ForumSinsi - 2006 Yılından Beri

ForumSinsi - 2006 Yılından Beri (http://forumsinsi.com/index.php)
-   İslami Yazılar & Hikayeler (http://forumsinsi.com/forumdisplay.php?f=320)
-   -   Hayat Bir Ümittir (http://forumsinsi.com/showthread.php?t=370974)

Prof. Dr. Sinsi 08-02-2012 12:40 AM

Hayat Bir Ümittir
 





Hayat bir ümittir




MAHALLEMİZDE sevdiğim


bir baba dostumuz


var. İsmini de bilmem.


Biz ona “Kaptan Amca” deriz.


Gün görmüş, inançlı ve kültürlü


birisi. Uzun yıllar gemilerde kaptanlık


yapmış, dünyanın dört bir


yanını böylelikle dolaşmış. Sohbetine


doyum olmaz. Zelzelede


evi yıkılınca, küçücük bahçesine


Rabbim güzel bir ev yapmayı da


nasip etti.


Bir gün bisikletimle yine evinin


önünden geçerken selâmlaştık.


Hoşbeşten sonra beni


bahçesine davet etti. “Gel sana


bir şey göstereceğim” dedi.


Meraklandım doğrusu, çünkü


Kaptan Amcanın sürprizleri


çoktur. Beni, bir ağacın altına


götürdü. “Bak bu kiraz ağacının


bir kısmını yeni evin plânına


uymak için kesmemiz gerekti.


Gönlüm hiç razı değildi. Ama


başka da çaremiz yoktu. Ağlaya


ağlaya kestim. Ve Rabbime


dedim ki; ‘Bu kestiğim kiraz


ağacının aynısından tam dokuz


tane dikeceğim bu bahçeye, ne


olur izin ver, o ağaçların yetiştiğini


göreyim. Hatamı telâfi


edeyim’ dedim. Rabbim duamı


kabul etti ve iki üç seneye kalmaz


onların da meyvelerini yiyeceğiz


inşaallah. Bak neredeyse yetiştiler,”


dedi. Diktiği dokuz ağacın


bana tek tek yerlerini gösterdi.


Hayranlıkla izledim ve dinledim


kendisini. Kaptan Amca yaman


adamdır. Sözünün eri ve ümitli


bir insandır.


Hayatta en çok sevdiğim


şeylerden biri de böyle ümit


dolu, gayret dolu insanlarla sohbet


etmektir.


Gerçekten ümit, Rabbimizin


bizlere en büyük bir nimetidir.


Kur’an’da belirtildiği üzere;


“Rabbimin rahmetinden, büsbütün


yolunu şaşırmış olanlardan


başka ümidini kim kesebilir


ki?” (15-56) buyuruluyor. Ümitli


olmak bir emirdir ve ümidini


kaybetmemek ise bir duadır.


İnsan nefsinin bir şeyi özenerek


ve isteyerek beklemesine


biz “ümit” diyoruz. Dilerim içinizdeki


ümit kuşu hiç susmasın,


sonsuza dek şakısın inşaallah.


İnsanda ümit olmasaydı,


hangi işi yürür, hangi hedefe


doğru gidebilirdi ki? Kendi aramızdaki


ilişkilerden ve işlerden


tutun da, Yüce Allah’ın bütün


vaatlerine kulak verip inanmamız


hep ümitledir.


Eğer çiftçide bir yarın ümidi


olmasaydı, güneşin altında o


kadar didinip durur muydu?


Öğrenci, hocalık şerefine


ulaşmak ya da gerekli bilgiyle


donanıp hayata atılıp insanlığa


faydalı olmak ümidi olmasaydı,


onca yıllar göz nuru döker


miydi? Hangi çırak elindeki


sanatın sayesinde bir yerlere


gelip kazanmak ümidi olmasaydı,


ustasının kahrını çeker


miydi hiç?


ELHASIL dünyada ümitsiz


ve gayesiz bir insanı boşuna


aramayın bulamazsınız.


