ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   Tarih / Coğrafya (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=656)
-   -   Fatih Sultan Ehmet Ayasofyayi Neden Camii Yapti (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=375710)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 05:07 AM

Fatih Sultan Ehmet Ayasofyayi Neden Camii Yapti
 
Ayasofya'nın 1500 yıllık serüvenini dev bir yapıtla anlatan Prof. Ahmed Akgündüz muazzam eser hakkında bilinmeyenleri yanlış bilinenleri belgelerle aydınlattı. İşte ilginç araştırma
ATİH SULTAN EHMET AYASOFYAYI NEDEN CAMİİ YAPTI[/url]

Doç. Dr. Said Öztürk Yaşar Baş ile birlikte sadece Ayasofya'yı anlatan 900 sayfalık dev bir eser hazırladınız. Böyle kapsamlı bir esere niçin ihtiyaç duyuldu?

Ayasofya benim kişisel kanaatim ahir zamanda dünya tarihine damgasını vuracak önemli bir yapı. Sadece bir cami sadece bir müze sadece kilise nazarıyla bakamazsınız. Dokuz yüz sene Bizans İmparatorluğu'nda sosyal ve askeri manada merkezlik etmiş. Bütün Cuma alayları padişahlar tarafından orada yapılmış. Sivil itaatsizlikler orada baş göstermiş. 31 Mart'ın en önemli kahramanlarından. Dolayısıyla Ayasofya artık bir sembol. Sadece bir dinin değil Hıristiyanlığın ve İslamiyet'in sembolü.

* Ayasofya'nın İslam-Hıristiyan diyaloğuna bir katkısı olabilir mi?

Bence gelecekte de peygamberimizin verdiği müjdeye dayanarak konuşuyorum Ayasofya Hristiyanlığın Müslümanlığa iltihakında da sembol olacak. Benim inancım şu: "Ey benim ümmetim! Ahir zamanda dindar Hristiyanlarla sulh yapacaksınız. Dinsizlik ve ahlaksızlık gibi insanlığın müşterek düşmanlarına karşı tek başına başa çıkamayan Hristiyanlık ve İslamiyet bu katılım neticesinde kuvvet bulacak galip geleceksiniz. İnsanlık da uzun bir müddet mutlu bir hayat yaşayacak." Bence bu dünya çapındaki ittifakın gerçekleşeceği yer manen imzalanacağı yer Ayasofya'dır.

* Yüzlerce yıldır Ayasofya davası gündemden düşmeyen bir konu. Niye bu kadar büyük önem veriliyor?

Hollandalı bir siyasetçinin ifadesiyle: "Bence Ayasofya böyle müze ve harap kalmaktansa temel zemin camiye çevrilmeli mabed olarak devam etmeli ama üst kattaki galeriler ve mozaikler de Hristiyan alemine gösterilecek saygı neticesinde aynen ziyaretçilere açık tutulmalıdır. Bu görüşe hiç muhalefet edemiyorum." Onun için ben yakın tarihteki büyük olayların kaynağı olarak gördüğüm için Ayasofya'ya çok büyük önem veriyorum. Bu yüzdendir ki Bediüzzaman da çok önem vermiş.

Bütün İslam Alimleri çok büyük önem vermiş. Bugün başta Yunanistan olmak üzere birçok devlet de çok büyük önem veriyor. Eğer imkan bulup da İngilizce'sini de yayınlayabilirsek bütün dünyanın kabul görebileceği bir eser haline gelecek. Bence biz bu kitapla Osmanlı Ayasofyasının kitabesini yazdık.

* Ayasofya'ya girdiğimizde duvarlarda Bizans'tan kalma Hıristiyanlığa dair tasvirler görüyoruz. Camiye çevrilirken onlar niye bırakılmış?

