ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Edebiyat / Dil Bilgisi (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=658)
-   -   Deyimler Sözlüğü-L- (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=375845)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 05:55 AM

Deyimler Sözlüğü-L-
 
Kaynak:Türkceciler Deyimler Sözlüğü
eyimler Sözlüğü-L-[/url]
Laçka olmak: 1. Herhangi bir iş gevşek ve düzensiz yürütülmek. 2. Mil ya da vida gibi makine bölümleri eskiyip aşınarak işe yaramaz hâle gelmek."Bu vidalar laçka olmuş. kol tutmuyor."
Lafa boğmak:Birinin söz söylemesine fırsat vermeyip meseleyi gereksiz ve boş sözlerle anlaşılmaz kılmak. gürültüye getirip uzatmak.
Laf (söz) altında kalmamak:Bir münakaşa sırasında söylenen her dokunaklı söze karşılık vermek. söz altında ezilmemek.
Laf (söz) aramızda: "Söyleyeceğim sözleri başka biri duymasın. bilmesin. konuştuklarımız aramızda kalsın" anlamında kullanılır."Laf aramızda. Ali yine öç alacağım demeye başlamış."
Laf atmak: 1. Dokunaklı sözlerle sataşmak. uzaktan işittirmek. 2. Karşılıklı söyleşmek. konuşmak. 3. Sözle sarkıntılık etmek."Laf atarak beni tahrik etmeye çalışıyorlardı."
Lafa tutmak: Birini konuşarak. gereksiz meseleler anlatarak işinden alıkoymak."Onu biraz lafa tutup oyalamaya başladılar."
Laf ebesi: Söyleyecek sözü bol olan. her söze karışan. herkese söz yetiştiren. çok konuşan."Laf ebeliğini bırak da ne söyleyeceksen söyle!"
Laf etmek: 1. Konuşmak. 2. Bir şeyi dedikodu konusu yapmak."Akşam buluşalım da iki çift laf edelim."
Lafı (sözü) ağzına tıkamak: Birinin sözünü bitirmesine fırsat vermemek. onu susmak zorunda bırakmak. konuşmasını önlemek."Ağzını açar açmaz lafı ağzına tıkadılar adamcağızın."
Lafı (sözü) ağzında gevelemek: Söylemek istediğini açık olarak bir türlü söyleyememek. şundan bundan bahsetmek."Beni görünce şaşırdı. lafı ağzında gevelemeye başladı."
Lafı ağzında kalmak: Söyleyeceğini söylemeye zaman bulamamak. konuşmasını bitirememek.
Lafı (sözü) çevirmek: Konuşmasının sakıncalı bir biçim aldığını fark edince söze başka bir yön vermek. başka konuya geçmek."Beni görünce birden nasıl da sözü çevirdi."
Lafını (sözünü) etmek: Bir şey üzerinde konuşmak."Artık lafını etmeyin şu adamın!"
Lafını (sözünü) bilmek: Tutarlı ve mantıklı konuşmak. sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek. saygılı ve yerinde konuşmak."O daima lafını bilir bir insan olmuştur."
Laf işitmek: Birisi tarafından paylanmak. azarlanmak."Çabuk ol. senin yüzünden laf işiteceğiz öğretmenden."
Laf olsun diye: Rastgele. belli bir amaç gütmeden."Kızma canım. laf olsun diye söylemiştir o sözleri."
Laf (söz) taşımak: Aralarını açmak maksadıyla birinin bir kimse hakkında söylediği hoş olmayan sözlerini o kimseye ulaştırmak. söz getirip götürmek."O laf taşıyıcı adamdan uzak durmalısın."
Laf (söz) yetiştirmek: Bir söze karşılık vermekte gecikmemek. durmadan konuşmak.
Laf (söz) yok: "Kusursuz. eksiksiz. eleştirilecek bir yanı dahi yok" anlamında kullanılır."Arkadaşıma laf yok. o mert mi mert biridir."
Lâhavle çekmek: Sıkıntıyı. öfkeyi gidermek. sabır telkin etmek için "Lâhavle" ile başlayan duayıokumak. "Lâhavle çekmeden başka bir şey yapamadım."
Lamı cimi yok: "Hiçbir bahane. itiraz. mazeret. duraksama. karşı gelme yok" anlamında kullanılır."Lamı cimi yok. bu akşam bize geleceksiniz. tamam mı?"
Lastikli söz: Değişik mânâlara gelen söz.
Leb demeden leblebiyi anlamak: Daha sözün başında ne demek istediğini anlamak. anlayışlı ve kavrayışlı olmak.
Leke sürmek: Suç yüklemek. birinin onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak."Zorla kadıncağıza kara bir leke sürdüler. `tan hiç korkmadılar."
Leşini çıkarmak: Çok feci dövmek."Beş kişiydiler. adamın leşini çıkardılar."
Leşini sermek: Öldürmek."Ben de onun leşini sermezsem..."
Leyleğin yuvadan attığı yavru: Yakınlarından ilgi görmeyen. çevresinin uzaklaştırdığı kimse.
Lokma ağzında büyümek: Herhangi bir sebepten. acı ya da üzüntüden dolayı lokmasını yutamamak. yiyememek."Ağzında lokmalar büyümeye başladı. gözleri dolu dolu oldu."
Lokmasını saymak: Birinin ne kadar yediğine bakmak. çok yiyeceğinden korkmak.
Lök gibi oturmak: Bir yere bütün ağırlığıyla çökmek. oturup kalmak."Sedire lök gibi oturunca gacur gucur sesler duyuldu."
Lügat paralamak: Anlaşılmaz. süslü. parlak. ağdalı. konuşma dilinde geçmeyen kelimelerle konuşmak."Lügat paralamak hoşuna gitmeye başlamıştı."
Lüpe konmak: Değerli bir şeyi bedavadan. emek sarf etmeden ele geçirmek.


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.