bırakacaksın kendini aşkına sonra Mevlana gibi dönceksin gönlünde aşkın ateşiyle gönlündeki aşk büyüyecek bir anda kaybolcaksın dünyadan var olcaksın ama aslında yoksun bedenin burda ruhun manada olcak Rabbini düşüneceksin her an sonra sonra sonrası yok ebedi bir alemde bulacaksın kendini ölümün ne olduğunu ölceksin öyle öğreneceksin ama öldüğünü bile anlamayacaksın bir an kendine geleceksin Rabbinin karşısında bulacaksın kendini yanında yanında alemlere Rahmet olsun diye gönderilmiş peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) sana bakıyor olacaklar Rabbin bir an ey kulum diye seslencek sana işte o zaman yaşamaya başlıyacaksın rabbin sana kulum diye seslenmiş çünkü ona kulluğa layıksan sana ey kulum desin o ses o ses varya seni alacak bu yalan dünyadan gerçek hayatına götürcek seni aşkın en yücesine sevgilerin en büyüğe layık olan rabbinin yanına Resullah 'ın karşısına daha ne istiyeceksinki ondan sonra Allah (C.C.) hepimize nasip etsin İnşallah


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.