Bir defa Fatih Sultan Mehmed bu eserlerin üzerini namaza zarar vermeyecek şekilde sıvayla kapatmışlar namaza zarar vermeyenleri olduğu gibi bırakmıştır. Kesinlikle tahrip etmemiştir. Bu çok büyüklüktür. Ama daha sonra 1845'lerde Fossati tarafından yapılan tamirlerde kapatılan mozaiklerin bir kısmı da ortaya çıkarılmıştır. Ve nihayet Cumhuriyet döneminde Amerikalı arkeolog Whitemoore ülkemize sırf mozaikleri ortaya çıkarmak için gelmiştir. Gelip incelemiş ve kendisine bu değişiklikleri yapması için izin verilmiştir.Çok kasıtlı hareket etmiştir. Neredeyse Kubbedeki Nur suresinin 35. ayetini bile tahrip etmek istemiştir. Ve bir kısım Osmanlı eserleri de tahrip edilmiştir. 1936'da Fatih'in göz nuruyla inşa ettirdiği medrese yıkılmıştır.

* Hristiyanların Ayasofya'ya bakış açısı nasıl?

Evet her gelen devlet adamı mutlaka ziyaret ediyor. Hâlâ onların bakış açısı bizimki kadar müsamahalı değil. Gidin şimdi internet sitelerinde şu anki Bizans enstitülerinin sitelerinde kesinlikle minareli Ayasofya göremezsiniz. Tamamı minaresizdir. Ve şu anda Yunanistan'da Rum Patrikhanesinde ve belli çevrelerde Ayasofya'nın kendilerine teslim edileceği günü beklerler.

* Niçin müzeye çevrildi?

Biz o olayı bütün belgeleriyle ortaya koyduk. 24.11.1934 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla belge. Bence çok sebepler var. Birinci önemli sebep Lozan'da gizli bir madde olduğuna inanıyorum. Ama elimizde bir belge yok. Yani Hıristiyan devletlerin baskısı olabilir. İkincisi o zamanki devlet adamlarının ifadesine göre Ayasofya'yı harabiyetten kurtarmak ve batıdan gelen para yardımlarını almak için. Onlar böyle diyorlar. Ama bana inanıyor musunuz bu iddiya derseniz benim cevabım biraz enteresan olur. Yani çok değişik sebepleri var. Ben çok ayrıntıya girmek istemiyorum. Ama maalesef müzeye çevrilmiş. İnşAllah (c.c.) tekrar "Allah (c.c.)uekber" sadaları minarelerinden okunur.

Nasıl Camiî oldu?

* Fatih Sultan Mehmed İstanbul'u fethettiğinde ilk iş olarak Hristiyanlar için çok değerli olan Ayasofya'yı camiyapıyor. Bu hareket hukukolarak doğru mu?

Bu meşhur bir soru. Müslüman da soruyor Hristiyan da soruyor. İslam hukukunu bilmemekten kaynaklanıyor bu soru. Barış Hukuku ayrı Savaş Hukuku ayrıdır. Bu İslam hukukunda da böyledir diğer hukuklarda da. Fatih İstanbul'u savaş yoluyla almıştır. Savaş hukukuna göre bütün kiliseleri camiyapma hakkı vardır. Fethin ardından Patrikhanenin patriği diğer bütün Hıristiyan din adamları Fatih'i ziyaret etmişlerdir. Ve bu ziyarette şunu söylemişlerdir: "Savaş yoluyla fethettiniz istediğinizi yapabilirsiniz" O sırada Ayasofya'yı camiye çevirmiş ve adını "Fethiye Camii" olarak koymuştur.

Neden Ayasofya?

Fakat Bizans'tan kalan birçok kilise hâlen ayakta duruyor. Fatih onlara niye dokunmamış?

