![]() |
&Quot;İslamî&Quot; Sosyete!
Dokuz köyden kovulduk, ama dünya dokuz köyden ibaret degil... M.S Eygi'dan yine dobra dobra bir yazi, tarihini tam olarak hatirlamiyorum belki daha önce konu alinmis olabilir, kusura bakmayin, sadece paylasmak istedim....
Selam Dua ve hep Dua ile ins... Birtakım kadınlar, sadece başlarını örtmekle İslâmî ölçülere göre örtünmüş olduklarını sanıyorlar. Tesettür sadece başını bir bez parçasıyla örtmekten ibaret değildir. Birkaç yıldan beri bir kısım başları kapalı hanımlar, İslâm dinine ve ahlâkına yakışmayan davranışlar sergiliyorlar. Herkesi suçlamıyorum, “Bir kısım kadınlar...” diyorum. Bu gibilerin sergiledikleri uygunsuz ve yakışıksız haller hakkında örnekler vermek istiyorum: (1) Çok aşırı ve istisna bir hadise ama yine de üzerinde durmak gerekiyor. Başı kapalı, göbeği açık kız bile görüldü, Hürriyet gazetesi resmini bastı. Akıl almaz bir şey. Binde bir de olsa, bir Müslüman kız nasıl böyle giyinebilir? (2) Tesettür, örtünmek, saklanmak, gizlenmek, kapanmak mânâsına gelir. Binaenaleyh nâmahrem (yabancı) erkeklerin dikkatlerini çeken, cinsel arzularını tahrik eden, bakmalarına sebebiyet veren birtakım cırtlak renkli, dar elbiseler tesettürün gayesine tamamen zıttır. Öyle hanımlar görüyoruz ki, vücutlarının hatlarını dışa vuran daracık elbiselere bürünmüşler, başlarına bir eşarp sarmışlar ve sokaklarda, meydanlarda, çarşılarda, pazarlarda salına salına, kırıta kırıta, bin işve ile yürüyorlar. Ne kadar yakışıksız bir manzara... (3) Renk kültürü diye birşey vardır. Tesettürlü bir İslâm hanımı gökkuşağı gibi rengârenk başörtülere, elbiselere bürünemez. Tesettür kıyafetinin renkleri sade olmalıdır, mat olmalıdır, göz çekmemelidir. Birtakım tesettür firmaları son birkaç yıl içinde pembe rengi ön plana çıkarttılar. Pembenin de tonları vardır, soluk pembe olsa fazla dikkati çekmez. Lakin para kazanmaktan başka bir şey düşünmeyen bir takım tesettür konfeksiyoncuları, pembenin en cırtlağını, en çirkinini moda haline getirdiler. Bunların kurbanı olan bazı başı örtülü hanımları görünce Rio karnavalını hatırlıyorum. Efendiler, hanımlar!.. Ayıptır, lütfen kendinize geliniz. Laiklerin ve çağdaşların türban dedikleri başörtüsü, İslâm Şeriatının öngördüğü tesettür kıyafeti değildir. Tesettürün, şer’î bakımından iki veçhesi vardır: A. Vücudunu bol bir elbise veya çarşaf ile örtecek, dikkat çekmeyecek. B. Nâmahrem erkeklerle görüşmeyecek. İkinci madde bu devirde artık uygulanmıyor. Bari birinci maddeyi Şeriatın istediği şekilde uygulayalım. Müslüman bir hanım, bu devirde doktorluk, eczacılık, hemşirelik, öğretmenlik, gazetecilik ve daha bir sürü iş yapabilir. Ancak her hal ü kârda başını örtmeli ve çok sade şekilde giyinmelidir. Birtakım cahil kadın ve kızların saçlarını deve hörgücü şeklinde topuz yapmaları İslâm dininin hoş görmediği bir şeydir. Peygamber Aleyhisselâm saçlarını deve hörgücü gibi yapıp örtünen kadınlar için “Onlar cennetin kokusunu alamayacaklardır...” buyurmuşlardır. Böylesine ağır bir Peygamber tehdidi varken nasıl oluyor da birtakım İslâm kadınları saçlarına böyle bir şekil verebiliyorlar? Bu hanımları birtakım hocalar niçin uyarmıyor? On dört senedir Millî Gazete’de günlük yazılar kaleme alıyorum, kaç defa giyim kuşam, kılık kıyafet, başörtüsü, erkeklerin namaz takkeleri hakkında ciddi müesseseler, vakıflar, enstitüler kurulmasını, tetkikler yapılmasını, uzmanlar yetiştirilmesini teklif ettim, bu tekliflerim maalesef hiçbir ilgi görmedi. İslâmî kesimdeki son rezaletlerden biri de “Tesettürlü Müslüman sosyete” kepazeliğidir. Sosyete, Batı medeniyetine mahsus