![]() |
Çiçek Pasajı - Anlatılmaz Yaşanır
Çiçek Pasajı
http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . Beyoğlu semtini, özellikle de İstiklal Caddesi’ni zaman dilimlerine ayırmamızı sağlayan “nokta”lar var. Tünel, Asmalımescit, Galatasaray gibi... Caddenin size sunduğu doğrusal zaman çizelgesindeki yerinizi ve hedef noktaya varış sürenizi tanımlamak için onlardan bol bol faydalanırsınız. “Ben Tünel’den Galatasaray’a gelene kadar sen oradan çıkmış olursun” veya “Ağa Cami - Atlas arası bir mesafe kaldı” cümleleri size, açıklıkla şunu anlatır: İnsanlarla karşılaşılan ve hatta çarpışılan bu akıntıda metreler üzerinden değil, tesadüfi birlikteliklerin olağanlaştığı, göreceli ve hatta muğlak zaman aralıkları üzerinden haberleşilmelidir. . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . Elbette bir de, kentin bu en civcivli noktasında “landmark” kıymetini farklı bir anlam taşıyarak sürdüren yapılar var. McDonalds’lar, üçüncü-beşinci Starbucks’lar caddenin koordinasyon haritasını sıklaştıradursun, bir takım alışkanlıklar ve hatta amiyane tabiriyle “yaşanmışlıklar” kah kendilerini tazeliyor, kah yerlerini yeni rağbetlere devrediyorlar. Asmalımescit, Balık Pazarı ve Nevizade gibi kendilerini tazeleyen, daha önce sahip oldukları önemi yapı ve doku ölçeğinden daha da geliştirerek devam ettiren kamusal varlıklar, işte bu “bir başka landmark” kategorisine dahil oluveriyorlar. Topluluklar onları bir meydan, bir koordinasyon aracı olarak kullanıyor; aynı zamanda da geçici mekansallıklarını daha geniş bir aralığa yayıyor. İstiklal’in yoğuşma ve yoğunlaşma mekanları, sürekli devinerek ve değişerek çok daha farklı anlam bağıntıları kurmaya devam ediyorlar. Bazen isimleri içeriklerinden daha fazla şey çağrıştırıyor; kimileri için ise hiçbir fonetiğin aktaramayacağı anı ve anlamlar taşıyorlar. Elbette bazen de -hatta sıklıkla- tüm anlamlarını yitiriyor ve keyifli tarihsel anektodlara dökülüyorlar. İşte Çiçek Pasajı’nın bu güzergahtan geçen "azimli" hikayesi... http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . Dikkatli gözlerin kaçırmayacağı bir detay, Çiçek Pasajı’nın tonozlu giriş kapısını süsleyen kemer üstü sövenin içinde, saatin hemen altında yer alan kalem işi olacaktır. Bu kalem işi, yapıyı “Cite de Pera” olarak adlandırır. Yapının tarihçesine atılacak kısa bir bakış ise, “Cite de Pera” nın Çiçek Pasajı ile birlikte bu binanın edindiği çok sayıda isimden biri olduğunu anlatır: Çiçek Pasajı bir metropolün yüzyıl boyunca geçirdiği sosyolojik ve ekonomik değişimleri kısmen okuyabileceğimiz bir yapı. . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . "Cite de Pera” veya “bizim Çiçek Pasajı” aslen geç Osmanlı Perası’nın en dinamik ve prestijli yapılarından birine, Naum Tiyatrosu’na ev sahipliği yapmış arazide konumlanır. Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit’in sıklıkla ziyaret ettiği, Osmanlı Devleti’nin yükselen “Batılı medeniyetler” ile kültürel alanda sürdürmeye gayret ettiği savaşın en parıltılı sekanslarının yaşandığı bir yerdir Naum Tiyatrosu. Guiseppe Verdi’nin Il Travatore’sinin “Paris’ten bile önce” piyes edildiği bu tiyatro binası, sahnelediği İtalyan operaları ve oyunları ile çekiciliğini kaybetmiş gibi gözüken bir Osmanlı sosyal alanını yeniden canlandırma projesi gibidir. İstiklal Caddesi ile Tiyatro Sokağı kesişimini de boşaltan 1870 Büyük Pera Yangını ile büyük ölçüde değişen kentsel silüette, bu araziye kondurulacak yeni yapı da aynı iddiayı taşır: “Osmanlı’nın en iyisi, Paris’in bile sahip olmaktan gurur duyacağı bir anıt” olmalıdır. . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . Dönemin banka hesabı kadar kabarık şöhretli bankeri Hristaki Zografos’un el attığı bu proje, “Cite de Pera” ile sonuçlanır. Rum mimar Cleanthy Zanno’nun gerçekleştirdiği pasaj ve konut kompleksi, gerçekten de Milano’nun Galleria’sı ile plan ve kurgu anlamında ciddi benzerlikler taşımaktadır. Padişaha bile borç verdiği dedikoduları “Konstantinopel” üst sınıfının diline pelesenk olmuş Hristaki Efendi, 24 dükkan ve 18 lüks daireden oluşan bu yapıya “Cite de Pera” adını verir. Dükkanları kapsayan pasaj da “Hristaki Pasajı” olarak nam salacaktır. 