İlk üç gün savaş hukukunu uygulamıştır. 17'ye yakın Havra ve kiliseyi camiye çevirmiştir. Arkasından Hristiyan liderlerinin ricası üzerine Galata ZımmAhitnamesini vermiştir. Şu anda bu ziyaretin resminin Patrikhane'de mozaikten bir resmi vardır. Fatih o ziyarette "Artık hiçbir kilisenize ve dininize müdahale etmeyeceğim" demiştir. Ve o günden itibaren barışla fethedilmiş gibi muamele edilmiş hiçbir kilise camiye çevrilmemiştir. (D. B. Tercüman)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 05:08 AM

Fatih Sultan Ehmet Ayasofyayi Neden Camii Yapti
 
Ayasofya'nın tapusu bulundu

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı kendi üzerine mal varlığı olarak geçirdiği ortaya çıktı




Sultan Uçar'ın haberi:
Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, devletin tapu kayıtlarında Ayasofya’nın tapusunu bulduklarını açıkladı. Yusuf Beyazıt, Ayasofya’nın mal varlığının “Ebulfetih Sultan Mehmet” adına olduğunu kaydederek “Orijinal tapuya ilk kez ulaştık. Çok heyecanlandık” dedi. Ayasofya’nın asırlardır süren tartışmaların aksine, tarihte iddia edildiği gibi, hiçbir zaman Hz. İsa, Hz. Meryem ya da Kutsal Ruh gibi “Nam-ı Müstear” veya “Nam-ı Mevhum” denilen, şu anda hayatta olmayan ruhani varlıklar üzerine kayıtlı olmadığı da orijinal tapu kaydının ortaya çıkmasıyla kesinleşti.
Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt şunları söyledi: “Ayasofya’nın, Fatih Sultan Mehmet Vakfı’na ait olduğuna dair orijinal tapusunu bulduk. Bu çalışma sırasında habersiz olduğumuz 27 bin gayrimenkulümüze de bu araştırma sırasında ulaştık. Bu tapu kayıtlarından biri de Ayasofya ile ilgiliydi. Tapuda mal varlığı kaydı, ‘Ebulfetih Sultan Mehmet’ adına görülüyor.”
VAKIF DA KURMUŞ
Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın Fatih Sultan Mehmet’in isteğiyle, Ayasofya’nın
ihtiyaçlarını karşılamak için kurulduğu da belirlendi. Fatih Sultan Mehmet, vakfa akar olarak da İstanbul’un Okmeydanı semti dahil şehrin muhtelif yerlerindeki 2 bin gayrimenkulü bıraktı. Fatih’in “Ayasofya Vakfıyesi”ndeki 2 bin gayrimenkulün tespit edilmesi için de çalışma başlatıldı.,
TARİHÇİLER NE DİYOR?
‘Biliniyordu belgesi bulundu’
Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı, Osmanlı Arşivleri Uzmanı Prof. Dr.Mustafa Budak, belgenin çok açık olduğunu belirterek şunları söyledi: “Çok açık bir belge var. Üzerinde Fatih Sultan Mehmet’in adının yer alması, bu mülkün onun adına kurulan vakfa ait olduğunun kanıtıdır. Bu
mülkün Fatih Sultan Mehmet’e ait olduğunu gösterir. Ayasofya’nın bu vakfa ait olduğu tarihçilerce biliniyordu. Şimdi belgesi bulundu. Bu tapunun bulunması ve üzerinde de adının yazması, tarihçilerin tespitini de doğruladı.”
‘Tapu değil kadastro kaydı’
Murat Bardakçı, Türkiye’de kadastro çalışmalarının 1930’lu yıllardan sonra başladığını belirterek şunları söyledi: Bu belge, Cankurtaran Mahallesi’nden kadastro geçirilmesinden sonra yapılan kayıttır. Ayasofya’nın ilk kaydı bu değildir. Asılkayıt, vakfiyede yazılır. Ve o belgenin de Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunması gerekir. Genel Müdürün bu kaydı bulması gerekir. Bu, aslında ilk mülkiyet kaydı değil, kadastro geçtikten sonraki kaydıdır.Cami ve saraylar şahıs üzerine kaydedilemez. Bu tapu değil, kadastro kaydıdır. Vakfıyeyi yayınlasınlar.”

RISALE HABER


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.