ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Kalbimizde Akrep Mi Var?(Bir Başka Boyutuyla İnfak (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=371381)

Prof. Dr. Sinsi 08-01-2012 11:39 PM

Kalbimizde Akrep Mi Var?(Bir Başka Boyutuyla İnfak
 

Anlaşılıyorki infak konusunda emaneti yüklenmiş hiç kimsenin bir kaçma noktası yok. Cimriliği bırakalım artık. haydi cebimizde akrep var, bu

> akrep ağzımıza da mı girmiş, kalbimize de mi? O zaman durum çok vahim

> demektir. Böyle bir durumda o zehri izale edecek nafi bir panzehir

> gerek. Lokman Hekim çare bulur mu bilinmez...


>> İNFAk... Aslında bize çok yabancı bir kelime. Çoğumuz nafaka

> kelimesini duymuşuzdur, fakat "infak" kavramı çok fazla oturmamıştır

> zihinlerimizde. İtirafta bulunmalıyım ki, beş on sene öncesine kadar

> bana da çok yabancı bir kavramdı. Ama, ne zaman ki Onk. Dr. Haluk

> Nurbaki ' den Maun suresini kaynak göstererek, "infakınız yoksa

> namazınız da yoktur" sözünü duydum, hayatımda yeni birşeyler

> şekillenmeye başladı. Neydi infak? Neden infakı olmayanın namazı

> olmuyordu? Hangi ayete binaen bunu söylemişti?


>> Öncelikle Maun suresinin mealine bir bakalım:

>> Bismillahirrahmanirrahim

>> 1-Gördün mü o dine yalan diyeni?

> 2-İşte yetimi itip kakan odur!

> 3-Yoksulu doyurmaya teşvik etmez.

> 4-Fakat veyl o namaz kılanlara ki,

> 5-namazlarında yanılmaktadırlar.

> 6-Onlar ki, gösteriş yaparlar.

> 7-Ve yardımlığı sakınır (zekatı vermezler).


>> Zira yetimi itip kakana, yoksulu doyurmayana büyük bir ikaz vardır. Ki

> o namaz kılanlar üzerine yemin edilmektedir. Namaz kılıp, kıldıkları

> namaz üzerinde yanılanlar üzerine. Neden bu derece bir ikaz vardır bu

> ayetlerde? Ve özellikle bizim sıklıkla okuduğumuz, ve namaz surelerine

> dahil olan ve özellikle namazda okuduğumuz bu surenin ayetlerinde.

> Neyin hatırlatması yapılmaktadır bu sıklıkta?


>> İnfak, nafaka verip geçindirme, besleme, Allah yolunda harcama

> demektir. Terim olarak ise infak; gerek hısımlardan ve gerekse diğer

> insanlardan yoksul ve muhtaç olanlara para veya maişet yardımı

> yaparak, onların geçimini sağlama anlamına gelmektedir.

> Ve hemen gözümüzü Bakara suresinin ilk ayetlerine tevcih

> ediyoruz.


>> Elif, Lam, Mim,


(1)>> Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir

> kitaptır.



(2)>> Onlar, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık

> olarak verdiklerimizden infak ederler.


(3)>> Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve

> ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.


(4)>> Üç ve dördüncü ayete dikkat topladığımızda Mü'minlerin sıfatlarını> tadad ettiğini görüyoruz. Onlar gayba iman ederler, namazı dosdoğru

> kılarlar (ikame ederler), ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden

> infak ederler.> Asrın müceddidi birinci dünya savaşında cephede at sırtında

> yazdığı İşaratü'l-İ'caz adlı tefsirinde bu ayetlerin açılımını

> yaparken şöyle söyler:


>> Namaz "imadüddin" yani dinin direği ve kıvamı olduğu gibi, zekat da

> İslamın kantarası, yani köprüsüdür. Demek, birisi dini, diğeri asayişi

> muhafaza eden İlahi iki esastırlar. Bunun için birbiriyle

> bağlanmışlardır.


>> Ve zekat ile sadakanın layık oldukları mevkileri bulmak için gerekli

> olan birkaç şartı şöyle sıralar:


>> 1. Sadakayı vermekte israf olmaması.

> 2. Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp

> kendi malından olması.

> 3. Minnetle in'amın bozulmaması.

> 4. Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.

> 5. Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle,

> ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın

> verilmesi.