Hatta ümidim yok, artık bittim


tükendim diyenlerin bile sözlerine


pek kulak asmayın. Hepsinin


içinde gizli ümitler vardır


yarınlar için. Yaptığı iyiliklerin


ve hayırların, ahirette de olsa


mükâfatını görme arzusu bile


bir ümit değil de nedir? Bu dünyada


ümit satıp para kazananlar


dahi yok değil. İşte medyumlar,


falcılar; işte astrolog denen şarlatanlar


ve üfürükçüler vs.


Kur’an’da pek çok ümit ve


rahmet ayetleri vardır. Bunlardan


bir kısmını okuyalım:


“Kullarıma, acıyan, esirgeyen,


gerçek bağışlayıcının Ben


olduğumu anlat; en can alıcı


azabın da Benim azabım olduğunu.”


(15/49-50)


“Rahmetim her şeyi kaplamıştır.”


(7/156)


“Bilin ki Allah, kişinin kalbine


ondan daha yakındır.”


(8/24)


“Rabbinizden, günahlarınızın


bağışlanmasını dileyin,


Hayat bir


ümittir


Selim Gündüzalp


çünkü O kuşkusuz bağışlayıcıdır.”


(71/10)


“Allah, gerçekten günahları


affedicidir, çok bağışlayıcıdır.”


(58/2)


Evet Kur’an’da daha böyle


nice sayısız ümit, rahmet ve


müjde dolu ayetler vardır. Yeter


ki, Kur’an-ı Kerim’i Allah’ımızın


en son ve en yüce kitabı bilip,


güzel huylar kazandırmak için


gönderildiğini bilelim. Yoksa


sadece yazılı olan sureleri ve


ayetleri kaidesiyle okunsun diye değil. Kur’an’ı ebedi bir hayat


kitabı bilmekle Onun sırlarına


yaklaşmış oluruz.


Mal mülk hepsi de bu hayatın


rahat geçmesi içindir; ama


hayat asla mal toplamak için


değildir. Amaç ve araç yer


değiştirdiğinde, ümitsizlik, sıkıntı


ve ruhî her çeşit hastalık


kendini göstermeye başlar. Bu


böyledir. Dünya madem fanidir,


fani dünyada bu kadar değerli


bir varlık olan insanın işi nedir?


İşte bütün mesele onu bilmek,


onu bulmaktır.


İNSAN o kadar kıymetli bir


varlıktır ve Allah, insana o


kadar değer vermiştir ki,


parmak uçlarına kadar her bir


insanı farklı kılmıştır. Her insanın


değeri ayrıdır. Birinin yerini


asla bir başkası dolduramaz.


Bediüzzaman’ın ifadesiyle; “Bu


kâinatın en mükemmel meyvesi,


neticesi ve gayesi insandır.”


İnsan yaptığı bir eseri severse,


bir anne yavrusunun üzerine


titrerse, Allah (c.c.) yarattığı


insanı nasıl sever bir düşünün,


bin söyleyin... İnsanın bunu


anlaması ve taşıdığı o yüksek


değeri kavrayabilmesi için yaratılışına


yönelmek, Yaratanına


dönmek zorundadır. Onu kim


böyle şefkatle yaratmış ve terbiye


etmişse, onu bulmaktır yegâne


görevi insanın, onu tanımaktır.


Bakın Kur’an’da Rabbimiz


ne buyuruyor:


“Allah (c.c.) sizi annelerinizin


karnından bir şey bilmez


halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz


diye, kulak, göz ve kalp


vermiştir.” (Nahl, 78)


EVET insan kalbini güçlendirmeli


ve takviye etmelidir.


Kalp duyguların merkezi


ve kumandanıdır. Kalbini


güçlendirdiği nispette vücudunda


söz sahibi olabiliyor insan.


Dilerseniz, İmam Gazali’yi dinleyelim:


“Bilmiş ol ki, bedenin her


organı, kendine özgü belirli bir


iş için yaratılmıştır. Hastalığı


ise, hangi iş için yaratılmışsa


onu yapmamasıdır. Ya o işi hiç


yapamaz ya da zorla yapabilir.


