ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Şeytan Ya Konuşmalarımızla Ya Da Yediklerimizle Ka (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=371599)

Prof. Dr. Sinsi 08-01-2012 11:03 PM

Şeytan Ya Konuşmalarımızla Ya Da Yediklerimizle Ka
 

Şeytan Ya Konuşmalarımızla ya da Yediklerimizle Kalbimizi Ele Geçirir


Cenâb-ı Peygamber, hadis-i şerifte buyuruyor ki- bu çok enteresan bir hadis-i şeriftir-: “Şeytan ağzınızdan kalbinize bir hortum indirir.” Ağızdan kalbe indirilen hortum iki yolla olur: Ya konuşmalarla şeytan kalbi ele geçirir ya da yeyip içtiğimiz şeylerle. Ağızdan bu yollarla girip çıkar.
Hadis-i şerifin devamında: “Bir hortum uzatır, kalbinize bakar. Kalbinizde anahtar deliği kadar bir boşluk bulursa oraya girer, yerleşir. Ve zaman içinde bütün kalbinizi istila eder. O boşluğu bulamazsa size yanaşamaz. Oraya giremez. Oruçla ve zikirle bu yolları daraltın ki kalbinize nüfûz etmesin.”

Yani, kalpte zikrullah, tefekkür, muhabbetullah, marifet, Allah korkusu olmazsa... Değil anahtar deliği kadar, böyle bir kalbin tamamı bomboştur. Bunlar yoksa hortum indirmesine de gerek yok, baktığında bu boşluğu görür ve kalbi tamamen istila eder. Kalbi istila edince, nasıl ki bir virüs, bir mikrop kanı ele geçirdiğinde, dışardan ne kadar ilaç alsan, kan versen onları yer, Lösemi hastalığında olduğu gibi. Alyuvarlar akyuvarlar mücadelesinde biri birilerini yiyor, ne kadar müdahale etsen de başarılı olamıyorsun. Bir sefer ele geçirmişler. Sen dışardan kan takviye ediyorsun, onlar o kanı da bitiriyorlar, bunun gibi.

İblis ve avanesi kalbe yerleştiğinde, kalbi cennet bahçesi olmaktan, Hakk'ın evi olmaktan, vahdet köşesi olmaktan çıkarıyorlar. Kalp, dünya çarşısı oluyor, şehvet merkezi oluyor, gaflet alanı oluyor... Dolayısıyla da insan dışardan gelen güzelliklerden etkilenemiyor. Bir muhabbet meclisine girse vesvese yapmaya başlıyor. Birisi güzel konuşsa: “Acaba bunun menfaati ne? buna ne veriyorlar? ne kadar alıyor? nereden geçiniyor bu?...” diye düşünüyor. Adam sohbet ediyor, o bunları düşünüyor, bunlarla meşgul oluyor. Misal, yanında biri cezbelense, hemen: “Vay riyakâr, münafık, sen kim cezbe kim, kaç paralık adamsın, ben senin cemaziyel evvelini biliyorum...” diye içinden ona itiraz etmeye başlıyor.

Bu düşünceleri olmasa, belki o meclisten, o insanlardan, ona da bir şey bulaşacak ama virüslü ya, yiyor bitiriyor, hiç bir şey alamıyor. Bu itirazlar büyüye büyüye, kıdem ala ala, dün sana itirazken bugün Hakk'a itiraz etmeye başlıyor. Aklınca Allah'ın işlerine karışmaya kalkıyor. Şöyle olsaydı, böyle olsaydı gibi değerlendirmelere kalkıyor. Derken gün geliyor ki kendisi daha iyi biliyor gibi, Hakk'ın emrini yapmıyor, kendi değerlendirmelerini yerine getiriyor. Kendi anlayışına uyuyor. “Bunun böyle olması daha isabetli olur. Hak da bunu böyle sever, böyle ister, bu böyle daha uygundur.” diyor. Yani Hak adına konuşmaya başlıyor. Böyle devam ederken ondan sonra ne kitap tanıyor ne ölçü tanıyor, ne nizam, intizam biliyor. Kafasına göre takılıyor.

HÂCE-İ HÂCEGÂN


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.