1876’da hizmete açılan Hristaki Pasajı içinde barındırdığı çok sayıda şık dükkan ile Pera hayatının uğrak noktalarından biri haline gelmiştir bile. Maison Perret ve Vallaury’nin pastanesi, Nakumara’nın Japon mağazası, Dulas’ın Natürel çiçekçisi, Schumacher’in hamur işleriyle ünlü fırını, Keserciyan’ın terzihanesi, Acemyan’ın tütüncü dükkanı, Papadapulos’un mücellithanesi, Hristo’nun kafesi ve Sideris’in kürk dükkanı tarafından kuşatılan Hristaki Pasajı, Beyoğlu hayatında olduğu kadar Osmanlı üst sınıfının da sosyal yaşamında nam salarlar. Hatta Cite de Pera’nın ilk meyhanesi de bu dönemde açılır: Yorgo’nun meyhanesi Hristaki Pasajı’ndan Çiçek Pasajı’na evrilecek bu mekanın ilk habercilerindendir sanki. . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . Pasajın kaderi 1908 yılında, Osmanlı Devleti’nin büyük ölçekli ekonomik ve sosyal çalkantılarla devindiği, Tanzimat’tan, Dar'ül Musiki Osmani'den ve İttihat ve Terakki’den bahsedilen bir dönemde değişir. “Kırk yıllık” Hristaki Pasajı, bina mülkiyetinin Sadrazam Sait Paşa’ya geçmesi ile birlikte bir gecede “Sait Paşa Geçidi” oluverir. Nitekim 1905 Devrimi’nden başlayarak dünyayı Rusya merkezli olarak etkisi altına almış olan sosyal hareket ve değişim rüzgarları, Sait Paşa Geçidi’ne de uğramadan etmez. 1917’de, son demlerine gelinmiş Birinci Dünya Savaşı’ndan yorgun bir Osmanlı başkenti, bir yandan bu “rüzgar”lara kendini bırakır. Uyumaz toplumsallıklar ise kendilerini suya bırakmazlar; Sait Paşa Geçidi kendisini geleceğine hazırlayan bir değişime sahne olmaktadır. Ekim Devrimi’nin ardından Rusya’daki yeni yönetimden kaçan baronesler, düşesler, kendi adlarını vermeseler de bir yüzyıl boyunca sürecek yeni bir isim geleneğinin ilk tohumlarını atarlar pasajda: Bu üst sınıfa mensup kadınlar, hayatlarını sürdürmek için sığındıkları başkentte çiçek satarlar ve yeni mekanları “Çiçek Pasajı” olarak anılmaya başlanır. . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . 1940’lara kadar çiçek mezat yeri olarak kullanılan “artık” Çiçek Pasajı’nda açılan ilk birahaneler, mekanın yeni silüetinde belirleyici olurlar. Örneğin 1944’te açılan Nektar Birahanesi, Cumhuriyet dönemi Beyoğlu’nun en hareketli ve yoğun buluşma noktalarından biri haline geliverir. Bu hali hazırda karlı fikir, 1950’lerde bir gelenek misali pasaja konuşlanmış çiçekçilerin çevre sokaklara kaymaya başlamaları ile giderek daha çok noktada hayat bulur. Peşi sıra açılan birahane ve meyhaneler, pasajın yadigar ismini koruyarak bugün tanınan kimliğine bürünmesine yol açarlar. . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . Tüm hikaye 1978’de, Osmanlı’nın geç dönemlerinden Cumhuriyet’inin gençliğine uzanan bir döneme tanıklık etmiş mekanın aniden yıkılması ile durur sanki. Aslında durmaz; bir ölüm gibi görünen bu an, aslında yalnızca inanılmaz bir hızla kalabalıklaşan, yenilenen ve eskiyen, her geçen gün sima değiştiren bir kentin olağan çıktısıdır. 1988’e dek de unutulmuş gibi gözükür; çatısı tamamen yıkılmış bu virane bina, dönemin çöküntü alanlarından biri haline gelen İstiklal’in tanıdık yüzü haline geliverir. Çiçek Pasajı 1988 sonrası yatırımlar, onu “yaşatmak” ve “güzelleştirmek” için soyunan bir grup esnaf, dernek gönüllüsü ve bir firmanın ele ele vermesi ile tekrar faaliyete geçirildi. Yeniden yaşama döndürüldü diye düşünülse de, aslında yalnızca yaşam formasyonlarını değiştirdi; caddeye ve onun toplumsallığına yeniden ve farklı bir biçimde eklemlendi. Aynen önceki yüzyılı boyunca yaptığı gibi... . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . http://frmsinsi.net/images/forumsins...sinsi.net_.jpg . Çiçek pasajında sanal gezinti için: TIKLAYIN |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.