bir şeydir. Orada kadın erkek arasında kaç göç yoktur, orada bir erkek, dekolte kıyafetli karısının yabancı bir erkeğin kollarında dans etmesine izin verir, orada yine kadın erkek karışık fısk ve fücur alemleri tertip edilir. İslâm dini ve ahlâkı böyle şeyleri kabul etmez. Şu sosyetik tesettürlülere bakınız. Başlarını kapatmışlar, rengârenk kıyafetlere bürünmüşler ve sonra diledikleri gibi yaşıyorlar. Bir Müslüman “dilediği gibi” yaşayabilir mi? İslâm dini birtakım ölçüler koymuştur, sınırlar çizmiştir, bunlara mutlaka uyulması gerekir. Kapalı bir İslâm hanımı yabancı erkeklerle el sıkışabilir mi? Tesettürlü bir Müslüman kadının yapabileceği işler vardır, yapamayacığı meslekler vardır. Müslüman bir kadın “zührevî hastalıklar” doktoru olabilir mi? Elbette olamaz. Memleketimiz yıllardan beri çok ağır bir iktisadî kriz içinde çırpınıyor. IMF’nin pençesine düştük; borç, faiz, işsizlik, sefalet bataklıklarında çırpınıyoruz. Milyonlarca vatandaş aç,sefil, perişan. Çöplüklerden ekmek toplayanlar var, üç ayda verilen 155 YTL ile geçinmeye çalışan kimsesiz, bîçare, bîkes ihtiyarlar var. Bana inanmıyorsanız fakir mahallelerin muhtarlarına sorunuz, mesela Eminönü ilçesinde Küçük Ayasofya Mahallesi muhtarına gidiniz, bilgi alınız, sefalet diz boyu. Belediye bu gibi fakirler için yemek pişirip dağıtıyor. Üç torunuyla ortada kalmış ihtiyar bir kadın her gün öğleleri gidiyor, bu Belediye yemeğinden alıyor, evde bunları ısıtacak gaz tüpü yok... Sonra birtakım tuzu kuru (kupkuru) tesettürlü sosyetik Müslüman hanımlar beş yıldızlı otellerde toplantılar, çaylar, partiler düzenliyorlar. MaaşALLAH hepsi limuzinlerle, cehennemî lüks ciplerle geziyor. Bu kadınlar kendilerini, ekmek diye bağıran açlar için “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler...” diyen kraliçe mi zannediyorlar? Çok zengin de olsa, kocası çok yüksek bir makamda da bulunsa Müslüman kadın sorumsuzca yaşayamaz. Ülkede bunca aç ve sefil varken beş yıldızlı otellerde fink atmak bir Müslümana yakışır mı? Sormuşlar: - Efendim, niçin bu lüks ve pahalı beş yıldızlı otellerde kalıyorsunuz? - Bunun ıstırabını ben de çekiyorum. Ne çare ki ülkemizde altı ve yedi yıldızlı oteller yok! Basra Körfezi (Haliç) ülkelerinden birinde yedi yıldızlı bir otel varmış, dünyanın en lüks oteliymiş. Bizim Müslüman sosyete böyle otellerin hasretini çekiyor. Zengin, yüksek tabaka Müslüman tesettürlüler var güçleriyle hayır, hasenat, kültür, sanat, fakirlere yardım gibi iyi, doğru, meşru sahalarda çalışmalı ve hizmet vermelidir. Onları fakir mahallelerde, çaresizlere, düşkünlere, sefalet çekenlere yardım ederken görmek istiyoruz. “Bizim paramız var, istediğimiz gibi giyiniriz...” Ne kadar aptalca, şeytanca, beyinsizce bir düşünce... İslâm dini lüksü, israfı, gösterişi, saçıp savurmayı, gururu, kibri yasak ediyor. Zina yapmak, şarap içmek, faiz yemek, adam öldürmek nasıl haramsa, büyük günahsa israf da böyledir. Nasıl rakı içmekten tiksiniyorlarsa, israftan da o şekilde iğrenmeleri, kaçınmaları, uzak durmaları gerekir. Kendilerine Müslüman sosyete denilen akılsızlar güruhu Batılıları örnek alıyorlar. Peygamber ne buyuruyor?.. “Bir topluma benzeyen onlardan olur” diyor. Müslüman kadınlar için örnek ve model Peygamberin zevceleri, Ehl-i Beyti, Asr-ı Saadetteki Müslüman hanımlar, daha sonraki asırlarda yaşamış büyük ve hayırlı İslâm kadınlarıdır. Başka medeniyetlerin, hele bozuk Batı medeniyetinin kadınları tesettürlü hanımlara örnek olamaz. Bu gibi konularda keskin hükümler vermek, kesici konuşmak gerekir. * İslâm’da sosyete olmaz... Müslüman kadınlar “İslâmî bir