> 6. Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hacat-ı

> zaruriyesinde sarf etmesi lazımdır.


>> Demek sadaka verilirken israfa gidilmemesi, başkasından alıp

> başkasına verme suretiyle değil, kendi malından olması, sadaka verilen

> kişinin minnet altında bırakılmaması, fakir kalmak korkusuyla

> sadakanın terk edilmemesi, sadakanın yalnız mal ve parayla değil,

> ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara verilmesi,

> sadakayı alan adamın o sadakayı harama değil, zaruri ihtiyaçlarına

> sarf etmesi gerekmektedir.


>> Kur'an, hayatımızdan çıkarılmaya çalışılan bu kavram üzerinde

> neden bu kadar ehemmiyetle durmuştur? Şimdi biz infak'ın maddi

> boyutuna, yani paraya ve mala münhasır olan kısmına değil ilim, fikir,

> kuvvet ve amelin dahil olduğu kısmına dikkati çekmeye çalışacağız.

> Zekat ve sadaka denince bunun sadece zenginlere mahsus bir

> ibadet olduğu zannı toplumun genel kanaati haline gelmiştir. Halbuki

> çok ucuza elde edilebilen namaz bile bir nevi zekattır. Yirmi dört

> saatlik zaman diliminin kırkta birini namaza ayırmakla o günün

> sermayesinin zekatı verilmiş olmaktadır.

> Peki bunun haricinde yani mal ve para dışında nasıl infakta

> bulunabiliriz? Kendi nefsimize tevcih ettiğimiz birkaç soru ile

> sanırım bu soruya cevap bulma imkanına sahip olacağız:


>> En başta bize verilen iman nimetini infak edebiliyor muyuz?


>> Ve bize verilen teslimiyeti


>> Ve tevekkülü


>> Ve bize verilen ilmi


>> Ve sabır kuvvetini infak edebiliyor muyuz?


>> Çok vecihlerle günümüze bakan Asr suresi asra yemin edip,

> insanın hüsranda olduğunu belirttikten sonra, o hüsranın dışında

> kalanların ancak "iman edip, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye

> edenler olduğunu" sarih bir surette ifade buyurur.


>> Peki bize ne oluyor da infak etmekte bu kadar cimrilik

> ediyoruz. Acaba o kadar zor birşey midir bizdeki pozitif enerjiyi

> çevremize lanse etmek. O kadar zor birşey midir musibete düçar

> olanlara teselli vermek. O kadar çok insan tanıyorum ki dostlardan

> beklediği o teselliyi bulamadığı için başına gelen musibet karşısında

> gösterdiği sabırsızlıktan dolayı o musibetin artmasına zemin izhar

> etmiş olmasın.


>> Bu kadar mı cimriyiz? Öyle bir anda bizim vereceğimiz küçük bir

> tesellinin karşı tarafta ne büyük değişimlere yol açacağını tahmin

> bile edemezsiniz. Yeter ki niyet halis olsun. Yine soruyorum; bu

> cimrilik neden? Çok fazla mı boğulduk günlük ve fani olduğunu

> bildiğimiz işlerimizde? Çok fazla mı daldık yüzü fenaya dönük olan bu

> dünyaya?


>> İman'ı nasıl infak edeceğiz, ya da teslimiyeti, ya da

> tevekkülü, ya da ilmi, ya da sabır kuvvetini? Hakkıyla iman ederek,

> hakkıyla teslim olarak, hakkıyla tevekkül ederek. Ve ilmi hakkıyla

> öğrenerek, yani öğrenmenin simetrisinde olan öğretme fiilini

> gerçekleştirerek. Bunda da öncelik ilmi amele dökmedir, yani tatbik ve

> devamlılık. Ve en ehemmiyetlisi SABIR SABIR SABIR... Üç sabır: taate,

> masiyete ve musibete karşı sabır. Yaşa ve yaşat.


>> Anlaşılıyorki infak konusunda emaneti yüklenmiş hiç kimsenin

> bir kaçma noktası yok. Cimriliği bırakalım artık. Haydi cebimizde

> akrep var, bu akrep ağzımıza da mı girmiş, kalbimize de mi? O zaman

> durum çok vahim demektir. Böyle bir durumda o zehri izale edecek nafi

> bir panzehir gerek. Lokman Hekim çare bulur mu bilinmez...


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.