Örneğin elin hastalığı tutamamak,


gözün hastalığı görememek


gibi şeylerdir. Bunun gibi


kalbin hastalığı da hangi iş için


yaratılmışsa onu yapamamaktır.


Kalp; ilim, hikmet, marifetullah,


Allah sevgisi, Allah’a kulluk,


Allah’ı anmaktan zevk almak,


Allah’ı tüm arzuları üzerine tercih


etmek ve tüm şehevi arzularına


karşı Allah’tan yardım dilemek


için yaratılmıştır. Nitekim,


Allah, şöyle buyurmuştur: ‘Cinleri,


insanları, Ben, ancak Bana


kulluk etmeleri için yarattım.’


Her organın bir yararı vardır.


Kalbin faydası, hikmet ve marifet


sayesinde insanı hayvandan


ayırmaktır.


Evet, kul, rahmet yağmurunun


inmesi için önce kalbinin


yabani otlardan temizlenmesine


çalışacak ki, o kalbinde ekilen


tohumdan istenilen ürün elde


edebilmiş olsun. Ümit de bunlardan


biridir. Aksi halde insan


ümitsizlik girdabında boğulup


gidebilir. Hz. Peygamberimizin


(s.a.v.) o ümit dolu, şefkat dolu


sesiyle, Senden diliyoruz ve


Senden dileniyoruz:


“Allah’ım gazabından rızana,


azabından afiyetine ve Senden


yine Sana sığınırım. Allah’ım,


Seni hakkıyla yüceltmekten


acizim. Sen, kendini övdüğün


gibisin. Allah’ım, isminle ölüp,


ismini anarak dirileyim. Ey göklerin,


yerin ve her şeyin Rabbi


ve Maliki olan Allah’ım, tohumu


yarıp bitkileri bitiren, ağaçlar


için çekirdeği yaratan, Tevrat,


İncil, Zebur ve Kur’an’ı indiren


Allah’ım, kötülerin kötülüğünden


ve bütün canlı varlıkların


zararlarından Sana sığınırım.


Evvel Sensin, Senden önce bir


şey yoktur. Ahir Sensin, Senden


sonra bir şey yoktur. Zahir


Sensin, Senden aşikâr olan yoktur.


Bâtın Sensin, Senden saklı


olan yoktur. Allah’ım, beni Sen


yarattın ve Sen öldüreceksin.


Hayatım da Senin, ölümüm de


Senindir. Öldürdüğünde mağfiret


ederek öldür, yaşatırsan


beni her türlü tehlikeden koru.


Allah’ım, dünyada ve ahirette


Senden af ve afiyet dilerim.”


(Buhari, Müslim, Nesei, Tirmizi)


Evet ümit, hayatın içinde


yepyeni bir hayattır. Ümitsiz


bir hayat ise, ölümün ta kendisidir.


Ümit dalına ve duasına


tutunan bir insan, ne sarsılır,


ne de yıkılır. Çünkü hayat her


an yeniden yaratıldığına göre,


her an yeni bir imkân, yeni


bir doğuş söz konusudur. Bu


Allah’a inanmanın dünyadaki


acil bir mükâfatıdır. Madem


Allah var ve rahmeti her şeyi


kuşatmıştır ve her şey O’nun


hükmü ve tasarrufu altındadır,


o halde mü’minin dünyasında


keder, üzüntü, karanlık, ümitsizlik


olmamalıdır.


HER SABAH yuvalarından


meçhul gibi


görünen, ama aslında


mukadder olan rızklarını aramak


için ümitle yola çıkan kuşlar


gibi biz de güne ve hayata


ümitle başlamalıyız. Şevke,


ümide doğru kanatlı günlerimiz


olsun, içimiz neşeyle, inançla ve


ümitle dolsun.


Son söz Rabbimizin olsun.


Sözün özünü, özün sözünü yine


Kur’an söylesin:


“...Allah’ın rahmetinden


ümit kesmeyin. Doğrusu Allah,


bütün günahları bağışlar...”


(Zümer, 53)





Selim Gündüzalp


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.