sosyete” teşkil edemezler. Bunlar bozuk ve sapık davranışlardır. * Başımı örterim ve sonra her haltı yerim... Bu da olmaz. Müslümansan Müslümanlığını bil; Şeriat, fıkıh, ahlâk-ı İslâmiye kitaplarındaki hüküm, ölçü ve sınırları hayata uygula. Peygamber Efendimize sormuşlar: “Din nedir?”, “Nasihattir” demiş. Aynı soruyu tekrarlamışlar, yine “Nasihattir” demiş. Üçüncü defa sormuşlar, yine aynı cevabı vermiş. Bu memlekette binlerce Ezher mezunu hoca var. On binlerce medrese mezunu, ilahiyat fakültesi mezunu, Arap ülkelerinde, Pakistan’da Şeriat okumuş hoca var. Şeyhler var, Diyanet İşleri Başkanlığı var, onun yüz bine yakın hocası var, vaizleri var; mürşidler, şeyhler, üstadlar, ağabeyler, Efendi Hazretleri, Hazret-i Muhteremler var. Velhasıl bir sürü pabucu büyük var, lakin dinî konularda yeterli, tesirli nasihat yok. Müslümanlara mutlaka nasihat etmesi gereken zatlar niçin susuyorlar? Allı zilli, cırtlak pembeli, yırtmaç etekli, dar elbiseli, işveli birtakım tesettürlü kadınlara kim nasihat edecektir? Bu beni aşan bir iş, zaten dokuz köyden kovulmuşum.. Mehmet Şevket Eygi |
&Quot;İslamî&Quot; Sosyete!
_esselam...
M.Şevket bey ne kadar haklı değil mi.... allı-gülü-morlu kumaşlardan başörtü ve pardesüler vs...bunlar ne kadar tesettü r oluyor , oluyor mu??? yani kafamıza göre takılabilir miyiz bu tesettür hususunda...yani nasıl olsa böyle de kapalıyım işte , hiçbir tarafım gözükmüyor..tmm oldu bu iş...şimdi sevdiğim-beğendiğim , beni hoş gösteren renkler bulmalıyım , oluyor mu??? S.Nursi hz. Kur'an daki ayeti ''cilbab'' onu çarsaf olarak tevil etmiş ve testtürün çarsaf-burka tipi giyimle ancak sıhhat bulacağını beyanetmiştir... Ahh gerçekler (yani işin hakikatin hakikatine nisbetle kuran-sünnet ve ulemanın bifiil ittifaklarında mevcut içtihatlarıyla) ayan iken... Yoksa şöyle mi demeliyiz...amannn çıplak gezeceğine hiçolmassa böyle de olsa örtünsün işte...ne dersiniz yoksa hep böyle mi oluyor??? Allah bizi aklımızın içtihatlarından kayırsın...amin! |
&Quot;İslamî&Quot; Sosyete!
Sayın Eygi çok güzel kaleme almış muzdarip oldugumuz bu durumu..
Adabıyla kapanan safi oluyor yazıdaki gibi kapananlarda tam kapalı .. Şu son zamanlar başörtümü omuzlarımda kullandıgım icin ne kadar cok sofi mi oldun gibi söylemlerle karşı karşıya kaldım.. Gurur duyuyorum bundan lakin layıkıyla kapanamayan , başörtüsünü boynuna sarıpta gerdanı gözüken hanımlardan böyle sözler işitmek bir bakımada üzücü.. Layıkıyla kapanmak gerek, takva gerek , gerek ki ne gerek.. Modern zamanla beraber kapalılar da moderlenşti .. modernleşti mi desek açıldı mı anlayamadım.. Önce gönüle yerleştirmek lazım bu bilinci. Rabbim bunu anlayamayanların tez zamanda beynine versin bu bilinci inşaAllah. |
&Quot;İslamî&Quot; Sosyete!
-ŞEB-İ ARUS-´isimli üyeden Alıntı aleyküm selam kardeşim öncelikle istişare etmek istiyorum.. ilk sormak istedigim,konuya vakıf olabilmem açısından bayanmısınız?? bayansanız tesettür emrini tam olarak nasıl eda ediyorsunuz?? bayan değilseniz eşiniz aileniz yakın çevrenizdeki hanım kardeşlerimize tesettür konusunda nasıl yardımcı oluyorsunuz?? _ İlk sormak istediğiniz soruya cevap : değilim. Yakın çevreme sureta yazımda da işaret ettiğim gibi tavsiyelerde bulunuyorum...yani çarşaf. M.Şevket beyin de muzdarip olduğu ne varsa bu konuda aynı mülahazaları paylaşıyorum.. Müslüman Türk kadınının çarşafına dahledilmiştir evvelemirde....o yeniden ve acilen geri gelmelidir...Onun yerini başka hiçbirseye işgal izni verilmemeli , bu noktada duyarlılık ve ısrar oluşmalıdır..vesselam. |
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.